Dar mükellefiyet için bildirilen adres Türkiye'deki şube sayılmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4047 E. 2024/7296 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinde MÖHUK 24 uyarınca taraflarca seçilmiş bir hukuk yoksa ve MÖHUK 29'daki bağlanma noktaları gerçekleşmemişse Türk hukuku ve Türk yetki kuralları uygulanır. Merkezi yurt dışında bulunan şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adres, vergisel ilişkiler dışında faaliyet adresi sayılmaz ve TTK m. 40/4'teki tescil ve tam yetkili ticari mümessil atanması gereklerini taşımadıkça Türkiye'deki şube hükmünde kabul edilemez. Bu hâlde takip, İİK 50 atfıyla uygulanan HMK yetki kuralları uyarınca ancak sözleşmenin ifa yeri (tahliye limanı) veya borçlunun yerleşim yeri icra dairesinde yapılabilir; yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe dayalı itirazın iptali davası usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinden doğan demuraj alacağının takibinde uygulanacak hukuk ve yetkili icra dairesi → ret
İddia: Davacı, demuraj alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; takip talebinde bildirdiği vergi dairesi kaydına dayanmıştır.
Gerekçe: Davacı yabancı menşeli bir şirket olup taşıma yurt dışından Türkiye'ye yapıldığına göre taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma ilişkisi bulunmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK'un 29 uncu maddesine göre eşya taşıma sözleşmelerinden doğan ilişkiler bakımından aranan bağlanma noktaları -sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülkenin aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke ya da gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke olması- somut olayda davacı şirketin esas faaliyet yeri bakımından gerçekleşmemiştir; MÖHUK'un 24 üncü maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk da bulunmadığından olayda Türk hukuku ve Türk yetki kuralları uygulanır. Takip talebinde davacı-alacaklı vekilince şirketin vergi dairesi numarası bildirilmiş ise de, vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin şirketin faaliyet adresi olarak kabulü mümkün değildir; vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adres ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabilir ve dar mükellefiyet için belirtilen adres Türkiye'deki bir şube hükmünde kabul edilemez. Zira TTK m. 40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır; davacının dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adres bu gerekleri taşımamaktadır. İİK'nın 50 nci maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK yetki kuralları karşısında icra takibi, ancak sözleşmenin ifa yeri olan tahliye limanının bulunduğu yerde veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabilir. Bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine itirazı haklı olup icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yabancı şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adresin TTK m. 40/4 koşullarını taşımadıkça Türkiye'deki şube sayılamayacağı ve yabancılık unsurlu taşıma ilişkisinden doğan demuraj alacağı takibinde yetkili icra dairesinin İİK 50 atfıyla HMK yetki kurallarına göre ifa yeri veya borçlunun yerleşim yeri olarak belirleneceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinden doğan alacağın takibinde yetkili icra dairesi, İİK 50 atfıyla uygulanan HMK yetki kurallarına göre belirlenir; takip ancak sözleşmenin ifa yeri (tahliye limanı) veya borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabilir. Merkezi yurt dışında bulunan şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adres, TTK m. 40/4 koşullarını taşımadıkça Türkiye'deki şube sayılmaz ve yetkiye esas alınamaz.
- Dava şartı
- takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
demuraj↗ yabancılık unsuru↗ uygulanacak hukuk↗ hukuk seçimi↗ eşya taşıma sözleşmesi↗ dar mükellefiyet↗ şube↗ ticari mümessil↗ icra dairesinin yetkisi↗ ifa yeri↗ tahliye limanı↗ dava şartı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4047 E. , 2024/7296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2206 E., 2023/646 K.
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/66 E., 2021/365 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Merve Ceyhan Boz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; demuraj alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği, yetkili icra dairesinde takip yapılmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 6 ve 10 uncu maddeleri gereğince İcra Dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşıma yurtdışından Türkiye'ye yapıldığına göre, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı, bu durumda 5718 sayılı MÖHUK'un 29 uncu maddesine göre, eşya taşıma sözleşmesinden doğan ilişkiler açısından sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke davacı şirketin esas faaliyet yeri olmadığına ve MÖHUK'un 24. maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk olmadığı anlaşıldığına göre olayda Türk Hukuku ve yetki kurallarının uygulanması gerektiği, davacı-alacaklı vekili tarafından takip talebinde müvekkili şirketin Alemdağ Vergi Dairesi numarasının bildirildiği, vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin de şirketin faaliyet adresi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adresin ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabileceği, davacı şirketin vergi hukuku anlamında dar mükellefiyeti için belirttiği adresin Türkiye'deki bir şubesi hükmünde kabul edilemeyeceği, zira, TTK m.
40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubelerinin, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunacağı ve bu şubeler için Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanacağı, davacı tarafın dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adresin, TTK m.40/4'teki gerekleri taşımadığı, İİK'nın 50. maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK'nın yetki kuralları karşısında, icra takibi sözleşmenin ifa yeri olan (tahliye limanı) Mersin'de veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabileceği, davalının icra dairesinin yetkisine itirazanın haklı bulunduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, demuraj alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık icra dairesinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1093740100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz