Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2799 E. 2024/5215 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme devri↗ borcun ifası↗ işletme devri↗ istinaf sebebi↗ yemin deliline dayanma↗ vade tarihi↗ tanık beyanı↗ yemin teklifi↗ karine↗ mutabakat↗ yemin delili↗ ticari işletme↗ yazılı delil↗ bedelsizlik↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ yemin↗ muacceliyet↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ vade↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihbar↗ ihtar↗ havale↗ esastan ret↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/329 E., 2021/102 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli havale ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra vade tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik karine teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının delil olarak sunduğu havale makbuzu ile senet muhteviyatı arasındaki uyumsuzlukların davacının ödeme iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, paranın gönderiliş nedeni hakkında herhangi bir açıklama içermeyen, davaya konu senedin vadesi ve bedeli ile uyuşmayan havale dekontunun davacının ödeme iddiasına delil olarak kabul edilemeyeceğini, havale makbuzunda ya da ödeme makbuzunda bir açıklama bulunmadığı takdirde, ödemenin vadesi önce gelen yani muaccel borca ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının ödeme iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 703 ve 710 uncu maddelerine aykırı düştüğünü, borcunu ödediğini iddia eden davacının senedin iadesi için müvekkiline herhangi bir ihtar, ihbar keşide etmediğini, aralarında başkaca bir alacak verecek olmadığına yönelik iddianın da gerçeklere uygun düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun tanzim tarihinden sonra ve vade tarihinden önce davacının yaptığı (bono bedelini de aşan) 70.500,00 euroluk ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığını ispat yükünün davalı tarafta olması nedeniyle 25.11.2020 tarihli duruşmada bu konudaki yazılı delillerini bildirmeleri ve yazılı delilleri yok ise yemin deliline dayanıp dayanmayacaklarını bildirmeleri için süre verildiği, davalı tarafın söz konusu ödemenin başka bir borca ilişkin olduğuna ilişkin her hangi bir delil sunamadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı, davalı tarafça aksi ispat edilemediğinden, davacı tarafça bono tanzim tarihinden sonra yapılan bu ödemenin dava konusu bono için yapıldığı, davacının söz konusu bono ve takipten dolayı davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu takibine dayanak teşkil eden 30.10.2018 tanzim, 30.12.2019 vade tarihli, 70.000,00 euro bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının feri nitelikteki senet (bono) iptali talebinin reddine, senet bedelinin %20 olarak hesap edilen 92.027,60 TL tazminatın davalıdan tahsiline, takibin davacı ... yönünden durdurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden havale edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç muaccel olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin bono bedeli için yapılmadığına karine olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/19599 E. sayılı emsal kararı dikkate alındığında davacının yaptığı ödemenin senet bedeline ait olduğu iddiasının kabulünün hukuka uygun olmadığını, davacının, eşinin tedavisi amacıyla Almaya'dan Türkiye ye geldiği ve ödemeyi bu sebeple daha erken yaptığı iddiasına dair somut delillerin Mahkemece araştırılmadığı gibi davacı tarafından da dosyaya sunulmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının keşideci olduğu 70.000,00 euro bedelli bononun düzenleme tarihinin 30.10.2018, vade tarihinin 30.12.2019 tarihi olduğu, banka kanalıyla ödemenin ise bononun keşide tarihinden sonra 03.07.2019 tarihinde yapıldığı, açıklama kısmının boş olmasının mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına karine teşkil edeceği, bononun tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi yoksa, mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla tanzim tarihinden sonraki ödemelerin dava konusu bono dışında başka bir borca karşılık olduğu hususunda ispat yükünün davalı alacaklıda olacağı, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçe ile davalıya delillerini sunma imkanı verildiği, davalının bu hususa ilişkin olarak herhangi bir delil ileri sürmediği, Mahkemece yemin delilin hatırlatılmasına rağmen karşı tarafa yemin teklifinde de bulunulmadığı, bononun keşide tarihinden sonra yapılan ödemenin başka bir alacağa ilişkin olduğu iddiasında ispat yükü üzerinde olan davalının, bu savunmasını usulünce ileri sürülen delillerle ispatlayamadığı, istinaf dilekçesinde de taraflar arasında başka bir borç bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığı, davalı vekilince istinaf başvurusundan sonra sunulan 30.06.2019 tarihli suret belgenin incelenmesinde davalı ile dava dışı ... arasında "...." isimli şirketin dava dışı ...'ya devrine ilişkin olduğu, sözleşmede devir bedelinin yazılı olmadığı, 3. maddesinde "mal sayımında borç-mal farkına göre.... anlaşılan para miktarından ya fazla ödeyecektir ya da borç farkı fazlaysa ...'e daha az ödecektir" şeklinde mutabakat olduğu, davacının sözleşmede taraf olarak ya da kefil sıfatıyla yer almadığı, sunulan suret belgenin, davalı tarafça delil olarak bildirilmediği gibi yargılama sırasında da ileri sürülmediği, yargılamada ileri sürülmeyen hususların istinaf sebebi yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, ispat yönünün davacıda olduğunu, bonoya konu borç muaccel olmadan havale yapıldığını, davacı tarafça ödeme iddiasına rağmen senedin iadesinin istenmediğini, davacının yaptığı havalenin, işbu dilekçenin ekinde sunulan sözleşmeye istinaden, yurt dışında yapılan ticari işletme devrine ilişkin olarak yapıldığını, davacının şikayeti üzerine müvekkili hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı açılan ceza davasında müvekkilinin beraat ettiğini, dava konusu ödemenin başka bir ticari ilişki sebebiyle yapıldığının ceza dosyası, bu dosyada dinlenen tanık ...'in beyanı ve dosyaya sunulan faturalar ile sabit olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu senet ve icar takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve ispat yüküne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6489 E. 2013/21793 K.
Ortak:yemin teklifi · karine · yemin · ispat yükü · havale
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «keşideci» olduğu 70.000,00 euro bedelli «bononun» düzenleme tarihinin 30.10.2018, «vade tarihinin» 30.12.2019 tarihi olduğu, banka kanalıyla ödemenin ise bononun keşide tarihinden sonra 03.07.2019 tarihinde yapıldığı, açıklama kısmının boş olmasının mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına «karine» teşkil edeceği, bononun tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi yoksa, mevcut «borcun ifası» amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla tanzim tarihinden sonraki ödemelerin dava konusu bono dışında başka bir borca karşılık olduğu hususunda «ispat yükünün» davalı alacaklıda olacağı, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçe ile davalıya delillerini sunma imkanı verildiği, davalının bu hususa ilişkin olarak herhangi bir delil ileri sürmediği, Mahkemece «yemin delilin» hatırlatılmasına rağmen karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunulmadığı, bononun keşide tarihinden sonra yapılan ödemenin başka bir alacağa ilişkin olduğu iddiasında ispat yükü üzerinde olan davalının, bu savunmasını usulünce ileri sürülen delillerle ispatlayamadığı, istinaf dilekçesinde de taraflar arasında başka bir borç bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığı, davalı vekilince istinaf başvurusundan sonra sunulan 30.06.2019 tarihli suret belgenin incelenmesinde davalı ile dava dışı ... arasında "...." isimli şirketin dava dışı ...'ya devrine ilişkin olduğu, sözleşmede devir bedelinin yazılı olmadığı, 3. maddesinde "mal sayımında borç-mal farkına göre.... anlaşılan para miktarından ya fazla ödeyecektir ya da borç farkı fazlaysa ...'e daha az ödecektir" şeklinde «mutabakat» olduğu, davacının sözleşmede taraf olarak ya da «kefil» sıfatıyla yer almadığı, sunulan suret belgenin, davalı tarafça delil olarak bildirilmediği gibi yargılama sırasında da ileri sürülmediği, yargılamada ileri sürülmeyen hususların «istinaf sebebi» yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden «havale» edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç «muaccel» olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin «bono» bedeli için yapılmadığına «karine» olduğunu, Yargıtay 19.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli «havale» ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra «vade» tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik «karine» teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde «yasal karine» mevcut olduğu, aksini iddia edenin «ispat yükü» altında bulunduğu, davacının borç para verdiğini yasal delillerle ispatlamayadığı, «yemin teklif» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalının ticari kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının şirkete borç para verdiği iddiasının incelenerek, yine dosyada mevcut davalı şirket tarafından davacıya «havale» edilen 24.07.2009 tarihli banka dekontundaki "borç ödeme" ibaresi de nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal karine · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaOysa, davacı taraf delil listesinde bilirkişi raporuna, duruşmada da şirkete verilen borcun varlığı konusunda davalı tarafın «defterlerine» dayandığı halde, davalı şirketin defter ve kayıtları incelenmeden «eksik incelemeyle» hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davalının ticari kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının şirkete borç para verdiği iddiasının incelenerek, yine dosyada mevcut davalı şirket tarafından davacıya «havale» edilen 24.07.2009 tarihli banka dekontundaki "borç ödeme" ibaresi de nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde «yasal karine» mevcut olduğu, aksini iddia edenin «ispat yükü» altında bulunduğu, davacının borç para verdiğini yasal delillerle ispatlamayadığı, «yemin teklif» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/384 E. 2022/652 K.
Ortak:karine
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli «havale» ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra «vade» tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik «karine» teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden «havale» edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç «muaccel» olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin «bono» bedeli için yapılmadığına «karine» olduğunu, Yargıtay 19.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «keşideci» olduğu 70.000,00 euro bedelli «bononun» düzenleme tarihinin 30.10.2018, «vade tarihinin» 30.12.2019 tarihi olduğu, banka kanalıyla ödemenin ise bononun keşide tarihinden sonra 03.07.2019 tarihinde yapıldığı, açıklama kısmının boş olmasının mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına «karine» teşkil edeceği, bononun tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi yoksa, mevcut «borcun ifası» amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla tanzim tarihinden sonraki ödemelerin dava konusu bono dışında başka bir borca karşılık olduğu hususunda «ispat yükünün» davalı alacaklıda olacağı, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçe ile davalıya delillerini sunma imkanı verildiği, davalının bu hususa ilişkin olarak herhangi bir delil ileri sürmediği, Mahkemece «yemin delilin» hatırlatılmasına rağmen karşı tarafa «yemin teklifinde» de bulunulmadığı, bononun keşide tarihinden sonra yapılan ödemenin başka bir alacağa ilişkin olduğu iddiasında ispat yükü üzerinde olan davalının, bu savunmasını usulünce ileri sürülen delillerle ispatlayamadığı, istinaf dilekçesinde de taraflar arasında başka bir borç bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığı, davalı vekilince istinaf başvurusundan sonra sunulan 30.06.2019 tarihli suret belgenin incelenmesinde davalı ile dava dışı ... arasında "...." isimli şirketin dava dışı ...'ya devrine ilişkin olduğu, sözleşmede devir bedelinin yazılı olmadığı, 3. maddesinde "mal sayımında borç-mal farkına göre.... anlaşılan para miktarından ya fazla ödeyecektir ya da borç farkı fazlaysa ...'e daha az ödecektir" şeklinde «mutabakat» olduğu, davacının sözleşmede taraf olarak ya da «kefil» sıfatıyla yer almadığı, sunulan suret belgenin, davalı tarafça delil olarak bildirilmediği gibi yargılama sırasında da ileri sürülmediği, yargılamada ileri sürülmeyen hususların «istinaf sebebi» yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; çeklerin bankaya iade edilmesi nedeniyle, «çek» bedellerinin ödendiğinin «karine» olarak kabulü gerektiği, çeklerin takip ve faturaya konu mallar dışında varsa «teslim» edilen başka mallara ilişkin olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek · teslim
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; çeklerin bankaya iade edilmesi nedeniyle, «çek» bedellerinin ödendiğinin «karine» olarak kabulü gerektiği, çeklerin takip ve faturaya konu mallar dışında varsa «teslim» edilen başka mallara ilişkin olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli «havale» ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra «vade» tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik «karine» teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının delil olarak sunduğu «havale» makbuzu ile senet muhteviyatı arasındaki uyumsuzlukların davacının ödeme iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, paranın gönderiliş nedeni hakkında herhangi bir açıklama içermeyen, davaya konu senedin «vadesi» ve bedeli ile uyuşmayan havale dekontunun davacının ödeme iddiasına delil olarak kabul edilemeyeceğini, havale makbuzunda ya da ödeme makbuzunda bir açıklama bulunmadığı takdirde, ödemenin vadesi önce gelen yani «muaccel» borca ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının ödeme iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 703 ve 710 uncu maddelerine aykırı düştüğünü, borcunu ödediğini iddia eden davacının senedin iadesi için müvekkiline herhangi bir «ihtar», «ihbar» keşide etmediğini, aralarında başkaca bir alacak verecek olmadığına yönelik iddianın da gerçeklere uygun düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden «havale» edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç «muaccel» olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin «bono» bedeli için yapılmadığına «karine» olduğunu, Yargıtay 19.
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli «havale» ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra «vade» tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik «karine» teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının delil olarak sunduğu «havale» makbuzu ile senet muhteviyatı arasındaki uyumsuzlukların davacının ödeme iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, paranın gönderiliş nedeni hakkında herhangi bir açıklama içermeyen, davaya konu senedin «vadesi» ve bedeli ile uyuşmayan havale dekontunun davacının ödeme iddiasına delil olarak kabul edilemeyeceğini, havale makbuzunda ya da ödeme makbuzunda bir açıklama bulunmadığı takdirde, ödemenin vadesi önce gelen yani «muaccel» borca ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının ödeme iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 703 ve 710 uncu maddelerine aykırı düştüğünü, borcunu ödediğini iddia eden davacının senedin iadesi için müvekkiline herhangi bir «ihtar», «ihbar» keşide etmediğini, aralarında başkaca bir alacak verecek olmadığına yönelik iddianın da gerçeklere uygun düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ispat yükünün» davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden «havale» edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç «muaccel» olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin «bono» bedeli için yapılmadığına «karine» olduğunu, Yargıtay 19.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · dosya masrafı · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2799 E. , 2024/5215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1018 Esas, 2023/380 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/329 E., 2021/102 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği senede ilişkin borcunu banka kanalıyla ödediğini, 03.07.2019 tarihli havale ödemesinin senet borcuna ilişkin olduğunu, senetlerin düzenleme tarihinden sonra vade tarihinden önce açıklamasız havale yoluyla ödenmesi durumunda ödemenin senet borcuna yönelik karine teşkil ettiğini, taraflar arasında davaya konu senetten başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili borcunu ödemesine rağmen davalının müvekkili hakkında takibe giriştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve senesin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının delil olarak sunduğu havale makbuzu ile senet muhteviyatı arasındaki uyumsuzlukların davacının ödeme iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, paranın gönderiliş nedeni hakkında herhangi bir açıklama içermeyen, davaya konu senedin vadesi ve bedeli ile uyuşmayan havale dekontunun davacının ödeme iddiasına delil olarak kabul edilemeyeceğini, havale makbuzunda ya da ödeme makbuzunda bir açıklama bulunmadığı takdirde, ödemenin vadesi önce gelen yani muaccel borca ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının ödeme iddialarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 703 ve 710 uncu maddelerine aykırı düştüğünü, borcunu ödediğini iddia eden davacının senedin iadesi için müvekkiline herhangi bir ihtar, ihbar keşide etmediğini, aralarında başkaca bir alacak verecek olmadığına yönelik iddianın da gerçeklere uygun düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun tanzim tarihinden sonra ve vade tarihinden önce davacının yaptığı (bono bedelini de aşan) 70.500,00 euroluk ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığını ispat yükünün davalı tarafta olması nedeniyle 25.11.2020 tarihli duruşmada bu konudaki yazılı delillerini bildirmeleri ve yazılı delilleri yok ise yemin deliline dayanıp dayanmayacaklarını bildirmeleri için süre verildiği, davalı tarafın söz konusu ödemenin başka bir borca ilişkin olduğuna ilişkin her hangi bir delil sunamadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı, davalı tarafça aksi ispat edilemediğinden, davacı tarafça bono tanzim tarihinden sonra yapılan bu ödemenin dava konusu bono için yapıldığı, davacının söz konusu bono ve takipten dolayı davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu takibine dayanak teşkil eden 30.10.2018 tanzim, 30.12.2019 vade tarihli, 70.000,00 euro bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının feri nitelikteki senet (bono) iptali talebinin reddine, senet bedelinin %20 olarak hesap edilen 92.027,60 TL tazminatın davalıdan tahsiline, takibin davacı ...
yönünden durdurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacıda olduğunu, 70.500,00 euronun herhangi bir sebep belirtilmeden havale edildiğini, davacı tarafından yapılan havalenin bonodaki borç muaccel olmadan yapıldığını, senedin iadesinin talep edilmemiş olmasının davacının yaptığı havalenin bono bedeli için yapılmadığına karine olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/19599 E. sayılı emsal kararı dikkate alındığında davacının yaptığı ödemenin senet bedeline ait olduğu iddiasının kabulünün hukuka uygun olmadığını, davacının, eşinin tedavisi amacıyla Almaya'dan Türkiye ye geldiği ve ödemeyi bu sebeple daha erken yaptığı iddiasına dair somut delillerin Mahkemece araştırılmadığı gibi davacı tarafından da dosyaya sunulmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının keşideci olduğu 70.000,00 euro bedelli bononun düzenleme tarihinin 30.10.2018, vade tarihinin 30.12.2019 tarihi olduğu, banka kanalıyla ödemenin ise bononun keşide tarihinden sonra 03.07.2019 tarihinde yapıldığı, açıklama kısmının boş olmasının mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına karine teşkil edeceği, bononun tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi yoksa, mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla tanzim tarihinden sonraki ödemelerin dava konusu bono dışında başka bir borca karşılık olduğu hususunda ispat yükünün davalı alacaklıda olacağı, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçe ile davalıya delillerini sunma imkanı verildiği, davalının bu hususa ilişkin olarak herhangi bir delil ileri sürmediği, Mahkemece yemin delilin hatırlatılmasına rağmen karşı tarafa yemin teklifinde de bulunulmadığı, bononun keşide tarihinden sonra yapılan ödemenin başka bir alacağa ilişkin olduğu iddiasında ispat yükü üzerinde olan davalının, bu savunmasını usulünce ileri sürülen delillerle ispatlayamadığı, istinaf dilekçesinde de taraflar arasında başka bir borç bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığı, davalı vekilince istinaf başvurusundan sonra sunulan 30.06.2019 tarihli suret belgenin incelenmesinde davalı ile dava dışı ...
arasında "...." isimli şirketin dava dışı ...'ya devrine ilişkin olduğu, sözleşmede devir bedelinin yazılı olmadığı, 3. maddesinde "mal sayımında borç-mal farkına göre.... anlaşılan para miktarından ya fazla ödeyecektir ya da borç farkı fazlaysa ...'e daha az ödecektir" şeklinde mutabakat olduğu, davacının sözleşmede taraf olarak ya da kefil sıfatıyla yer almadığı, sunulan suret belgenin, davalı tarafça delil olarak bildirilmediği gibi yargılama sırasında da ileri sürülmediği, yargılamada ileri sürülmeyen hususların istinaf sebebi yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, ispat yönünün davacıda olduğunu, bonoya konu borç muaccel olmadan havale yapıldığını, davacı tarafça ödeme iddiasına rağmen senedin iadesinin istenmediğini, davacının yaptığı havalenin, işbu dilekçenin ekinde sunulan sözleşmeye istinaden, yurt dışında yapılan ticari işletme devrine ilişkin olarak yapıldığını, davacının şikayeti üzerine müvekkili hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı açılan ceza davasında müvekkilinin beraat ettiğini, dava konusu ödemenin başka bir ticari ilişki sebebiyle yapıldığının ceza dosyası, bu dosyada dinlenen tanık ...'in beyanı ve dosyaya sunulan faturalar ile sabit olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu senet ve icar takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve ispat yüküne ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077255900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz