6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak | Alacak | Menfi tespit | Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4188 E. 2024/3777 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname eksikliği dava şartı noksanlığının giderilmesi ödeme yeri sulh protokolü ön inceleme tutanağı imza sirküleri borçtan kurtulma kambiyo senedi vasfı temel ilişki tahrifat i̇i̇k 258 aktif husumet yokluğu takipsizlik kararı usulüne uygun tebliğ borçlu olunmadığının tespiti yemin delili ön inceleme duruşması davanın konusu davadan feragat aktif husumet bedelsizlik yemin kambiyo senedi dava şartı yokluğu tazminat davası kesinlik sınırı kesin süre kötü niyet tazminatı yenileme hamil sebepsiz zenginleşme keşideci alacak davası bono husumet yokluğu kefil içtihadı birleştirme kararı protokol taraf ehliyeti kötü niyet usulden reddi feragat geçersizlik iflas sulh asıl alacak menfi tespit dava sebebi zamanaşımı ibraz temsil kesin hüküm husumet

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · İİK — İİK 72 · HMK · TTK — TTK 732

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, inceleme tutanağının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasına katılmadığı, davalılar vekilinin davayı takip ettiğini beyan ettiği, duruşmada davacı vekilinin vekaletnamesinin bulunmadığının anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (f) bendi gereği, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.12.2013 tarih, 2013/10622 E., 2013/23514 K. sayılı kararıyla; " Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin “f” bendinde, vekil ile takip edilen işlerde usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin dava şartlarından olduğu belirtilmiştir. Dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” denilmiştir. Somut olayda, davacı vekilinin vekaletname eksikliği giderilmesi mümkün olan dava şartı noksanlıklarından olmakla, davacı vekiline usulüne uygun vekaletnamesini ibraz etmek üzere, kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece, dava konusu zamanaşımına urağmış bonoların davacı ile davalı ... arasında akdedilen 25.10.2002 tarihli protokol kapsamında verildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, söz konusu protokol incelendiğinde tarafların Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasındaki uyuşmazlık hakkında anlaştıkları, bu uyuşmazlık kapsamında dava konusu zamanaşımına uğramış bonoların davalı tarafından davacıya verildiği, ancak davacı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmediği, adı geçen davadan feragat edildiği beyan edilmesine rağmen söz konusu davadan feragat edilmediği, yargılama sonucunda Mahkeme tarafından davacının aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiği, dava konusu protokolün konusunun tarafların Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasında anlaşması olduğunu, ancak söz konusu dosyada yargılamanın tarafların anlaşması ile sonuçlanmayıp Mahkeme kararı ile sonuçlandığı, bu sebeple asılın davada davacı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmesi sebebiyle dava konusu bonoların bedelsiz kaldığı, hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın konusu olan bononun da protokol kapsamında verildiği ve protokolün birleşen davanın davalısı Haydar tarafından ihlal edildiğinden söz konusu bononun da bedelsiz kaldığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı-birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davacı-birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden protokol hükümlerini yerine getirmeyen tarafın davalı olduğunu, birleşen dava yönünden senedin kambiyo vasfında olduğunu, bilirkişi raporunda da geçersizliğine dair bir tespitin yapılmadığını ileri sürerek re'sen dikkate alınacak sebeplerle asıl dava ve birleşen dava yönünden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, zaman aşımına uğramış bonolar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak, birleşen dava 15.10.2002 tanzim ve 05.07.2003 ödeme tarihli 12.500,00 TL meblağlı bono nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 inci maddesinin birinci fıkrası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava konusu bonoların dayanağı olan temel ilişki taraflar arasındaki 25.10.2002 tarihli protokole dayanmaktadır. Söz konusu protokolde Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyası taraflarının protokolde belirtilen şartlarda anlaştıkları belirtilmiş, davalının borcunun 250.000.000,00 TL (İKİYÜZELLİMİLYARTÜRKLİRASI) olarak belirlenmiştir. Protokol ile birlikte temel ilişkiye dayalı borç, dava konusu bonolara bağlanarak söz konusu Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasından vazgeçme yada feragat şartı öngörülmeksizin yenilenmiştir. Mahkemece söz konusu protokolle taraflar arasındaki borcun bağımsız bir borç haline geldiği gözetilmeksizin asıl dava davacısı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmesi sebebiyle dava konusu bonoların bedelsiz kaldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4188 E.  ,  2024/3777 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/543 Esas, 2023/258 Karar

HÜKÜM

Ret

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/75 E.

Taraflar arasındaki asıl alacak-birleşen menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davada davacı-birleşen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca "Miktar veya değeri 2.190,00 (İki bin yüz doksan) Türk Lirasını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir." 01.01.2023 tarihinden itibaren temyiz kesinlik sınırı 12.950,00 TL’ye yükseltilmiş olup dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve birleşen davada davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktar 12.500,00 TL olduğundan Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL’nin altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Asıl davada davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu senetlerde yazılı meblağları senetlerin tanzimi tarihinde davalılara borç niteliğinde verdiğini, fakat tüm yasal girişimlerine rağmen tahsil edemediğini, müvekkilinin dava konusu senet bedellerini tahsil amacı ile icra takibi başlattığını, ancak icra dosyalarının takipsiz kaldığından dava konusu senetlerin kambiyo senedi niteliğini yitirdiğini ileri sürerek iş bu senetler nedeniyle 180.000,00 TL alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine 15.10.2002 tanzim ve 05.07.2003 ödeme tarihli 12.500,00 TL meblağlı bono nedeniyle takip başlattığını, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, davalı ...'ün Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyası ile müdahalenin men'i ve tazminat davası açtığını, davalı ile bu davada sulh protokolü imzalandığını, protokol kapsamında müvekkili tarafından davalıya bonoların verildiğini ancak bonolara ... isminin sonradan eklendiğini, davalının sulh protokolü gereğini yerine getirmediğinden bonoların bedelsiz kaldığını, bedelsiz kalan senetler nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, senetlerin üzerinde, keşideci olan ... 'un şirketlerin kaşesi üzerine, bu şirketleri temsilen atılmış imzalar olduğunu, imzaların müvekkili şirketler açısından bağlayıcı olmadığını, müvekkili şirketlerin ana sözleşmesi ve imza sirkülerinde kimlerin ve ne şekilde ilzam edeceğinin belirtildiğini, bu nedenle müvekkili şirketlerin bu senetten ve dosya borcundan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu senetlerin tahrif edilmiş olduğunu, senetlerin orijinal halinde, senedin tanzim ve ödeme yeri bulunmadığı gibi, gerek keşideci ve gerekse kefil olarak isimleri bulunan şirketlerin adreslerinin yer almadığını, senetlerin bu haliyle, kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını, senet üzerinde sonradan değişiklik ve ilave yapılmış olduğunu, hamil tarafından, senetler üzerine sonradan adres vs.

gibi birtakım ilaveler yazılmak suretiyle, senetlerin kambiyo senedi vasfını taşıması için gereken yasal unsurlar oluşturulmaya çalışıldığını, davacının dava konusu senetler dışında, müvekkillerinden geçerli bir hukuki sebebe istinaden alacağı bunduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, dava konusu senetlerin, herhangi bir sebebe dayanmayan, sebepsiz ve konusuz kalmış senetler olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın borcunu ödemediğini, davacının takip devam ederken zaman aşımı hükümlerine dayanarak yasanın ardına dolaşmak ve borçtan kurtulmak istediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece, inceleme tutanağının davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasına katılmadığı, davalılar vekilinin davayı takip ettiğini beyan ettiği, duruşmada davacı vekilinin vekaletnamesinin bulunmadığının anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin (f) bendi gereği, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.12.2013 tarih, 2013/10622 E., 2013/23514 K. sayılı kararıyla; " Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin “f” bendinde, vekil ile takip edilen işlerde usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin dava şartlarından olduğu belirtilmiştir. Dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” denilmiştir. Somut olayda, davacı vekilinin vekaletname eksikliği giderilmesi mümkün olan dava şartı noksanlıklarından olmakla, davacı vekiline usulüne uygun vekaletnamesini ibraz etmek üzere, kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece, dava konusu zamanaşımına urağmış bonoların davacı ile davalı ... arasında akdedilen 25.10.2002 tarihli protokol kapsamında verildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, söz konusu protokol incelendiğinde tarafların Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasındaki uyuşmazlık hakkında anlaştıkları, bu uyuşmazlık kapsamında dava konusu zamanaşımına uğramış bonoların davalı tarafından davacıya verildiği, ancak davacı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmediği, adı geçen davadan feragat edildiği beyan edilmesine rağmen söz konusu davadan feragat edilmediği, yargılama sonucunda Mahkeme tarafından davacının aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiği, dava konusu protokolün konusunun tarafların Gaziosmanpaşa 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasında anlaşması olduğunu, ancak söz konusu dosyada yargılamanın tarafların anlaşması ile sonuçlanmayıp Mahkeme kararı ile sonuçlandığı, bu sebeple asılın davada davacı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmesi sebebiyle dava konusu bonoların bedelsiz kaldığı, hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın konusu olan bononun da protokol kapsamında verildiği ve protokolün birleşen davanın davalısı Haydar tarafından ihlal edildiğinden söz konusu bononun da bedelsiz kaldığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı-birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davacı-birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden protokol hükümlerini yerine getirmeyen tarafın davalı olduğunu, birleşen dava yönünden senedin kambiyo vasfında olduğunu, bilirkişi raporunda da geçersizliğine dair bir tespitin yapılmadığını ileri sürerek re'sen dikkate alınacak sebeplerle asıl dava ve birleşen dava yönünden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, zaman aşımına uğramış bonolar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak, birleşen dava 15.10.2002 tanzim ve 05.07.2003 ödeme tarihli 12.500,00 TL meblağlı bono nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 inci maddesinin birinci fıkrası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava konusu bonoların dayanağı olan temel ilişki taraflar arasındaki 25.10.2002 tarihli protokole dayanmaktadır. Söz konusu protokolde Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyası taraflarının protokolde belirtilen şartlarda anlaştıkları belirtilmiş, davalının borcunun 250.000.000,00 TL (İKİYÜZELLİMİLYARTÜRKLİRASI) olarak belirlenmiştir. Protokol ile birlikte temel ilişkiye dayalı borç, dava konusu bonolara bağlanarak söz konusu Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1120 E. sayılı dosyasından vazgeçme yada feragat şartı öngörülmeksizin yenilenmiştir. Mahkemece söz konusu protokolle taraflar arasındaki borcun bağımsız bir borç haline geldiği gözetilmeksizin asıl dava davacısı tarafından dava konusu protokolün ihlal edilmesi sebebiyle dava konusu bonoların bedelsiz kaldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Asıl davada davacı-birleşen davada davalılar vekilinin birleşen dava temyizi yönünden

Temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Asıl davada davacı-birleşen davada davalılar vekilinin asıl dava temyizi yönünden

1. Asıl davada davacı vekilinin asıl dava yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075337200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.