Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/471 E. 2024/5225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar şartı↗ dava şartı arabuluculuk↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk başvurusu↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ kabul beyanı↗ adil yargılanma hakkı↗ arabuluculuk↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ savunma hakkı↗ ceza zamanaşımı↗ sorumluluk sigortası↗ kusur oranı↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ mirasçılık↗ muacceliyet↗ rücu↗ usulden reddi↗ ihbar↗ haksız fiil↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/67 E., 2022/287 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili davacıya ait işyerinde meydana gelebilecek yada gelmesi muhtemel risklerin, iş kazalarının temini olarak işyeri işveren sorumluluk sigortası yapıldığını, müvekkilinin yapılan sigorta sözleşmesi kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek poliçe bedellerinin tamamını eksiksiz olarak davalı tarafa ödediğini, davacı işyerinde 2011 yılı Mart ayında çalışanlardan....'ın iş kazası geçirip vefat ettiğini, olayın davalıya ihbar edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta dava açılması ve açılan davaların yüksek yargıda denetiminden geçtikten sonra kesinleşmeleri halinde davacı tarafın uğrayacağı zararların teminat kapsamında karşılanacağının beyan edildiğini, müteveffa Ahmet Kılıç'ın geçirmiş olduğu kaza neticesinde açılan davalara istinaden mirasçılarına, yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 03.11.2021 tarihinde '[e-posta]' adresine başvuru yapıldığını, akabinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak olumlu netice elde edilememiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa Ahmet Kılıç'ın vefatından dolayı müvekkili şirketin kişi ve kurumlara yapmış olduğu ödemelerin tespit edilerek davalı şirket arasında düzenlenen İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında ödeme tarihinden itibaren hak ve nesafet kuralları doğrultusunda döviz ve altın fiyatlarına uyarlanarak tahsiline, Mahkeme aksi kanaate olursa ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranıyla davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iş kazasının 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibariyle kanunda düzenlenen 2 yıllık-8 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin sona erdiğini, davacı tarafın ihbar şartını yerine getirmediğini, müvekkili sigorta şirketinin tarafı olmadığı veya kendisine ihbar olunmadığı davalarda verilen kararların icrasının davalı müvekkili sigorta şirketine yükletilmesinin savunma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olduğunu, herhangi bir kabul beyanı anlamına gelmemek şartıyla kusur oranı bakımından bilirkişi tetkikatı yaptırılmasını talep ettiklerini, 06.03.2011 tarihinde meydana gelen kazada müteveffa işçi Ahmet Kılıç'ın kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, aksi halde esasa ilişkin itirazları çerçevesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; söz konusu kazanın 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 16.02.2022 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık sürenin, ceza zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482 nci maddesinde düzenlenen sigorta şirketine başvuru süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, deliller toplanmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davacının 2016 yılında kendisi aleyhine yapılan icra takibi sonucu yaptığı ödemeyi davalı ... şirketinden yazılı olarak talep ettiğini, davalı şirketin davaların kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek talebin reddine karar verildiğini, rücu davasının 2021 yılının Haziran ayında Yargıtaydan döndüğünü ve SGK ile yapılandırma görüşmelerinin başladığını, davalıdan zararların poliçe kapsamında karşılanması talep edildiğini ancak talebin reddedildiğini akabinde arabuluculuğa başvurduklarını, davanın açılması ve kazanın davalıya ihbar edilmiş olmasının zaman aşımını kestiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrayacağına yönelik yasal düzenleme karşısında, sigorta konusu olayın 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, dosya kapsamında zarar ve fiil ve sorumlunun açık olması nedeniyle, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık sürenin dolduğu gibi, olayın gerçekleştiği 06.03.2011 tarihi ile, Arabuluculuk Kanunu uyarınca, zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihi olan 27.12.2021 tarihi arasında yasanın öngördüğü on yıllık üst sınır zaman aşımı süresinin gerçekleştiği, bu açıdan Arabuluculuk Yasası kapsamında sürelerin durması yada eklenmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı, ayrıca eldeki davanın 06.12.2022 tarihinde açılmış olduğu da göz önüne alındığında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri ileri sürmüş ayrıca olayda taksirle ölüme sebep olma suçunun bulunduğunu ve bu nedenle 15 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde karşı vekalet ücretinin de maktu olması gerektiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, somut olayda zaman aşımı süresinin tespitinde uygulanması gereken kanun hükümleri noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1420, 1472, 1478 ve 1482 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi.
3.Değerlendirme
1.Dava, işveren sorumluluk poliçesine dayalı açılan rücuen tazminat davasıdır. Davacı işveren şirkette çalışan dava dışı Ahmet Kılıç geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat etmiş olup, somut olayda haksız fiilin varlığı söz konusudur. Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteme hakkına sahiptir. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçecektir. 6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile halefiyet tanzim edilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalı, kendisine halef olan sigortacıya sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi sigortacının durumunu da ağırlaştıramaz. Halef, halefiyet yoluyla nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olur.
2. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalının sorumluluğunun temeli haksız fiile ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. O halde, somut olayda taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 06.03.2011 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, halef sıfatıyla davada yer alan sigortacı yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır. O halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4512 E. 2024/7461 K.
Ortak:halefiyet · sigorta tazminatı · sigorta ettiren · ceza zamanaşımı · sorumluluk sigortası · sigorta sözleşmesi · haksız fiil · maddi tazminat · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… nde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili davacıya ait işyerinde meydana gelebilecek yada gelmesi muhtemel risklerin, iş kazalarının temini olarak işyeri işveren «sorumluluk sigortası» yapıldığını, müvekkilinin yapılan «sigorta sözleşmesi» kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek poliçe bedellerinin tamamını eksiksiz olarak davalı tarafa ödediğini, davacı işyerinde 2011 yılı Mart ayında çalışanlardan....'ın iş kazası geçirip vefat ettiğini, olayın davalıya «ihbar» edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta dava açılması ve açılan davaların yüksek yargıda denetiminden geçtikten sonra kesinleşmeleri halinde davacı tarafın uğrayacağı zararların «teminat kapsamında» karşılanacağının beyan edildiğini, müteveffa Ahmet Kılıç'ın geçirmiş olduğu kaza neticesinde açılan davalara istinaden «mirasçılarına», yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 03.11.2021 tarihinde 'bedenihasarihbar@turkiyesigorta.com.tr' adresine başvuru yapıldığını, akabinde dava şartı olan «arabuluculuğa başvurulduğunu» ancak olumlu netice elde edilememiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa Ahmet Kılıç'ın vefatından dolayı …
6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, «sigorta tazminatını» ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile «halefiyet» tanzim edilmiştir.
Buna göre, «sigorta ettiren»/sigortalının sorumluluğunun temeli «haksız fiile» ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle «zamanaşımına» uğrayacaktır.
Benzer bu kararda… esi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların «destekten yoksun kalma tazminatı» isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu «sigorta poliçesinin» 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak; somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki «haksız fiil» hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı …
6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, «sigorta tazminatını» ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile «halefiyet» tanzim edilmiştir.
Buna göre, «sigorta ettiren»/sigortalının sorumluluğunun temeli «haksız fiile» ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle «zamanaşımına» uğrayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · destekten yoksun kalma tazminatı · i̇i̇k 266 · uzamış ceza zamanaşımı · sözleşmeden doğan dava · açılmamış sayılma · ıslah
Benzer bu kararda… h ve sayısı belirtilen kararı ile ... - ... & ... -... - ... iş ortaklığı ile davalı ... arasında 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli işveren mesuliyet «sigorta poliçesinin» düzenlendiği, davacıların murisinin 25.07.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiği, davacılar tarafından Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/227 E. sayılı dosyasında açılan iş kazası nedeniyle işverene karşı açılan tazminat davasının 04.01.2013 tarihi itibariyle «açılmamış sayılmasına» karar verildiği, Erzurum İş Mahkemesinin 2015/1092 E., 2016/«266» K. sayılı dosyasında davacılar tarafından iş ortaklığına karşı açılan davada 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle ret kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 21.
… esi 2017/317 E., 2018/217 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne 66.550,92 TL'nin davacı ...'a, 15.133,48 TL ...'a ödenmesine karar verildiği diğer davacıların «destekten yoksun kalma tazminatı» isteğinin reddine karar verildiği, davaya konu «sigorta poliçesinin» 25.11.2002-25.07.2005 tarihleri arasında geçerli olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 15.06.2016 tarihinde açıldığı, bu durumda 6102 sayılı Kanun'un uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacılar vekilinin, davacıların murisinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, bu nedenle davada «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, ancak; somut olayda davacıların talebinin hukuki dayanağı 8181 sayılı Kanun'daki «haksız fiil» hükümleri ya da Karayolları Trafik Kanunu hükümleri değil de, 25.11.2002-25.07.2005 tarihli iş veren mali mesuliyet sigortası poliçesi olmasına göre ve 6102 sayılı …
… adıklarını, bu nedenle ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.000,00 TL «maddi tazminatın», 23.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.05.2018 tarihli dilekçesi ile ... için 1.000,00 TL tazminat istemini 14.133,48 TL, ... için 1.000,00 TL tazminat istemini 65.550,92 TL artırarak toplamda talebini 81.684,40 TL olarak «ıslah» etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıları tazminat isteminin 10 yıllık «zamanaşımına» uğradığını, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle ödemesi gereken «poliçe limitini» dava dışı işverene ödediğini, davacıların dava konusu taleplerini işveren şirkete yöneltmeleri gerektiğini, müvekkili şirkete yöneltme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/471 E. , 2024/5225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1721 Esas, 2023/1575 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2022/67 E., 2022/287 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili davacıya ait işyerinde meydana gelebilecek yada gelmesi muhtemel risklerin, iş kazalarının temini olarak işyeri işveren sorumluluk sigortası yapıldığını, müvekkilinin yapılan sigorta sözleşmesi kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek poliçe bedellerinin tamamını eksiksiz olarak davalı tarafa ödediğini, davacı işyerinde 2011 yılı Mart ayında çalışanlardan....'ın iş kazası geçirip vefat ettiğini, olayın davalıya ihbar edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta dava açılması ve açılan davaların yüksek yargıda denetiminden geçtikten sonra kesinleşmeleri halinde davacı tarafın uğrayacağı zararların teminat kapsamında karşılanacağının beyan edildiğini, müteveffa Ahmet Kılıç'ın geçirmiş olduğu kaza neticesinde açılan davalara istinaden mirasçılarına, yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı şirkete 03.11.2021 tarihinde '[e-posta]' adresine başvuru yapıldığını, akabinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak olumlu netice elde edilememiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa Ahmet Kılıç'ın vefatından dolayı müvekkili şirketin kişi ve kurumlara yapmış olduğu ödemelerin tespit edilerek davalı şirket arasında düzenlenen İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında ödeme tarihinden itibaren hak ve nesafet kuralları doğrultusunda döviz ve altın fiyatlarına uyarlanarak tahsiline, Mahkeme aksi kanaate olursa ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranıyla davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iş kazasının 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibariyle kanunda düzenlenen 2 yıllık-8 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin sona erdiğini, davacı tarafın ihbar şartını yerine getirmediğini, müvekkili sigorta şirketinin tarafı olmadığı veya kendisine ihbar olunmadığı davalarda verilen kararların icrasının davalı müvekkili sigorta şirketine yükletilmesinin savunma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olduğunu, herhangi bir kabul beyanı anlamına gelmemek şartıyla kusur oranı bakımından bilirkişi tetkikatı yaptırılmasını talep ettiklerini, 06.03.2011 tarihinde meydana gelen kazada müteveffa işçi Ahmet Kılıç'ın kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, aksi halde esasa ilişkin itirazları çerçevesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; söz konusu kazanın 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 16.02.2022 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık sürenin, ceza zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1482 nci maddesinde düzenlenen sigorta şirketine başvuru süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, deliller toplanmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davacının 2016 yılında kendisi aleyhine yapılan icra takibi sonucu yaptığı ödemeyi davalı ... şirketinden yazılı olarak talep ettiğini, davalı şirketin davaların kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek talebin reddine karar verildiğini, rücu davasının 2021 yılının Haziran ayında Yargıtaydan döndüğünü ve SGK ile yapılandırma görüşmelerinin başladığını, davalıdan zararların poliçe kapsamında karşılanması talep edildiğini ancak talebin reddedildiğini akabinde arabuluculuğa başvurduklarını, davanın açılması ve kazanın davalıya ihbar edilmiş olmasının zaman aşımını kestiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrayacağına yönelik yasal düzenleme karşısında, sigorta konusu olayın 06.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, dosya kapsamında zarar ve fiil ve sorumlunun açık olması nedeniyle, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık sürenin dolduğu gibi, olayın gerçekleştiği 06.03.2011 tarihi ile, Arabuluculuk Kanunu uyarınca, zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihi olan 27.12.2021 tarihi arasında yasanın öngördüğü on yıllık üst sınır zaman aşımı süresinin gerçekleştiği, bu açıdan Arabuluculuk Yasası kapsamında sürelerin durması yada eklenmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı, ayrıca eldeki davanın 06.12.2022 tarihinde açılmış olduğu da göz önüne alındığında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına;
kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri ileri sürmüş ayrıca olayda taksirle ölüme sebep olma suçunun bulunduğunu ve bu nedenle 15 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde karşı vekalet ücretinin de maktu olması gerektiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, somut olayda zaman aşımı süresinin tespitinde uygulanması gereken kanun hükümleri noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 1420, 1472, 1478 ve 1482 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi.
3.Değerlendirme
1.Dava, işveren sorumluluk poliçesine dayalı açılan rücuen tazminat davasıdır. Davacı işveren şirkette çalışan dava dışı Ahmet Kılıç geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat etmiş olup, somut olayda haksız fiilin varlığı söz konusudur. Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteme hakkına sahiptir. Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçecektir. 6102 sayılı Kanun'da ve Genel Şartlarda, sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceği belirtilmiş ve bu hüküm ile halefiyet tanzim edilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalı, kendisine halef olan sigortacıya sahip olduğu hak ve salahiyetlerden daha fazlasını devredemeyeceği gibi sigortacının durumunu da ağırlaştıramaz.
Halef, halefiyet yoluyla nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olur.
2. Buna göre, sigorta ettiren/sigortalının sorumluluğunun temeli haksız fiile ilişkin olup, 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. O halde, somut olayda taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 06.03.2011 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, halef sıfatıyla davada yer alan sigortacı yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.
O halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1072172000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz