6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dar mükellefiyet için bildirilen adres Türkiye'deki şube sayılmaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4047 E. 2024/7296 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinde MÖHUK 24 uyarınca taraflarca seçilmiş bir hukuk yoksa ve MÖHUK 29'daki bağlanma noktaları gerçekleşmemişse Türk hukuku ve Türk yetki kuralları uygulanır. Merkezi yurt dışında bulunan şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adres, vergisel ilişkiler dışında faaliyet adresi sayılmaz ve TTK m. 40/4'teki tescil ve tam yetkili ticari mümessil atanması gereklerini taşımadıkça Türkiye'deki şube hükmünde kabul edilemez. Bu hâlde takip, İİK 50 atfıyla uygulanan HMK yetki kuralları uyarınca ancak sözleşmenin ifa yeri (tahliye limanı) veya borçlunun yerleşim yeri icra dairesinde yapılabilir; yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe dayalı itirazın iptali davası usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinden doğan demuraj alacağının takibinde uygulanacak hukuk ve yetkili icra dairesi → ret

İddia: Davacı, demuraj alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; takip talebinde bildirdiği vergi dairesi kaydına dayanmıştır.

Gerekçe: Davacı yabancı menşeli bir şirket olup taşıma yurt dışından Türkiye'ye yapıldığına göre taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma ilişkisi bulunmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK'un 29 uncu maddesine göre eşya taşıma sözleşmelerinden doğan ilişkiler bakımından aranan bağlanma noktaları -sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülkenin aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke ya da gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke olması- somut olayda davacı şirketin esas faaliyet yeri bakımından gerçekleşmemiştir; MÖHUK'un 24 üncü maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk da bulunmadığından olayda Türk hukuku ve Türk yetki kuralları uygulanır. Takip talebinde davacı-alacaklı vekilince şirketin vergi dairesi numarası bildirilmiş ise de, vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin şirketin faaliyet adresi olarak kabulü mümkün değildir; vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adres ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabilir ve dar mükellefiyet için belirtilen adres Türkiye'deki bir şube hükmünde kabul edilemez. Zira TTK m. 40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır; davacının dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adres bu gerekleri taşımamaktadır. İİK'nın 50 nci maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK yetki kuralları karşısında icra takibi, ancak sözleşmenin ifa yeri olan tahliye limanının bulunduğu yerde veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabilir. Bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine itirazı haklı olup icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yabancı şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adresin TTK m. 40/4 koşullarını taşımadıkça Türkiye'deki şube sayılamayacağı ve yabancılık unsurlu taşıma ilişkisinden doğan demuraj alacağı takibinde yetkili icra dairesinin İİK 50 atfıyla HMK yetki kurallarına göre ifa yeri veya borçlunun yerleşim yeri olarak belirleneceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Yabancılık unsuru taşıyan eşya taşıma ilişkisinden doğan alacağın takibinde yetkili icra dairesi, İİK 50 atfıyla uygulanan HMK yetki kurallarına göre belirlenir; takip ancak sözleşmenin ifa yeri (tahliye limanı) veya borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabilir. Merkezi yurt dışında bulunan şirketin dar vergi mükellefiyeti için bildirdiği adres, TTK m. 40/4 koşullarını taşımadıkça Türkiye'deki şube sayılmaz ve yetkiye esas alınamaz.
Dava şartı
takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
demuraj yabancılık unsuru uygulanacak hukuk hukuk seçimi eşya taşıma sözleşmesi dar mükellefiyet şube ticari mümessil icra dairesinin yetkisi ifa yeri tahliye limanı dava şartı

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı MÖHUK — 5718 sayılı MÖHUK 245718 sayılı MÖHUK 29 · TTK — TTK 40/4 · İİK — İİK 50 · HMK — HMK 6HMK 10

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4047 E.  ,  2024/7296 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2206 E., 2023/646 K.

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/66 E., 2021/365 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Merve Ceyhan Boz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; demuraj alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalının icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği, yetkili icra dairesinde takip yapılmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 6 ve 10 uncu maddeleri gereğince İcra Dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacının yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşıma yurtdışından Türkiye'ye yapıldığına göre, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı, bu durumda 5718 sayılı MÖHUK'un 29 uncu maddesine göre, eşya taşıma sözleşmesinden doğan ilişkiler açısından sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke davacı şirketin esas faaliyet yeri olmadığına ve MÖHUK'un 24. maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk olmadığı anlaşıldığına göre olayda Türk Hukuku ve yetki kurallarının uygulanması gerektiği, davacı-alacaklı vekili tarafından takip talebinde müvekkili şirketin Alemdağ Vergi Dairesi numarasının bildirildiği, vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin de şirketin faaliyet adresi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adresin ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabileceği, davacı şirketin vergi hukuku anlamında dar mükellefiyeti için belirttiği adresin Türkiye'deki bir şubesi hükmünde kabul edilemeyeceği, zira, TTK m.

40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubelerinin, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunacağı ve bu şubeler için Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanacağı, davacı tarafın dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adresin, TTK m.40/4'teki gerekleri taşımadığı, İİK'nın 50. maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK'nın yetki kuralları karşısında, icra takibi sözleşmenin ifa yeri olan (tahliye limanı) Mersin'de veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabileceği, davalının icra dairesinin yetkisine itirazanın haklı bulunduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, demuraj alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık icra dairesinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1093740100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2206 E. 2023/646 K.

Yabancı alacaklının vergi dairesi adresi TBK 89 anlamında işyeri sayılmaz

Gerekçe özeti

Yabancılık unsuru taşıyan bir taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin icra takibine dayalı itirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisi mahkemenin yetkisinden önce incelenmesi gereken bir dava şartıdır. Alacaklının Türkiye'de yalnızca vergi hukuku anlamında dar mükellefiyet nedeniyle bildirdiği adres, TTK m.40/4'teki şube tescili şartlarını taşımadığından TBK m.89 uyarınca yerleşim yeri/işyeri sayılamaz ve bu adrese göre icra dairesi yetkilendirilemez; yetkili icra dairesi, sözleşmenin ifa yeri (tahliye limanı) veya borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir.

Emsal değeri

Yabancı alacaklının Türkiye'de sadece vergi mükellefiyeti amacıyla bildirdiği adresin, TBK m.89 anlamında işyeri/yerleşim yeri sayılamayacağına ve icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davasında öncelikli dava şartı olduğuna ilişkin tespitler açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali icra dairesinin yetkisi dava şartı demuraj yabancılık unsuru MÖHUK dar mükellefiyet TBK m.89 götürülecek borç TTK m.40/4 şube tescili

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2206

KARAR NO 2023/646

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/09/2021

NUMARASI 2021/66 Esas 2021/365 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2023

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin taşıyan sıfatıyla ithalatçı ve yük alıcısı olan davalıya ait 3 konteynerden oluşan yükü Tanzanya Dar es Salaam limanından Mersin limanına deniz yolu ile taşıdığını, yükün 10/09/2016'da Mersin limanına ulaşacağının davalıya ihbar edildiğini, tahliye limanındaki konteyner muhteviyatı yükün konteynerden boşaltılması için serbest ve ücretsiz sürenin 7 gün olduğunun, bu süre içinde yükün konteynerden boşaltılmaması halinde uygulanacak demuraj ücreti tarifesinin davalıya bildirildiğini, 10/09/2016'da tahliye limanına ulaşan konteynerlerin gemiden tahliye edildiğini ancak konişmentonun müvekkiline 19/09/2016'da ibraz edildiğini, yine aynı tarihte müvekkilinden teslim ordinosunun alındığını, buna rağmen yükün ancak 08/08/2017 tarihinde konteynerden boşaltılarak teslim alındığını ve boş konteynerin müvekkiline iade edildiğini;

davalının konişmentoyu ciro ederek taşıma sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, 10/09/2016 tarihini müteakip davalıya verilen 0-7 günlük serbest ve ücretsiz sürenin sonu olan 17/09/2016 tarihinden konteynerlerin boş olarak müvekkiline iade edildiği 08/08/2017 tarihine kadar geçen süre için işletilen demuraj ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, ödenmeyen miktar için davalıya karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini, 07/12/2016 tarihi öncesinde oluşan demuraj ücretinin zamanaşımına uğradığını, takip tarihi itibari ile zamanaşımına uğrayan demuraj ücretinin atiye bırakıldıktan sonra icra takibi ile davalıdan sadece henüz zamanaşımına uğramamış olan 07/12/2016-08/08/2017 tarihleri arasında oluşan 72.765-USD'lik kısmi demuraj ücretinin talep konusu edildiğini;

davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davaya konu malların gümrükten çekilmediğini, müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, malın tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye hükümlerine tabi tutulan yükün Mersin Tasfiye İşletme Müdürlüğünün 04/08/2017'deki e-ihalesi ile satışının yapıldığını, davacının iddia ettiği alacaklarını öncelikle tasfiye idaresinden talep etmesi gerektiğini, navlun sözleşmesinin müvekkili ile yapılmadığını, taşıtan ile yapıldığını, navlun bedelinin de taşıtan tarafından ödendiğini, konşimentoda demuraj tarifesinin yer almadığını, davaya konu konteynerlerin sıfır/hiç kullanılmamışların fiyatlarının dava tarihi itibari ile 15.000-TL-30.000-TL arasında olduğunu, dava değeri dikkate alındığında müvekkilinden talep edilen meblağ ile en az 17 adet yeni konteyner alınabileceğinden davacının talebinin kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden, onun kabul edilmemesi durumunda esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına göre, davalının süresi içinde icra dairesinin yetkisi ile borca ve fer'lerine itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğu; İİKnın 50.madde gözetilerek öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerektiği,icra dairesinin yetkisine itirazın HMK nda düzenlenen yetki kurallarına göre inceleneceği, davalı-borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde, HMK'nın 6. maddesine dayanılarak borçlunun mukim olduğu Çorum İcra Dairelerinin yetkili olduğunun ileri sürüldüğü, HMK'nın genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin, davalının şirket merkezinin bulunduğu Çorum İcra Daireleri olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık taşıma sözleşmesine dayandırıldığından, genel yetki kuralının yanı sıra HMK'nın 10.

maddesi gereğince sözleşmenin ifa yeri icra dairelerinin de yetkili olduğu; taşıma Tanzanya Es Salaam Limanından, Mersin Limanına yapıldığından, anılan 10. maddeye göre Mersin İcra Dairelerinin yetkili olduğu; öte yandan, dava ve takibe konu alacak faturaya dayanmakla birlikte, davacının yabancı bir şirket olması nedeniyle TBK nın 89. maddesi gözetildiğinde icra takibinin yapıldığı Anadolu İcra Daireleri yetkisiz olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davaya konu alacağın faturaya dayalı bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olması sebebiyle TBK'nın 89. maddesi gereğince götürülecek borç olup, alacaklının yani müvekkilinin yerleşim yerinde icra takibi yapılabileceğini ve dava açılabileceğini, müvekkilin seçimlik hakkının bulunduğunu; Türkiye'de gelir elde eden yabancı şirketlerin vergilendirilmesi için "dar mükellef" sıfatıyla vergi dairesine kayıt olduklarını ve Türk vergi kimlik numarası aldıklarını, dar mükellef şirketlerin vergi dairesine kayıtları gerçekleştiğinde ayrıca bir işyeri adresi bildirmek mecburiyetinde olduklarını; yabancı bir şirket olan müvekkilinin de merkezinin Danimarka olduğunu, Türkiye'de vergilendirilmesi için "dar mükellef" sıfatını aldığını ve Alemdağ Vergi Dairesine iş yeri adresini "Saray Mah.

Ümraniye/İstanbul" olarak bildirdiğini, davaya konu alacağa ilişkin demuraj faturasında da müvekkilinin vergi numarası ile faaliyet gösterdiği ve iş yeri adresinin de belirtilen adres olarak göründüğünü, buna göre TBK m.89 uyarınca Devletin kayıtlarına göre müvekkilinin iş yeri "Ümraniye/İstanbul" olacağından o yer itibariyle yetkili İstanbul Anadolu İcra Dairesinde takip başlatılabileceğini ve Mahkeme kararının bu sebeplerle hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, konteyner demuraj alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelerle davaya konu icra takibinde Çorum İcra Dairesinin yetkili olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında; alacaklının davacı ... ve borçlunun davalı ... Ltd. Şti.; talebin 72.765-USD'nin fiili ödeme tarihi asıl alacağın tahsili; takip dayanağının 13/10/2017 tarihli ve 84.672-USD bedelli fatura olduğu, ödeme emrinin borçluya 27/12/2017'de tebliğ edildiği, borçlunun 02/01/2018 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkili olmadığını ve yetkili icra dairesinin Çorum İcra Dairesi olduğunu, müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını, borcun kabul edilmediği ve talep edilen faizin yüksek olduğunu belirttiği ve 05/01/2018'de icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.

Uyuşmazlık, davaya konu teşkil eden icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davaları bakımından dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz mahkemenin yetkisine itirazdan evvel incelenmesi gerekir. Davacı yabancı menşeli bir şirket olup taşıma yurtdışından Türkiye'ye yapıldığına göre, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin bir taşıma sözleşmesi bulunmaktadır. Bu durumda 5718 sayılı MÖHUK un 29. maddesine göre, eşya taşıma sözleşmesinden doğan ilişkiler açısından sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke davacı şirketin esas faaliyet yeri olmadığına ve MÖHUK'un 24.

maddesine göre tarafların seçtiği bir hukuk olmadığı anlaşıldığına göre olayda Türk Hukuku ve yetki kuralları uygulanacaktır. Davacı-alacaklı vekili, takip talebinde müvekkili şirketin Alemdağ Vergi Dairesi numarasını bildirmiştir. Vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin de şirketin faaliyet adresi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adres ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabilir. Davacı şirketin vergi hukuku anlamında dar mükellefiyeti için belirttiği adresi Türkiye'deki bir şubesi hükmünde kabul edilemeyecektir. Zira, TTK m.40/4'e göre merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır.

Davacı tarafın dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adres, TTK m.40/4'teki gerekleri taşımamaktadır. İİK'nın 50. maddesinin atfıyla uygulanması gereken HMK'nın yetki kuralları karşısında, icra takibi sözleşmenin ifa yeri olan (tahliye limanı) Mersin'de veya davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinde yapılabileceği ,davalının icra dairesinin yetkisine itirazanın haklı bulunduğu anlaşılmakla ,icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/05/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.