YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3735 E. 2024/6114 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ ticaret unvanı↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/213 E., 2022/224 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının iptai ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmekle ve davacı vekilince temyiz incelemesinin temyize cevap dilekçesiyle duruşmalı olarak yapılmasının istenildiği görülmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen sanayi ve ticaret topluluklarından olup süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünleri olmak üzere çeşitli gıda ürünlerinin üretim ve satış faaliyetleriyle iştigal eden, bu sektörde ülkemizin öncü kuruluşlarından olduğunu, tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılan çok sayıda "PINAR" ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirket tarafından, müvekkil şirketin tescillerinden çok sonra 31.03.2015 tarihinde 2015/27262 başvuru numarası ile "LOKUM PINARI" ibareli marka başvurusunun yapıldığını, anılan başvuruya yaptıkları itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait "PINAR" markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli "PINAR" markası ile dava konusu "LOKUM PINARI" ibaresinin aynı bulunduğunu, "PINAR" markasının itibar ve tanınmışlığından faydalanılarak haksız kazanç sağlanabileceğini, "PINAR" veya benzeri ibarelerin değil aynı sınıfta, hiçbir sınıfta tescilinin mümkün olamayacağını, davalıya ait marka tescil başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca da reddi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2016-M-9775 sayılı kararının iptaline, başvuru tescil edilmiş ise tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1980 yılında kurulmuş ve uzun süredir kuruyemiş üretimi alanında faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, dava konusu markanın kullanılacağı ürün ve hizmetler ile davacı Şirkete ait markaların tescilli oldukları ürün ve/veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmadıklarını, davacıya ait "pınar" unsurlu markaların 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmış nitelikte olduklarını gösterir belge ve/veya maddedeki üç ihtimalden birinin gerçekleşeceğine ilişkin yeterli delil sunulmadığını, çekişmeli markaların benzer olmadığını, markada yer alan "LOKUM" ve "PINAR" kelimesine eklenen "I" harfiyle, özgün arka fon rengi ve yazı fontunun taraf markalarını farklı kıldığını ve benzer olmaktan çıkardığını, "PINARI" kelimesinin, 556 sayılı KHK'nın7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında ve markanın kullanılacağı ürün ve hizmetleri tanımlamak amaçlı kullanıldığını, markalar arasındaki ortak unsur olan PINAR ibaresinin, müvekkili Pınar Kuruyemiş'in ticaret unvanının esaslı bir unsuru olduğunu ve önceden müvekkili adına tescil ettirilmiş bir dizi markaların esaslı unsuru olduğu ve seri marka ilkesi gereğince tescil ettirilmek istenildiğini, müvekkilinin dava konusu marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markaları ile başvuru konusu işaretin bütün olarak bıraktığı izlenimin benzer olduğu, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurunun davalı markalarında yer alan ibare ile ve diğer sözcük ile ilişkilendirilebilecek bir görsellik içerdiği, aynı, benzer, seri marka olarak algılanmasının bütünsellik ilkesi kapsamında mümkün olduğu, davalının önceki markalarının kendisine müktesep hak sağlamadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık ilkesine bağlı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 10.10.2016 tarih 2016-M-9775 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2015/27262 sayılı "LOKUM PINARI" ibareli markanın tescilli olduğu 30, 35, 43 üncü sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, zira başvuruda yer alan "PINARI" ibaresinin kendinden önce gelen "LOKUM" ibaresini nitelemek için 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kullanıldığını, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkilinin başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "PINAR" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Lokum Pınarı" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Pınar" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4602 E., 2019/5980 K. sayılı ilamında "ÇEREZ PINARI" ve 2019/5237 E., 2020/2880 K. sayılı ilamında "Çiftlik Kahvaltı Pınarı" ibareleri ile davacının "PINAR" ibareli markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4602 E. 2019/5980 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… belirtilen kararı ile davacı markaları ile başvuru konusu işaretin bütün olarak bıraktığı izlenimin benzer olduğu, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurunun davalı markalarında yer alan ibare ile ve diğer sözcük ile ilişkilendirilebilecek bir görsellik içerdiği, aynı, benzer, seri marka olarak algılanmasının bütünsellik ilkesi kapsamında mümkün olduğu, davalının önceki markalarının kendisine «müktesep hak» sağlamadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık ilkesine bağlı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği, dava konus …
… ruya yaptıkları itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait "PINAR" markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli "PINAR" markası ile dava konu …
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ekil” ibareli marka başvurusuyla davacının “PINAR” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuruda geçen “pınarı” ibresinin yine marka başvurusunda geçen “çerez” ibaresini tamamlayan, o kelimeden ayrı telaf …
… ibaresinin “ÇEREZ” ibaresini tamlayan ve bir bütün halinde anlam ifade eden, ondan ayrıca telafuz edilemeyecek, bir ibare olması nedeniyle davacıların markaları ile «iltibas» oluşturmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı markasının akılda kalan baskın unsurunun “PINAR” ibaresi olduğu ve davacıların aynı sınıflarda tescilli “PINAR” esas unsurlu markalarıyla karşılaştırıldığında markalar arasında görsel, işitsel ve telaffuz olarak markaların hitap ettikleri tüketiciler nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alındığında 556 sayılı KHK’nın 8/1.b maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik bulunduğu ve başvuru markasında yer alan şekil unsurunun da «ayırt edicilik» sağlamaktan uzak olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağı ger …
Davacılar vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12535 E. 2011/14276 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
İncelediğiniz kararda… ruya yaptıkları itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait "PINAR" markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli "PINAR" markası ile dava konu …
… a ve markanın kullanılacağı ürün ve hizmetleri tanımlamak amaçlı kullanıldığını, markalar arasındaki ortak unsur olan PINAR ibaresinin, müvekkili Pınar Kuruyemiş'in «ticaret unvanının» esaslı bir unsuru olduğunu ve önceden müvekkili adına tescil ettirilmiş bir dizi markaların esaslı unsuru olduğu ve seri marka ilkesi gereğince tescil ettirilmek i …
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaŞti. adına kayıtlı markaları, internet sitelerinde tescil edildiği şekilden farklı bir «formda» ve davacı markaları ile «iltibas» oluşturacak şekilde kullandığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğu, hükümsüzlük davalarının 5 yıllık sürede açılması gerekir ise de «kötüniyetli» tescillerin bu sürenin istisnasını oluşturduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin de ileride meydana gelebilecek iltibas ve tanınmış markanın ününden yararlanma olasılıklarını bilerek tescil yaptırdığı, aynı gerekçelerin TTK'nun 47, 52 ve 56. maddeleri uyarınca «ticaret unvanı» açısından da geçerli olduğu, tescilde kötüniyet olgusunun 556 sayılı KHK'nin 35. maddesinde itiraz «sebebi» olarak düzenlendiği ve bu durum devam ettiği sürece kötüniyetli kullanımın markaların hükümsüzlüğü için öngörülen süreye istisna oluşturacağı, dolayısıyla sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» koşullarının oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Mahkemece, taraflara ait «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğü olan "Pınar" ibaresi üzerinde davacının öncelik ve üstün hak sahibi olduğu, bu durumun gerek unvanlar bakımından, gerekse de davacının tanınmış markaları yönünden «iltibas» yaratıcı nitelikte bulunduğu ve davalıların tescilde «kötüniyetli» davrandıkları gerekçesiyle "Pınar" kelimesinin davalı şirketlerin ticaret unvanlarından terkinine karar verilmiştir.
Kuruyemiş San. ve Tic.Ltd.Şti. adına tescilli markanın tescil edildiği halinden farklı ve davacı markasıyla «iltibas» oluşturacak şekilde kullanılmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · ba formu · yenileme · hak düşürücü süre · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · ticaret sicili
Benzer bu karardaŞti. adına kayıtlı markaları, internet sitelerinde tescil edildiği şekilden farklı bir «formda» ve davacı markaları ile «iltibas» oluşturacak şekilde kullandığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğu, hükümsüzlük davalarının 5 yıllık sürede açılması gerekir ise de «kötüniyetli» tescillerin bu sürenin istisnasını oluşturduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin de ileride meydana gelebilecek iltibas ve tanınmış markanın ününden yararlanma olasılıklarını bilerek tescil yaptırdığı, aynı gerekçelerin TTK'nun 47, 52 ve 56. maddeleri uyarınca «ticaret unvanı» açısından da geçerli olduğu, tescilde kötüniyet olgusunun 556 sayılı KHK'nin 35. maddesinde itiraz «sebebi» olarak düzenlendiği ve bu durum devam ettiği sürece kötüniyetli kullanımın markaların hükümsüzlüğü için öngörülen süreye istisna oluşturacağı, dolayısıyla sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» koşullarının oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
San.Tic.A.Ş. ise 16.05.2000 tarihinde «ticaret siciline tescil» edilmiştir.
3-Dava konusu 1997/8282 ve 2000/13587 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davaya gelince; mahkemece dava konusu markaların tescil tarihlerinden işbu davanın açıldığı tarihe kadar 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolmasına karşın, «uyuşmazlık konusu» markaların tescili için yapılan başvuru tarihlerinde davacıya ait "Pınar" markasının tanınmış olması nedeniyle, TTK'nun 20. maddesi uyarınca marka sahibi olan davalı ...
Bu durumda da, «uyuşmazlık konusu» markaları oluşturan işaretin davalı şirketin kurucu ortağı adına tescil edildiği, 1983 yılından beri kuruyemiş emtiası üzerinde aralıksız kullanıldığı, davalı şirketin de 1997 ve 2000 yıllarında "p.pınar+şekil" ibaresi üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleştirdiği dava konusu marka tescilleri bakımından «kötüniyetli» kabul edilemeyeceği dikkate alınarak, tescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtiğinden bahisle davanın reddi gerekirken, hükümsüzlük kararı verilmesi isabetli olmadığından kararın davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3735 E. , 2024/6114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/487 Esas, 2023/385 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/213 E., 2022/224 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) Kararının iptai ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmekle ve davacı vekilince temyiz incelemesinin temyize cevap dilekçesiyle duruşmalı olarak yapılmasının istenildiği görülmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen sanayi ve ticaret topluluklarından olup süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünleri olmak üzere çeşitli gıda ürünlerinin üretim ve satış faaliyetleriyle iştigal eden, bu sektörde ülkemizin öncü kuruluşlarından olduğunu, tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılan çok sayıda "PINAR" ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirket tarafından, müvekkil şirketin tescillerinden çok sonra 31.03.2015 tarihinde 2015/27262 başvuru numarası ile "LOKUM PINARI" ibareli marka başvurusunun yapıldığını, anılan başvuruya yaptıkları itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait "PINAR" markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli "PINAR" markası ile dava konusu "LOKUM PINARI" ibaresinin aynı bulunduğunu, "PINAR" markasının itibar ve tanınmışlığından faydalanılarak haksız kazanç sağlanabileceğini, "PINAR" veya benzeri ibarelerin değil aynı sınıfta, hiçbir sınıfta tescilinin mümkün olamayacağını, davalıya ait marka tescil başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca da reddi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2016-M-9775 sayılı kararının iptaline, başvuru tescil edilmiş ise tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1980 yılında kurulmuş ve uzun süredir kuruyemiş üretimi alanında faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, dava konusu markanın kullanılacağı ürün ve hizmetler ile davacı Şirkete ait markaların tescilli oldukları ürün ve/veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmadıklarını, davacıya ait "pınar" unsurlu markaların 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmış nitelikte olduklarını gösterir belge ve/veya maddedeki üç ihtimalden birinin gerçekleşeceğine ilişkin yeterli delil sunulmadığını, çekişmeli markaların benzer olmadığını, markada yer alan "LOKUM" ve "PINAR" kelimesine eklenen "I" harfiyle, özgün arka fon rengi ve yazı fontunun taraf markalarını farklı kıldığını ve benzer olmaktan çıkardığını, "PINARI" kelimesinin, 556 sayılı KHK'nın7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında ve markanın kullanılacağı ürün ve hizmetleri tanımlamak amaçlı kullanıldığını, markalar arasındaki ortak unsur olan PINAR ibaresinin, müvekkili Pınar Kuruyemiş'in ticaret unvanının esaslı bir unsuru olduğunu ve önceden müvekkili adına tescil ettirilmiş bir dizi markaların esaslı unsuru olduğu ve seri marka ilkesi gereğince tescil ettirilmek istenildiğini, müvekkilinin dava konusu marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markaları ile başvuru konusu işaretin bütün olarak bıraktığı izlenimin benzer olduğu, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurunun davalı markalarında yer alan ibare ile ve diğer sözcük ile ilişkilendirilebilecek bir görsellik içerdiği, aynı, benzer, seri marka olarak algılanmasının bütünsellik ilkesi kapsamında mümkün olduğu, davalının önceki markalarının kendisine müktesep hak sağlamadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık ilkesine bağlı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 10.10.2016 tarih 2016-M-9775 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2015/27262 sayılı "LOKUM PINARI" ibareli markanın tescilli olduğu 30, 35, 43 üncü sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, zira başvuruda yer alan "PINARI" ibaresinin kendinden önce gelen "LOKUM" ibaresini nitelemek için 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kullanıldığını, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkilinin başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "PINAR" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Lokum Pınarı" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Pınar" asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4602 E., 2019/5980 K. sayılı ilamında "ÇEREZ PINARI" ve 2019/5237 E., 2020/2880 K. sayılı ilamında "Çiftlik Kahvaltı Pınarı" ibareleri ile davacının "PINAR" ibareli markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Kuruyemiş Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075909900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz