İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2434 E. 2024/5052 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
proforma fatura↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk↗ i̇i̇k 265↗ ispat külfeti↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ maddi hata↗ cy/cy şerhi↗ ispat yükü↗ işlemiş faiz↗ havale↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/67 E., 2020/781 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 35.000,00 euro ve 25.000,00 euro bedelli iki adet CNC torna makinelerini davalıdan satın almak üzere anlaştıklarını, davalının bu konuda proforma fatura düzenlediğini, proforma faturaya dayalı olarak müvekkilinin davalıya 28.05.2018 tarihinde banka yoluyla iki kalem halinde toplam 60.000,00 euro ödemede bulunduğunu, ancak davalının CNC makinelerini müvekkiline teslim etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin 14.09.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile sözleşmenin feshini davalıya bildirerek avans olarak ödediği 60.000,00 euronun iadesini de istediğini, davalının aldığı avansı iade etmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunması nedeniyle takibin durduğundan ve zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iki adet CNC makinesine özgü olarak müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, makine bedellerinin ödenmesi halinde makinelerin teslim edileceğinin davacıya cevabi noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, davacının dayandığı banka havale dekontlarında herhangi bir açıklama ve şerh olmadığını, takip ve dava konusu 60.000,00 euronun CNC makineleri ile ilgisinin olmadığını, proforma faturanın hukuki bir değerinin olmadığını, havale dekontlarının makine bedelleri ile uyumlu olmayıp havale dekontunun birinin 22.500,00 euro diğerinin 37.500,00 euro olduğunu, hukuken havalenin ödeme aracı olduğunu, mevcut bir borcun ödenmesi için yapılmış bir ödeme olduğunun kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka havalesinin bir borcun edasına yönelik olduğu, ancak davacının sunduğu havale dekontlarında şerhler bulunduğu, şerhlere itibar edileceği, şerh varken aksini iddia eden havale alıcısı bu iddiasını ispatlaması gerektiği, havalelerde şerh dahi olmasaydı davalının düzenlediği 60.000,00 euro bedelli proforma fatura ile banka havalelerinin miktarı aynı olduğundan havalelerin avans olduğunun yine kabulü gerekeceği, aynı miktarlı havalelerin proforma fatura ile ilgisinin olmadığını ispat yükü davalının üzerinde olduğu, davalı hiçbir konuda delil ve belge sunmadığı, davalı CNC makinelerini davacıya teslim etmediği gibi aldığı avansı da iade etmediğinden 60.000,00 euroyu davacıya iadeden sorumlu olduğu, davacı davalıya noter ihtarnamesi göndererek 60.000,00 euronun 3 gün içinde ödenmesini istediği ve ihtarnamenin davalıya 19.09.2018 tarihinde usulen tebliğ edilmekle davalı 23.09.2018 tarihinde temerrüde düşdüğü, 23.09.2018 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 05.10.2018 tarihine kadar 12 gün karşılığı yıllık %3,30 döviz faizi karşılığı 66,00 euro işlemiş faizden de davalının sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile icra takibine 60.000,00,00 euro asıl alacak, 66,00 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.066,00 euro ve asıl alacağa takip tarihi olan 05.10.2018 tarihinden itibaren takip talebinde belirtildiği gibi döviz faizi uygulanmak suretiyle devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çözümü gereken ihtilafların davaya sebep olarak gösterilen havale dekontlarına konu havale tutarlarının proforma faturaya ilişkin olup olmadığı, havale dekontundaki şerhin ne olduğu, usul hukuku açısından, proforma faturanın ispat aracı niteliği mevcut olup olmadığı, havale dekontlarına konu havale tutarlarının iddia edilen makinelere ilişkin ödeme yapıldığına dair kayıt/şerhin mevcut olup olmadığı hususlarında toplandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarih 2018/19-4 E., 2018/80 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi proforma faturanın, fatura gibi usul/ispat hukuku ile ilgisinin olmadığını, bu anlamda delil olarak kullanılamayacağını, havale dekontları ile proforma faturadaki bedeller karşılaştırılması yapıldığında havale dekontlarında, bu proforma faturaya ilişkin herhangi bir atıf veya herhangi bir şerh mevcut olmadığı gibi proforma faturadaki bedeller ile havale dekontlarındaki bedeller de örtüşmediğini, ispat külfetinin davalıda olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 555 vd. (Borçlar Kanunu'nun 457 vd.) maddelerinde düzenlenen havale, hukuksal niteliği itibari ile bir borç ödeme aracı olduğu, havale belgelerinde bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği belirtilmemiş ise bu belgenin bir borcun ödendiğine dair kanıt olduğunun kabul edileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.12.2021 tarih, 2020/265 E., 2021/5392 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma faturanın icap niteliğinde olduğu, geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımayacağı, ancak icap mahiyetinde olabileceği, davacı tarafından davalıya gönderilen havale dekontlarında ithalat dosya transferi olduğunu ve CNC torna tezgahı olduğunun belirtildiği, proforma faturada makinelerin ödemeden sonra 30 gün içinde teslim edileceğinin yazılı olduğu, davalının makinelerin teslim edildiği hususunda bir iddiasının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin hüküm kısmında 60.000,00 euro asıl alacak, 66,00 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.066,00 euroya hükmetmesi gerekirken kısa karar ve gerekçeli kararda 66.066,00 euro olarak yazıldığı, bunun maddi hata olduğu, yapılan maddi hatanın her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 555 vd. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen toplam alacakta yapılan maddi hata, İlk Derece Mahkemesince her zaman düzeltilebilecektir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6795 E. 2010/12877 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz kararda… dilekçesinde; müvekkilinin 35.000,00 euro ve 25.000,00 euro bedelli iki adet CNC torna makinelerini davalıdan satın almak üzere anlaştıklarını, davalının bu konuda «proforma fatura» düzenlediğini, proforma faturaya dayalı olarak müvekkilinin davalıya 28.05.2018 tarihinde banka yoluyla iki kalem halinde toplam 60.000,00 euro ödemede bulunduğunu, ancak davalının CNC makinelerini müvekkiline «teslim» etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin 14.09.2018 tarihli noter «ihtarnamesi» ile «sözleşmenin feshini» davalıya bildirerek avans olarak ödediği 60.000,00 euronun iadesini de istediğini, davalının aldığı avansı iade etmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunması nedeniyle takibin durduğundan ve «zorunlu arabuluculuk» görüşmelerinden de sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka havalesinin bir borcun edasına yönelik olduğu, ancak davacının sunduğu «havale» dekontlarında «şerhler» bulunduğu, şerhlere itibar edileceği, şerh varken aksini iddia eden havale alıcısı bu iddiasını ispatlaması gerektiği, havalelerde şerh dahi olmasaydı davalının düzenlediği 60.000,00 euro bedelli «proforma fatura» ile banka havalelerinin miktarı aynı olduğundan havalelerin avans olduğunun yine kabulü gerekeceği, aynı miktarlı havalelerin proforma fatura ile ilgisinin olmadığını «ispat yükü» davalının üzerinde olduğu, davalı hiçbir konuda delil ve belge sunmadığı, davalı CNC makinelerini davacıya «teslim» etmediği gibi aldığı avansı da iade etmediğinden 60.000,00 euroyu davacıya iadeden sorumlu olduğu, davacı davalıya noter «ihtarnamesi» göndererek 60.000,00 euronun 3 gün içinde ödenmesini istediği ve ihtarnamenin davalıya 19.09.2018 tarihinde usulen tebliğ edilmekle davalı 23.09.2018 tarihinde «temerrüde» düşdüğü, 23.09.2018 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 05.10.2018 tarihine kadar 12 gün karşılığı yıllık %3,30 döviz faizi karşılığı 66,00 euro işlemiş faizden de davalının sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile icra takibine 60.000,00,00 euro «asıl alacak», 66,00 euro «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 66.066,00 euro ve asıl alacağa takip tarihi olan 05.10.2018 tarihinden itibaren takip talebinde belirtildiği gibi döviz faizi uygulanmak suretiyle devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çözümü gereken ihtilafların davaya sebep olarak gösterilen «havale» dekontlarına konu havale tutarlarının proforma faturaya ilişkin olup olmadığı, havale dekontundaki «şerhin» ne olduğu, usul hukuku açısından, proforma faturanın ispat aracı niteliği mevcut olup olmadığı, havale dekontlarına konu havale tutarlarının iddia edilen makinelere ilişkin ödeme yapıldığına dair kayıt/şerhin mevcut olup olmadığı hususlarında toplandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarih 2018/19-4 E., 2018/80 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi proforma faturanın, «fatura» gibi usul/ispat hukuku ile ilgisinin olmadığını, bu anlamda delil olarak kullanılamayacağını, havale dekontları ile proforma faturadaki bedeller karşılaştırılması yapıldığında havale dekontlarında, bu proforma faturaya ilişkin herhangi bir atıf veya herhangi bir şerh mevcut olmadığı gibi proforma faturadaki bedeller ile havale dekontlarındaki bedeller de örtüşmediğini, «ispat külfetinin» davalıda olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, «gümrük beyannamesi» verebilmesi için kendisine davacı tarafından orijinal «fatura» ile birlikte proforma faturanın da verildiği, orijinal faturada yer alan bedelin proforma faturasında yazılı miktardan düşük olmasının vergi «kaybına» neden olduğu, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu beyanının verilmesinde ise davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 35.127 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gümrük beyannamesi · tacirler arası hizmet sözleşmesi · ba beyannamesi · tacirler arası dava · rücuen tazminat · hizmet sözleşmesi · kâr kaybı · tacir
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup dosya içeriğinden, davacı şirkete kesilen vergi cezalarının , ithalatı yapılan malların satış faturası ile proforma faturalarında yer alan bedelleri arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, «gümrük beyannamesi» verebilmesi için kendisine davacı tarafından orijinal «fatura» ile birlikte proforma faturanın da verildiği, orijinal faturada yer alan bedelin proforma faturasında yazılı miktardan düşük olmasının vergi «kaybına» neden olduğu, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu beyanının verilmesinde ise davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 35.127 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin, gümrük idaresince yapılan bu uygulamanın, kanuna aykırılığını iddia edip proforma faturaların, «gümrük beyannamesine» esas alınamayacağına dair sunduğu Danıştay kararı da göz önüne alındığında, davacının öncelikle, idari yargı yoluna başvurarak, ilgili vergi cezasına ilişkin karar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15173 E. 2012/6391 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2434 E. , 2024/5052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/724 Esas, 2023/135 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/67 E., 2020/781 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 35.000,00 euro ve 25.000,00 euro bedelli iki adet CNC torna makinelerini davalıdan satın almak üzere anlaştıklarını, davalının bu konuda proforma fatura düzenlediğini, proforma faturaya dayalı olarak müvekkilinin davalıya 28.05.2018 tarihinde banka yoluyla iki kalem halinde toplam 60.000,00 euro ödemede bulunduğunu, ancak davalının CNC makinelerini müvekkiline teslim etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin 14.09.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile sözleşmenin feshini davalıya bildirerek avans olarak ödediği 60.000,00 euronun iadesini de istediğini, davalının aldığı avansı iade etmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunması nedeniyle takibin durduğundan ve zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iki adet CNC makinesine özgü olarak müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, makine bedellerinin ödenmesi halinde makinelerin teslim edileceğinin davacıya cevabi noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, davacının dayandığı banka havale dekontlarında herhangi bir açıklama ve şerh olmadığını, takip ve dava konusu 60.000,00 euronun CNC makineleri ile ilgisinin olmadığını, proforma faturanın hukuki bir değerinin olmadığını, havale dekontlarının makine bedelleri ile uyumlu olmayıp havale dekontunun birinin 22.500,00 euro diğerinin 37.500,00 euro olduğunu, hukuken havalenin ödeme aracı olduğunu, mevcut bir borcun ödenmesi için yapılmış bir ödeme olduğunun kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka havalesinin bir borcun edasına yönelik olduğu, ancak davacının sunduğu havale dekontlarında şerhler bulunduğu, şerhlere itibar edileceği, şerh varken aksini iddia eden havale alıcısı bu iddiasını ispatlaması gerektiği, havalelerde şerh dahi olmasaydı davalının düzenlediği 60.000,00 euro bedelli proforma fatura ile banka havalelerinin miktarı aynı olduğundan havalelerin avans olduğunun yine kabulü gerekeceği, aynı miktarlı havalelerin proforma fatura ile ilgisinin olmadığını ispat yükü davalının üzerinde olduğu, davalı hiçbir konuda delil ve belge sunmadığı, davalı CNC makinelerini davacıya teslim etmediği gibi aldığı avansı da iade etmediğinden 60.000,00 euroyu davacıya iadeden sorumlu olduğu, davacı davalıya noter ihtarnamesi göndererek 60.000,00 euronun 3 gün içinde ödenmesini istediği ve ihtarnamenin davalıya 19.09.2018 tarihinde usulen tebliğ edilmekle davalı 23.09.2018 tarihinde temerrüde düşdüğü, 23.09.2018 tarihinden icra takibinin başlatıldığı 05.10.2018 tarihine kadar 12 gün karşılığı yıllık %3,30 döviz faizi karşılığı 66,00 euro işlemiş faizden de davalının sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile icra takibine 60.000,00,00 euro asıl alacak, 66,00 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.066,00 euro ve asıl alacağa takip tarihi olan 05.10.2018 tarihinden itibaren takip talebinde belirtildiği gibi döviz faizi uygulanmak suretiyle devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çözümü gereken ihtilafların davaya sebep olarak gösterilen havale dekontlarına konu havale tutarlarının proforma faturaya ilişkin olup olmadığı, havale dekontundaki şerhin ne olduğu, usul hukuku açısından, proforma faturanın ispat aracı niteliği mevcut olup olmadığı, havale dekontlarına konu havale tutarlarının iddia edilen makinelere ilişkin ödeme yapıldığına dair kayıt/şerhin mevcut olup olmadığı hususlarında toplandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarih 2018/19-4 E., 2018/80 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi proforma faturanın, fatura gibi usul/ispat hukuku ile ilgisinin olmadığını, bu anlamda delil olarak kullanılamayacağını, havale dekontları ile proforma faturadaki bedeller karşılaştırılması yapıldığında havale dekontlarında, bu proforma faturaya ilişkin herhangi bir atıf veya herhangi bir şerh mevcut olmadığı gibi proforma faturadaki bedeller ile havale dekontlarındaki bedeller de örtüşmediğini, ispat külfetinin davalıda olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 555 vd. (Borçlar Kanunu'nun 457 vd.) maddelerinde düzenlenen havale, hukuksal niteliği itibari ile bir borç ödeme aracı olduğu, havale belgelerinde bedelin başka bir hukuki ilişki için gönderildiği belirtilmemiş ise bu belgenin bir borcun ödendiğine dair kanıt olduğunun kabul edileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.12.2021 tarih, 2020/265 E., 2021/5392 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma faturanın icap niteliğinde olduğu, geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımayacağı, ancak icap mahiyetinde olabileceği, davacı tarafından davalıya gönderilen havale dekontlarında ithalat dosya transferi olduğunu ve CNC torna tezgahı olduğunun belirtildiği, proforma faturada makinelerin ödemeden sonra 30 gün içinde teslim edileceğinin yazılı olduğu, davalının makinelerin teslim edildiği hususunda bir iddiasının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin hüküm kısmında 60.000,00 euro asıl alacak, 66,00 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.066,00 euroya hükmetmesi gerekirken kısa karar ve gerekçeli kararda 66.066,00 euro olarak yazıldığı, bunun maddi hata olduğu, yapılan maddi hatanın her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 555 vd. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen toplam alacakta yapılan maddi hata, İlk Derece Mahkemesince her zaman düzeltilebilecektir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077016900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz