6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigorta acentelik sözleşmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4085 E. 2024/6288 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acentelik sözleşmesi denkleştirme (portföy) tazminatı sigorta acenteliği portföy tazminatı bildirim yükümlülüğü müspet zarar kar mahrumiyeti haksız fesih ticari temerrüt faizi i̇i̇k 194 acentelik sözleşmesi pay devri kamu düzenine aykırılık acente kâr mahrumiyeti temerrüt tarihi sözleşmenin feshi hisse devri acentelik hakkaniyet fesih kamu düzeni temerrüt faizi ticaret sicili esastan ret ilk derece kararının kaldırılması ilan kusur yükleten (shipper) temerrüt kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 36TTK 122

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/990 E., 2020/819 K.

Taraflar arasındaki sigorta acentelik sözleşmesinin davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette hisse devri yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 10.000,00 TL portföy tazminatı taleplerini 260.112,47 TL arttırarak, 270.112,47 TL portföy tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 05.07.2018'den itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı/acentenin 24.05.2018 tarihinde köklü değişiklik olarak pay devir işlemi yaptığını ve durumun müvekkili sigorta şirketine bildirilmemiş olması nedeniyle de feshin haklı olduğunu, acentenin bu davranışının taraflar arasındaki ... ilişkisini ortadan kaldıracak bir davranış olduğundan, sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiğinden sözleşmenin feshedilmesi zaruriyeti doğduğunu, her halükarda huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çalıştığı yıllar arasında 2017/Temmuz-Kasım döneminde 1.267 müşteri ile toplamda poliçe yapıldığının, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2018/Temmuz-Kasım döneminde bu müşterilerden sadece 194'ü ile poliçe yapıldığının tespit edildiğini, acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesi neticesinde TTK kapsamında kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenleme de olmadığından, davacının bu talebinin de yerinde olmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin 24.05.2018 tarihinde pay devri yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların acente tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının sözleşmeyi feshinin haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve ticaret sicilde ilan edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan portföy tazminatı ve kar mahrumiyeti alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshe konu edilen pay devir işleminin ticaret sicil gazetesinde aynı gün ilan edilmesi ile davalı ... şirketine de ilanen bildirim anlamı taşıdığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü gereğince de davalı ... şirketinin pay devrini bilmediğini ileri süremeyeceğini sözleşmenin feshinin açıkça kanuna aykırı olduğu gibi hakkaniyete uygun düşmediğinden haksız fesih niteliğinde olduğunu, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sözleşmenin ondördüncü maddesinde düzenlenen davacının ortaklık yapısındaki değişiklikleri haber verme yükümlülüğünün sözleşmenin sübjektif açıdan esaslı noktasını teşkil ettiği, davalının, sözleşmenin kurulmasında mevcut olan şirket ortaklık yapısı ile şirketin teknik organizasyon yapısını/personelini de esas aldığının, bu yapıdaki değişikliğin üç iş günü gibi kısa bir süre içerisinde davalıya bildirilmesi yükümlülüğünün ise, davalı için objektif bakımdan ikincil nitelikte olmakla birlikte sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru olduğunu, denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sözleşmenin acentenin kusuru ile sona ermemiş olması koşulunu arayan 6102 sayılı Kanun'un 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağına, yine feshin haklı olması nedeniyle kar mahrumiyeti (müspet zarar) talep edilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesi ve davanın reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ttk 122

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4875 E. 2021/4698 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 122

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18317 E. 2014/7581 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Vekaletten azil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13042 E. 2017/1342 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4085 E.  ,  2024/6288 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/367 Esas, 2023/827 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/990 E., 2020/819 K.

Taraflar arasındaki sigorta acentelik sözleşmesinin davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette hisse devri yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

10. 000,00 TL portföy tazminatı taleplerini 260.112,47 TL arttırarak, 270.112,47 TL portföy tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 05.07.2018'den itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı/acentenin 24.05.2018 tarihinde köklü değişiklik olarak pay devir işlemi yaptığını ve durumun müvekkili sigorta şirketine bildirilmemiş olması nedeniyle de feshin haklı olduğunu, acentenin bu davranışının taraflar arasındaki ... ilişkisini ortadan kaldıracak bir davranış olduğundan, sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiğinden sözleşmenin feshedilmesi zaruriyeti doğduğunu, her halükarda huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çalıştığı yıllar arasında 2017/Temmuz-Kasım döneminde 1.267 müşteri ile toplamda poliçe yapıldığının, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2018/Temmuz-Kasım döneminde bu müşterilerden sadece 194'ü ile poliçe yapıldığının tespit edildiğini, acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesi neticesinde TTK kapsamında kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenleme de olmadığından, davacının bu talebinin de yerinde olmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin 24.05.2018 tarihinde pay devri yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların acente tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının sözleşmeyi feshinin haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve ticaret sicilde ilan edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ...

şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan portföy tazminatı ve kar mahrumiyeti alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshe konu edilen pay devir işleminin ticaret sicil gazetesinde aynı gün ilan edilmesi ile davalı ... şirketine de ilanen bildirim anlamı taşıdığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü gereğince de davalı ... şirketinin pay devrini bilmediğini ileri süremeyeceğini sözleşmenin feshinin açıkça kanuna aykırı olduğu gibi hakkaniyete uygun düşmediğinden haksız fesih niteliğinde olduğunu, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sözleşmenin ondördüncü maddesinde düzenlenen davacının ortaklık yapısındaki değişiklikleri haber verme yükümlülüğünün sözleşmenin sübjektif açıdan esaslı noktasını teşkil ettiği, davalının, sözleşmenin kurulmasında mevcut olan şirket ortaklık yapısı ile şirketin teknik organizasyon yapısını/personelini de esas aldığının, bu yapıdaki değişikliğin üç iş günü gibi kısa bir süre içerisinde davalıya bildirilmesi yükümlülüğünün ise, davalı için objektif bakımdan ikincil nitelikte olmakla birlikte sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru olduğunu, denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sözleşmenin acentenin kusuru ile sona ermemiş olması koşulunu arayan 6102 sayılı Kanun'un 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağına, yine feshin haklı olması nedeniyle kar mahrumiyeti (müspet zarar) talep edilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesi ve davanın reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089037900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.