6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11031 E. 2012/21726 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki anlaşması görev itirazı re'sen gözetilme yerleşim yeri yetki itirazı ticari dava niteliği kamu düzeni haksız fiil yetki haciz yetkisizlik kararı

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 21 · HMK · BK — BK 41

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının görev itirazının işin ticari nitelikte olması nedeniyle reddine, ancak kredinin İstanbul’da çekildiği, davalının adresinin İstanbul olduğu, davaya konu haciz kararının ise İstanbul İcra Dairesi tarafından uygulandığı, HMK'nun genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, haksız icra takibi, haciz-muhafaza ve nedeniyle görülen zararın tazmini istemine ilişkin olup bu niteliğiyle dava tarihi itibariyle uygulanması gerekli 818 sayılı BK’nun 41 vd. maddelerine temas etmektedir. Davanın açıldığı, yetki itirazının yapıldığı tarihler ve özellikle re’sen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin bir yetki kuralı ve/veya yetki anlaşması bulunmadığı gözetildiğinde, yetkili mahkemenin tayininde, 6100 sayılı HMK hükümlerinin değil 1086 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması ve davanın mahiyetine göre 1086 sayılı HUMK’nun 21. maddesinin nazara alınması gerektiğinde tereddüt edilmemelidir. HUMK’nun 21. maddesinde sözü edilen “haksız fiilin vuku bulduğu yer”den kastedilenin “haksız fiilin etkilerinin görüldüğü” yer olarak yorumlanması gerektiği konusunda doktrin ve uygulama fikir birliği içinde olup somut dava bakımından iddia olunan haksız fiilin etkilerinin görüldüğü, bir başka anlatımla davacının kredi ile satın almış olduğu aracın zaptedilip ihale suretiyle satışa çıkarıldığı yerin Samsun olduğu dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı yanın seçimlik hakkını kullanarak davayı HUMK’nun 21. maddesi uyarınca Samsun Ticaret Mahkemesi’nde açmış olmasında herhangi bir usulsüzlük söz konusu değildir. Tüm bu nedenlerle, davalının yetki itirazının reddedilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeye dayalı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3436 E. 2015/12268 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/11031 E.  ,  2012/21726 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.10.2011 tarih ve 2011/240-2011/361 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin araç kiralama işi yaptığını, bu işte kullanmak üzere 2008 yılında Renault marka bir araç satın aldığını, bu araç için davalı şirketten 19.000 TL'lik kredi kullandığını, 48 ay vadeli olarak geri ödeme planı oluşturulduğunu, araç üzerine rehin tesis edildiğini, müvekkilinin ilk iki taksidi ödemesine karşın 2008 yılının 9. ve 10. ayındaki taksitleri ödeyemediğini, davalı şirketin ödenen taksitleri yok sayıp vadesi gelmeyen taksitleri de katarak müvekkili aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 2008/23413 ve İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2008/26134 sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takiplere yaptığı itirazın süresinde yapılmadığından bahisle reddedildiğini, rehinli aracın 16/01/2009 tarihinde trafikten men edilerek icraen satıldığını, Samsun Tüketici Mahkemesi nezdinde açtıkları menfi tespit davasını kazandıklarını, bu suretle icra takiplerinde talep edilen miktarların haksızlığının ortaya çıktığını, davalı şirketin haksız talepleri yüzünden müvekkilinin araçtan kazandığı gelirden mahrum kaldığını belirterek, şimdilik 10.000 TL'nın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın tüketici kredisinden kaynaklanması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin adresinin Üsküdar/İstanbul olduğunu, kredi sözleşmesinde ise İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın esastan da reddinin gerektiğini, karşı davasında ise müvekkilinin halen alacaklı olduğunu, davacı-karşı davalının çekilen ihtarlara rağmen borcunu ödemediğini, bu nedenlerle dava tarihiyle itibariyle alacaklarının tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL’nın sözleşme uyarınca işlemiş faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının görev itirazının işin ticari nitelikte olması nedeniyle reddine, ancak kredinin İstanbul’da çekildiği, davalının adresinin İstanbul olduğu, davaya konu haciz kararının ise İstanbul İcra Dairesi tarafından uygulandığı, HMK'nun genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, haksız icra takibi, haciz-muhafaza ve nedeniyle görülen zararın tazmini istemine ilişkin olup bu niteliğiyle dava tarihi itibariyle uygulanması gerekli 818 sayılı BK’nun 41 vd. maddelerine temas etmektedir. Davanın açıldığı, yetki itirazının yapıldığı tarihler ve özellikle re’sen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin bir yetki kuralı ve/veya yetki anlaşması bulunmadığı gözetildiğinde, yetkili mahkemenin tayininde, 6100 sayılı HMK hükümlerinin değil 1086 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması ve davanın mahiyetine göre 1086 sayılı HUMK’nun 21. maddesinin nazara alınması gerektiğinde tereddüt edilmemelidir. HUMK’nun 21. maddesinde sözü edilen “haksız fiilin vuku bulduğu yer”den kastedilenin “haksız fiilin etkilerinin görüldüğü” yer olarak yorumlanması gerektiği konusunda doktrin ve uygulama fikir birliği içinde olup somut dava bakımından iddia olunan haksız fiilin etkilerinin görüldüğü, bir başka anlatımla davacının kredi ile satın almış olduğu aracın zaptedilip ihale suretiyle satışa çıkarıldığı yerin Samsun olduğu dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacı yanın seçimlik hakkını kullanarak davayı HUMK’nun 21. maddesi uyarınca Samsun Ticaret Mahkemesi’nde açmış olmasında herhangi bir usulsüzlük söz konusu değildir. Tüm bu nedenlerle, davalının yetki itirazının reddedilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeye dayalı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067250300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.