6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4578 E. 2024/6360 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı sözlü sözleşme kur farkı faturası 5941 sayılı çek kanunu kur farkı ihtirazi kayıt teamül bilirkişi raporuna itiraz kötü niyet tazminatı kötü niyet bilirkişi incelemesi esastan ret fatura iflas çek icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması cy/cy kaydı yükleten (shipper) teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 67 · HMK · Çek K. — Çek K. 3

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/60 E., 2020/93 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından fatura bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak son dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak çek ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki kur farkı faturalarının düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, kur farkı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin ödeme aracı olduğunu, borcun çekler ile zamanında ödendiğini, ödeme zamanındaki kur üzerinden TL olarak yapılan ödemelerden dolayı kur farkının talep edilemeyeceğini, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamanın da söz konusu olmadığını, ödemeye ilişkin davacı tarafın herhangi bir ihtirazı kaydı bulunmadığını, bu nedenlerle kur farkından kaynaklı alacak talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan kur farkı faturasının ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca kur farkı alacağı talep edemeyeceği, davalının kötü niyet tazminatı isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, kur farkı faturasına konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle kur farkı alacağınm istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı defterlerinde de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı bilirkişi incelemesi yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil; kredi aracı olarak işlem gördüğünü, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 23.05.2018 tarikli elektronik posta, taraflar arasında bu konuda bir sözleşmenin, uygulamanın ve iradenin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın yalnız bu kısmının düzeltilerek kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği, taraflar arasında teamül bulunmadığı, çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi gerekçesinde belirtildiği gibi davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.), davacının başlattığı takibin haksız olmasına rağmen takipte kötü niyetli olmadığı, davacının cari hesabında görünen alacağın tahsilini talep ettiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4403 E. 2024/473 K.

    Ortak: · İtirazın iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16989 E. 2014/4903 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2682 E. 2020/5731 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3692 E. 2021/984 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4578 E.  ,  2024/6360 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1007 Esas, 2023/985 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/60 E., 2020/93 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından fatura bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak son dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak çek ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki kur farkı faturalarının düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, kur farkı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin ödeme aracı olduğunu, borcun çekler ile zamanında ödendiğini, ödeme zamanındaki kur üzerinden TL olarak yapılan ödemelerden dolayı kur farkının talep edilemeyeceğini, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamanın da söz konusu olmadığını, ödemeye ilişkin davacı tarafın herhangi bir ihtirazı kaydı bulunmadığını, bu nedenlerle kur farkından kaynaklı alacak talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan kur farkı faturasının ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca kur farkı alacağı talep edemeyeceği, davalının kötü niyet tazminatı isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, kur farkı faturasına konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle kur farkı alacağınm istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı defterlerinde de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı bilirkişi incelemesi yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil;

kredi aracı olarak işlem gördüğünü, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 23.05.2018 tarikli elektronik posta, taraflar arasında bu konuda bir sözleşmenin, uygulamanın ve iradenin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın yalnız bu kısmının düzeltilerek kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği, taraflar arasında teamül bulunmadığı, çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi gerekçesinde belirtildiği gibi davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.), davacının başlattığı takibin haksız olmasına rağmen takipte kötü niyetli olmadığı, davacının cari hesabında görünen alacağın tahsilini talep ettiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1078079400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.