İtirazın iptali | Menfi tespit | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4868 E. 2024/6699 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet etmeme yasağı↗ know-how↗ tcmb efektif satış kuru↗ ticari sır↗ ilamsız takip↗ davanın konusuz kalması↗ takas-mahsup↗ istirdat davası↗ kesin delil↗ istinaf başvurusunun reddi↗ rekabet yasağı↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ takas↗ vekâlet ücreti↗ şirket zararı↗ cezai şart↗ kesinlik sınırı↗ muacceliyet↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ mahsup↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ istirdat↗ yargılama gideri↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının, davacı şirkette 30.12 .2009 dan 13.08.2011 yılına kadar Direktör / İş Jetleri konusunda çalıştığı, işi ve pozisyonu gereği davacı şirketin ticari sırlarına sahip olduğu, tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla ikale protokolü kapsamında davalının iş akdinin sonlandırıldığı, kendisine 121.000,00 USD ödenmesi karşılığında şirketten herhangi bir talebi olmayacağının, yine iş akdinin feshinde önce ya da sonra şirkete ait ticari sırları üçüncü kişilerle paylaşılması /kullanılması halinde 100.000,00 euro ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının kullandığı “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresindeki e-posta hesabının 13.08.2011 tarihinde şirket yetkililerinin talebi üzerine Elektronik Posta Sunucusu firma olan Santek firması tarafından silindiği ve şirket yetkililerinin talebi üzerine bu adrese gelen e-postaların iş sürekliliğinin sağlanması amacıyla Dağıtım Listesinde (“Distribution List”) ismi ve e-posta adresi bulunan şirket yetkililerinin e-posta kutularına yönlendirildiği ve 13.08.2011 tarihi itibariyle “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresi kullanılarak şirket içi veya şirket dışı e-posta gönderilmesini teknik olarak mümkün olmadığı, davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sonlanmasından önce ya da sonra üçüncü kişilerle kurduğu iletişim neticesinde, bu kişilerin kendilerine bildirilen bu e-posta adresine yazışmalarını gönderdikleri, dosyada mevcut ingilizce orjinal metinleri ile tercümesine ilişkin belgelerde teknik bilirkişilerin de belirlediği gibi, davalının üçüncü kişiler ile davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde iletişim içinde olduğu böylece davacının ticari sır saklama ve kullanmama yasağına aykırı davrandığı, ancak davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm haklarına karşın 121.000,00 USD ödendiği ve de davalının ekonomik sosyal durumu nazara alındığında, 100.000,00 euroluk cezai şartın fahiş olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 182 nci maddesinin son cümlesi uyarınca takdir hakkı kullanılarak %50 oranında cezada indirim yapıldığı, davacının takipte yabancı para cinsinden kararlaştırılan cezai şartı takip tarihi itibariyle 338.680,00 TL'ye çevirdiği, ancak TCMB efektif satış kurunun takip tarihinde 3.3242 olduğu nazar alındığında 100.000,00 euronun TL karşılığının 332.420,00 TL olduğu, bu miktarın %50'sinin 166.520,00 TL olduğu, cezai şart alacağı tazminat niteliğinde olup yargılama ile belirlendiğinden bu yöndeki taleplerin reddedildiği, birleşen dosyada takas mahsup talep edilen ilamlı takipteki borç davadan sonra ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, ancak dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde düzenlenen takas mahsup için iki alacağın da muaccel olması şartının gerçekleşmediği, dosyaya konu takibin ilamsız takip olduğu ve itiraz üzerine durduğu, alacağın yargılama konusu olduğu nazara alındığında, konusuz kalan bu davada davacının haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2015/21424 E. sayılı dosyasında davalının 166.420,00 TL'ye yaptığı itirazın iptaline, bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu şekilde devamına, fazla istemin reddine, taraf vekillerinin icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 13.08.2011 tarihli ikale sözleşmesinin 3.1-c maddesinde, "Personel ikale sözleşmesi öncesinde ve/veya sonrasında; iş ve faaliyetleri ile ilgili ticari sırları, "know how", sır olarak kalması gerekli teknik veya sair bilgiyi veya faaliyetler ile ilgili tarafına açıklanmış veya tarafından elde edilmiş gizli bilgiyi 3.Şahıslara hiç bir suret ve şekilde açıklamayacağını veya doğrudan veya dolaylı olarak kendi şahsi menfaati için kullanmayacağını; şirket dışına doğrudan veya dolaylı çıkarmayacağını, bütün bunların işverenin mülkiyetinde olduğunu, iş ilişkisi sırasında veya sona erdikten sonra zilyedinde bulunan tüm bilgi ve belgeleri işverene derhal vereceğini, aksi halde 3/b maddesi dışında 100.000, 00 Euro cezai şart ödeyeceğini, şirketin zararının bu bedelin üstünde olması halinde dava hakkının saklı olduğunu kabul ve taahhüt eder. Ayrıca Borçlar Kanunun 444. maddesi gereğince personel 1 yıl süre ile kendi hesabına rakip bir işletme açmayacağını veya rakip bir işletmede çalışmayacağını veya rakip işletme ile başka bir türden menfaat ilişkisine girmeyeceğini kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, davalının 13.08.2011 tarihinde davacı şirketteki işinden ayrıldığı, 13.08.2011 ile 02.03.2013 tarihleri arasında davalıya ait herhangi bir sigorta kaydının bulunmadığı, davalının, davacı şirketteki görevi gereği davacının sahip olduğu teknik bilgilere ve satış için gerekli irtibat bilgilerine vakıf bulunduğu, dosyadaki elektronik posta yazışmalarından davalının sahip olduğu bilgileri üçüncü kişilerle paylaştığının anlaşıldığı ve bunun da rekabet yasağı hükmüne aykırı bulunduğunun açıklandığı, mahkemece de davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sona ermesinden önce ya da sonra davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde 3. kişilerle iletişim içinde olduğu ve bunun da ticari sır saklama ve kullanmama yasağına aykırı olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulüne karar verildiği, ancak, dosya kapsamında yer alan ve tercümesi yapılan elektronik posta yazışmaları incelendiğinde, davalının 3. kişilere herhangi bir elektronik posta göndermediği, davacı tarafından davalıya tahsis edilen elektronik posta adreslerine, üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalar mevcut ise de bilişim uzmanından alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, 13.08.2011 tarihi itibariyle ilgili yazışmaların yapıldığı elektronik posta hesabı silinmiş olup, bu hesap kullanılarak elektronik posta gönderilmesinin mümkün olmadığı, 13.08.2011 ile 17.02.2015 tarihleri arasında bu hesaba gönderilen elektronik postaların davacı şirket yetkililerine yönlendirildiği, davalı tarafından herhangi bir kimseye davacı şirketin teknik bilgilerinin veya ticari sırlarının gönderilmediği sabit olup, davalının işten ayrıldığı 13.08.2011 tarihi itibariyle silinen ve davalının tasarrufunda olmayan elektronik posta adresine üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalardan hareketle davalının gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğunun kabul edilemeyeceği, kaldı ki söz konusu elektronik posta yazışmalarının içeriğinden de davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı bir davranışta bulunduğunun anlaşılamadığı, dinlenen tanıkların davacı ile aralarındaki ilişki gözetildiğinde bu tanıkların beyanlarına itibar olunarak davalının, gizlilik ve rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığı sonucuna varılmayacağı, taraflar arasında Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 E. sayılı dosyasında görülen dava sonucunda verilen kararın gerekçesinde, işbu davanın davalısının, rekabet yasağı kapsamından davranışlarının bulunduğu belirtilmiş ise de söz konusu davanın konusunun, taraflar arasındaki ikale sözleşmesinde öngörülen bedelin eksik kısmının ödenmesi ile ödenen kısmın istirdadı olduğu, davanın niteliği gereği davalının rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının ayrıca tartışma konusu yapılmadığı, yalnızca dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarına dayalı olarak belirtilen tespitin yapıldığı, dolayısıyla bu tespitin eldeki dava yönünden kesin delil teşkil edecek nitelikte olmadığı, sonuç itibariyle davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen gizlilik ve rekabet yasağına aykırı bir davranışının kanıtlanamadığı, kabule göre de cezai şarttan takdiri indirim yapılması nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün olmamasına rağmen mahkemece asıl davada davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasının doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı haklı görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, asıl davaya yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın konusuz kalması nedeni ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında akdolunan ikale sözleşmesinde öngörülen rekabet etmeme ve gizliliğe aykırılık iddiası ile cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine; birleşen dava ise ikale bakiye bedelinin tahsili için davalı tarafça başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı, cezai şarttan kaynaklanan alacak sebebiyle takas mahsup talebinin kabulü ile bakiyesine göre davalı tarafa borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve 72 nci maddeleri.
3.6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre birleşen davanın değeri 140.500,00 TL olup, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilip de davacı vekilince temyize konu edilen hususun toplam miktarı da bu dava değerine ilişkin olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça delil olarak ileri sürülen e-posta adresinden davalının 3. kişilere herhangi bir elektronik posta göndermediği, 13.08.2011 tarihi itibarı ile silinen e-posta adresi kullanılarak elektronik posta gönderilmesinin mümkün olmadığı, bu hesaba gönderilenlerin davacı şirket yöneticilerine yönlendirildiği, davalının tasarrufunda olmayan e-posta adresine 3. kişiler tarafından gönderilen e-postalardan hareketle davalının gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği, bu e-posta içeriğinden de davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine aykırı davrandığının anlaşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafça delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının içerikleri, göndericileri, vs detaylı bir şekilde incelettirilerek, e-posta adresine gelen bu yazıların, davalının davacı şirkette çalıştığı döneme ilişkin işlerin devamı mahiyetinde olup olmadığı, yani süregelen işlere yönelik davacı şirketi ilgilendiren konularla ilgili olup olmadığı belirlenerek, ayrıca davacı şirkete Santek Bilgisayar şirketi tarafından gönderilen 12.06.2012 tarihli yazıda bahsedilen silme hususu ile ilgili olarak davalıya açıklama yaptırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
4.Bozma sebebine göre asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İşçinin sır saklama yükümlülüğüne bağlı cezai şart geçerlidir; zarar ihtimali yeterlidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/390 E. 2024/3936 K.
Ortak:cezai şart · kesinlik sınırı
İncelediğiniz kararda… a kadar Direktör / İş Jetleri konusunda çalıştığı, işi ve pozisyonu gereği davacı şirketin ticari sırlarına sahip olduğu, tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla ikale «protokolü» kapsamında davalının iş akdinin sonlandırıldığı, kendisine 121.000,00 USD ödenmesi karşılığında şirketten herhangi bir talebi olmayacağının, yine iş akdinin feshinde önce ya da sonra şirkete ait ticari sırları üçüncü kişilerle paylaşılması /kullanılması halinde 100.000,00 euro ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının kullandığı “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresindeki e-posta hesabının 13.08.2011 tarihinde şirket yetkililerinin talebi üzerine Elektronik Posta Sunucusu firma olan Santek firması tarafından silindiği ve şirket yetkililerinin talebi üzerine bu adrese gelen e-postaların iş sürekliliğinin sağlanması amacıyla Dağıtım Listesinde (“Distribution List”) ismi ve e-posta adresi bulunan şirket yetkililerinin e-posta kutularına yönlendirildiği ve 13.08.2011 tarihi itibariyle “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresi kullanılarak şirket içi veya şirket dışı e-posta gönderilmesini teknik olarak mümkün olmadığı, davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sonlanmasından önce ya da sonra üçüncü kişilerle kurduğu iletişim neticesinde, bu kişilerin kendilerine bildirilen bu e-posta adresine yazışmalarını gönderdikleri, dosyada mevcut ingilizce orjinal metinleri ile tercümesine ilişkin belgelerde teknik bilirkişilerin de belirlediği gibi, davalının «üçüncü kişiler» ile davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde iletişim içinde olduğu böylece davacının «ticari sır» saklama ve kullanmama «yasağına» aykırı davrandığı, ancak davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm haklarına karşın 121.000,00 USD ödendiği ve de davalının ekonomik sosyal durumu nazara alındığında, 100.000,00 euroluk «cezai şartın» fahiş olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 182 nci maddesinin «son» cümlesi uyarınca takdir hakkı kullanılarak %50 oranında cezada indirim yapıldığı, davacının takipte yabancı para cinsinden kararlaştırılan cezai şartı takip tarihi itibariyle 338.680,00 TL'ye çevirdiği, ancak TCMB efektif satış kurunun takip tarihinde 3.3242 olduğu nazar alındığında 100.000,00 euronun TL karşılığının 332.420,00 TL olduğu, bu miktarın %50'sinin 166.520,00 TL olduğu, cezai şart alacağı tazminat niteliğinde olup yargılama ile belirlendiğinden bu yöndeki taleplerin reddedildiği, birleşen dosyada «takas mahsup» talep edilen ilamlı takipteki borç davadan sonra ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, ancak dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde düzenlenen takas mahsup için iki alacağın da «muaccel» olması şartının gerçekleşmediği, dosyaya konu takibin «ilamsız takip» olduğu ve itiraz üzerine durduğu, alacağın yargılama konusu olduğu nazara alındığında, konusuz kalan bu davada davacının haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın k …
… aki 13.08.2011 tarihli ikale sözleşmesinin 3.1-c maddesinde, "Personel ikale sözleşmesi öncesinde ve/veya sonrasında; iş ve faaliyetleri ile ilgili ticari sırları, "«know how»", sır olarak kalması gerekli teknik veya sair bilgiyi veya faaliyetler ile ilgili tarafına açıklanmış veya tarafından elde edilmiş gizli bilgiyi 3.Şahıslara hiç bir suret ve şekilde açıklamayacağını veya doğrudan veya dolaylı olarak kendi şahsi menfaati için kullanmayacağını; şirket dışına doğrudan veya dolaylı çıkarmayacağını, bütün bunların işverenin mülkiyetinde olduğunu, iş ilişkisi sırasında veya sona erdikten sonra zilyedinde bulunan tüm bilgi ve belgeleri işverene derhal vereceğini, aksi halde 3/b maddesi dışında 100.000, 00 Euro «cezai şart» ödeyeceğini, «şirketin zararının» bu bedelin üstünde olması halinde dava hakkının saklı olduğunu kabul ve «taahhüt» eder.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taraflar arasında akdolunan ikale sözleşmesinde öngörülen rekabet etmeme ve gizliliğe aykırılık iddiası ile «cezai şartın» tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine; birleşen dava ise ikale bakiye bedelinin tahsili için davalı tarafça başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı, cezai şarttan kaynaklanan alacak sebebiyle «takas mahsup» talebinin kabulü ile bakiyesine göre davalı tarafa «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «rekabet yasağı» nedeniyle «cezai şartın» tahsili ve «maddi, manevi tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri «kesinlik sınırını» geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Temyize konu edilen miktarın «kesinlik sınırının» altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sır saklama yükümlülüğü · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ilişki içerisinde olduğunu ve işyerindeki sırlara vakıf olduğunu, 03.06.2015 tarihinde iş akdinin istifası ile sona erdiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan «hizmet sözleşmesinin» sona ermesinden sonra 8/d maddesi hükmüne aykırı olarak Axas Travel Tur.A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkilinin ilişki içinde olduğu müşterilerinin elektronik posta adreslerini yeni işverenine ifşa ettiğini ve bu bilgiler kullanılarak müvekkilinin müşterilerinin ayartılmaya çalışıldığını, davalının işten ayrıldıktan sonraki çalıştığı şirketin faaliyet konusunun müvekkili ile aynı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin müşterilerine gönderilen elektronik postalarda da sözleşmenin açıkca ihlal edildiğini, müvekkilinin müşterilerinin ayartılmaya çalışıldığını ve «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı olarak «haksız rekabet» oluşturulduğunu, işbu «haksız eylemler» sonucunda 2015 Haziran ayından itibaren müvekkilinin cirolarında düşüşler yaşandığını, 2014 yılı Haziran ayı cirosu 988.750 TL ve 2014 yılı Temmuz ayı cirosunun 669.324 TL olduğunu, %33 dönemsel ve mevsimsel düşüş yaşandığını, 2015 yılı Haziran ayı cirosunun 1.549.798 TL ve 2015 yılı Temmuz ayı cirosunun 794.903 TL olduğunu, 2015 yılı ile karşılaştırıldığında düşüş oranının %50'ye ulaştığını, bu durumun «ticari defterler incelendiğinde» de açıkça görüleceğini ileri sürerek, «sözleşmeye aykırılıktan» ve haksız rekabetten dolayı «mahrum kalınan» kar ve «kazanç kaybı» ile uğranılan fiili zararın tazmini için şimdilik 1.000 TL tazminatın, «ticari itibarın» kasten zedelenmesinden dolayı 1.000 TL manevi tazminatın ve hizmet sözleşmesinin 8/d maddesinde öngörülen 10.000 USD «cezai şartın» işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… en ayrıldığı 03.06.2015 tarihinden 22 gün sonra 25.06.2015 tarihinde aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı, davalının iş sözleşmesini «istifa» ile tek taraflı olarak «ihbar önellerine» uymadan «son» verdiği; 08.07.2015 tarihinde davacı şirketin 280 müşterisine, davalının davacıdan sonra çalışmaya başladığı şirket olan "Axastravel" uzantılı e-posta adresi üzerinden davalının yeni çalışmaya başladığı şirektin tanıtımı amacıyla e-posta gönderildiği, alıcılar tarafından görülecek şekilde e-postanın "cc" kısmına davalının da eklendiği, bu şekilde davalının e-posta ile ilişkilendirildiği, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 396 ncı maddesinin son maddesinde, işçinin, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamayacağı veya başkalarına açıklayamayacağı, işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da «sır saklamakla yükümlü» olduğunun düzenlendiği; taraflar arasındaki sözleşmenin 8/d maddesinde ise, personelin; ister işi sırasında veya işi dolayısıyla isterse sair surette öğrenmiş olsun müşterileri, hissedarları ve çalışanları ile işyeri, işletme ve işine ilişkin olanlar «dahil» ve fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere işverene veya işverenin sair grup şirketlerine ilişkin hiçbir hususu 10 yıl süre boyunca hiçbir surette ifşa etmeyeceği, kullanmayacağı, personelin işbu «protokole» aykırı hareket ettiği takdirde işverene 10.000 USD «cezai şart» ödeyeceğinin kararlaştırıldığı; öncelikle Mahkemece sözleşmedeki cezai şart hükmünün tek taraflı olarak «genel işlem şartı» olarak hazırlandığı, taraflarca müzakere edilmediği için «geçersiz» olduğu kabul edilmiş ise de, işçinin bizatihi «hizmet sözleşmesinden» ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğünün, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinde tanımlanan işçinin özen ve «sadakat borcu» ile ilişkili olup kanundan kaynaklandığı, nitekim işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğünün, 6098 sayılı Kanun'un 396 ncı maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlendiği, işverenin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da iş yerine sır niteliğindeki bilgilerin ifşa edilmemesinde veya başkaları tarafından izinsiz kullanılmamasında haklı menfaati bulunduğu, bunun ihlali halinde ceza şart kararlaştırılmasında 6098 sayılı Kanun'un 20-23 üncü madde hükümlerine aykırılık bulunmadığı; davalının, davacı şirketin müşteri çevresine erişim imkanı bulunduğu, yeni işyerinde de aynı işi yaptığı, davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıdığı, zarar ihtimalinin varlığının cezai şart talebi için yeterli olduğu, davacı işverene ait önemli bilgi niteliğindeki müşteri listesinin davalının yeni iş yerinde paylaşıldığı, bu şekilde davalının sözleşmenin rekabet etme «yasağına» ve sır saklama yükümlülüğü başlıklı 8/d maddesine aykırı davrandığı ve bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığınının kabulünün gerektiği; 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakimin, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabileceği, cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmesi ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kurallarının dikkate alınması gerektiği, davalı işten ayrıldığında aylık ücretinin 30 katına tekabül eden 10.000 USD cezai şart isteğinin bu doğrultuda fahiş olduğu, somut davada takibe konulan miktarda fahiş bulunarak «tenkis» yapılmasının hukuka uygun olacağı bu nedenle cezai şartın takdiren 2.000 USD'ye indirilmesinin hak ve nesafet kurallarına ve somut olaya uygun bulunduğu; öte yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi «yargı giderine» hükmedilmesi gerektiği; davacı tarafça, davalının turizme ilişkin forumlarda müvekkili hakkında karalama kampanyası başlattığı belirtilerek manevi tazminat talebinde bulunulmuşsa da davalının bu yönde faaliyette bulunduğuna, davacıyı «kötülediğine» ilişkin bir delil bulunmadığı; davacı, davalının sözleşmeye aykırı ve «haksız rekabet» oluşturan davranışları nedeniyle oluşan maddi zararının tazminini de talep etmişse de dosya kapsamında davalının davacıdan sonra çalışmaya başladığı şirket ile davacının müşterileri arasında hukuki ilişki kurulduğuna ve kazanç sağlandığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davalının davacı tarafından iddia edilen davranışlarının davacı şirketi «ciro» ve karlılık bakımından etkilemediğinin de tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıy …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından davacının «sır saklama yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığının incelenmediğini, bilirkişinin davalının şirkette çalıştığı döneme ilişkin değerlendirme yaptığını, davacının işten ayrılmasından sonra yaptığı eylemlerin mali sonuçları konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili şirketin uğradığı zarara ilişkin yıllık bazda değil aylık bazda değerlendirme yapılması gerektiğini, davalının müvekkili şirketin 280 müşterisine e-posta gönderdiğini, davalının müvekkili şirketin ticari sırlarından olan müşteri listesini yeni çalıştığı iş yerinde ifşa ettiğini, bu nedenle sözleşmenin 8/d maddesi uyarınca «cezai şart» ödemesi gerektiğini, ayrıca Mahkemece «genel işlem şartlarına» aykırılık konusunda hatalı değerlendirmede bulunduğunu, cezai şartın iş sözleşmesinin haksız feshinin önlenmesi, «rekabet yasağının» güvence altına alınması amacına hizmet etmesi durumunda iş verenin haklı menfaati bulunduğunu, cezai şarta ilişkin tip sözleşmenin tek başına işçi aleyhine olduğu …
… davacı şirket nezdinde çalıştıktan sonra benzer alanda faaliyet yürüten dava dışı şirkette işe girdiği ve bu şirkete davacı nezdinde edindiği müşteri bilgilerini de «taşıyarak» «rekabet etmeme yasağını» ihlal ettiği gibi sair eylemleriyle davacıyı «kötüleyip» «haksız rekabet» oluşturup kar ve «kazanç kaybına» yol açarak maddi zarara ve itibarını zedeleyerek de manevi zarara sebep olduğu iddiasına dayalı olarak, iş akdindeki «cezai şart» ile maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14075 E. 2012/19197 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sır saklama yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, Bankacılık Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca bankanın «sır saklama yükümlülüğü» bulunduğu, dava dışı ...’ya davacının hesap numarası verilmek suretiyle anılan kanun maddesinin ihlal edildiği, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı ger …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4868 E. , 2024/6699 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/584 Esas, 2023/639 Karar
HÜKÜM
Ret-yer olmadığına
MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, birleşen menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya yönelik taraf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl davaya yönelik temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 13.08.2011 tarihli ikale sözleşmesi gereği, davalının gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranışlarının Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 esasına kayden görülen davada da tespit edildiğini, davalının bahsekonu yükümlülüklerine aykırı davranması sebebi ile ödemesi gereken cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki ikale sözleşmesi ile ilgili olarak Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 esasına kayden görülen davada davacı lehine bakiye 140.000,00 TL ikale bedelinin ödenmesine karar verildiğini ancak müvekkilinin asıl davaya konu cezai şart sebebi ile davalı taraftan alacaklı olduğunu, bu sebeple takas mahsup taleplerinin olduğunu, buna göre de müvekkilinin 198.180,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı tarafça talep olunan cezai şarta dayanak somut bir veri ileri sürülmediğini, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın konusunun rekabet yasağına ilişkin olmadığını, ikale sözleşmesi gereği müvekkiline ödenmesi gereken ikale bedelinin tahsiline yönelik olduğunu, ikale sözleşmesinde işvereni yükümlülüğe sokacak dengeleyici bir düzenleme bulunmadığından cezai şartın geçerli olmadığını, takibin haklı bir nedene dayanmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı tarafa cezai şart borcunun bulunmadığını, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, takas mahsup talebinde bulunulan alacakların muaccel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının, davacı şirkette 30.12 .2009 dan 13.08.2011 yılına kadar Direktör / İş Jetleri konusunda çalıştığı, işi ve pozisyonu gereği davacı şirketin ticari sırlarına sahip olduğu, tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla ikale protokolü kapsamında davalının iş akdinin sonlandırıldığı, kendisine 121.000,00 USD ödenmesi karşılığında şirketten herhangi bir talebi olmayacağının, yine iş akdinin feshinde önce ya da sonra şirkete ait ticari sırları üçüncü kişilerle paylaşılması /kullanılması halinde 100.000,00 euro ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının kullandığı “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresindeki e-posta hesabının 13.08.2011 tarihinde şirket yetkililerinin talebi üzerine Elektronik Posta Sunucusu firma olan Santek firması tarafından silindiği ve şirket yetkililerinin talebi üzerine bu adrese gelen e-postaların iş sürekliliğinin sağlanması amacıyla Dağıtım Listesinde (“Distribution List”) ismi ve e-posta adresi bulunan şirket yetkililerinin e-posta kutularına yönlendirildiği ve 13.08.2011 tarihi itibariyle “tuncel.gunenc©deltatrade.com” adresi kullanılarak şirket içi veya şirket dışı e-posta gönderilmesini teknik olarak mümkün olmadığı, davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sonlanmasından önce ya da sonra üçüncü kişilerle kurduğu iletişim neticesinde, bu kişilerin kendilerine bildirilen bu e-posta adresine yazışmalarını gönderdikleri, dosyada mevcut ingilizce orjinal metinleri ile tercümesine ilişkin belgelerde teknik bilirkişilerin de belirlediği gibi, davalının üçüncü kişiler ile davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde iletişim içinde olduğu böylece davacının ticari sır saklama ve kullanmama yasağına aykırı davrandığı, ancak davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm haklarına karşın 121.000,00 USD ödendiği ve de davalının ekonomik sosyal durumu nazara alındığında, 100.000,00 euroluk cezai şartın fahiş olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 182 nci maddesinin son cümlesi uyarınca takdir hakkı kullanılarak %50 oranında cezada indirim yapıldığı, davacının takipte yabancı para cinsinden kararlaştırılan cezai şartı takip tarihi itibariyle 338.680,00 TL'ye çevirdiği, ancak TCMB efektif satış kurunun takip tarihinde 3.3242 olduğu nazar alındığında 100.000,00 euronun TL karşılığının 332.420,00 TL olduğu, bu miktarın %50'sinin 166.520,00 TL olduğu, cezai şart alacağı tazminat niteliğinde olup yargılama ile belirlendiğinden bu yöndeki taleplerin reddedildiği, birleşen dosyada takas mahsup talep edilen ilamlı takipteki borç davadan sonra ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, ancak dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde düzenlenen takas mahsup için iki alacağın da muaccel olması şartının gerçekleşmediği, dosyaya konu takibin ilamsız takip olduğu ve itiraz üzerine durduğu, alacağın yargılama konusu olduğu nazara alındığında, konusuz kalan bu davada davacının haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, Ankara 24.
İcra Müdürlüğünün 2015/21424 E. sayılı dosyasında davalının 166.420,00 TL'ye yaptığı itirazın iptaline, bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu şekilde devamına, fazla istemin reddine, taraf vekillerinin icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 13.08.2011 tarihli ikale sözleşmesinin 3.1-c maddesinde, "Personel ikale sözleşmesi öncesinde ve/veya sonrasında; iş ve faaliyetleri ile ilgili ticari sırları, "know how", sır olarak kalması gerekli teknik veya sair bilgiyi veya faaliyetler ile ilgili tarafına açıklanmış veya tarafından elde edilmiş gizli bilgiyi 3.Şahıslara hiç bir suret ve şekilde açıklamayacağını veya doğrudan veya dolaylı olarak kendi şahsi menfaati için kullanmayacağını; şirket dışına doğrudan veya dolaylı çıkarmayacağını, bütün bunların işverenin mülkiyetinde olduğunu, iş ilişkisi sırasında veya sona erdikten sonra zilyedinde bulunan tüm bilgi ve belgeleri işverene derhal vereceğini, aksi halde 3/b maddesi dışında 100.000, 00 Euro cezai şart ödeyeceğini, şirketin zararının bu bedelin üstünde olması halinde dava hakkının saklı olduğunu kabul ve taahhüt eder.
Ayrıca Borçlar Kanunun 444. maddesi gereğince personel 1 yıl süre ile kendi hesabına rakip bir işletme açmayacağını veya rakip bir işletmede çalışmayacağını veya rakip işletme ile başka bir türden menfaat ilişkisine girmeyeceğini kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, davalının 13.08.2011 tarihinde davacı şirketteki işinden ayrıldığı, 13.08.2011 ile 02.03.2013 tarihleri arasında davalıya ait herhangi bir sigorta kaydının bulunmadığı, davalının, davacı şirketteki görevi gereği davacının sahip olduğu teknik bilgilere ve satış için gerekli irtibat bilgilerine vakıf bulunduğu, dosyadaki elektronik posta yazışmalarından davalının sahip olduğu bilgileri üçüncü kişilerle paylaştığının anlaşıldığı ve bunun da rekabet yasağı hükmüne aykırı bulunduğunun açıklandığı, mahkemece de davalının iş akdinin ikale sözleşmesiyle sona ermesinden önce ya da sonra davacı şirketin ticari sırlarının kullanımı niteliğinde 3.
kişilerle iletişim içinde olduğu ve bunun da ticari sır saklama ve kullanmama yasağına aykırı olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulüne karar verildiği, ancak, dosya kapsamında yer alan ve tercümesi yapılan elektronik posta yazışmaları incelendiğinde, davalının 3. kişilere herhangi bir elektronik posta göndermediği, davacı tarafından davalıya tahsis edilen elektronik posta adreslerine, üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalar mevcut ise de bilişim uzmanından alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, 13.08.2011 tarihi itibariyle ilgili yazışmaların yapıldığı elektronik posta hesabı silinmiş olup, bu hesap kullanılarak elektronik posta gönderilmesinin mümkün olmadığı, 13.08.2011 ile 17.02.2015 tarihleri arasında bu hesaba gönderilen elektronik postaların davacı şirket yetkililerine yönlendirildiği, davalı tarafından herhangi bir kimseye davacı şirketin teknik bilgilerinin veya ticari sırlarının gönderilmediği sabit olup, davalının işten ayrıldığı 13.08.2011 tarihi itibariyle silinen ve davalının tasarrufunda olmayan elektronik posta adresine üçüncü kişiler tarafından gönderilen elektronik postalardan hareketle davalının gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğunun kabul edilemeyeceği, kaldı ki söz konusu elektronik posta yazışmalarının içeriğinden de davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı bir davranışta bulunduğunun anlaşılamadığı, dinlenen tanıkların davacı ile aralarındaki ilişki gözetildiğinde bu tanıkların beyanlarına itibar olunarak davalının, gizlilik ve rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığı sonucuna varılmayacağı, taraflar arasında Ankara 9.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 E. sayılı dosyasında görülen dava sonucunda verilen kararın gerekçesinde, işbu davanın davalısının, rekabet yasağı kapsamından davranışlarının bulunduğu belirtilmiş ise de söz konusu davanın konusunun, taraflar arasındaki ikale sözleşmesinde öngörülen bedelin eksik kısmının ödenmesi ile ödenen kısmın istirdadı olduğu, davanın niteliği gereği davalının rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının ayrıca tartışma konusu yapılmadığı, yalnızca dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarına dayalı olarak belirtilen tespitin yapıldığı, dolayısıyla bu tespitin eldeki dava yönünden kesin delil teşkil edecek nitelikte olmadığı, sonuç itibariyle davalının, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen gizlilik ve rekabet yasağına aykırı bir davranışının kanıtlanamadığı, kabule göre de cezai şarttan takdiri indirim yapılması nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün olmamasına rağmen mahkemece asıl davada davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasının doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı haklı görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, asıl davaya yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın konusuz kalması nedeni ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında akdolunan ikale sözleşmesinde öngörülen rekabet etmeme ve gizliliğe aykırılık iddiası ile cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine; birleşen dava ise ikale bakiye bedelinin tahsili için davalı tarafça başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı, cezai şarttan kaynaklanan alacak sebebiyle takas mahsup talebinin kabulü ile bakiyesine göre davalı tarafa borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve 72 nci maddeleri.
3.6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre birleşen davanın değeri 140.500,00 TL olup, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilip de davacı vekilince temyize konu edilen hususun toplam miktarı da bu dava değerine ilişkin olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, birleşen davaya yönelik olarak davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça delil olarak ileri sürülen e-posta adresinden davalının 3. kişilere herhangi bir elektronik posta göndermediği, 13.08.2011 tarihi itibarı ile silinen e-posta adresi kullanılarak elektronik posta gönderilmesinin mümkün olmadığı, bu hesaba gönderilenlerin davacı şirket yöneticilerine yönlendirildiği, davalının tasarrufunda olmayan e-posta adresine 3. kişiler tarafından gönderilen e-postalardan hareketle davalının gizlilik ve rekabet yasağına aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği, bu e-posta içeriğinden de davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine aykırı davrandığının anlaşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı tarafça delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının içerikleri, göndericileri, vs detaylı bir şekilde incelettirilerek, e-posta adresine gelen bu yazıların, davalının davacı şirkette çalıştığı döneme ilişkin işlerin devamı mahiyetinde olup olmadığı, yani süregelen işlere yönelik davacı şirketi ilgilendiren konularla ilgili olup olmadığı belirlenerek, ayrıca davacı şirkete Santek Bilgisayar şirketi tarafından gönderilen 12.06.2012 tarihli yazıda bahsedilen silme hususu ile ilgili olarak davalıya açıklama yaptırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
4.Bozma sebebine göre asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen dosyada davacı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosyada davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarıncadava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 23.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1095277400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz