6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte imza iddiasında fotokopi belgedeki ıslak imza incelenmeden hüküm kurulamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1436 E. 2025/1078 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Gerekçe özeti

Kambiyo senedine aval veren kişi, teminat altına aldığı borcun şekle ait olmayan bir nedenle batıl olmasını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz; ancak senedin şekle ait eksikliğini ileri sürebilir. Kredi belgelerindeki imzaların sahteliği iddiasında, belge asıllarındaki imzanın sahte olduğu tespit edilse de, aynı belgenin fotokopisi üzerinde sonradan tamamlanan ıslak imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmişse, bu eksikliğin giderilip giderilmediği ve davaya etkisi araştırılmadan sahte imza iddiasına dayalı olarak sorumsuzluk kararı verilemez.

Ele alınan sorunlar

Avalist sıfatıyla imzalanan bonodan sorumluluk → ret

İddia: Davacı, sahte imzalarla kullandırılan krediler nedeniyle işlemlerin yok hükmünde/batıl olduğunu, bu nedenle bonoya dayalı takipten de sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 702/2 uyarınca aval veren, teminat altına aldığı borcun şekle ait noksandan başka bir sebeple batıl olması hâlinde bile taahhüdünden sorumludur; aval veren ancak kambiyo senedindeki şekil eksikliğini ileri sürebilir. Şekil eksikliği, senedin kanunda öngörülen geçerlilik şartlarından birinin eksikliğidir; somut olayda böyle bir eksiklik ileri sürülmemiştir. Senedin teminat amacıyla verilmiş olması da doğrudan bedelsizliğe yol açmaz; teminat altına alınan borç ifa edilip teminat ihtiyacı ortadan kalktığında senet bedelsiz hâle gelir. Davacı avalist, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürme hakkına sahip değildir. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediden şirketin borcu doğduğu anlaşıldığından, davacının bonoya dayalı takipten sorumlu olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kredi talep formu/geri ödeme planındaki imzaların sahteliği ve bunun ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe etkisi → kabul

İddia: Davalı vekili, kredi talep formu ve geri ödeme planındaki imzalar sahte bile olsa şirketin krediyi kullandığından bankanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacaklı olduğunu, bu nedenle ilk derece kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla ifade veren banka şube müdürü, kredi talep formu ve geri ödeme planlarındaki imzaların huzurda alınması gibi bir yükümlülük bulunmadığını, bu belgelerin ilgili firma tarafından kurye ile de gönderilebildiğini, ancak bu belgelerin fotokopilerinin ilgili şubeye gönderilerek imza sahibinin ıslak imzasının bizzat alınmak suretiyle tamamlandığını beyan etmiştir. Dosyadaki fotokopi belgelerde, asıl belgedeki çift imzadan ayrı olarak açıkta bir imza daha bulunmaktadır. Adli Tıp Kurumu raporuna göre, fon kullandırım geri ödeme planları ve kredi talep formlarının asıllarındaki kaşe izleri üzerindeki imzalar davacı eli ürünü değildir; ancak bu belgelerin fotokopileri üzerindeki ıslak imzalar davacı eli ürünüdür. Bu tespit, banka şube müdürünün beyanıyla örtüşmektedir. İlk derece mahkemesi, imza atılmadığı kabul edilen asıl belgeler üzerinden sahte imza tespitine dayanarak sorumluluğun bulunmadığına hükmetmiş; ancak sonradan fotokopi belgelerin ıslak imza ile tamamlanması suretiyle eksikliğin giderilip giderilmediği hususu, ceza soruşturmasında ortaya çıkan bu olgu hiç incelenmeden değerlendirilmemiştir. Ayrıca Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı raporunda bazı belgelerdeki imza aidiyeti tespit edilememiş, Adli Tıp Kurumunca davacıya ait olduğu belirlenen fotokopi belgelerdeki ıslak imzaların bu raporda inceleme kapsamına alınıp alınmadığı da anlaşılamamaktadır. Soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak, fotokopi belgelerdeki imzaların sonradan tamamlanıp tamamlanmadığı ve bunun davaya etkisi belirlenmeden uyuşmazlığın çözümü mümkün değildir; bu nedenle somut durum özelinde yeniden inceleme yapılması gereklidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Aval verenin, kambiyo senedindeki şekle ait olmayan noksanlıklara dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı yönündeki tespit ve sahte imza iddialarında belge fotokopisindeki sonradan tamamlanan ıslak imzanın araştırılması gerektiğine ilişkin usuli yaklaşım açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit aval kambiyo senedi şekle ait noksanlık sahtecilik ipoteğin paraya çevrilmesi sebepsiz zenginleşme kefalet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 702/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6HMK 362(1)-g

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1436

KARAR NO 2025/1078

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/04/2021

NUMARASI 2015/533 Esas - 2021/307 Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 27/05/2015

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/07/2025

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının ortağı ... ile iplik ticareti yapmak amacıyla ... AŞ'ye ortak olduğunu, ... Bankası... Şubesi'nden 08.06.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile 5.000.000-USD limitli kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının müteselsil kefil sıfatıyla hem genel kredi sözleşmesini imzaladığını, hem de adına kayıtlı taşınmazı üzerine 9.000.000-TL bedelli ipotek tesis ettirdiğini, genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak 28.05.2012 tanzim tarihli 08.04.2014 vade tarihli 4.000.000-USD bedelli bonoya avalist sıfatıyla imzalayarak davalı bankaya tevdi ettiğini, ... ve ortağı ..., ... A.Ş. Şirketini müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu, 2013 yılının Nisan ayında ...'le ortaklığı bitirmek istediğini, ...

ile 2013 yılı Kasım ayında kredi borçlarının tamamen ödendiğini ve istemesi halinde ipoteği fek edebileceğini bildirdiğini, ... Şube Müdürünün borcun kapandığını, istediği zaman ipoteği fek edebileceğini; ancak yeniden başka bir iş için kredi kullanmak istemesi halinde tekrardan ipotek tesis işlemi ile vakit kaybetmemek amacıyla durmasında bir kayıp olmayacağının” belirtilmesi üzerine fek talep etmediğini, Mart ayında aylık ödemelerin yapılmamaya başlanması ve ... ile irtibat kuramayınca şirket merkezine gittiğinde şirketin kendisinin bilgisi olmaksızın boşaltıldığını fark ettiğini, ortağına ulaştığında dolandırıldığı ve zor durumda olduğunun söylendiğini, sonrasında banka kayıtlarının celbinde kendi yerine sahte imzaların atıldığını görüp bu konuda uzman raporu aldırdığını, davalı Bankanın kredi limitini normalde fatura sunulduğunda kullandırdığını ancak sunulan faturaların sadece proforma fatura olduğunu, ...

AŞ'nin kayıtlarında faturaların bulunmadığını,kendi yerine atılan sahte imzalarla kredi kullanıldığının anlaşıldığını, davalı bankanın 02.05.2014 tarihli hesap kat ihtarnamesi çekilip itirazına rağmen İstanbul 10 İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 22.05.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını,bu takipten dolayı borçlu olmadığını, bankaya el konulması sonrası yeni yöneticilerin takipten feragat ve ipoteğin fekki istendiğinde 500.000-TL tutarında resmi harcı karşılaması halinde yapılacağının bildirildiğini, kendisinin bu tutarı karşılayacak gücü olmadığını,Gaziantep C.Savcılığı 2014/25482 ve İstanbul C. Savcılığının 2015/70095 sayılı soruşturma dosyaları ile ortağı ve şirket çalışanları ile banka yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, savcılık aşamasında incelenen belgelerden müşterek olanlardaki imzaların sahte olduğu, ayrıca aynı belgede davacı eli ürünü olarak tek imza olduğunu,kendisine verilen ile Savcılığa gönderilen belgelerin farklı olduğunu, kredi sözleşmesine teminat olarak verilen 4.000.000-USD bedelli bononun alınan ihtiyati haciz kararı ile İstanbul ...

İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takibe konduğunu, haciz işlemlerinin başlatıldığını,davalı ile arada kredi sözleşmesi dışında ticari ilişki olmadığını, aynı sahte alacak için hem ipoteğin paraya çevrilmesi hem de bono ile takipte bulunulduğunu ileri sürerek İstanbul .. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili; harcın eksik yatırıldığını, davacının ... AŞ nin kullandığı genel kredi sözleşmesine kefaletinin olmasından ve bonoya verdiği ... nedeniyle bankaya borcu olduğunu, taşınmazını bankaya ipotek verdiğinden dolayı tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla takip başlatıldığını, davacının bonodaki, genel kredi sözleşmesinde ve ipotek senedindeki imzalara itirazı olmadığını, borçlu şirkete 45 adet proje/kredi kullandırıldığını, 33 adedinin ödenip bitirildiğini, 12 adedinin geri ödemesinin 4.028.612,54 USD olduğunu, bu projelerde bir kısım taksitlerin de ödendiğini, davacının tacir olup şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ortaklar arasındaki sorunlar nedeniyle dava açılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının süresiz ipoteğin fekkini istemediğini, kefaletten sarfınazar ettiğine dair ihtar çekmediğini, 29.4.2014 tarihinde İstanbul ...

İcra Dairesinde başlatılan icra takibi sonrası ortağının kendisini dolandırdığını ileri sürmesinin gerçekle bağdaşmadığını, Bakırköy C.Savcılığı 2014/44173 sayılı soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı verildiğini, Gaziantep C. Savcılığı 2014/25482 sayılı soruşturma dosyasının derdest olduğunu, banka kayıtlarında borçla ilgili inceleme yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile tedbir nedeniyle %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu kredilerin kullanıldığı dönemde ... AŞ yi temsil ve ilzama davacı ile dava dışı ...'in atacağı müşterek imza ile yetkili olduğu, şirketin kullandığı davaya konu 2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davacı ...'nin ayrıca kefil olduğu ve kefalet imzasını inkar etmediği, söz konusu genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinin teminatı olarak davacı tarafça ipotek verildiği, ipotek akit tablosundaki imzanın da davacının kabulünde olduğu, şirketin davalı bankadan 45 adet proje- kredi kapsamında kredi kullanmış olup, 33 adet proje- kredi kapsamında kullanılan krediye ilişkin talep formundaki ve ödeme planı belgesindeki imzaların davacının kabulünde olduğu, ancak 11 adet proje - kredi kapsamında kullandırılan krediyle ilgili olarak kredi talep formu ve geri ödeme planındaki imzalara itiraz edildiği yine avalli poliçedeki imzaya itiraz edildiği, İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip dosyası ekinde ve kat ihtarnamesinde 11 adet proje - kredi ile avalli poliçeye dayanılarak takip başlatıldığı, genel kredi sözleşmesindeki imza inkar edilmemiş olmakla birlikte, şirketin imzalanan bu sözleşmeye istinaden bankadan kredi talep ederken hazırlanacak kredi talep formunun ve geri ödeme planlarının banka yetkililerinin huzurunda imzalanması ve imzaların da ilgili şirketin sicil kaydı gereğince ...

ve dava dışı ... tarafından birlikte imzalanması gerektiği, belge asılları üzerinde yapılan grafolog bilirkişi raporuna göre 11 adet proje- kredi ile ilgili talep formları ve geri ödeme planlarındaki imzaların davacının eli ürünü olmadığı, avalli poliçedeki imzanın da davacı eli ürünü olmadığı, davacının imzalarının sahte olduğu sübut bulan kredi talep forumlarına ve avalli poliçeye istinaden, davacı tarafından genel kredi sözleşmesi nedeniyle şirketin borçları ve aynı genel kredi sözleşmesine kefalete istinaden teminat amacında verilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığı, ancak İstanbul ... İcra Dairesine ait... sayılı takip dosyasında davacının avalist olarak imza atmış olduğu kambiyo senedine dayalı olarak takip başlatıldığı, kefil esas borçluya ait savunma sebeplerinden yararlanabilir iken, avalin hukuki durumu kefalete göre daha ağır sonuçları içermekte olup Yargıtay 19.

HDnin 04/04/2019 tarih 2018/1685 Esas 2019/2273 Karar nolu ilamda da belirtildiği üzere TTK 702. Maddesinin 2. Fıkrasında "...veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekli ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir" denildiğinden, söz konusu kambiyo senedi ile ilgili olarak şekle ait noksanlığın ileri sürülmediğini, lehine aval verilen kimsenin imzasının sahte olması veya böyle bir kimsenin gerçekte mevcut olmaması bile aval verenin sorumluluğunu etkilemez." tüm bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulü ile; İstanbul ... icra Dairesinin ... esas sayılı takibe konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının İstanbul ...

İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası nedeni ile açtığı menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; dava konusu fon kullandırım geri ödeme planlarındaki imzaların sahte olduğunun belirlendiğini, 20.08.2013 tanzim tarihli ve 15.08.2014 vade tarihli 499.994,00-USD tutarındaki avalli poliçede ve diğer tüm kredi belgelerindeki imzaların da sahteliğinin ortaya çıktığını, aynı borca ait icra dosyalarından borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... nolu dosyasındaki belgelerin şirket ortağı ... ve davalı banka yetkilileri tarafından açıkça evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçu işlenerek oluşturulduğunu,İstanbul ... İcra Dairesinin ...sayılı dosyası ile takibe konduğunu, aynı sahte alacak için, hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip hem de kambiyo senedine dayalı takip vasıtasıyla mükerrer takip yapıldığını, bu nedenle hem İstanbul ...

İcra Dairesinin ... sayılı -3.294.452 USD ve hem de İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası -2.796.624,33 USD icra dosyalarından borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini; davacının sahte imzaları nedeniyle dava konusu işlemlerin yok hükmünde, batıl ve geçerli olmamasına rağmen mahkemece “aval verenin sorumluluğunu etkilemez” gerekçesiyle davacı müvekkilin bonoya dayalı takipten sorumlu tutulmasının haksız olduğunu ileri sürerek kararın bu yönü ile kaldırılarak...’nün ... sayılı takip dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.2- Davalı vekili; müflis bankanın kapatılan... Şubesi tarafından ... A.Ş'ye kullandırdığı kredilere Genel Kredi Sözleşmesi ile kefaletinden ve bonoya verdiği avalinden dolayı borcu bulunduğunu, Bono ile ilgili olarak İstanbul 21.

İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile kambiyo yoluyla haciz takibi yapıldığını, söz konusu borç için maliki olduğu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ...köyü, ... parselde kain ... numaralı taşınmazını müflis bankaya ipotek olarak verdiği ve bu ipotekle ilgili olarak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, mahkemece haksız ve teminatsız olarak 02.06.2015 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve müflis banka o tarihten bu yana, alacağın tahsiline yönelik tasarrufta bulunamadığını, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararının istinafen incelenerek kaldırılması gerektiğini, davacının genel kredi sözleşmesine ve ipotek resmi senedine itirazının olmadığını, şirket borçlarına kefil olduğunu, şirketin bu krediyi alıp kullandığını, imzalar sahte bile olsa kredi kullanımı olduğundan bankanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacaklı olduğunu, davacının 20.08.2013 tanzim tarihli, 15.08.2014 vadeli, 499.994-USD tutarındaki poliçeye verdiği avalinden dolayı davacı/borçlunun sorumlu olduğunu, yargılama esnasında tarafımızca poliçenin aslı ve poliçenin ödendiğine dair dekont aslının mahkemeye sunulduğunu,buna karşın sadece poliçe bedeli olan 499.994-USD'lik kısım yönünden ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik talebin de reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, dava dışı şirketin müşterek imza yetkilisi davacının kredi talep formuna ve kredi geri ödeme planlarına kendisi yerine sahte imza atılarak kullandırılan krediler nedeniyle davalı alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi ve kambiyo senedine dayalı başlatılan takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı; davalı banka ile davacı ve dava dışı ...'in ortak ve müştereken temsile yetkili oldukları dava dışı ... A.Ş. Lehine 08.06.2012 tarihli 5.000.000-USD limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacı asilin müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzaladığı, adına kayıtlı taşınmazı üzerine 9.000.000-TL bedelli ipotek tesis ettirdiğinde uyuşmazlık yoktur.

Davacı, icra takibine konu edilen bonodaki aval imzasını, genel kredi sözleşmesinde ki imzasını inkar etmemektedir. Davacının iddiası bilgisi dahilinde kullanılan kredilerin ödenip bittiğini, ancak diğer müşterek imza yetkilisinin kendisinin haberi olmadan kredi talep formuna kendisi adına imzasını taklit edilerek yeni krediler kullanıldığı ve bir kısmının ödenmemesi üzerine hesap kat edildiğinde durumdan haberi olduğunu ileri sürmüştür. İstanbul ... İcra Dairesinin... sayılı dosyası ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte 2.790.447-USD nakit asıl alacak, 499.994-USD gayrinakit kredi toplamı 3.294.542-USD, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 4.000.000-USD bedelli bonoya dayanılarak tahsilde tekerrür olmamak üzere kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.Davacı kambiyo takibine konu senedi aval veren sıfatıyla imzalamıştır.

TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince "aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir". Bu hükme göre aval verenin, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceği düzenlenmiştir. (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay HGKnın 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 E., 2020/729 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Şekil eksikliğinden kasıt, kambiyo senedinin kanunda geçerlilik şartı olarak öngörülen herhangi bir şekil eksikliğinden dolayı geçersiz olmasıdır. Bononun şekil nedeniyle geçersiz olması halinde aval de hükümsüz olur.

(H.Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukuku, 5. Baskı, Ankara 2017, s.193) Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.Yukarıda açıklandığı üzere davacı avalistin senedin teminat senedi olduğunu ileri sürme hakkı bulunmamaktadır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediden şirketin borcu doğduğu anlaşılmakla ; Davacının imzası kendisine ait olan aval verdiği bonodan sorumluluğu olmadığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.Davaya konu olayla ilgili davacı tarafça 37 kişiden ibaret banka yönetim kurulu üyelerinin tamamının şikayet edildiği;

şüpheli şirket ortağının aramalara rağmen bulunamaması nedeniyle İstanbul C Başsavcılığı ve... C Başsavcılığı arasında birden fazla kez yetkisizlik kararı verildiği ve soruşturma evrakına uyuşmazlık konusu dışında ihtilafa konu olmayan şirkete ait pek çok evrakların da katıldığı elde ki dava süresince sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut soruşturma dosyasının suretinin incelenmesinde güçlük bulunmaktadır. Soruşturma evrakında şüpheli sıfatı ile şikayet edilen ve ilgili kredileri kullandıran Banka Şube Müdürü ...;

12. 3.2015 tarihli...C Savcısı huzurunda verdiği ifadede;"Biz banka olarak kredi sözleşmesi yaparken sadece genel kredi sözleşmesi ile finansman senedine huzurda imza alırız. Bunun dışında kredi talep formları ile geri ödeme planlarına huzurda imza almak gibi bir yükümlülüğümüz yoktur. Bu imzaları içerir kredi talep formları ile geri ödeme planlarında ki imzalı belgeleri ilgili firma kurye ile dahi gönderebilir biz sadece göz ile imza ve kaşe kontrolü yaparız. Buna rağmen biz kredi talep formlarında ve geri ödeme planlarında ...'nin ıslak imzalarını bizzat ...'taki Şubede huzurda aldırdık. Böyle olmasına rağmen hala imza inkarında bulunmaktadır amaçları borçtan kurtulmaktır. Şu an dosyada bulunan Kurumsal finansman desteği talep formları ile ile Fon kullandırım geri ödeme planlarında ki ...

kaşesi üzerinde bulunan ıslak imzalı belgeler bize kurye yada elde getirilmiş olabilir, ancak biz işimizi sağlama almak amacıyla tüm belgelerin fotokopisini ...'ta ki şubeye göndererek ...'nin imza ve örneklerini belgelere bizzat ıslak şekilde imzalatmak üzere imza ve örneklerini aldık"şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı banka şube müdürünün ifadesine göre; kredi geri ödeme planları ve kredi talep formlarında asıl borçlu ... üzerinde ki(kaşe izlerinde solda) çift imza banka yetkililerinin huzurunda alınmamıştır. Ancak ıslak imzalı bu belgelerin fotokopileri kredi... şubesinden kullandırıldığından bankanın .../İstanbul şubesinde huzurda yeniden tamamlandığı beyan edilmiştir. Davacının tüm iddiası ise bu kredilerin kullanımından hiç haberi olmadığı, alınan paraların şirkete girmediği, ancak krediler kat edildiğinde durumdan haberdar olduğuna yöneliktir.

Bu şekilde imzaları sonradan yeniden tamamlanan fotokopi evrakın bir fotokopi sureti dava dosyasının 3. klasöründe "beyaz şeffaf dosya"içerisinde davacı vekilinin 27.4.2017 tarihli" İst C Başsavcılığının 2016/72784 soruşturma sayılı dosyasının bir suretini sunuyoruz başlıklı dilekçesi ekinde mevcuttur. Kredi talep formları fotokopilerinde ... üzerinde ki -çift imzadan- imzadan ayrı olarak açıkta bir imza daha bulunmaktadır. Kredi geri ödeme planlarında da ... kaşesi üzerinde ki çift imzadan başkaca açıkta "..." yazısı altında bir imza bulunduğu görülmektedir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Daire'sinin 29.6.2015 tarihli ..../5209 sayılı raporunun incelenmesinde ise;1)inceleme konusu 11.12.2013,3.5.2013, 20.6.2013,7.6.2013,31.5.2013,18.7.2013 10.7.2013 tarihli fon kullandırım geri ödeme planlarında "..." içerikli kaşe izlerinde solda ki imzaların ...

eli ürünü olmadığı, 2)13.8.2013,28.11.2013,10.10.2013,20.9.2013 tarihli fon kullandırım geri ödeme planlarında "..." içerikli kaşe izlerinde atılı imzalardan solda ki imzaların aidiyetinin, ...'ye ait olduğu veya olmadığının tespit edilemediği,3) İnceleme konusu fon kullandırım geri ödeme planlarının fotokopilerinde ve kurumsal finansman desteği talep formları fotokopilerinde atılı ıslak imzaların ... eli ürünü olduğu "yolunda rapor sunulmuştur.Fon kullandırım geri ödeme planlarının fotokopilerinde ve kurumsal finansman desteği talep formları fotokopilerinde atılı ıslak imzaların davacıya ait olduğu yolunda ki Adli Tıp Kurumu raporu ile banka şube müdürünün beyanı örtüşmektedir. Adli Tıp Kurumu raporuna göre;

Kredi talep formları ve fon kullandırım formlarında ki kaşe izleri üzerinde imzaların ... eli ürünü olmadığı belirlenmiş ise de bu evrakların fotokopileri üzerinde ki ıslak imzaların davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Başta davacı tarafından imza atılmadığı kabul edildiğinde, sonradan kredi talep formlarının ve geri ödeme planları fotokopilerinin ıslak imza ile imzalanması ile eksikliğin giderilip giderilmediğinin üzerinde durulmadan, hatta Ceza Soruşturmasında tespit edilen bu olgu ilk derece mahkemesince hiç incelenmeden sahte imzalar ile krediler kullandırıldığı kabul edilerek; davacının kullandırılan krediler nedeniyle sorumluluğunun olmadığının kabul edilmesi doğru olmamıştır.Öte yandan;

Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 4.3.2015 tarihli raporunda;

1) incelenen belgelerin incelemeyi yapan uzmanlar tarafından numaralandırıldığı, ancak dosyada mevcut bulunan soruşturma dosyası sureti sağlıklı bir inceleme yapılmasına müsait olmadığı; incelemeye gönderilen belgelerin niteliği açıklanmadan 7.1,2,3- 8.1,2,3- 10.1,2,3 nolu belgelerde atılı imzaların aidiyetinin davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, geri kalan belgelerin de; ... eli ürünü olduğu hususunda kanaat bildirildiği, ancak bu belgeler içerisinde Adli Tıp Kurumunda davacıya ait olduğu belirlenen fotokopi ancak üzerinde kaşe izleri üzerinde ki imzalar dışında ki yukarıda açıklanan ıslak imzaların incelenip incelenmediği anlaşılamamaktadır. Açıklanan nedenlerle; soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak;

fotokopi geri ödeme planları ve kredi talep formunda ki imzaların davacı eli ürünü olduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda yapılan tesbit; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce alınan raporda bu belgelerin incelenip incelenmediği tespit edilerek; eğer sonradan imzalar tamamlanmış ise elde ki davaya etkisi uyuşmazlığın çözümü için gereklidir. Bankanın evrak asıllarında ki imzayı huzurda almadığı anlaşılmakta ise de somut durum özelinde bir inceleme yapılmasına ihtiyaç olduğundan karara yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 Tarih 2015/533 Esas - 2021/307 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/109438 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.