İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4578 E. 2024/6360 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı↗ sözlü sözleşme↗ kur farkı faturası↗ 5941 sayılı çek kanunu↗ kur farkı↗ ihtirazi kayıt↗ teamül↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/60 E., 2020/93 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından fatura bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak son dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak çek ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki kur farkı faturalarının düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, kur farkı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin ödeme aracı olduğunu, borcun çekler ile zamanında ödendiğini, ödeme zamanındaki kur üzerinden TL olarak yapılan ödemelerden dolayı kur farkının talep edilemeyeceğini, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamanın da söz konusu olmadığını, ödemeye ilişkin davacı tarafın herhangi bir ihtirazı kaydı bulunmadığını, bu nedenlerle kur farkından kaynaklı alacak talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan kur farkı faturasının ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca kur farkı alacağı talep edemeyeceği, davalının kötü niyet tazminatı isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, kur farkı faturasına konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle kur farkı alacağınm istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı defterlerinde de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı bilirkişi incelemesi yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil; kredi aracı olarak işlem gördüğünü, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 23.05.2018 tarikli elektronik posta, taraflar arasında bu konuda bir sözleşmenin, uygulamanın ve iradenin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın yalnız bu kısmının düzeltilerek kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği, taraflar arasında teamül bulunmadığı, çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi gerekçesinde belirtildiği gibi davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.), davacının başlattığı takibin haksız olmasına rağmen takipte kötü niyetli olmadığı, davacının cari hesabında görünen alacağın tahsilini talep ettiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4403 E. 2024/473 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · çek · teslim · e-defter · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… E MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen «fatura» bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde «kur farkı» ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan «kur farkı faturasının» ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından «ihtirazı kayıt» ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca «kur farkı alacağı» talep edemeyeceği, davalının «kötü niyet tazminatı» isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
… sında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından «fatura» bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak «son» dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak «çek» ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki «kur farkı faturalarının» düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, «kur farkı alacağın» tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
… vekili cevap dilekçesinde; çekin ödeme aracı olduğunu, borcun çekler ile zamanında ödendiğini, ödeme zamanındaki kur üzerinden TL olarak yapılan ödemelerden dolayı «kur farkının» talep edilemeyeceğini, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir yazılı veya «sözlü sözleşme» bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamanın da söz konusu olmadığını, ödemeye ilişkin davacı tarafın herhangi bir ihtirazı «kaydı» bulunmadığını, bu nedenlerle kur farkından kaynaklı alacak talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… da USD para biriminin yer aldığını, davalı tarafından TL cinsinden ödeme yapıldığından ödeme tarihindeki kur üzerinden USD para birimine çevrildiğini, bundan dolayı «kur farkı alacağının» ortaya çıkmasına rağmen farkın ödenmediğini, satın alınan mallar karşılığında müvekkil şirkete TL cinsinden ve ileri keşide/«vade» tarihli çeklerin cirolanıp verildiğini, her iki tarafın «ticari defter» ve kayıtları ile bu durumun ... olduğunu, çeklerden iki tanesinin karşılıksız çıkması nedeniyle başlatılan takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz et …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; «kur farkına» ilişkin taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, yanlar arasında hiç bir zaman döviz üzerinden alışveriş yapılmadığını, söz konusu alım satıma ilişkin faturaların hangi döviz cinsinden hesap edildiğinin belli olmadığını savunarak, davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
… 2020/2682 E. ve 2020/5731 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, davacı yanca, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çeklerin «teslim» alınmış olması ve çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «çek» üzerindeki bedel dışında herhangi bir «kur farkı» talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddi kararında bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade · ticari defter
Benzer bu kararda… da USD para biriminin yer aldığını, davalı tarafından TL cinsinden ödeme yapıldığından ödeme tarihindeki kur üzerinden USD para birimine çevrildiğini, bundan dolayı «kur farkı alacağının» ortaya çıkmasına rağmen farkın ödenmediğini, satın alınan mallar karşılığında müvekkil şirkete TL cinsinden ve ileri keşide/«vade» tarihli çeklerin cirolanıp verildiğini, her iki tarafın «ticari defter» ve kayıtları ile bu durumun ... olduğunu, çeklerden iki tanesinin karşılıksız çıkması nedeniyle başlatılan takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz et …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16989 E. 2014/4903 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… sında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından «fatura» bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak «son» dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak «çek» ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki «kur farkı faturalarının» düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, «kur farkı alacağın» tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · para borcu · hisse devri · üçüncü kişi · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · geçersizlik · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşme «geçersiz» olup, davacı şirkete ortak yapılmadığı gibi davacıdan alınan 150.000 Euro'nun da kendisine iade edilmediği, bu durumda davalı şirketin davacı yararına «sebepsiz zenginleştiği», diğer davalıların da gerek davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmaları gerekse «hisse devri» konusunda «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» ederek, davacıya güven vermek suretiyle sebepsiz zenginleşmeden dolaylı yoldan yararlandıkları anlaşıldığından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların takibe yaptıkları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 150.000 Euro «asıl alacak» ve 15.110,45 Euro «işlemiş faiz» üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 oran uygulanmak suretiyle tahsil tarihindeki TL karşılığı ile koşulları …
2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2682 E. 2020/5731 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı faturası · kur farkı · teamül · çek · teslim · e-defter
İncelediğiniz kararda… sında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından «fatura» bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak «son» dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak «çek» ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki «kur farkı faturalarının» düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, «kur farkı alacağın» tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, «kur farkı faturasına» konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle «kur farkı alacağınm» istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı «defterlerinde» de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı «bilirkişi incelemesi» yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil; kredi ar …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir ticari ilişkide «kur farkının» talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında «teamül» oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği, taraflar arasında teamül bulunmadığı, çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi gerekçesinde belirtildiği gibi davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri «teslim» almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «çek» üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bi …
Benzer bu kararda… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri «teslim» almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «çek» üzerindeki bedel dışında herhangi bir «kur farkı» talep edemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ileri tarihli çek · vade farkı · faturaya itiraz · cari hesap alacağı · delillerin toplanmaması · temerrüt tarihi · cari hesap · satış sözleşmesi
Benzer bu kararda… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3692 E. 2021/984 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı · fatura
İncelediğiniz kararda… sında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından «fatura» bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak «son» dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak «çek» ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki «kur farkı faturalarının» düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, «kur farkı alacağın» tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
… E MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen «fatura» bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde «kur farkı» ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan «kur farkı faturasının» ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından «ihtirazı kayıt» ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca «kur farkı alacağı» talep edemeyeceği, davalının «kötü niyet tazminatı» isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, «kur farkı faturasına» konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle «kur farkı alacağınm» istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı «defterlerinde» de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı «bilirkişi incelemesi» yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil; kredi ar …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında uzun yıllara dayalı ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında dövizli işlem yapılacağına dair herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, 14.10.2011 tarihli "«kur farkı»" açıklamalı faturanın da TL cinsinden düzenlendiği, davacı faturalarının dövizli «fatura» şeklinde olmadığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın ve «kur farkı alacağının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Dairemizin 19.12.2017 tarihli bozma ilamında davacının «kur farkı alacağını» talep edebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm olması gerektiği belirtilmiş olup taraflar arasında bu konuda açık bir sözleşme olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap alacağı · cari hesap · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı davalıdan «cari hesap alacağı» bulunduğunu ispatlayamamış olup mahkemenin davacının bakiye cari hesap alacağına ilişkin isteminin reddine dair kararı yerindedir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlarda ek rapor alınarak davacının «kur farkı alacağı» oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4578 E. , 2024/6360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1007 Esas, 2023/985 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/60 E., 2020/93 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satılan kumaşların bedelinin USD üzerinden belirlendiğini, belli bir döneme kadar davalı tarafından fatura bedellerinin USD üzerinden ödendiğini, ancak son dönemde düzenlenen fatura bedellerinin TL olarak çek ile ödendiğini, keşide edilen tüm faturalarda, faturaların TL olarak ödenmesi durumunda ödeme tarihindeki satış kurunun esas alınacağının belirtildiğini, ayrıca davalının muhasebesi tarafından gönderilen e-posta ile 21.05.2018 tarihinden sonraki kur farkı faturalarının düzenlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça gönderilen ancak çeklerin ileri vadeli düzenlenmiş olması nedeniyle ödeme günündeki kur farkı nedeniyle müvekkili şirketin alacağının oluştuğunu, kur farkı alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 62.561,28 USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekin ödeme aracı olduğunu, borcun çekler ile zamanında ödendiğini, ödeme zamanındaki kur üzerinden TL olarak yapılan ödemelerden dolayı kur farkının talep edilemeyeceğini, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamanın da söz konusu olmadığını, ödemeye ilişkin davacı tarafın herhangi bir ihtirazı kaydı bulunmadığını, bu nedenlerle kur farkından kaynaklı alacak talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında USD üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin vadeli olarak ve TL üzerinden ödenmesi halinde kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığı gibi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere bu yönde bir uygulamanın da mevcut olmadığı, davalı muhasebecisi tarafından gönderilen e-postada belirtilen "21/05/2018 ödemesinden sonra doğan kur farkı faturasının ivedilikle kesilmesi" yönündeki ifadenin de tek başına davalı ... bağlamayacağı gibi bu yönde bir uygulama bulunduğunu da ispatlayamayacağı, kaldı ki ticari ilişkinin ilk dönemlerinde USD üzerinden ödeme yapıldığının tarafların da kabulünde bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden TL olarak düzenlenen çeklerle yapılan ödeme karşısında ayrıca kur farkı alacağı talep edemeyeceği, davalının kötü niyet tazminatı isteminin de koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, kur farkı faturasına konu olan ... mal satış faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesine karşın, davalı şirketin ödemelerini de döviz cinsinden yapmaktayken, bir kısım eklerini TL cinsinden ileri tarihli çeklerle ödeme yapması sebebiyle kur farkı alacağınm istenip istenilmeyeceği noktasında olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tüm itirazlarına rağmen konunun aydınlatılamadığını, dosyaya sundukları emsal nitelikteki Yargıtay kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu olan ve kur farkı alacağına ... teşkil eden 2017 yılına ait tüm mal satış faturaları döviz cinsinden düzenlenmiş faturalar olup, davalı defterlerinde de bu şekilde işlendiğini ve itiraz edilmediğini, kaldı ki müvekkili şirketin keşide ederek davalıya tebliğ ettiği tüm faturalarda “Döviz cinsinden kesilen faturalarımızın TL olarak ödenmesi halinde, ödeme günündeki TCMB Satış kuru esas alınır” şeklindeki ibarenin de açıkça ödemenin TL olarak yapılması halinde ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı, bu sebeple doğacak kur farkının yansıtılacağı da açıkça ifade edildiğini, döviz faturalarına karşı davalı şirketin cari hesaba istinaden müvekkil şirkete verdiği TL çekler, o günün döviz kuru üzerinden hesaplanarak verilen çekler olmayıp, davalı şirketin eline geçmiş vadeli TL müşteri çekleri olduğunu, davalı şirketin, elindeki vadeli müşteri çeklerini, cari hesaba istinaden müvekkili şirkete verdiğini, dava dosyasında sağlıklı bilirkişi incelemesi yapılmadığından, gerçek durumun aydınlatılamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle çekin bir ödeme aracı değil;
kredi aracı olarak işlem gördüğünü, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen 23.05.2018 tarikli elektronik posta, taraflar arasında bu konuda bir sözleşmenin, uygulamanın ve iradenin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın yalnız bu kısmının düzeltilerek kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği, taraflar arasında teamül bulunmadığı, çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi gerekçesinde belirtildiği gibi davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.), davacının başlattığı takibin haksız olmasına rağmen takipte kötü niyetli olmadığı, davacının cari hesabında görünen alacağın tahsilini talep ettiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1078079400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz