6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2502 E. 2024/7197 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
son hamil kötü niyetli iktisap tanık delili avalist ispat külfeti lehtar bedelsizlik kira sözleşmesi ara karar ciro def'i hamil keşideci bono temlik vade protokol iflas taahhütname menfi tespit eksik inceleme dahili dava i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · TTK — TTK 778

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili

tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı ... arasında 18.04.2014 tarihinde işletme devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle, davalı ... tarafından işletilen "..." isimli işletmenin 400.000,00 TL bedel karşılığında müvekkili ...'e devredileceğinin, devir bedelinin 50.000,00 TL'lik kısmının peşin, bakiye 350.000,00 TL'nin ise muhtelif bedelli ve vade tarihli bonolarla ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili ...'in bu amaçla davalı ... lehine düzenlendiği bonoları diğer müvekkilinin de avalist olarak imzaladığını, müvekkillerinin sözleşmenin imzalanmasından sonra işletmenin bulunduğu kiralık taşınmazın mahkeme kararıyla tahliye edildiğini öğrendiklerini, bu hale göre sözleşmenin ifasının hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini ve verilen senetlerin bedelsiz kaldığını, davalı ...'ın davaya konu bonoları davalı ... ...'a ciro ettiğini müvekkilleri aleyhine başlatılan takip neticesinde öğrendiklerini, adı geçen davalının senetlerin bedelsiz olduğunu bildiğini ve senetleri kötü niyetle iktisap ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin davaya konu bonolar nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu senetleri ciro yoluyla devraldığını ve iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, davacıların önceki hamile karşı ileri sürülebilecekleri defileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceklerini, müvekkilinin temeldeki ilişkiden ve senetlerin bedelsiz olduğundan haberdar olduğuna dair iddianın asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı ... ile dava dışı Türk Kızılay Derneği arasında, davalıya devredilen, davalı ...'nin işlettiği "..." isimli bar/restauranta ilişkin kira sözleşmesi olduğu, davalı ile davacı arasında imzalanan 18.04.2014 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinden önce, davalıya karşı açılan davayla kiracının taşınmazdan tahliye edildiği, davalının davacı ile yapmış olduğu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle konusuz kaldığı ve bu sözleşme sebebiyle verildiği anlaşılan senetlerinde bedelsiz kaldığı, diğer davalı ...'ın ise devredilen işletmeden alacaklı olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, "...Devir konusu şirket ile bağlı bulunduğu işletmenin, alacakları,kira borçları......'a ödemesi gereken borç... devralan ve işbu protokolü imzalayan müşterek müteselsil diğer sorumlulara aittir." şeklindeki düzenleme ile alacağına ilişkin sorumluluktan bahsedildiği, davalının alacaklı olduğu işletmenin el değiştirmesini ve işletmenin asıl sahibi tarafından açılmış tahliye davası nedeniyle tahliye edilecek olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kira sözleşmesi sebebiyle verilen ve bedelsiz kalan senetleri temlik aldığını bilmesi gerektiği, bu nedenle davacıların bu senetler nedeniyle her iki davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptığı atıfla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun 687 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı ... olan ve lehtar tarafından da diğer davalıya ciro edilen bonolar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup davacı vekili, yukarıda özetlendiği şekilde davaya konu bonoların bedelsiz olduğunu ve senedin son hamili olan davalı ...'nın senetleri bedelsiz olduğunu bilerek kötü niyetle iktisap ettiğini iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur.

2.6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptığı atıfla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun 687 inci maddesinin birinci fıkrası, "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü haiz olup hamilin senedi kötü niyetle iktisap ettiğini ispat külfeti davacı borçludadır. Borçlu, senedin kötü niyetle iktisap edildiği iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Nitekim somut olayda da davacı borçlu bu iddiasını ispat için tanık deliline dayanmış ancak Mahkemenin 21.04.2021 tarihli ara kararıyla, uyuşmazlığın niteliği itibariyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

3.Davacı yanın tanık dinletme talebini reddeden Mahkemece, yazılı olduğu şekilde, davaya konu bonoların, davacı ile davalı ... arasında akdedilen işletme devir sözleşmesinin ifası uğruna keşide edildiği ancak davalı ...'in, davacıya devretmeyi taahhüt ettiği ve kiracı olarak bulunduğu işletmeden sözleşmenin imzalanmasından önce mahkeme kararıyla tahliye edildiği, senetlerin bu suretle bedelsiz kaldığı, diğer davalı ...'ın ise devredilen işletmeden alacaklı olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, "...Devir konusu şirket ile bağlı bulunduğu işletmenin, alacakları,kira borçları......'a ödemesi gereken borç... devralan ve işbu protokolü imzalayan müşterek müteselsil diğer sorumlulara aittir." şeklindeki düzenleme ile alacağına ilişkin sorumluluktan bahsedildiği, davalının alacaklı olduğu işletmenin el değiştirmesini ve işletmenin asıl sahibi tarafından açılmış tahliye davası nedeniyle tahliye edilecek olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kira sözleşmesi sebebiyle verilen ve bedelsiz kalan senetleri temlik aldığını bilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı ...'nın, davacı ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmede herhangi bir sıfatla imzası bulunmamakta olup, davalı ...'nın devre konu işletmeden alacağı bulunması ve sözleşmede, işletmenin ...'ya olan bir takım borçlarının işletmeyi devralanlar tarafından üstlenildiğine ilişkin hüküm bulunması ...'nın senetlerin bedelsiz olduğunu bildiği şeklinde yorumlanamaz. Keza Mahkeme gerekçesinin aksine hayatın olağan akışında her alacaklıdan alacaklı olduğu işletmenin el değiştirdiğini bilmesi veyahut tahliye davasına konu olduğunu bilmesi de beklenemez. Mahkemece dayanak yapılan hususlar senedin kötü niyetle iktisap edildiği iddiasını ispatlamakta yetersizdir.

4.Bu itibarla, Mahkemece, hamilin senedi kötü niyetle iktisap ettiği iddiasının, tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği gözetilerek davacının bu hususu ispat için gösterdiği tanıkların dinlenilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2502 E.  ,  2024/7197 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/627 Esas, 2021/590 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili

tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı ... arasında 18.04.2014 tarihinde işletme devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle, davalı ... tarafından işletilen "..." isimli işletmenin 400.000,00 TL bedel karşılığında müvekkili ...'e devredileceğinin, devir bedelinin 50.000,00 TL'lik kısmının peşin, bakiye 350.000,00 TL'nin ise muhtelif bedelli ve vade tarihli bonolarla ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili ...'in bu amaçla davalı ... lehine düzenlendiği bonoları diğer müvekkilinin de avalist olarak imzaladığını, müvekkillerinin sözleşmenin imzalanmasından sonra işletmenin bulunduğu kiralık taşınmazın mahkeme kararıyla tahliye edildiğini öğrendiklerini, bu hale göre sözleşmenin ifasının hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini ve verilen senetlerin bedelsiz kaldığını, davalı ...'ın davaya konu bonoları davalı ...

...'a ciro ettiğini müvekkilleri aleyhine başlatılan takip neticesinde öğrendiklerini, adı geçen davalının senetlerin bedelsiz olduğunu bildiğini ve senetleri kötü niyetle iktisap ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin davaya konu bonolar nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu senetleri ciro yoluyla devraldığını ve iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, davacıların önceki hamile karşı ileri sürülebilecekleri defileri müvekkiline karşı ileri süremeyeceklerini, müvekkilinin temeldeki ilişkiden ve senetlerin bedelsiz olduğundan haberdar olduğuna dair iddianın asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı ... ile dava dışı Türk Kızılay Derneği arasında, davalıya devredilen, davalı ...'nin işlettiği "..." isimli bar/restauranta ilişkin kira sözleşmesi olduğu, davalı ile davacı arasında imzalanan 18.04.2014 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinden önce, davalıya karşı açılan davayla kiracının taşınmazdan tahliye edildiği, davalının davacı ile yapmış olduğu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle konusuz kaldığı ve bu sözleşme sebebiyle verildiği anlaşılan senetlerinde bedelsiz kaldığı, diğer davalı ...'ın ise devredilen işletmeden alacaklı olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, "...Devir konusu şirket ile bağlı bulunduğu işletmenin, alacakları,kira borçları......'a ödemesi gereken borç...

devralan ve işbu protokolü imzalayan müşterek müteselsil diğer sorumlulara aittir." şeklindeki düzenleme ile alacağına ilişkin sorumluluktan bahsedildiği, davalının alacaklı olduğu işletmenin el değiştirmesini ve işletmenin asıl sahibi tarafından açılmış tahliye davası nedeniyle tahliye edilecek olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kira sözleşmesi sebebiyle verilen ve bedelsiz kalan senetleri temlik aldığını bilmesi gerektiği, bu nedenle davacıların bu senetler nedeniyle her iki davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptığı atıfla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun 687 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı ... olan ve lehtar tarafından da diğer davalıya ciro edilen bonolar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup davacı vekili, yukarıda özetlendiği şekilde davaya konu bonoların bedelsiz olduğunu ve senedin son hamili olan davalı ...'nın senetleri bedelsiz olduğunu bilerek kötü niyetle iktisap ettiğini iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur.

2.6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptığı atıfla bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun 687 inci maddesinin birinci fıkrası, "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü haiz olup hamilin senedi kötü niyetle iktisap ettiğini ispat külfeti davacı borçludadır. Borçlu, senedin kötü niyetle iktisap edildiği iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Nitekim somut olayda da davacı borçlu bu iddiasını ispat için tanık deliline dayanmış ancak Mahkemenin 21.04.2021 tarihli ara kararıyla, uyuşmazlığın niteliği itibariyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

3.Davacı yanın tanık dinletme talebini reddeden Mahkemece, yazılı olduğu şekilde, davaya konu bonoların, davacı ile davalı ... arasında akdedilen işletme devir sözleşmesinin ifası uğruna keşide edildiği ancak davalı ...'in, davacıya devretmeyi taahhüt ettiği ve kiracı olarak bulunduğu işletmeden sözleşmenin imzalanmasından önce mahkeme kararıyla tahliye edildiği, senetlerin bu suretle bedelsiz kaldığı, diğer davalı ...'ın ise devredilen işletmeden alacaklı olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, "...Devir konusu şirket ile bağlı bulunduğu işletmenin, alacakları,kira borçları......'a ödemesi gereken borç... devralan ve işbu protokolü imzalayan müşterek müteselsil diğer sorumlulara aittir." şeklindeki düzenleme ile alacağına ilişkin sorumluluktan bahsedildiği, davalının alacaklı olduğu işletmenin el değiştirmesini ve işletmenin asıl sahibi tarafından açılmış tahliye davası nedeniyle tahliye edilecek olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kira sözleşmesi sebebiyle verilen ve bedelsiz kalan senetleri temlik aldığını bilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı ...'nın, davacı ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmede herhangi bir sıfatla imzası bulunmamakta olup, davalı ...'nın devre konu işletmeden alacağı bulunması ve sözleşmede, işletmenin ...'ya olan bir takım borçlarının işletmeyi devralanlar tarafından üstlenildiğine ilişkin hüküm bulunması ...'nın senetlerin bedelsiz olduğunu bildiği şeklinde yorumlanamaz.

Keza Mahkeme gerekçesinin aksine hayatın olağan akışında her alacaklıdan alacaklı olduğu işletmenin el değiştirdiğini bilmesi veyahut tahliye davasına konu olduğunu bilmesi de beklenemez. Mahkemece dayanak yapılan hususlar senedin kötü niyetle iktisap edildiği iddiasını ispatlamakta yetersizdir.

4.Bu itibarla, Mahkemece, hamilin senedi kötü niyetle iktisap ettiği iddiasının, tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği gözetilerek davacının bu hususu ispat için gösterdiği tanıkların dinlenilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V.SONUÇ

Yukarıdaki benttlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1095019400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.