Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3386 E. 2024/5263 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rödovans sözleşmesi↗ menfaat çatışması↗ hakim ortak↗ terditli dava↗ yoklukla malul karar↗ pay devri↗ yokluk↗ emredici hüküm↗ genel kurul kararının iptali↗ sözleşmenin feshi↗ vekâlet ücreti↗ sözleşmeye aykırılık↗ yargılama giderleri↗ oy yasağı↗ fesih↗ ihtar↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/284 E., 2020/54 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucu ortağı olduğu davalı şirket tarafından 09.07.2018 tarih 2018/1 sayılı karar olarak adlandırılan ancak kurusu unsurlarından tamamıyla yoksun olmakla genel kurur kararı olarak addedilmesinin mümkün bulunmayan işlemin yoklukla hükümsüz olduğunun tespitinin gerektiğini, genel kurul kararının kurusu unsarlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun emrettiği usulle toplantıya çağrılmış/toplanmış bir genel kurulun varlığı ve usulünce alınmış bir kararın bulunması olduğunu, ancak bizzat davalı şirketin kabulünde olduğ üzere ortada ne bir toplantı çağrısı ne bir toplantı nede bir kararın bulunduğunu, müvekkili şirketin davet edilmeksizin yokluğunda bir toplantı yapılmasının ve yine yokluğunda bir işlem tesis edilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğu, işbu hukuksuz yola tevessül edilmemesi gerektiği hususları müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ihtar edildiğini, ancak müvekkilinin ihtarının hiçe sayıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 09.07.2018 tarih 2018/1 sayılı kararı olarak adlandırdığı işlemin öncelikle kurucu unsarlarından yoksun ve yoklukla hükümsüz olduğunun tespitine, vaki hukuka aykırılıklar kurucu unsur yokluğu olarak değerlendirilmez ise açıkça şirket ana sözleşmesine ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı işlemin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında rödovans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin iki ortağının olduğunu bunlardan %99 pay sahibi ..., %1 pay sahibi ise davacı şirket olduğunu, taraflar arasındauzun yıllara dayanan sorunlar yaşandığını, davacı şirketin sözleşmenin her aşamasında rödovansçı olarak hareket etmiş ruhsat sahibi şirketin ortağı olduğunu unutarak sadece rödovansçı sıfatının hak ve menfaatlerini korumak amacı ile hareket ettiğini, davacının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun maddesine aykırı olduğunu, davacı firma ortak olduğu firma ile sözleşme yaparak bu madde de açıkça belirtilen kendine özel mefaat elde etme yasağını ihlal ettiğini, davacı firmanın hem kendi ile sözleşme imzalaması hem de daha sonraki süreçte ortak olduğu firmaya yönelik zarar verici eylemleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu,alınan sirküler tipi karar için davacı şirketin toplantıya davet edilmeme sebebinin taraflar arasında görülmekle olan davaların bulunması olduğunu, ayrıca davaya konu 09.07.2018 tarihli sözleşmenin Turgutlu 2. Noterliğinin 09.07.2018 tarih ve 07389 yevmiye nosu ile onaylanmış ve sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, şirket ana sözleşmesine gör oy birliği ile karar alınması gerektiği iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı olduğunu, davalı firma ana sözleşmesindek oybirliği şartı geçerli olsaydı davacı firma hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmesi, rödovans sözleşmesine hiçbir şekilde uygun davranmasa da ben onay vermeden karar alamazsın diyerek davalı firmayı rödovans sözleşmesine mahkum edebileceğini, hukukun bu durumu korumasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin davalı şirkette % 1'lik payının bulunduğu, %99 payın ...'ye ait olduğu, 09.07.2018 tarihli 2018/1 karar sayılı genel kurul kararı ile birlikte ...'ın 01.04.2011 tarihli rödovans sözleşmesinin feshine, 33752 sicil no.lu ruhsata ilişkin olarak Maden İşleri Genel Müdürlüğüne rödovans sözleşmesinin düşürülmesi konusunda başvuru yapılmasına karar verilmiş olduğu, taraflarca kabul edildiği üzere genel kurulun yapılacağına ilişkin bildirimin davalı şirket tarafından davacı ortağa yapılmamış olduğu, bu kapsamda davalı şirkete hakim ortak tarafından davet yapılmaksızın alınmış olan kararın genel kurul kararı olarak kabul edilemeyeceği, davacı şirketin söz konusu işlem yönünden oy yoksunluğunun bulunmasının, genel kurul toplantısına davetiye çıkarılmamasına gerekçe oluşturulamayacağı, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak alınan kararın yoklukla hükümsüz olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, davalı şirket Mete Doğal Taş Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 09.07.2018 tarihli 2018/1 karar sayılı genel kurul kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın İzmir 33752 sicil numaralı mermer ocağının ruhsat sahibi olduğunu, davacı ile davalı arasında 01.04.2011 tarihli rödovans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili firmanın iki ortağının bulunduğunu, ...'nin %99, ... ve Traverten San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise %1 pay sahibi olduğunu, davalı firmanın, ortağı olan davacı firma ile olan sözleşmesinde uzun yıllara dayanan sorunlar yaşandığını, davacı firmanın sözleşmenin her aşamasında rödövansçı olarak hareket ettiğini, ruhsat sahibi şirketin ortağı olduğunu unutarak sadece rödövançı sıfatının hak ve menfaatlerini korumak amacı ile hareket ettiğini, yerel mahkemenin sadece davacı ortağın toplantıya davet edilmemesi üzerinden şekli bir karar verdiğini, bu davanın sadece toplantıya davet usulüne uyulmadığından bahisle karar verilebilecek bir dava olmadığını, davacı ortağın şirket ana sözleşmesine koymuş olduğu oybirliği maddesi sonrasında kendi ile rödevans sözleşmesi yaparak hukuku hiçe saydığı, zenginin fakiri yendiği fiili bir durum yarattığını, davacı tarafın terditli talebinin göz önüne alındığında davanın temelinin ve olaya sadece şekli olarak bakılamayacağının anlaşılacağını, davacı firmanın toplantıya davet edilse bile kendi aleyhine oy kullanamayacağından ana sözleşmeye aykırılık oluşacağını, bu noktada ana sözleşmeye aykırılıktan kararın iptal edileceğini, bu ayrımı ve özeni göstermeksizin, bu yöndeki iddialarının hiç bir şekilde değerlendirilmeksizin verilen kararın %99 oy hakkı olan davalıyı %1 paya mahkum ettiğini, davacının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesine aykırı olduğunu, davacı firmanın ortak olduğu firma ile sözleşme yaparak kendine özel menfaat elde etme yasağının ihlal ettiğini, davacı firmanın hem kendi ile sözleşme imzalaması hem de daha sonraki süreçte ortak olduğu firmaya yönelik zarar verici eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasına açıkça aykırı olduğunu, davacı firmanın yaşanılan menfaat çatışmasını sona erdirmek adına hiç bir girişimde bulunmadığını, davalı firmanın iki sıfata haiz olduğu rödövans sözleşmesinin davacı firma için çekilme hale geldiği aşamada davalı firmanın pay devrine de kabul etmemesi karşısında davacı firmanın menfaatlerini korumak adına kalan tek hukuki yolun sözleşmenin haklı nedenlerle feshinin kaldığını, 09.07.2018 tarihli sözleşmenin feshi kararının Turgutlu 2. Noterliğinin 09.07.2018 tarih ve 07389 yevmiye numarası ile onaylandığını ve sözleşmenin feshedildiğini, davacı firma ile davalı firma arasındaki ortaklı ve ticari ilişkinin menfaat çatışması içinde yürüdüğünü, davalı firmanın fesih kararı alınmasına neden olan konuların tamamında haklı olduğunu, ...'ın oy hakkından yoksun olduğunun uzman mütaalasında da yer aldığını, bu nedenle usulüne uygun olan 09.07.2018 tarihli kararın iptal talebinin yerinde olmadığını, şirket ana sözleşmesine göre oy birliği ile karar alınması gerektiği iddiasının da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı olduğunu, davalı firma ana sözleşmesindeki oybirliği şartının geçerli olması halinde davacı firmanın hiç bir yükümlülüğünü yerine getirmese dahi, rödovans sözleşmesine hiç bir şekilde uygun davranmasa dahi onayı olmadan karar alamayarak davalı firmayı rödovans sözleşmesine mahkum edileceğini, hukukun bu durumu korumasının mümkün olmadığını, tüm oybirliği şartı ve kelepçeleme ilişkisinin davacı firmanın kendisi ile yapılan sözleşmeye ilişkin olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının savunmasından da anlaşıldığı üzere davacının iptali istenilen sirküler şeklindeki karara katılımının sağlanması için herhangi bir çağrı yapılmadığı, bu sebeple anılan sirküler şeklindeki kararın kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık sebebiyle yoklukla malul olduğu, ortaklar oy hakkından yoksun olsa bile bu durumun toplantıya katılmalarına engel olamayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararı iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3386 E. , 2024/5263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2083 Esas, 2023/525 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/284 E., 2020/54 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucu ortağı olduğu davalı şirket tarafından 09.07.2018 tarih 2018/1 sayılı karar olarak adlandırılan ancak kurusu unsurlarından tamamıyla yoksun olmakla genel kurur kararı olarak addedilmesinin mümkün bulunmayan işlemin yoklukla hükümsüz olduğunun tespitinin gerektiğini, genel kurul kararının kurusu unsarlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun emrettiği usulle toplantıya çağrılmış/toplanmış bir genel kurulun varlığı ve usulünce alınmış bir kararın bulunması olduğunu, ancak bizzat davalı şirketin kabulünde olduğ üzere ortada ne bir toplantı çağrısı ne bir toplantı nede bir kararın bulunduğunu, müvekkili şirketin davet edilmeksizin yokluğunda bir toplantı yapılmasının ve yine yokluğunda bir işlem tesis edilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğu, işbu hukuksuz yola tevessül edilmemesi gerektiği hususları müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ihtar edildiğini, ancak müvekkilinin ihtarının hiçe sayıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 09.07.2018 tarih 2018/1 sayılı kararı olarak adlandırdığı işlemin öncelikle kurucu unsarlarından yoksun ve yoklukla hükümsüz olduğunun tespitine, vaki hukuka aykırılıklar kurucu unsur yokluğu olarak değerlendirilmez ise açıkça şirket ana sözleşmesine ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı işlemin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında rödovans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin iki ortağının olduğunu bunlardan %99 pay sahibi ..., %1 pay sahibi ise davacı şirket olduğunu, taraflar arasındauzun yıllara dayanan sorunlar yaşandığını, davacı şirketin sözleşmenin her aşamasında rödovansçı olarak hareket etmiş ruhsat sahibi şirketin ortağı olduğunu unutarak sadece rödovansçı sıfatının hak ve menfaatlerini korumak amacı ile hareket ettiğini, davacının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun maddesine aykırı olduğunu, davacı firma ortak olduğu firma ile sözleşme yaparak bu madde de açıkça belirtilen kendine özel mefaat elde etme yasağını ihlal ettiğini, davacı firmanın hem kendi ile sözleşme imzalaması hem de daha sonraki süreçte ortak olduğu firmaya yönelik zarar verici eylemleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu,alınan sirküler tipi karar için davacı şirketin toplantıya davet edilmeme sebebinin taraflar arasında görülmekle olan davaların bulunması olduğunu, ayrıca davaya konu 09.07.2018 tarihli sözleşmenin Turgutlu 2.
Noterliğinin 09.07.2018 tarih ve 07389 yevmiye nosu ile onaylanmış ve sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, şirket ana sözleşmesine gör oy birliği ile karar alınması gerektiği iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı olduğunu, davalı firma ana sözleşmesindek oybirliği şartı geçerli olsaydı davacı firma hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmesi, rödovans sözleşmesine hiçbir şekilde uygun davranmasa da ben onay vermeden karar alamazsın diyerek davalı firmayı rödovans sözleşmesine mahkum edebileceğini, hukukun bu durumu korumasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin davalı şirkette % 1'lik payının bulunduğu, %99 payın ...'ye ait olduğu, 09.07.2018 tarihli 2018/1 karar sayılı genel kurul kararı ile birlikte ...'ın 01.04.2011 tarihli rödovans sözleşmesinin feshine, 33752 sicil no.lu ruhsata ilişkin olarak Maden İşleri Genel Müdürlüğüne rödovans sözleşmesinin düşürülmesi konusunda başvuru yapılmasına karar verilmiş olduğu, taraflarca kabul edildiği üzere genel kurulun yapılacağına ilişkin bildirimin davalı şirket tarafından davacı ortağa yapılmamış olduğu, bu kapsamda davalı şirkete hakim ortak tarafından davet yapılmaksızın alınmış olan kararın genel kurul kararı olarak kabul edilemeyeceği, davacı şirketin söz konusu işlem yönünden oy yoksunluğunun bulunmasının, genel kurul toplantısına davetiye çıkarılmamasına gerekçe oluşturulamayacağı, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak alınan kararın yoklukla hükümsüz olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, davalı şirket Mete Doğal Taş Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nin 09.07.2018 tarihli 2018/1 karar sayılı genel kurul kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın İzmir 33752 sicil numaralı mermer ocağının ruhsat sahibi olduğunu, davacı ile davalı arasında 01.04.2011 tarihli rödovans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili firmanın iki ortağının bulunduğunu, ...'nin %99, ... ve Traverten San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise %1 pay sahibi olduğunu, davalı firmanın, ortağı olan davacı firma ile olan sözleşmesinde uzun yıllara dayanan sorunlar yaşandığını, davacı firmanın sözleşmenin her aşamasında rödövansçı olarak hareket ettiğini, ruhsat sahibi şirketin ortağı olduğunu unutarak sadece rödövançı sıfatının hak ve menfaatlerini korumak amacı ile hareket ettiğini, yerel mahkemenin sadece davacı ortağın toplantıya davet edilmemesi üzerinden şekli bir karar verdiğini, bu davanın sadece toplantıya davet usulüne uyulmadığından bahisle karar verilebilecek bir dava olmadığını, davacı ortağın şirket ana sözleşmesine koymuş olduğu oybirliği maddesi sonrasında kendi ile rödevans sözleşmesi yaparak hukuku hiçe saydığı, zenginin fakiri yendiği fiili bir durum yarattığını, davacı tarafın terditli talebinin göz önüne alındığında davanın temelinin ve olaya sadece şekli olarak bakılamayacağının anlaşılacağını, davacı firmanın toplantıya davet edilse bile kendi aleyhine oy kullanamayacağından ana sözleşmeye aykırılık oluşacağını, bu noktada ana sözleşmeye aykırılıktan kararın iptal edileceğini, bu ayrımı ve özeni göstermeksizin, bu yöndeki iddialarının hiç bir şekilde değerlendirilmeksizin verilen kararın %99 oy hakkı olan davalıyı %1 paya mahkum ettiğini, davacının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesine aykırı olduğunu, davacı firmanın ortak olduğu firma ile sözleşme yaparak kendine özel menfaat elde etme yasağının ihlal ettiğini, davacı firmanın hem kendi ile sözleşme imzalaması hem de daha sonraki süreçte ortak olduğu firmaya yönelik zarar verici eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasına açıkça aykırı olduğunu, davacı firmanın yaşanılan menfaat çatışmasını sona erdirmek adına hiç bir girişimde bulunmadığını, davalı firmanın iki sıfata haiz olduğu rödövans sözleşmesinin davacı firma için çekilme hale geldiği aşamada davalı firmanın pay devrine de kabul etmemesi karşısında davacı firmanın menfaatlerini korumak adına kalan tek hukuki yolun sözleşmenin haklı nedenlerle feshinin kaldığını, 09.07.2018 tarihli sözleşmenin feshi kararının Turgutlu 2.
Noterliğinin 09.07.2018 tarih ve 07389 yevmiye numarası ile onaylandığını ve sözleşmenin feshedildiğini, davacı firma ile davalı firma arasındaki ortaklı ve ticari ilişkinin menfaat çatışması içinde yürüdüğünü, davalı firmanın fesih kararı alınmasına neden olan konuların tamamında haklı olduğunu, ...'ın oy hakkından yoksun olduğunun uzman mütaalasında da yer aldığını, bu nedenle usulüne uygun olan 09.07.2018 tarihli kararın iptal talebinin yerinde olmadığını, şirket ana sözleşmesine göre oy birliği ile karar alınması gerektiği iddiasının da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na aykırı olduğunu, davalı firma ana sözleşmesindeki oybirliği şartının geçerli olması halinde davacı firmanın hiç bir yükümlülüğünü yerine getirmese dahi, rödovans sözleşmesine hiç bir şekilde uygun davranmasa dahi onayı olmadan karar alamayarak davalı firmayı rödovans sözleşmesine mahkum edileceğini, hukukun bu durumu korumasının mümkün olmadığını, tüm oybirliği şartı ve kelepçeleme ilişkisinin davacı firmanın kendisi ile yapılan sözleşmeye ilişkin olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalının savunmasından da anlaşıldığı üzere davacının iptali istenilen sirküler şeklindeki karara katılımının sağlanması için herhangi bir çağrı yapılmadığı, bu sebeple anılan sirküler şeklindeki kararın kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık sebebiyle yoklukla malul olduğu, ortaklar oy hakkından yoksun olsa bile bu durumun toplantıya katılmalarına engel olamayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararı iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077410600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz