6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari nitelikli tazminat davasında dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/314 E. 2022/267 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğundan Usulden Ret mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talebine ilişkin ticari nitelikli bir sigorta tazminatı davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış ve dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağı eklenmemişse, dava TTK 5/A ve HUAK 18/A-2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Sigorta tazminatı talebinin zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, poliçedeki klozlar uyarınca sorumluluğun bulunmadığını ve zararın haksız olarak müvekkili üzerine bırakılmaya çalışıldığını ileri sürerek davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin usulden ret kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: TTK'nın 5/A maddesi uyarınca TTK'nın 4. maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-2 maddesi gereği arabuluculuğa tabi davalarda dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının aslının veya onaylı örneğinin eklenmesi gerekir. Davacının uğradığı zararların poliçe kapsamında sigortacıdan tahsiline yönelik dava konusu bir miktar para alacağı olduğundan, eldeki davanın arabuluculuğa tabi davalardan olduğunun kabulü gerekir. Dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmediğinden, ilk derece mahkemesinin davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sigorta poliçesinden kaynaklanan ve konusu bir miktar para alacağı olan tazminat taleplerinin TTK 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi ticari dava niteliğinde olduğuna ilişkin tespiti nedeniyle bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK 5/A); dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının eklenmesi gerekir (HUAK 18/A-2).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk dava şartı ticari dava sigorta tazminatı usulden ret

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 5/ATTK 4 · HUAK — HUAK 18/A-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/314

KARAR NO 2022/267

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/01/2022

NUMARASI 2021/793 Esas - 2022/28 Karar

DAVA

Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/02/2022

Arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili;müvekkillerinin Sağlık Bakanlığı ile akdettikleri 27/07/2020 tarihli Kamu Yapım İşi Sözleşmesi kapsamında "Kastamonu Bozkurt 20 Yataklı Entegre İlçe Hastanesi Yapım İşi"’ni yüklenici sıfatı ile üstlendiklerini, yapım işi şantiyesinin davalı sigorta şirketi nezdinde sigorta ettirildiğini, 2021 yılı ağustos ayında yaşanan sel felaketi neticesinde bölgenin “doğal afet bölgesi” olarak ilan edildiğini,şantiyenin de anılan sel felaketinde ciddi hasar gördüğünü, şantiyedeki inşaat malzemelerinin büyük bir kısmının tamamen zayi olduğunu ,zararın yaklaşık 11.000.000-TL. olarak tespit edildiğini zararın (hasarın) davalıdan karşılanmasının talep edildiğini, ancak davalı sigorta şirketinin başvuruyu “Seylap Muafiyeti”'ni ileri sürerek reddettiğini, sonrasında davalı tarafından kendilerine kısmi ödemede bulunacaklarını, ancak kısmi ödeme için öncelikle ibraname imzalanması gerektiğinin bildirildiğini,davalı tarafça müvekkillerinin içerisinde bulundukları zor durumdan yararlanarak ve icbar etmek suretiyle dilekçe ekinde sunulan ibraname imzalatılarak müvekkillerine 3.500.000-TL ödeme yapıldığını, işbu bedelin şantiyede meydana gelen hasarın çok altında olduğunu zararlarının tamamının kısmi olarak şimdilik 10.000-TL.’sinin avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;müvekkili şirket tarafından dava öncesinde davacı tarafa iyiniyetle 3.500.000-TL. tutarında ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme ile birlikte müvekkili şirketçe poliçe kapsamındaki sorumlulukların tümüyle yerine getirildiğini,bölge ile ilgili risk raporları ve önceden de yaşanan hadiseler mevcut olmasına karşılık gerekli tedbir ve önlemlerın alınmadığını,mahkemece olay mahallinde keşif yaptırılarak, hasara ilişkin fotoğraflar incelenerek, dava konusu hasarın ne şekilde meydana geldiğinin ve davacı tarafça gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçenin özel şartları ile klozları doğrultusunda hasarın teminat kapsamına girip girmediği hususunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, uyuşmazlığın TTK.’nun 5/A maddesi gereğince dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığını, dava açılırken arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekinde sunulmadığını, 6325 sayılı kanuna eklenen 18/A maddesi gereği davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; dava öncesinde davacılara 3.500.000-TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme ile birlikte müvekkili şirket nezdinde doğan sorumluluk tümüyle yerine getirildiğini, poliçede yer alan “MR109” ve “MR110” klozları uyarınca müvekkili şirket’in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafça yerine getirilmemiş sorumluluklar nedeniyle uğranılan zararın haksız olarak müvekkili şirket üzerine bırakılmaya çalışıldığını, davacı tarafın, hasar tespit sürecinde çelişkili beyanlarda bulunduğunu, hasar tespitinin yapılmasına imkan sağlayacak belgeleri sunmaktan imtina ettiğini,fahiş tazminat taleplerinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; meydana gelen sel ve taşkın hadisesi sonucu davacıların yüklenicisi olduğu Kastamonu- Bozkurt Entegre İlçe Hastanesi şantiyesinin ağır hasar gördüğü iddiasıyla,zararın davalı sigortacı tarafından ödenmeyen bakiyesinin tazmini istemine yöneliktir. 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava şartlarının neler olduğu sayılmış, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. 6325 sayılı HUAK'nun 18/A-2 maddesi gereği arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Somut olayda; davacının uğradığı zararların poliçe kapsamında davalı sigortacıdan tahsiline yönelik davanın konusu bir miktar para alacağıdır. Buna göre eldeki davanın arabuluculuğa tabii davalardan olduğunun kabulü gerekmektedir.

O halde, dava öncesi arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 79,60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.18/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/107772 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2230 E. 2022/3338 K. · Onandı

Ticari uyuşmazlıkta zorunlu arabuluculuğa başvurulmamasının dava şartı yokluğu oluşturması

Gerekçe özeti

TTK 5/A kapsamındaki ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan davada, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilir.

Emsal değeri

Ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olması ve yokluğunda usulden ret sonucu yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: zorunlu arabuluculuk dava şartı ticari dava usulden ret

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2230 E.  ,  2022/3338 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.01.2022 tarih ve 2021/793 E- 2022/28 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2022 tarih ve 2022/314 E- 2022/267 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin Sağlık Bakanlığı ile akdettikleri 27/07/2020 tarihli Kamu Yapım İşi Sözleşmesi kapsamında "Kastamonu Bozkurt 20 Yataklı Entegre İlçe Hastanesi Yapım İşi"’ni yüklenici sıfatı ile üstlendiklerini, yapım işi şantiyesinin davalı ... nezdinde sigorta ettirildiğini, 2021 yılı ağustos ayında yaşanan sel felaketi neticesinde bölgenin “doğal afet bölgesi” olarak ilan edildiğini, şantiyenin de anılan sel felaketinde ciddi hasar gördüğünü, şantiyedeki inşaat malzemelerinin büyük bir kısmının tamamen zayi olduğunu, zararın yaklaşık 11.000.000-TL. olarak tespit edildiğini zararın (hasarın) davalıdan karşılanmasının talep edildiğini, ancak davalı ... şirketinin başvuruyu “Seylap Muafiyeti”'ni ileri sürerek reddettiğini, sonrasında davalı tarafından kendilerine kısmi ödemede bulunacaklarını, ancak kısmi ödeme için öncelikle ibraname imzalanması gerektiğinin bildirildiğini, davalı tarafça müvekkillerinin içerisinde bulundukları zor durumdan yararlanarak ve icbar etmek suretiyle dilekçe ekinde sunulan ibraname imzalatılarak müvekkillerine 3.500.000-TL ödeme yapıldığını, işbu bedelin şantiyede meydana gelen hasarın çok altında olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığın TTK.’nun 5/A maddesi gereğince dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.