6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklar cari hesabı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1933 E. 2024/4931 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar cari hesabı ayrılma akçesi esas sermaye payı çıkma payı ortaklıktan çıkma kâr payı alacağı malvarlığına ilişkin dava ortaklar kurulu kararı hakkaniyet zamanaşımı def'i mirasçılık def'i kâr payı ıslah ilk derece kararının kaldırılması cy/cy kaydı yükleten (shipper) zamanaşımı istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 638

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI :2015/121 E., 2019/212 K.

Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkma, ayrılma akçesi ile geçmiş dönem kâr paylarına ilişkin alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın 22.03.2012 tarihinde vefat ettiğinde davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin yapı denetim şirketi olduğunu, davacıların murisin vefatından sonra davalı şirket yetkilileri ile ortaklıktan ayrılma konusunda görüşmek istediklerini, ancak şirket yetkilileri tarafından bir cevap verilmediğini, müvekkillerinin yapı denetim işinden anlamadıklarını ileri sürerek davacıların haklı sebeple şirketten çıkmalarına karar verilmesini, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin de uzman bir bilirkişi tarafından hesap edilerek taraflarına ödenmesini, ayrıca ödenmeyen geçmiş dönem kar paylarının da hesaplanarak davacılara ödenmesini, davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve araçların kaydına tedbir konulmasını talep etmiş, davacılar vekili 16.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 276.681,40 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın ortağı ve aynı zamanda Gün Isı (Güneş Enerjisi) firmasının sahibi makine mühendisi ...' ın 22.03.2012 tarihinde vefat ettiğini, müvekkil firmanın denetim faaliyetine 2013 yılında Bakanlıkça son verildiğini ve denetim belgesinin iptal edildiğini, ...' ın mirasçılarından davacı ...' ın da mühendis sıfatıyla müvekkili şirkette yaklaşık 1 yıl çalıştığını ve sonra kendi isteğiyle ayrıldığını, şirketin malvarlığının borçlarını karşılamayabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla şirket öz varlığının 1.106.725.61 TL olduğu, davacıların murisinin hissesinin 2600 paydan 650 pay olduğu dikkate alındığında davacıların payının 276.681,40 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça davalı şirketin ortaklarından alacak hesabı olduğu iddia edilmiş ise de buna ilişkin davalı tarafça dosyaya belge sunulmamış olması nedeniyle bu beyana itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalı şirketten çıkmalarına, çıkma payı olarak hisselerine isabet eden 276.681,40 TL şirket özvarlık payının davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin faaliyet alanında çalışamaz ve yasaklı olması, hiçbir gelir elde edememesi karşısında davacıların sorumluluktan kaçarak şirketten ayrılmasının hakkaniyete uygun olmadığını, dosyada birden fazla bilirkişi raporu bulunduğunu, yapı denetim şirketinin normal bir ticari şirketle bir tutulmasının cevap dilekçelerinde açıklandığı üzere mümkün bulunmadığını, bu nedenle dosyada alınan raporlardan ilk alınan raporun dosya kapsamıyla daha çok örtüştüğünü, ikinci raporu kabul etmediklerini, buna ilişkin itirazlarını sunduklarını, iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek rapor alınmadığını, ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan son bilirkişi ek raporunda, mali müşavir tarafından davalı şirketin varlıklarından borcunun çıkarılması sonucunda toplam öz varlığının 1.106.725,61 TL olduğunun tespit edildiği, davacıların davalı şirketten 276.681,40 TL öz varlık payı alacağı bulunduğunun hesaplandığı, iş bu rapor esas alınmak suretiyle Mahkemece davacıların davalı şirketten çıkmalarına, çıkma payı olarak hisselerine isabet eden 276.681,40 TL şirket öz varlık payının davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verildiği, yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğince çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek malvarlığı değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin hükme esas almaya elverişli, denetlenebilir bilirkişi raporlarını esas alarak vermiş olduğu davanın kabulü kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortakların ve mirasçıların şirketin tüm kayıtlarını inceleme hakkının varlığı, murisin kızı olan davacılardan birinin davalı şirkette çalışmış olması ve şirketin özellikleri de düşünüldüğünde hem belirsiz alacak nitelemesinin hem de zamanaşımı def'inin kabul edilmemesinin doğru olmadığı, şirketin faaliyetinin durdurulması, iş alımının bitmesi, yapı denetim firmalarının çalışma ve piyasa şartları düşünüldüğünde firmanın gelir elde edememesine karşın borçlarıyla ilgili sorumluluğun devam ettiğinin göz ardı edildiği, davacıların mevzuatın izin verdiği şekilde ortaklığı devam ettirmesinin mümkün olması karşısında borçlardan kaçılmasına sebep olacak şekilde ortaklıktan ayrılmasının haklı bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 03.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda ortaklar cari hesabının düşülmesi yerine bir gerekçe gösterilmeksizin düşülmeden davacıların çıkma alacağının belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını, davalı şirketin kooperatif ortağı olmadan taşınmaz değeri üzerinden değerlendirme yapılması, ortaklar kurulu kararı, kasa affı başvurusu ve ödemeleri, borçlar ve bunların ödenmesiyle ilgili kayıtlar varken ortaklar cari hesabının düşülmemesinin irdelenmediği, sadece karara yakın yüksek değerin esas alındığını, kayıtların yapı denetim işletmesi hakkında bilgi sahibi uzman bilirkişilerin de katılacağı bir heyetle yeniden inceleme taleplerinin nazara alınmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı şirketin ortağı olan davacıların murisinin vefatı nedeniyle mirasçı olan davacıların haklı sebeple şirketten çıkmaları ve ayrılma akçesi ile geçmiş dönem kar paylarına ilişkin alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Limited şirkette ortaklıktan çıkma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1933 E.  ,  2024/4931 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/760 Esas, 2023/211 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI 2015/121 E., 2019/212 K.

Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkma, ayrılma akçesi ile geçmiş dönem kâr paylarına ilişkin alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın 22.03.2012 tarihinde vefat ettiğinde davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin yapı denetim şirketi olduğunu, davacıların murisin vefatından sonra davalı şirket yetkilileri ile ortaklıktan ayrılma konusunda görüşmek istediklerini, ancak şirket yetkilileri tarafından bir cevap verilmediğini, müvekkillerinin yapı denetim işinden anlamadıklarını ileri sürerek davacıların haklı sebeple şirketten çıkmalarına karar verilmesini, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin de uzman bir bilirkişi tarafından hesap edilerek taraflarına ödenmesini, ayrıca ödenmeyen geçmiş dönem kar paylarının da hesaplanarak davacılara ödenmesini, davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve araçların kaydına tedbir konulmasını talep etmiş, davacılar vekili 16.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 276.681,40 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın ortağı ve aynı zamanda Gün Isı (Güneş Enerjisi) firmasının sahibi makine mühendisi ...' ın 22.03.2012 tarihinde vefat ettiğini, müvekkil firmanın denetim faaliyetine 2013 yılında Bakanlıkça son verildiğini ve denetim belgesinin iptal edildiğini, ...' ın mirasçılarından davacı ...' ın da mühendis sıfatıyla müvekkili şirkette yaklaşık 1 yıl çalıştığını ve sonra kendi isteğiyle ayrıldığını, şirketin malvarlığının borçlarını karşılamayabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla şirket öz varlığının 1.106.725.61 TL olduğu, davacıların murisinin hissesinin 2600 paydan 650 pay olduğu dikkate alındığında davacıların payının 276.681,40 TL olduğu, her ne kadar davalı tarafça davalı şirketin ortaklarından alacak hesabı olduğu iddia edilmiş ise de buna ilişkin davalı tarafça dosyaya belge sunulmamış olması nedeniyle bu beyana itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalı şirketten çıkmalarına, çıkma payı olarak hisselerine isabet eden 276.681,40 TL şirket özvarlık payının davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin faaliyet alanında çalışamaz ve yasaklı olması, hiçbir gelir elde edememesi karşısında davacıların sorumluluktan kaçarak şirketten ayrılmasının hakkaniyete uygun olmadığını, dosyada birden fazla bilirkişi raporu bulunduğunu, yapı denetim şirketinin normal bir ticari şirketle bir tutulmasının cevap dilekçelerinde açıklandığı üzere mümkün bulunmadığını, bu nedenle dosyada alınan raporlardan ilk alınan raporun dosya kapsamıyla daha çok örtüştüğünü, ikinci raporu kabul etmediklerini, buna ilişkin itirazlarını sunduklarını, iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek rapor alınmadığını, ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan son bilirkişi ek raporunda, mali müşavir tarafından davalı şirketin varlıklarından borcunun çıkarılması sonucunda toplam öz varlığının 1.106.725,61 TL olduğunun tespit edildiği, davacıların davalı şirketten 276.681,40 TL öz varlık payı alacağı bulunduğunun hesaplandığı, iş bu rapor esas alınmak suretiyle Mahkemece davacıların davalı şirketten çıkmalarına, çıkma payı olarak hisselerine isabet eden 276.681,40 TL şirket öz varlık payının davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verildiği, yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğince çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek malvarlığı değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin hükme esas almaya elverişli, denetlenebilir bilirkişi raporlarını esas alarak vermiş olduğu davanın kabulü kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortakların ve mirasçıların şirketin tüm kayıtlarını inceleme hakkının varlığı, murisin kızı olan davacılardan birinin davalı şirkette çalışmış olması ve şirketin özellikleri de düşünüldüğünde hem belirsiz alacak nitelemesinin hem de zamanaşımı def'inin kabul edilmemesinin doğru olmadığı, şirketin faaliyetinin durdurulması, iş alımının bitmesi, yapı denetim firmalarının çalışma ve piyasa şartları düşünüldüğünde firmanın gelir elde edememesine karşın borçlarıyla ilgili sorumluluğun devam ettiğinin göz ardı edildiği, davacıların mevzuatın izin verdiği şekilde ortaklığı devam ettirmesinin mümkün olması karşısında borçlardan kaçılmasına sebep olacak şekilde ortaklıktan ayrılmasının haklı bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 03.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda ortaklar cari hesabının düşülmesi yerine bir gerekçe gösterilmeksizin düşülmeden davacıların çıkma alacağının belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını, davalı şirketin kooperatif ortağı olmadan taşınmaz değeri üzerinden değerlendirme yapılması, ortaklar kurulu kararı, kasa affı başvurusu ve ödemeleri, borçlar ve bunların ödenmesiyle ilgili kayıtlar varken ortaklar cari hesabının düşülmemesinin irdelenmediği, sadece karara yakın yüksek değerin esas alındığını, kayıtların yapı denetim işletmesi hakkında bilgi sahibi uzman bilirkişilerin de katılacağı bir heyetle yeniden inceleme taleplerinin nazara alınmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı şirketin ortağı olan davacıların murisinin vefatı nedeniyle mirasçı olan davacıların haklı sebeple şirketten çıkmaları ve ayrılma akçesi ile geçmiş dönem kar paylarına ilişkin alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1076090900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.