İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3711 E. 2024/7407 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşin rızası↗ tacir sıfatı↗ esnaf↗ kefalet sözleşmesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ uyap↗ ticari işletme↗ emredici hüküm↗ müteselsil kefil↗ eş rızası↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ havale↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/332 E., 2021/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulubü Derneği arasında 18.06.2018 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin davalılarca müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip icra takibi yapıldığını, dava konusu kredi için eş rızası aranmayacağını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, asıl borçlusu dernek statüsünde olduğundan tacir olmadığını, eş rızası bulunmadığından müvekkilleri ile banka arasındaki kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin dernek tüzel kişiliği adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin ticari işletme sahibi olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin iddia edildiği, icra takibine dayanak kredi sözleşmesini imzalayan spor kulübü, dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığından ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, dernek yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyeleri olan ve sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) emredici nitelikteki 584 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği kefaletlerinin bulunduğu dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, davalı borçluların eşlerinin rızası bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin, dernek tüzel kişiliği adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin ticari işletme sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı banka vekilinin istinaf dilekçesinde bu defa anılan Spor Kulübünün yönetim kurulunun 06.04.2010 tarihli kararıyla "Kastamonuspor Kulübü İktisadi İşletmesi" adı altında işletme kurduğu andan itibaren tacir olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve delilin istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Dernekler Kanunu'na tabi olan dernek vasfındaki Kastamanonuspor 1966 Spor Kulübü Derneğinin tacir olmadığı, dava konusu genel kredi sözleşmesini imzalayan spor kulübünün dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığı, davalı bankanın hesap hareketlerine göre dava ve takip konusu kredinin de derneğin anılan iktisadi işletmesinin hesabına aktarılmayıp spor kulübünün hesabına gönderildiği, amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten derneklerin, sadece ticari işletme faaliyetlerinden dolayı tüzel kişi tacir sayılacağı, derneğin ticari işletme ile ilgili olmayan faaliyetlerinden dolayı tacir sayılamayacağı, davalıların, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, eşlerinin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından imzalarının bulunduğu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu hükmün davalıların eşlerince değil, davalılar tarafından ileri sürülmesinin de iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmayacağı, kefaletin şeklen geçerli olabilmesi için kefalet tarihinde evli olan kefilin eş rızasının aranmasına düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi emredici nitelikte olduğundan, Mahkemece kefiller tarafından açıkça ileri sürülmese dahi resen gözetileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava dilekçesi ve yargılama aşamasında dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin ticari işletme sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü belirtilmiş ise de dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde anılan Derneğin "...tacir hükmünde tüzel kişi olarak ticari şirket şeklinde hareket ederek ticari maksatla ticari kredi kullandığı..." iddia edilmiş, davacı vekili dosya kapsamında ve UYAP'ta yapılan incelemede 28.05.2020 havale tarihli dilekçesi ile Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin 06.10.2010 tarihli 88 no.lu kararı ile Kulübe bağlı olarak Kastamonu Spor Kulübü İktisadi İşletmesi kurulmasına karar verildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 15.04.2010 tarihli 7544 no.lu sayısında ilan edildiğini, anılan İşletmenin Kastamonu Ticaret Sicil Memurluğuna 4325 sicil numarası ile kaydedildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki ticari işletme işleten derneklerin tacir sayılacağı hükmü gözetildiğinde dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin tacir olmadığı yönündeki savunmanın dinlenemeyeceğini ileri sürüp söz konusu Ticaret Sicil Gazetesi'nin örneğini dilekçesine eklemiştir. Yine benzer şekildeki iddiasını bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tekrarlamıştır.
2.6098 sayılı Kanun'un "Eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında "...Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz..." hükmü düzenlenmiştir.
3.6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının da tacir sayılacağı öngörülmüştür.
4.Buna göre amaçlarına ulaşmak için ticari işletme faaliyetinde bulunan dernekler bu yönden tacir sayılırlar. Bir derneğin ticari işletme işletmeye başlamasıyla birlikte, o dernek (kamu yararına çalışan dernek olmamak kaydıyla) tacir sıfatını kazanacaktır.
5.Bu durumda dava dışı kredi borçlusu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin amacına ulaşmak için iktisadi işletmesi kurulmasına karar verilip Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescilinin sağlanmasıyla tacir sıfatı kazanacağı gözetilerek bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1306 E. 2016/1277 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin iddia edildiği, icra takibine dayanak «kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübü, dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığından ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, dernek «yönetim kurulu» başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyeleri olan ve sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) «emredici» nitelikteki 584 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği «kefaletlerinin» bulunduğu dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, davalı borçluların eşlerinin «rızası» bulunmadığından «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulubü Derneği arasında 18.06.2018 tarihinde imzalanan «kredi sözleşmesinin» davalılarca müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip icra takibi yapıldığını, dava konusu kredi için eş «rızası» aranmayacağını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin, dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı banka vekilinin istinaf dilekçesinde bu defa anılan Spor Kulübünün yönetim kurulunun 06.04.2010 tarihli kararıyla "Kastamonuspor Kulübü İktisadi İşletmesi" adı altında işletme kurduğu andan itibaren «tacir» olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve delilin istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Dernekler Kanunu'na tabi olan dernek vasfındaki Kastamanonuspor 1966 Spor Kulübü Derneğinin tacir olmadığı, dava konusu «genel kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübünün dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığı, davalı bankanın hesap hareketlerine göre dava ve takip konusu kredinin de derneğin anılan iktisadi işletmesinin hesabına aktarılmayıp spor kulübünün hesabına gönderildiği, amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten derneklerin, sadece ticari işletme faaliyetlerinden dolayı tüzel kişi tacir sayılacağı, derneğin ticari işletme ile ilgili olmayan faaliyetlerinden dolayı tacir sayılamayacağı, davalıların, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, eşlerinin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından imzalarının bulunduğu «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu, bu hükmün davalıların eşlerince değil, davalılar tarafından ileri sürülmesinin de iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmayacağı, kefaletin şeklen geçerli olabilmesi için kefalet tarihinde evli olan «kefilin» eş rızasının aranmasına düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi «emredici» nitelikte olduğundan, Mahkemece kefiller tarafından açıkça ileri sürülmese dahi resen gözetileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi …
Benzer bu karardaBu itibarla, alacaklı banka tarafından «müteselsil kefiller» ... ve ...'nın ortağı oldukları ...Kollektif Şirketi ... ve Ortağı unvanlı şirkete 22.11.2013, 27.12.2013, 18.04.2014 ve 18.12.2014 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak bu «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan, yine talebe dayanak 30.03.2009 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte de müteselsil kefillerin birbirleri ile evli olduklar …
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haklarında «ihtiyati haciz» istenilen ... ile ...'nın sözleşmelerde «kefil» durumunda bulunduğu, kefillerin evli olduğu, fakat Türk Borçlar Kanunu'nun 584.maddesi gereğince eşlerinin rızasının alındığına ilişkin evrak bulunmadığı ve ayrıca ihtiyati haciz dayanağı evrak asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haklarında «ihtiyati haciz» istenilen ... ile ...'nın sözleşmelerde «kefil» durumunda bulunduğu, kefillerin evli olduğu, fakat Türk Borçlar Kanunu'nun 584.maddesi gereğince eşlerinin rızasının alındığına ilişkin evrak bulunmadığı ve ayrıca ihtiyati haciz dayanağı evrak asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7282 E. 2010/2609 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… nlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava dilekçesi ve yargılama aşamasında dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin «ticari işletme» sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü belirtilmiş ise de dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde anılan Derneğin "...«tacir» hükmünde tüzel kişi olarak ticari şirket şeklinde hareket ederek ticari maksatla «ticari kredi» kullandığı..." iddia edilmiş, davacı vekili dosya kapsamında ve UYAP'ta yapılan incelemede 28.05.2020 «havale» tarihli dilekçesi ile Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin 06.10.2010 tarihli 88 no.lu kararı ile Kulübe bağlı olarak Kastamonu Spor Kulübü İktisadi İşletmesi kurulmasına karar verildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 15.04.2010 tarihli 7544 no.lu sayısında «ilan» edildiğini, anılan İşletmenin Kastamonu Ticaret Sicil Memurluğuna 4325 sicil numarası ile kaydedildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında …
Benzer bu karardaDava, davacının «münhasır» lisans sahibi olduğu markaya davalının tecavüz ve «haksız rekabetinin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · vekile tebliğ · aktif husumet · husumet ehliyeti · münhasırlık · taraf ehliyeti · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ada bulunmadığı, davacının marka hakları lisans sözleşmesi yapma hakkına sahip olmayan dava dışı Dernek ile anlaşma yaptığından, buna dayalı olarak dava açma hak ve «yetkisine» sahip bulunmadığı, bu nedenle davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunun davacı «vekiline tebliğ» edildiği 18.03.2008 günü saat 15:15 den önce «son» oturum aynı gün saat 09:35’te yapılmış olup, davacı katılamamış davalının davayı takibi nedeniyle duruşma yapılmış ve yazılı gerekçelerle aktif dava «ehliyeti» yokluğu nedeniyle o oturumda reddedilmiştir.
Diğer yandan, davacının yargılama sırasında dosyaya «ibraz» ettiği 29.08.2002 tarihli sözleşmenin 3.3 ncü maddesinde marka sahibinin davacıya lisanslı ürün üretimi için lisans verme konusunda tek yetkili kıldığına, lisanslı ürün üreticilerinin «münhasırlıklarının» saklı kalacağını marka sahibinin kabul ettiğine, davacının her türlü ürün üretme ve satma hakkına sahip olacağına ve 3.5 maddesinde ise marka ihlallerinin hukuki takibini davacının yapmaya yetkili olduğuna dair hükümlerin davacıya dava hakkı sağlayıp sağlamadığı davacı ile marka sahibi arasında bilirkişi raporunda olması gerektiği bildirilen lisans sözleşmesine gerek kalıp kalmadığı tartışılmadan hüküm tesisi de «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün kabul şekli bakımından bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Dava, davacının «münhasır» lisans sahibi olduğu markaya davalının tecavüz ve «haksız rekabetinin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hükmün «ilanı» istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12388 E. 2016/8554 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · tüzel kişilik · kefil · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin iddia edildiği, icra takibine dayanak «kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübü, dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığından ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, dernek «yönetim kurulu» başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyeleri olan ve sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) «emredici» nitelikteki 584 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği «kefaletlerinin» bulunduğu dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, davalı borçluların eşlerinin «rızası» bulunmadığından «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin, dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı banka vekilinin istinaf dilekçesinde bu defa anılan Spor Kulübünün yönetim kurulunun 06.04.2010 tarihli kararıyla "Kastamonuspor Kulübü İktisadi İşletmesi" adı altında işletme kurduğu andan itibaren «tacir» olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve delilin istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Dernekler Kanunu'na tabi olan dernek vasfındaki Kastamanonuspor 1966 Spor Kulübü Derneğinin tacir olmadığı, dava konusu «genel kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübünün dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığı, davalı bankanın hesap hareketlerine göre dava ve takip konusu kredinin de derneğin anılan iktisadi işletmesinin hesabına aktarılmayıp spor kulübünün hesabına gönderildiği, amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten derneklerin, sadece ticari işletme faaliyetlerinden dolayı tüzel kişi tacir sayılacağı, derneğin ticari işletme ile ilgili olmayan faaliyetlerinden dolayı tacir sayılamayacağı, davalıların, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, eşlerinin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından imzalarının bulunduğu «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu, bu hükmün davalıların eşlerince değil, davalılar tarafından ileri sürülmesinin de iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmayacağı, kefaletin şeklen geçerli olabilmesi için kefalet tarihinde evli olan «kefilin» eş rızasının aranmasına düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi «emredici» nitelikte olduğundan, Mahkemece kefiller tarafından açıkça ileri sürülmese dahi resen gözetileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi …
2.6098 sayılı Kanun'un "Eşin «rızası»" başlıklı 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında "...Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için «eşin rızası» aranmaz..." hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaİhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine ....04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.....2006 tarihli ve 5570 sayılı ... .... ...
Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, asıl borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne; borçlu ...... yönünden ise bu kişinin evli olduğu, eşinin rızasının alındığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, ihtiyati haciz talep dilekçesinde, bu kişinin «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretinin eklendiği belirtilmesine rağmen, ekli evrakların incelenmesinde buna ilişkin bir belge bulunmadığının g …
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
İhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6286 E. 2011/7641 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… nlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava dilekçesi ve yargılama aşamasında dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin «ticari işletme» sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü belirtilmiş ise de dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde anılan Derneğin "...«tacir» hükmünde tüzel kişi olarak ticari şirket şeklinde hareket ederek ticari maksatla «ticari kredi» kullandığı..." iddia edilmiş, davacı vekili dosya kapsamında ve UYAP'ta yapılan incelemede 28.05.2020 «havale» tarihli dilekçesi ile Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin 06.10.2010 tarihli 88 no.lu kararı ile Kulübe bağlı olarak Kastamonu Spor Kulübü İktisadi İşletmesi kurulmasına karar verildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 15.04.2010 tarihli 7544 no.lu sayısında «ilan» edildiğini, anılan İşletmenin Kastamonu Ticaret Sicil Memurluğuna 4325 sicil numarası ile kaydedildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında …
Benzer bu karardaSpor Kulübü Derneği'nin, davacı ...Ş.'ne bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men'ine, MK'nun 25. maddesi uyarınca hüküm özetinin «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı ilamı ile davacı yararına kısmen bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücerretlik · kişilik hakları · ticaret unvanı · olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · taşıyan · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, davalı derneğin yetkili «temsilcisinin» davacıyı hedef alan ve birçok basın yayın organı ile umuma iletilen beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine «olumsuz» etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bunun MK'nun 48. maddesi gereğince şirketin «kişilik haklarına» tecavüz teşkil ettiği, davalı derneğinin «mücerret» davacı şirketin unvanını taşımasının «marka hakkına tecavüz» olarak nitelendirilemeyeceği çünkü davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılından bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti «taşıyan» markalarının 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesinin ise olanaksız bulunduğu, davalı dernek yahut onun organlarının davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanımlarının bulunmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının «ticaret unvanı» davalının anılan ismi dernek adı olarak almasından ve tescil ettirmesinden sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, TTK'nun 54. maddesi uyarınca da dernek adından Petr …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin iddia edildiği, icra takibine dayanak «kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübü, dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığından ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, dernek «yönetim kurulu» başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyeleri olan ve sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) «emredici» nitelikteki 584 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği «kefaletlerinin» bulunduğu dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, davalı borçluların eşlerinin «rızası» bulunmadığından «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin, dernek «tüzel kişiliği» adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin «ticari işletme» sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı banka vekilinin istinaf dilekçesinde bu defa anılan Spor Kulübünün yönetim kurulunun 06.04.2010 tarihli kararıyla "Kastamonuspor Kulübü İktisadi İşletmesi" adı altında işletme kurduğu andan itibaren «tacir» olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve delilin istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Dernekler Kanunu'na tabi olan dernek vasfındaki Kastamanonuspor 1966 Spor Kulübü Derneğinin tacir olmadığı, dava konusu «genel kredi sözleşmesini» imzalayan spor kulübünün dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığı, davalı bankanın hesap hareketlerine göre dava ve takip konusu kredinin de derneğin anılan iktisadi işletmesinin hesabına aktarılmayıp spor kulübünün hesabına gönderildiği, amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten derneklerin, sadece ticari işletme faaliyetlerinden dolayı tüzel kişi tacir sayılacağı, derneğin ticari işletme ile ilgili olmayan faaliyetlerinden dolayı tacir sayılamayacağı, davalıların, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, eşlerinin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından imzalarının bulunduğu «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu, bu hükmün davalıların eşlerince değil, davalılar tarafından ileri sürülmesinin de iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmayacağı, kefaletin şeklen geçerli olabilmesi için kefalet tarihinde evli olan «kefilin» eş rızasının aranmasına düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi «emredici» nitelikte olduğundan, Mahkemece kefiller tarafından açıkça ileri sürülmese dahi resen gözetileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi …
2.6098 sayılı Kanun'un "Eşin «rızası»" başlıklı 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında "...Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için «eşin rızası» aranmaz..." hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaŞirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmede «müteselsil kefil» ...'in eşinin «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3711 E. , 2024/7407 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1166 Esas, 2023/226 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/332 E., 2021/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulubü Derneği arasında 18.06.2018 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin davalılarca müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip icra takibi yapıldığını, dava konusu kredi için eş rızası aranmayacağını, davalıların takibe itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, asıl borçlusu dernek statüsünde olduğundan tacir olmadığını, eş rızası bulunmadığından müvekkilleri ile banka arasındaki kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin dernek tüzel kişiliği adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin ticari işletme sahibi olduğu iddia ve ispat edilmiş olmayıp aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin iddia edildiği, icra takibine dayanak kredi sözleşmesini imzalayan spor kulübü, dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığından ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, dernek yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyeleri olan ve sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) emredici nitelikteki 584 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği kefaletlerinin bulunduğu dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, davalı borçluların eşlerinin rızası bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde dava dışı asıl borçlu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Spor Derneğinin, dernek tüzel kişiliği adı altında iş ve eylemlerini gerçekleştirdiği, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği derneğin ticari işletme sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü, davacı banka vekilinin istinaf dilekçesinde bu defa anılan Spor Kulübünün yönetim kurulunun 06.04.2010 tarihli kararıyla "Kastamonuspor Kulübü İktisadi İşletmesi" adı altında işletme kurduğu andan itibaren tacir olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve delilin istinaf aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, Dernekler Kanunu'na tabi olan dernek vasfındaki Kastamanonuspor 1966 Spor Kulübü Derneğinin tacir olmadığı, dava konusu genel kredi sözleşmesini imzalayan spor kulübünün dernek tüzel kişiliği adı altında kredi sözleşmesini imzaladığı, davalı bankanın hesap hareketlerine göre dava ve takip konusu kredinin de derneğin anılan iktisadi işletmesinin hesabına aktarılmayıp spor kulübünün hesabına gönderildiği, amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten derneklerin, sadece ticari işletme faaliyetlerinden dolayı tüzel kişi tacir sayılacağı, derneğin ticari işletme ile ilgili olmayan faaliyetlerinden dolayı tacir sayılamayacağı, davalıların, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları gözetildiğinde, eşlerinin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından imzalarının bulunduğu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu hükmün davalıların eşlerince değil, davalılar tarafından ileri sürülmesinin de iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmayacağı, kefaletin şeklen geçerli olabilmesi için kefalet tarihinde evli olan kefilin eş rızasının aranmasına düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi emredici nitelikte olduğundan, Mahkemece kefiller tarafından açıkça ileri sürülmese dahi resen gözetileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava dilekçesi ve yargılama aşamasında dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin ticari işletme sahibi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, aksine ticari işletme veya şirket gibi kabulü gerektiğinin ileri sürüldüğü belirtilmiş ise de dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde anılan Derneğin "...tacir hükmünde tüzel kişi olarak ticari şirket şeklinde hareket ederek ticari maksatla ticari kredi kullandığı..." iddia edilmiş, davacı vekili dosya kapsamında ve UYAP'ta yapılan incelemede 28.05.2020 havale tarihli dilekçesi ile Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin 06.10.2010 tarihli 88 no.lu kararı ile Kulübe bağlı olarak Kastamonu Spor Kulübü İktisadi İşletmesi kurulmasına karar verildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 15.04.2010 tarihli 7544 no.lu sayısında ilan edildiğini, anılan İşletmenin Kastamonu Ticaret Sicil Memurluğuna 4325 sicil numarası ile kaydedildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki ticari işletme işleten derneklerin tacir sayılacağı hükmü gözetildiğinde dava dışı Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin tacir olmadığı yönündeki savunmanın dinlenemeyeceğini ileri sürüp söz konusu Ticaret Sicil Gazetesi'nin örneğini dilekçesine eklemiştir.
Yine benzer şekildeki iddiasını bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tekrarlamıştır.
2.6098 sayılı Kanun'un "Eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında "...Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz..." hükmü düzenlenmiştir.
3.6102 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının da tacir sayılacağı öngörülmüştür.
4.Buna göre amaçlarına ulaşmak için ticari işletme faaliyetinde bulunan dernekler bu yönden tacir sayılırlar. Bir derneğin ticari işletme işletmeye başlamasıyla birlikte, o dernek (kamu yararına çalışan dernek olmamak kaydıyla) tacir sıfatını kazanacaktır.
5.Bu durumda dava dışı kredi borçlusu Kastamonu Spor 1966 Kulübü Derneğinin amacına ulaşmak için iktisadi işletmesi kurulmasına karar verilip Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescilinin sağlanmasıyla tacir sıfatı kazanacağı gözetilerek bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1098053200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz