Mücerretlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6286 E. 2011/7641 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mücerretlik↗ kişilik hakları↗ ticaret unvanı↗ olumsuz oy↗ marka hakkına tecavüz↗ taşıyan↗ ilan↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcisinin davacıyı hedef alan ve birçok basın yayın organı ile umuma iletilen beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine olumsuz etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bunun MK'nun 48. maddesi gereğince şirketin kişilik haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı derneğinin mücerret davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği çünkü davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılından bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti taşıyan markalarının 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesinin ise olanaksız bulunduğu, davalı dernek yahut onun organlarının davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanımlarının bulunmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ticaret unvanı davalının anılan ismi dernek adı olarak almasından ve tescil ettirmesinden sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, TTK'nun 54. maddesi uyarınca da dernek adından Petrol Ofisi ibaresinin silinmesinin istenemeyeceği, gerek davacı kurum ve sonradan şirket, gerekse bunlar dışında halk kesimleri tarafından davalı derneğin bu isim ve logo ile tanındığı, taraflar kitlesi edindiği ve bir çok üye kazandığı, davalı şirketin hissedarlarının kendilerinden önceki seleflerinin sessiz kalmasına katlanmak zorunluluğu bulunduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı bir kamu kurum yahut kuruluşu olmadığından 29.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5072 sayılı Yasa'nın 2/a maddesi hükümlerinin de bu davada uygulanamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... Spor Kulübü Derneği'nin, davacı ...Ş.'ne bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men'ine, MK'nun 25. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı ilamı ile davacı yararına kısmen bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2195 E. 2011/401 K.
Ortak:mücerretlik · kişilik hakları · olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · taşıyan · ilan · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, davalı derneğin yetkili «temsilcisinin» davacıyı hedef alan ve birçok basın yayın organı ile umuma iletilen beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine «olumsuz» etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bunun MK'nun 48. maddesi gereğince şirketin «kişilik haklarına» tecavüz teşkil ettiği, davalı derneğinin «mücerret» davacı şirketin unvanını taşımasının «marka hakkına tecavüz» olarak nitelendirilemeyeceği çünkü davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılından bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti «taşıyan» markalarının 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesinin ise olanaksız bulunduğu, davalı dernek yahut onun organlarının davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanımlarının bulunmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının «ticaret unvanı» davalının anılan ismi dernek adı olarak almasından ve tescil ettirmesinden sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, TTK'nun 54. maddesi uyarınca da dernek adından Petr …
Spor Kulübü Derneği'nin, davacı ...Ş.'ne bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men'ine, MK'nun 25. maddesi uyarınca hüküm özetinin «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı ilamı ile davacı yararına kısmen bozulmuştur.
Benzer bu kararda… el veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, dolayısıyla davalı derneğin davacıya ait bir kuruluş olmadığının tespiti isteminin kabulü gerektiği, davalı derneğin yetkili «temsilcisinin» basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine «olumsuz» etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bu nedenle davacı vekilinin “davalı eylemlerinin müvekkilinin «kişilik haklarına» tecavüz oluşturduğundan bu yöndeki davranışlarda bulunmaktan men’ine karar verilmesi” yönündeki isteminin kabulü gerektiği, davalı eylemlerinin aynı zamanda «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun da iddia edildiği, bir marka hakkına tecavüz eyleminden bahsedilebilmesi için 556 sayılı KHK’nin 9. maddesi anlamında anılan markanın kullanılmış olması gerektiği, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının tescilli markalarının kapsamında bulunan herhangi bir mal ve hizmete ilişkin bulunmadığı, davalı dernek yahut onun organları tarafından davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanmadıkları, onun için davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı derneğin «mücerret» davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, zira davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılında bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti «taşıyan» markalarının sırasıyla 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak, anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesi ise olanaksız olduğu, davalının anılan markaların tescilinden sonra 556 sayılı KHK’nin 61. maddesi kapsamına girebilecek başka bir eylemde bulunduğunun ise iddia ve ispat edilmediği, dolayısıyla davacının 1990 ve 2001 yıllarında tescil edilmiş markalarına dayanılarak davalı adının terkinini ve kullandığı logonun kullanımının durdurulmasını istemesinin de olanaksız olduğu, davalının Petrol Ofisi adını ve logoyu 1966 yılında bu yana kullanmasına davacının gerek kamu iktisadi kuruluşu olduğu, gerek şirket biçimde örgütlendiği zaman içerisinde hiçbir itirazı olmadığı, davacı şirketin yalnızca hisseleri satın aldığı, davacı şirketin hisselerinin el değiştirdiği tarihe kadar sessiz kalmak yoluyla yitirdiği hakların devir ile birlikte tekrar canlanması yahut ileri sürülebilir nitelik kazanmasının ise olanaksız olduğu, bunca yıl sonra davalının kullandığı ad ve amblemin terkininin ve kullanımının durdurulmasına yönelik talebin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki “herkesin haklarını kullanırken «dürüstlük kurallarına» uymak zorunda bulunduğu” temel ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı ...
Spor Kulubü Derneğinin, davacı ...Ş.’ye bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men’ine, MK’nun 25.maddesi uyarınca hüküm özetinin «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… rının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı taraf eyleminin devam etmesi karşısında «zamanaşımı def»’inin yerinde bulunmamasına, dava tarihinden önce davalı derneğin «son» tüzük değişikliği sonrası tüzüğün 4.maddesinde yazılı renk ve amblemin kullanılmasına davacı tarafından uzun süre sessiz kalınmak suretiyle dava tarihinden önceki …
Bu durumda mahkemece davacı vekilinin bu talebi hakkında “karar «verilmesine yer olmadığına»” şeklinde karar verilerek, «yargılama giderine» de tarafların haklılığı oranında hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… el veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, dolayısıyla davalı derneğin davacıya ait bir kuruluş olmadığının tespiti isteminin kabulü gerektiği, davalı derneğin yetkili «temsilcisinin» basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine «olumsuz» etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bu nedenle davacı vekilinin “davalı eylemlerinin müvekkilinin «kişilik haklarına» tecavüz oluşturduğundan bu yöndeki davranışlarda bulunmaktan men’ine karar verilmesi” yönündeki isteminin kabulü gerektiği, davalı eylemlerinin aynı zamanda «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun da iddia edildiği, bir marka hakkına tecavüz eyleminden bahsedilebilmesi için 556 sayılı KHK’nin 9. maddesi anlamında anılan markanın kullanılmış olması gerektiği, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının tescilli markalarının kapsamında bulunan herhangi bir mal ve hizmete ilişkin bulunmadığı, davalı dernek yahut onun organları tarafından davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanmadıkları, onun için davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı derneğin «mücerret» davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, zira davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılında bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti «taşıyan» markalarının sırasıyla 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak, anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesi ise olanaksız olduğu, davalının anılan markaların tescilinden sonra 556 sayılı KHK’nin 61. maddesi kapsamına girebilecek başka bir eylemde bulunduğunun ise iddia ve ispat edilmediği, dolayısıyla davacının 1990 ve 2001 yıllarında tescil edilmiş markalarına dayanılarak davalı adının terkinini ve kullandığı logonun kullanımının durdurulmasını istemesinin de olanaksız olduğu, davalının Petrol Ofisi adını ve logoyu 1966 yılında bu yana kullanmasına davacının gerek kamu iktisadi kuruluşu olduğu, gerek şirket biçimde örgütlendiği zaman içerisinde hiçbir itirazı olmadığı, davacı şirketin yalnızca hisseleri satın aldığı, davacı şirketin hisselerinin el değiştirdiği tarihe kadar sessiz kalmak yoluyla yitirdiği hakların devir ile birlikte tekrar canlanması yahut ileri sürülebilir nitelik kazanmasının ise olanaksız olduğu, bunca yıl sonra davalının kullandığı ad ve amblemin terkininin ve kullanımının durdurulmasına yönelik talebin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki “herkesin haklarını kullanırken «dürüstlük kurallarına» uymak zorunda bulunduğu” temel ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6286 E. , 2011/7641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 gün ve 2008/4 - 2008/109 sayılı kararı bozan Daire’nin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasında özetle; 1941 yılında kurulan Petrol Ofisi'nin 1983 yılında anonim şirket statüsüne geçtiğini ve 21.07.2000 tarihinde de % 51'lik kamu hissesinin özelleştirme yolu ile devir edildiğini, müvekkilinin henüz A.Ş. statüsüne geçmeden önce her biri devlet memuru olan sekiz personelinin merkezi Ankara'da bulunan davalı derneği kurduğunu, müvekkili ile dernek arasında herhangi bir mali ya da yönetsel bağlantı bulunmadığını, derneğin tüzüğünün 8. maddesinde yer alan Petrol Ofisi Genel Müdürü'nün derneğin fahri başkanı olduğuna dair hükmün uygulanmasının bulunmadığı gibi pratik bir sonucunun da olmadığını, davalının buna rağmen, MK'nun 2 ve 3. maddelerine aykırı bir şekilde, kendisini kamuoyuna müvekkiline bağlı bir kuruluş olarak tanıttığını, müvekkilinin ismini ve logosunu kullandığını, ayrıca Petrol Ofisi ibaresini ve amblemini kullanmak suretiyle kamuoyuna yanılttığını, dernek başkanının yazılı basında müvekkilinin itibarını zedeleyici beyanatlarının yer aldığını, müvekkilinin "Petrol Ofisi A.Ş."şeklindeki ticaret unvanının ticaret sicilinde, "Petrol Ofisi" ibaresini ve amblemini taşıyan markanın da Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli bulunduğunu, davalı derneğin müvekkilinin unvanının ve amblemini kullanmak ve tüzüğünde Petrol Ofisi A.Ş.
Genel Müdürü'nün derneğin fahri başkanı olduğuna ilişkin hükmü muhafaza etmek suretiyle müvekkilinin ve markasının tanınmışlığından haksız suretiyle faydalanma gayreti içinde olduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkili ve markasının itibarını zarara uğrattığını, davalı derneğin unvanında 1954 yılından beri "Petrol Ofisi" ibaresinin bulunuyor olmasının kendisi yönünden müktesep hak oluşturmayacağını, davalının "Petrol Ofisi" ibaresinin 5072 sayılı Kanun'un 2/a maddesi hükümleri uyarınca da kullanmaması gerektiğini, davalının kendisine çekilen ihtarnameye rağmen müvekkiline bağlı bir kuruluşmuş gibi faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle bu davanın açılması zaruretinin doğduğunu iddia ederek;
davalı derneğin davacıya bağlı kuruluş olmadığının tespitini ve davalının Petrol Ofisi A.Ş.'ne bağlı kuruluş olduğunu ihdas edecek beyan ve davranışlarda bulunmasının men'ine, unvanında bulunan Petrol Ofisi ibaresinin çıkarılmasına, müvekkiline ait logonun kullanılmasının önlenmesine, Dernek Tüzüğü'nün 4. maddesinde yer alan ve derneğin işaretini tanımlayan "P.O.A.Ş. Ambleminin aynıdır" ve 8. maddesinde yer alan "Petrol Ofisi Genel Müdürü Derneğin Fahri Başkanındır" ibarelerinin çıkarılmasına, kararın ilanına ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkili derneğin 1954 yılında kurulmuş olup, "Petrol Ofisi" ibaresi ile birlikte 54 yıldır kuruluş amacına uygun alanlarda faaliyetlerine kesintisiz olarak devam ettiğini, davacı şirketin % 51 hissesinin özelleştirme çalışmaları sonucunda 21.07.2000 tarihinde ortak girişime satıldığını ve yeni bir yönetim oluşturduğunu, müvekkilinin 2000 tarihinden sonra da faaliyetlerini davacı şirketin bilgisi dahilinde sürdürdüğünü, davacıdan yardımlar aldığını, hatta davacı şirketin talimatı ile derneğe ait futbol klübünün Türkiye Profesyonel Üçünçü Liginden çekildiğini, müvekkili ile davacı arasında organik bir bağın bulunduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkilinin kuruluşdan bu güne kadar Petrol Ofisi A.Ş.
bağımlı bir kuruluş olarak yönetildiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcisinin davacıyı hedef alan ve birçok basın yayın organı ile umuma iletilen beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine olumsuz etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bunun MK'nun 48. maddesi gereğince şirketin kişilik haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı derneğinin mücerret davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği çünkü davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılından bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti taşıyan markalarının 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesinin ise olanaksız bulunduğu, davalı dernek yahut onun organlarının davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanımlarının bulunmadığı, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ticaret unvanı davalının anılan ismi dernek adı olarak almasından ve tescil ettirmesinden sonra gerçekleşmiş bulunmasına göre, TTK'nun 54.
maddesi uyarınca da dernek adından Petrol Ofisi ibaresinin silinmesinin istenemeyeceği, gerek davacı kurum ve sonradan şirket, gerekse bunlar dışında halk kesimleri tarafından davalı derneğin bu isim ve logo ile tanındığı, taraflar kitlesi edindiği ve bir çok üye kazandığı, davalı şirketin hissedarlarının kendilerinden önceki seleflerinin sessiz kalmasına katlanmak zorunluluğu bulunduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı bir kamu kurum yahut kuruluşu olmadığından 29.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5072 sayılı Yasa'nın 2/a maddesi hükümlerinin de bu davada uygulanamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... Spor Kulübü Derneği'nin, davacı ...Ş.'ne bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men'ine, MK'nun 25.
maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 20.01.2011 gün ve 2009/2195 - 2011/401 sayılı ilamı ile davacı yararına kısmen bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030080400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz