Poliçe limiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4512 E. 2024/7461 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
poliçe limiti↗ destekten yoksun kalma tazminatı↗ i̇i̇k 266↗ uzamış ceza zamanaşımı↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ ceza zamanaşımı↗ sorumluluk sigortası↗ sözleşmeden doğan dava↗ sigorta sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ açılmamış sayılma↗ haksız fiil↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/699 E., 2018/420 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın ... & ... - ... - ... iş ortaklığı tarafından inşa edilen Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi kapsamında çalışmakta iken 23.07.2005 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını ve manende büyük sarsıntı yaşadıklarını, bu nedenle ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.000,00 TL maddi tazminatın, 23.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.05.2018 tarihli dilekçesi ile ... için 1.000,00 TL tazminat istemini 14.133,48 TL, ... için 1.000,00 TL tazminat istemini 65.550,92 TL artırarak toplamda talebini 81.684,40 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıları tazminat isteminin 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle ödemesi gereken poliçe limitini dava dışı işverene ödediğini, davacıların dava konusu taleplerini işveren şirkete yöneltmeleri gerektiğini, müvekkili şirkete yöneltme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482. maddesi gereğince " Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar " hükmü gereği, olayın meydana geldiği tarihin 23.07.2005, davanın açılma tarihinin ise 15.06.2016 tarihi olduğu, bu nedenle davacıların davasının zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafın davasının 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... - ... & ... -... - ... iş ortaklığı ile davalı ... arasında 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli işveren mesuliyet sigorta poliçesinin düzenlendiği, davacıların murisinin 25.07.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, davacılar tarafından Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/227 E. sayılı dosyasında açılan iş kazası nedeniyle işverene karşı açılan tazminat davasının 04.01.2013 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, Erzurum İş Mahkemesinin 2015/1092 E., 2016/266 K. sayılı dosyasında davacılar tarafından iş ortaklığına karşı açılan davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ret kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesince zararlandırıcı olayın aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 60/2 maddesi uyarınca uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı üzerine Erzurum 1. İş Mahkemesi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların destekten yoksun kalma tazminatı isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu sigorta poliçesinin 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak; somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki haksız fiil hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesinde uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulacağına dair bir düzenleme bulunmaması nedeniyle davacılar vekilinin uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik istinaf isteğinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilininin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işveren mali mesuliyet sigortası poliçesi kapsamında ölümlü iş kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesi,
2.Dairemizin 04.10.2023 tarih, 2022/3172 E., 2023/5584 K., 05.06.2024 tarih, 2024/738 E., 2024/4711 K. sayılı ilamları
3. Değerlendirme
1.Dava, işveren mali sorumluluk poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle somut kaza olayı üzerinden on yılı aşkın süre geçmiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı defini ileri sürmesi ve bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde de mahkemece başvuru tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar ise ölüme sebebiyet veren ve cezayı gerektiren olayda, davalı sigortacı hakkında 6098 sayılıTürk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. 6102 sayılı Kanun'un Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420 nci maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fırkasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Sorumluluk sigortalarına ilişkin zamanaşımı ise ayrıca 1482 nci maddede düzenlemiş olup buna göre, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrayacaktır.
3. Dairemizin 08.03.1979 tarih, 1979/495 E. ve 1079/1127 K. sayılı ve 01.02.2002 tarih, 2002/5325 E. ve 2002/8477 K. ve 04.10.2023 tarih, 2022/3172 E., 2023/5584 K., 05.06.2024 tarih, 2024/738 E., 2024/4711 K. sayılı sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde (mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci maddesi) düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan davacılar tarafından, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda, ekskavatörün devrilmesi nedeniyle davacıların babası vefat etmiş olup, temelde haksız fiilin varlığı söz konusudur. Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteme hakkına sahiptir. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçecektir. 6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile halefiyet tanzim edilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalı, kendisine halef olan sigortacıya sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi sigortacının durumunu da ağırlaştıramaz. Halef, halefiyet yoluyla nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olur.
4. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalının sorumluluğunun temeli haksız fiile ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. O halde, somut olayda taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 23.07.2005 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, davada yer alan zarar görenin desteğinden yoksun kalan miraşçıları yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. O halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12828 E. 2014/20131 K.
Ortak:sigorta tazminatı · sorumluluk sigortası · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaSigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan davacılar tarafından, «sorumluluk sigortasına» dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerekecektir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıları tazminat isteminin 10 yıllık «zamanaşımına» uğradığını, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle ödemesi gereken «poliçe limitini» dava dışı işverene ödediğini, davacıların dava konusu taleplerini işveren şirkete yöneltmeleri gerektiğini, müvekkili şirkete yöneltme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482. maddesi gereğince " Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda «zamanaşımına» uğrar " hükmü gereği, olayın meydana geldiği tarihin 23.07.2005, davanın açılma tarihinin ise 15.06.2016 tarihi olduğu, bu nedenle davacıların davasının zamanaşımı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davaya konu olayın 18/10/1999 tarihinde meydana geldiği, TTK 1482 maddesi uyarınca «sorumluluk sigortalarında» sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin, sigorta konusu olaydan itibaren 10 yıllık süreye tabi olduğu, olay tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacı tarafça zamanaşımını kesen herhangi bir talebin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir …
Dava işveren «sorumluluk sigortasından» kaynaklanan «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1482'nci maddesi gereğince on yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2404 E. 2019/7025 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile ... - ... & ... -... - ... iş ortaklığı ile davalı ... arasında 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli işveren mesuliyet «sigorta poliçesinin» düzenlendiği, davacıların murisinin 25.07.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, davacılar tarafından Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/227 E. sayılı dosyasında açılan iş kazası nedeniyle işverene karşı açılan tazminat davasının 04.01.2013 tarihi itibariyle «açılmamış sayılmasına» karar verildiği, Erzurum İş Mahkemesinin 2015/1092 E., 2016/«266» K. sayılı dosyasında davacılar tarafından iş ortaklığına karşı açılan davada 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle ret kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 21.
… esi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların «destekten yoksun kalma tazminatı» isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu «sigorta poliçesinin» 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak; somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki «haksız fiil» hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, işveren mali mesuliyet «sigortası poliçesi» kapsamında ölümlü iş kazası nedeniyle «destekten yoksun kalma tazminatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt yüklenici · teminat
Benzer bu kararda… davacı ile dava dışı asıl işveren arasında düzenlenen İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinde sigortalı asıl işverenin işçilerinin gördüğü zararlara karşı davalı «alt yüklenicinin» mali sorumluluklarının «teminat» altına alınmamış olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/471 E. 2024/5225 K.
Ortak:halefiyet · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · ceza zamanaşımı · sorumluluk sigortası · sigorta sözleşmesi · haksız fiil · maddi tazminat · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… esi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların «destekten yoksun kalma tazminatı» isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu «sigorta poliçesinin» 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak; somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki «haksız fiil» hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı …
6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, «sigorta tazminatını» ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile «halefiyet» tanzim edilmiştir.
Buna göre, «sigorta ettiren»/sigortalının sorumluluğunun temeli «haksız fiile» ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle «zamanaşımına» uğrayacaktır.
Benzer bu kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili davacıya ait işyerinde meydana gelebilecek yada gelmesi muhtemel risklerin, iş kazalarının temini olarak işyeri işveren «sorumluluk sigortası» yapıldığını, müvekkilinin yapılan «sigorta sözleşmesi» kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek poliçe bedellerinin tamamını eksiksiz olarak davalı tarafa ödediğini, davacı işyerinde 2011 yılı Mart ayında çalışanlardan....'ın iş kazası geçirip vefat ettiğini, olayın davalıya «ihbar» edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta dava açılması ve açılan davaların yüksek yargıda denetiminden geçtikten sonra kesinleşmeleri halinde davacı tarafın uğrayacağı zararların «teminat kapsamında» karşılanacağının beyan edildiğini, müteveffa Ahmet Kılıç'ın geçirmiş olduğu kaza neticesinde açılan davalara istinaden «mirasçılarına», yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 03.11.2021 tarihinde 'bedenihasarihbar@turkiyesigorta.com.tr' adresine başvuru yapıldığını, akabinde dava şartı olan «arabuluculuğa başvurulduğunu» ancak olumlu netice elde edilememiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa Ahmet Kılıç'ın vefatından dolayı …
6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, «sigorta tazminatını» ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile «halefiyet» tanzim edilmiştir.
Buna göre, «sigorta ettiren»/sigortalının sorumluluğunun temeli «haksız fiile» ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle «zamanaşımına» uğrayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · hukuki dinlenilme hakkı · kabul beyanı · adil yargılanma hakkı · arabuluculuk · savunma hakkı
Benzer bu kararda… ı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iş kazasının 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibariyle kanunda düzenlenen 2 yıllık-8 yıllık ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin sona erdiğini, davacı tarafın «ihbar şartını» yerine getirmediğini, müvekkili sigorta şirketinin tarafı olmadığı veya kendisine ihbar olunmadığı davalarda verilen kararların icrasının davalı müvekkili sigorta şirketine yükletilmesinin «savunma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkının», dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlaline sebep olduğunu, herhangi bir «kabul beyanı» anlamına gelmemek şartıyla «kusur oranı» bakımından bilirkişi tetkikatı yaptırılmasını talep ettiklerini, 06.03.2011 tarihinde meydana gelen kazada müteveffa işçi Ahmet Kılıç'ın kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle «usulden reddine», aksi halde esasa ilişkin itirazları çerçevesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, «sorumluluk sigortalarında» sigortacıya yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda «zamanaşımına» uğrayacağına yönelik yasal düzenleme karşısında, sigorta konusu olayın 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, dosya kapsamında zarar ve fiil ve sorumlunun açık olması nedeniyle, alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren iki yıllık sürenin dolduğu gibi, olayın gerçekleştiği 06.03.2011 tarihi ile, Arabuluculuk Kanunu uyarınca, «zorunlu arabuluculuğa başvuru» tarihi olan 27.12.2021 tarihi arasında yasanın öngördüğü on yıllık üst sınır zaman aşımı süresinin gerçekleştiği, bu açıdan Arabuluculuk Yasası kapsamında sürelerin durması yada eklenmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı, ayrıca eldeki davanın 06.12.2022 tarihinde açılmış olduğu da göz önüne alındığında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
… nde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili davacıya ait işyerinde meydana gelebilecek yada gelmesi muhtemel risklerin, iş kazalarının temini olarak işyeri işveren «sorumluluk sigortası» yapıldığını, müvekkilinin yapılan «sigorta sözleşmesi» kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek poliçe bedellerinin tamamını eksiksiz olarak davalı tarafa ödediğini, davacı işyerinde 2011 yılı Mart ayında çalışanlardan....'ın iş kazası geçirip vefat ettiğini, olayın davalıya «ihbar» edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta dava açılması ve açılan davaların yüksek yargıda denetiminden geçtikten sonra kesinleşmeleri halinde davacı tarafın uğrayacağı zararların «teminat kapsamında» karşılanacağının beyan edildiğini, müteveffa Ahmet Kılıç'ın geçirmiş olduğu kaza neticesinde açılan davalara istinaden «mirasçılarına», yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 03.11.2021 tarihinde 'bedenihasarihbar@turkiyesigorta.com.tr' adresine başvuru yapıldığını, akabinde dava şartı olan «arabuluculuğa başvurulduğunu» ancak olumlu netice elde edilememiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa Ahmet Kılıç'ın vefatından dolayı …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, deliller toplanmadan «eksik inceleme» sonucu karar verildiğini, davacının 2016 yılında kendisi aleyhine yapılan icra takibi sonucu yaptığı ödemeyi davalı ... şirketinden yazılı olarak talep ettiğini, davalı şirketin davaların kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek talebin reddine karar verildiğini, «rücu» davasının 2021 yılının Haziran ayında Yargıtaydan döndüğünü ve SGK ile yapılandırma görüşmelerinin başladığını, davalıdan zararların poliçe kapsamında karşılanması talep edildiğini ancak talebin reddedildiğini akabinde «arabuluculuğa başvurduklarını», davanın açılması ve kazanın davalıya «ihbar» edilmiş olmasının zaman aşımını kestiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. HD 2012/17651/2013/880
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17651 E. 2013/880 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4512 E. , 2024/7461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/130 Esas, 2021/1558 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/699 E., 2018/420 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın ... & ... - ... - ... iş ortaklığı tarafından inşa edilen Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi kapsamında çalışmakta iken 23.07.2005 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını ve manende büyük sarsıntı yaşadıklarını, bu nedenle ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.000,00 TL maddi tazminatın, 23.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.05.2018 tarihli dilekçesi ile ... için 1.000,00 TL tazminat istemini 14.133,48 TL, ...
için 1.000,00 TL tazminat istemini 65.550,92 TL artırarak toplamda talebini 81.684,40 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıları tazminat isteminin 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle ödemesi gereken poliçe limitini dava dışı işverene ödediğini, davacıların dava konusu taleplerini işveren şirkete yöneltmeleri gerektiğini, müvekkili şirkete yöneltme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482. maddesi gereğince " Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar " hükmü gereği, olayın meydana geldiği tarihin 23.07.2005, davanın açılma tarihinin ise 15.06.2016 tarihi olduğu, bu nedenle davacıların davasının zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafın davasının 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... - ... & ... -... - ... iş ortaklığı ile davalı ... arasında 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli işveren mesuliyet sigorta poliçesinin düzenlendiği, davacıların murisinin 25.07.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, davacılar tarafından Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/227 E. sayılı dosyasında açılan iş kazası nedeniyle işverene karşı açılan tazminat davasının 04.01.2013 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, Erzurum İş Mahkemesinin 2015/1092 E., 2016/266 K. sayılı dosyasında davacılar tarafından iş ortaklığına karşı açılan davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ret kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 21.
Hukuk Dairesince zararlandırıcı olayın aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 60/2 maddesi uyarınca uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı üzerine Erzurum 1. İş Mahkemesi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların destekten yoksun kalma tazminatı isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu sigorta poliçesinin 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak;
somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki haksız fiil hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesinde uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulacağına dair bir düzenleme bulunmaması nedeniyle davacılar vekilinin uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik istinaf isteğinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilininin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işveren mali mesuliyet sigortası poliçesi kapsamında ölümlü iş kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1482. maddesi,
2.Dairemizin 04.10.2023 tarih, 2022/3172 E., 2023/5584 K., 05.06.2024 tarih, 2024/738 E., 2024/4711 K. sayılı ilamları
3. Değerlendirme
1.Dava, işveren mali sorumluluk poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle somut kaza olayı üzerinden on yılı aşkın süre geçmiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı defini ileri sürmesi ve bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde de mahkemece başvuru tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar ise ölüme sebebiyet veren ve cezayı gerektiren olayda, davalı sigortacı hakkında 6098 sayılıTürk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. 6102 sayılı Kanun'un Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420 nci maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fırkasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Sorumluluk sigortalarına ilişkin zamanaşımı ise ayrıca 1482 nci maddede düzenlemiş olup buna göre, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrayacaktır.
3. Dairemizin 08.03.1979 tarih, 1979/495 E. ve 1079/1127 K. sayılı ve 01.02.2002 tarih, 2002/5325 E. ve 2002/8477 K. ve 04.10.2023 tarih, 2022/3172 E., 2023/5584 K., 05.06.2024 tarih, 2024/738 E., 2024/4711 K. sayılı sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde (mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci maddesi) düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan davacılar tarafından, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda, ekskavatörün devrilmesi nedeniyle davacıların babası vefat etmiş olup, temelde haksız fiilin varlığı söz konusudur.
Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteme hakkına sahiptir. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçecektir. 6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile halefiyet tanzim edilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalı, kendisine halef olan sigortacıya sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi sigortacının durumunu da ağırlaştıramaz. Halef, halefiyet yoluyla nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olur.
4. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalının sorumluluğunun temeli haksız fiile ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. O halde, somut olayda taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 23.07.2005 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, davada yer alan zarar görenin desteğinden yoksun kalan miraşçıları yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.
O halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilininin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 22.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089707800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz