Sigorta acentelik sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4085 E. 2024/6288 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acentelik sözleşmesi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ sigorta acenteliği↗ portföy tazminatı↗ bildirim yükümlülüğü↗ müspet zarar↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ ticari temerrüt faizi↗ i̇i̇k 194↗ acentelik sözleşmesi↗ pay devri↗ kamu düzenine aykırılık↗ acente↗ kâr mahrumiyeti↗ temerrüt tarihi↗ sözleşmenin feshi↗ hisse devri↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ fesih↗ kamu düzeni↗ temerrüt faizi↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/990 E., 2020/819 K.
Taraflar arasındaki sigorta acentelik sözleşmesinin davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette hisse devri yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 10.000,00 TL portföy tazminatı taleplerini 260.112,47 TL arttırarak, 270.112,47 TL portföy tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 05.07.2018'den itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı/acentenin 24.05.2018 tarihinde köklü değişiklik olarak pay devir işlemi yaptığını ve durumun müvekkili sigorta şirketine bildirilmemiş olması nedeniyle de feshin haklı olduğunu, acentenin bu davranışının taraflar arasındaki ... ilişkisini ortadan kaldıracak bir davranış olduğundan, sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiğinden sözleşmenin feshedilmesi zaruriyeti doğduğunu, her halükarda huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çalıştığı yıllar arasında 2017/Temmuz-Kasım döneminde 1.267 müşteri ile toplamda poliçe yapıldığının, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2018/Temmuz-Kasım döneminde bu müşterilerden sadece 194'ü ile poliçe yapıldığının tespit edildiğini, acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesi neticesinde TTK kapsamında kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenleme de olmadığından, davacının bu talebinin de yerinde olmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin 24.05.2018 tarihinde pay devri yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların acente tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının sözleşmeyi feshinin haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve ticaret sicilde ilan edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan portföy tazminatı ve kar mahrumiyeti alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshe konu edilen pay devir işleminin ticaret sicil gazetesinde aynı gün ilan edilmesi ile davalı ... şirketine de ilanen bildirim anlamı taşıdığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü gereğince de davalı ... şirketinin pay devrini bilmediğini ileri süremeyeceğini sözleşmenin feshinin açıkça kanuna aykırı olduğu gibi hakkaniyete uygun düşmediğinden haksız fesih niteliğinde olduğunu, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sözleşmenin ondördüncü maddesinde düzenlenen davacının ortaklık yapısındaki değişiklikleri haber verme yükümlülüğünün sözleşmenin sübjektif açıdan esaslı noktasını teşkil ettiği, davalının, sözleşmenin kurulmasında mevcut olan şirket ortaklık yapısı ile şirketin teknik organizasyon yapısını/personelini de esas aldığının, bu yapıdaki değişikliğin üç iş günü gibi kısa bir süre içerisinde davalıya bildirilmesi yükümlülüğünün ise, davalı için objektif bakımdan ikincil nitelikte olmakla birlikte sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru olduğunu, denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sözleşmenin acentenin kusuru ile sona ermemiş olması koşulunu arayan 6102 sayılı Kanun'un 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağına, yine feshin haklı olması nedeniyle kar mahrumiyeti (müspet zarar) talep edilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesi ve davanın reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «acentenin» 24.05.2018 tarihinde «pay devri» yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların «acente» tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının «sözleşmeyi feshinin» haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve «ticaret sicilde» «ilan» edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan «portföy tazminatı» ve «kar mahrumiyeti» alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshe konu edilen pay devir işleminin «ticaret sicil» gazetesinde aynı gün «ilan» edilmesi ile davalı ... şirketine de ilanen bildirim anlamı taşıdığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü gereğince de davalı ... şirketinin «pay devrini» bilmediğini ileri süremeyeceğini «sözleşmenin feshinin» açıkça kanuna aykırı olduğu gibi «hakkaniyete» uygun düşmediğinden «haksız fesih» niteliğinde olduğunu, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4875 E. 2021/4698 K.
Ortak:portföy tazminatı · kâr mahrumiyeti · acentelik · fesih · kusur
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «acentenin» 24.05.2018 tarihinde «pay devri» yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların «acente» tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının «sözleşmeyi feshinin» haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve «ticaret sicilde» «ilan» edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan «portföy tazminatı» ve «kar mahrumiyeti» alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
… ortaklık yapısı ile şirketin teknik organizasyon yapısını/personelini de esas aldığının, bu yapıdaki değişikliğin üç iş günü gibi kısa bir süre içerisinde davalıya «bildirilmesi yükümlülüğünün» ise, davalı için objektif bakımdan ikincil nitelikte olmakla birlikte sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru olduğunu, denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sözleşmenin «acentenin» «kusuru» ile sona ermemiş olması koşulunu arayan 6102 sayılı Kanun'un 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağına, yine feshin haklı olması nedeniyle «kar mahrumiyeti» («müspet zarar») talep edilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesi ve davanın reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup «kamu düzenine aykırılık» da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «sigorta acentelik sözleşmesinin» davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve «kar mahrumiyeti» zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkinin aracı «acentecilik ilişkisi» olarak değerlendirildiği, davacı faaliyetinin davalı şirketin Almanya'da bulunan faaliyetleri ile sınırlı olduğu, işbu nedenle MÖHUK 24. maddesine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkiye Alman yasalarının uygulanması gerektiği, Almanya TK 89. maddesi hükmüne göre davacı tarafın «kusuru» olmadan davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak davalı şirketin Almanya'da kendi bürosunu kurması sebebiyle feshedildiği, davacının Alman TK 89. maddesi hükmüne göre ticari ilişki süresince acentenin temin ettiği yeni müşteriler nedeniyle davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından da yarar sağlayacağı, bu nedenle davacının Alman TK 89/b maddesi hükmü gereğince «son» 5 yıllık ticari ilişki kapsamında davalıdan sağladığı gelirin yıllık ortalamasının 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanan 39.422,31-Euro denkleştirme («portföy) tazminatı» alacağını hak ettiği, yine Alman TK'nun 89. maddesine göre 5 yıldan fazla süren «belirsiz süreli sözleşmenin» tek taraflı ve süre verilmeden feshedilmiş olması sebebiyle davacının işbu ticari ilişki kapsamında sağladığı 6 aylık döneme ilişkin «kazanç kaybını» davalıdan talep edebileceği, yapılan hesaplamaya göre bu kapsamda davacının 24.638,94-Euro «yoksun kalınan» kâr kaybını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinin» süresinden önce «son» bulması nedeniyle denkleştirme («portföy) tazminatı» ve «mahrum kalınan» kar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… akla birlikte, Alman Ticaret Kanunu 89. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin 6 aylık bir bildirim süresi verilerek feshedilmesi gerekirken, davalı tarafça yapılan «fesih» bildiriminde sadece 1 aylık süre verilerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin anlaşılması nedeniyle, bu durumda mahkemece eksik kalan 5 ay yönünden «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılması gerekirken, 6 aylık süre için hesap yapılması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz süreli sözleşme · acentelik ilişkisi · mahrum kalınan kâr · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · oy yasağı · kâr kaybı · dosya masrafı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkinin aracı «acentecilik ilişkisi» olarak değerlendirildiği, davacı faaliyetinin davalı şirketin Almanya'da bulunan faaliyetleri ile sınırlı olduğu, işbu nedenle MÖHUK 24. maddesine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkiye Alman yasalarının uygulanması gerektiği, Almanya TK 89. maddesi hükmüne göre davacı tarafın «kusuru» olmadan davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak davalı şirketin Almanya'da kendi bürosunu kurması sebebiyle feshedildiği, davacının Alman TK 89. maddesi hükmüne göre ticari ilişki süresince acentenin temin ettiği yeni müşteriler nedeniyle davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından da yarar sağlayacağı, bu nedenle davacının Alman TK 89/b maddesi hükmü gereğince «son» 5 yıllık ticari ilişki kapsamında davalıdan sağladığı gelirin yıllık ortalamasının 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanan 39.422,31-Euro denkleştirme («portföy) tazminatı» alacağını hak ettiği, yine Alman TK'nun 89. maddesine göre 5 yıldan fazla süren «belirsiz süreli sözleşmenin» tek taraflı ve süre verilmeden feshedilmiş olması sebebiyle davacının işbu ticari ilişki kapsamında sağladığı 6 aylık döneme ilişkin «kazanç kaybını» davalıdan talep edebileceği, yapılan hesaplamaya göre bu kapsamda davacının 24.638,94-Euro «yoksun kalınan» kâr kaybını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
3- Ayrıca, tazminat hukukunda geçerli olan zenginleşme «yasağı» uyarınca, ancak zararı giderecek ölçüde tazminat talep edilebilecek olup, «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılırken 5 aylık süre içerisinde davacı tarafın yapmaktan kurtulduğu «masrafların» da tespit edilip hesaptan düşülmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozulmasını gerektirmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinin» süresinden önce «son» bulması nedeniyle denkleştirme («portföy) tazminatı» ve «mahrum kalınan» kar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… akla birlikte, Alman Ticaret Kanunu 89. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin 6 aylık bir bildirim süresi verilerek feshedilmesi gerekirken, davalı tarafça yapılan «fesih» bildiriminde sadece 1 aylık süre verilerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin anlaşılması nedeniyle, bu durumda mahkemece eksik kalan 5 ay yönünden «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılması gerekirken, 6 aylık süre için hesap yapılması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18317 E. 2014/7581 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «sigorta acentelik sözleşmesinin» davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve «kar mahrumiyeti» zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli «acentelik sözleşmesi» kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette «hisse devri» yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr «mahrumiyetinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı/«acentenin» 24.05.2018 tarihinde köklü değişiklik olarak pay devir işlemi yaptığını ve durumun müvekkili sigorta şirketine bildirilmemiş olması nedeniyle de feshin haklı olduğunu, acentenin bu davranışının taraflar arasındaki ... ilişkisini ortadan kaldıracak bir davranış olduğundan, sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiğinden sözleşmenin feshedilmesi zaruriyeti doğduğunu, her halükarda huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çalıştığı yıllar arasında 2017/Temmuz-Kasım döneminde 1.267 müşteri ile toplamda poliçe yapıldığının, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2018/Temmuz-Kasım döneminde bu müşterilerden sadece «194»'ü ile poliçe yapıldığının tespit edildiğini, «acentelik sözleşmesinin» sona erdirilmesi neticesinde TTK kapsamında «kar mahrumiyetine» ilişkin bir düzenleme de olmadığından, davacının bu talebinin de yerinde olmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «acentelik sözleşmesinin» davacının davalı şirket çalışanlarını eleştirmesi nedeniyle feshedildiği, feshin haklı bir nedene dayanmadığı, sözleşmenin «portföy tazminatı» talep edilemeyeceğine ilişkin 24. maddesinin BK'nın 19. maddesi hükmüne aykırı olduğu, davacının 6102 sayılı TTK'nın 122/2. maddesi uyarınca hesaplanacak tazminatı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · feragat · ıslah · avans faizi
Benzer bu kararda2-Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde «avans faizi» isteyebilecek iken daha düşük bir oranı ifade eden «reeskont faizi» talep etmek suretiyle fazlaya ilişkin talebinden zımnen «feragat» ettiğinden bu kez «ıslah» suretiyle avans faizi talep edemeyeceği halde, mahkemece avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlı …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13042 E. 2017/1342 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · fesih
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «acentenin» 24.05.2018 tarihinde «pay devri» yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların «acente» tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının «sözleşmeyi feshinin» haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve «ticaret sicilde» «ilan» edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan «portföy tazminatı» ve «kar mahrumiyeti» alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «sigorta acentelik sözleşmesinin» davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve «kar mahrumiyeti» zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli «acentelik sözleşmesi» kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette «hisse devri» yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve «kesin» olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr «mahrumiyetinin» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki feshin «olağan fesih» olduğu, davacının aracılık yaptığı sözleşmelerden bir kısmının davalı «acentelerince» «yenilendiği», bu nedenle davalının yeni müşterilerle gelir elde etmeye devam ettiği, davacının bu fesih nedeniyle bu yenilemelerden gelir elde edemediği, haklı feshin olmadığı, «haklı fesih» olmadığı için davacı tarafın bu nedenlerle «portföy tazminatının» talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… , mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, keşide edilen 18.09.2012 tarihli «ihtarname» ile davacı «acenteye» verilen «vekaletlerden azil» suretiyle derhal «fesih» hakkının kullanıldığı, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 25. maddesinde derhal fesih koşullarının kararlaştırıldığı ancak davalı tarafça söz konusu fesih koşullarının haklı bir nedene dayalı fesih bildirimi olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle, işbu davada mahkemenin süreli fesihte bulunduğu ve feshin yıl sonu itibariyle gerçekleştiği, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» içinde açıldığına dair gerekçesi yerinde değilse de; acentelik sözleşmesinin 25. maddesine dayalı olarak keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarnamenin ... tebliğ b …
2-Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» alacağıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekaletten azil · olağan fesih · önemli menfaat · haklı fesih · azil · yenileme · hak düşürücü süre · ihbar
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki feshin «olağan fesih» olduğu, davacının aracılık yaptığı sözleşmelerden bir kısmının davalı «acentelerince» «yenilendiği», bu nedenle davalının yeni müşterilerle gelir elde etmeye devam ettiği, davacının bu fesih nedeniyle bu yenilemelerden gelir elde edemediği, haklı feshin olmadığı, «haklı fesih» olmadığı için davacı tarafın bu nedenlerle «portföy tazminatının» talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… , mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, keşide edilen 18.09.2012 tarihli «ihtarname» ile davacı «acenteye» verilen «vekaletlerden azil» suretiyle derhal «fesih» hakkının kullanıldığı, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 25. maddesinde derhal fesih koşullarının kararlaştırıldığı ancak davalı tarafça söz konusu fesih koşullarının haklı bir nedene dayalı fesih bildirimi olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle, işbu davada mahkemenin süreli fesihte bulunduğu ve feshin yıl sonu itibariyle gerçekleştiği, davanın açılış tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» içinde açıldığına dair gerekçesi yerinde değilse de; acentelik sözleşmesinin 25. maddesine dayalı olarak keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarnamenin ... tebliğ b …
Taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» «yenilenmeyeceğine» dair sözlü bildirimin yapıldığı tarihten sonra ve 18.09.2012 tarihli «fesih» «ihbarının» yapıldığı tarihe kadar geçen sürede davacı acentenin portföyündeki «sigorta poliçelerini» dava dışı sigorta şirketlerine yönlendirdiği mahkemenin de kabulündedir.
6102 sayılı TTK'nın 122/1-a maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sonlanmasından sonra da davalı şirket «önemli menfaatler» elde ediyorsa davacı «acente» uygun bir denkleştirme tazminatı isteyebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4085 E. , 2024/6288 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/367 Esas, 2023/827 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/990 E., 2020/819 K.
Taraflar arasındaki sigorta acentelik sözleşmesinin davalı ... tarafından feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti zararının tespit ve tahsili istemli alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 29.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigortacılık faaliyetinde bulunması bakımından yetkilendirildiğini, 24.05.2018 tarihinde davacı şirkette hisse devri yapıldığını, davalının devirden iki aylık bir süre geçtikten sonra hisse devri gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshedilmesinin kötü niyetli olduğunu, ileri sürerek değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından tespit edildiği zaman arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve şimdilik 1.000,00 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
10. 000,00 TL portföy tazminatı taleplerini 260.112,47 TL arttırarak, 270.112,47 TL portföy tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 05.07.2018'den itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı/acentenin 24.05.2018 tarihinde köklü değişiklik olarak pay devir işlemi yaptığını ve durumun müvekkili sigorta şirketine bildirilmemiş olması nedeniyle de feshin haklı olduğunu, acentenin bu davranışının taraflar arasındaki ... ilişkisini ortadan kaldıracak bir davranış olduğundan, sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiğinden sözleşmenin feshedilmesi zaruriyeti doğduğunu, her halükarda huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çalıştığı yıllar arasında 2017/Temmuz-Kasım döneminde 1.267 müşteri ile toplamda poliçe yapıldığının, sözleşmenin sona ermesinden sonra 2018/Temmuz-Kasım döneminde bu müşterilerden sadece 194'ü ile poliçe yapıldığının tespit edildiğini, acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesi neticesinde TTK kapsamında kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenleme de olmadığından, davacının bu talebinin de yerinde olmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin 24.05.2018 tarihinde pay devri yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 14 üncü maddesinde haber verme yükümlülüğünün düzenlendiği, acentenin, kuruluş sırasında verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, davacı-acentenin bu değişikliği davalı-Ethica'ya derhal ve yazılı şekilde bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca bildirimin değişikliğin resmi kayıt ve belge başvurusunu takiben üç iş günü içinde yapılacağının ve bu değişikliklerin bildirilmemesi sonucunda ortaya çıkabilecek tüm zararların acente tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin 26 ncı maddesinde de feshin şartlarının düzenlendiği, davalının sözleşmeyi feshinin haber verme yükümlülüğü düzenlemesi kapsamında ve 26 ncı maddedeki usuli şartları taşır olduğunun anlaşıldığı davacının 24.05.2018 tarihinde ortaklık yapısının değişmesine ve ticaret sicilde ilan edilmesine rağmen bunu sözleşmede belirtildiği gibi süresinde davalı sigortalıya bildirmediğinden, davalı ...
şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davacının davalıdan portföy tazminatı ve kar mahrumiyeti alacağının doğmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshe konu edilen pay devir işleminin ticaret sicil gazetesinde aynı gün ilan edilmesi ile davalı ... şirketine de ilanen bildirim anlamı taşıdığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının amir hükmü gereğince de davalı ... şirketinin pay devrini bilmediğini ileri süremeyeceğini sözleşmenin feshinin açıkça kanuna aykırı olduğu gibi hakkaniyete uygun düşmediğinden haksız fesih niteliğinde olduğunu, davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sözleşmenin ondördüncü maddesinde düzenlenen davacının ortaklık yapısındaki değişiklikleri haber verme yükümlülüğünün sözleşmenin sübjektif açıdan esaslı noktasını teşkil ettiği, davalının, sözleşmenin kurulmasında mevcut olan şirket ortaklık yapısı ile şirketin teknik organizasyon yapısını/personelini de esas aldığının, bu yapıdaki değişikliğin üç iş günü gibi kısa bir süre içerisinde davalıya bildirilmesi yükümlülüğünün ise, davalı için objektif bakımdan ikincil nitelikte olmakla birlikte sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru olduğunu, denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sözleşmenin acentenin kusuru ile sona ermemiş olması koşulunu arayan 6102 sayılı Kanun'un 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağına, yine feshin haklı olması nedeniyle kar mahrumiyeti (müspet zarar) talep edilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesi ve davanın reddine dair mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyeti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 36 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 122 inci maddesinin üçüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089037900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz