Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12345 E. 2012/20609 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hapis hakkı↗ el koyma↗ takas↗ bloke↗ riziko↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya 25 adet çeki teslim ettiği, diğer 26 çekin davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, 25 adet çekten dolayı davalının 3167 sayılı Kanun'un 10.maddesinden kaynaklanan asgari ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu ve bunun çek yaprağı başına 500 TL olduğu, davacı tarafından iade edilmeyen 25 adet çekten dolayı ibraz/ödeme rizikosunun davalı yönünden devam ettiği, dolayısıyla davalının 12.500 TL ödemek zorunda kalabileceği, bu yükümlülük sebebiyle müşterisinin diğer hesapları yönünden takas ve hapis hakkı uygulama yetkisinin bulunduğu, bu meblağın üzerinde bloke koymasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.787,55 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davada davacı yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı bankanın hesabına koyduğu blokenin haksız olduğunu ileri sürmüş, davalı da, davacı hesabına koyduğu blokenin, davacı ile aralarında yapılan sözleşmeye uygun olarak konulduğunu savunmuştur. Ancak davalı, anılan sözleşmeyi kendisine verilen sürelere rağmen ibraz edememiştir. Bu durumda davalı banka davacının hesabına koyduğu blokenin hukuki dayanağını ortaya koyamamıştır. Davalının, çek yapraklarının iade edilememesi sebebiyle çek müşterisi olan davacının hesabına bloke koyma yetkisi, kanundan da kaynaklanmamaktadır. Bu durumda mahkemece açıklanan hususlar nazara alınmadan ve davalının davacının hesabına koyduğu blokenin hukuki dayanağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/192 E. 2014/10334 K.
Ortak:bloke
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya 25 adet çeki «teslim» ettiği, diğer 26 çekin davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, 25 adet çekten dolayı davalının 3167 sayılı Kanun'un 10.maddesinden kaynaklanan asgari ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu ve bunun «çek» yaprağı başına 500 TL olduğu, davacı tarafından iade edilmeyen 25 adet çekten dolayı «ibraz»/ödeme «rizikosunun» davalı yönünden devam ettiği, dolayısıyla davalının 12.500 TL ödemek zorunda kalabileceği, bu yükümlülük sebebiyle müşterisinin diğer hesapları yönünden «takas» ve «hapis hakkı» uygulama «yetkisinin» bulunduğu, bu meblağın üzerinde «bloke» koymasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.787,55 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, «çek» yapraklarının iade edilememesi sebebiyle çek müşterisi olan davacının hesabına «bloke» «koyma» yetkisi, kanundan da kaynaklanmamaktadır.
Benzer bu kararda… savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki «teminat» mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL «bloke» için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı «kredi sözleşmesinin» 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen «kefilin» parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, asıl borçlunun «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandığı 2 adet meri «teminat mektubundan» kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı «kefilin» hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin «geçersiz» olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına «bloke» konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu · teminat mektubu · kefalet · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaAyrıca, asıl borçlunun «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandığı 2 adet meri «teminat mektubundan» kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı «kefilin» hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin «geçersiz» olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına «bloke» konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki «teminat» mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL «bloke» için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı «kredi sözleşmesinin» 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen «kefilin» parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «kredi sözleşmesindeki» «kefil» aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK'nın uygulanması mümkün değildir.
Bu durumda, sözleşmenin «kefalet» başlıklı 70. maddesindeki "«kefilin» asıl borçlunun tüm borçlarına kefil olduğu" yönündeki düzenleme geçerlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6035 E. 2014/9755 K.
Ortak:bloke · çek · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya 25 adet çeki «teslim» ettiği, diğer 26 çekin davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, 25 adet çekten dolayı davalının 3167 sayılı Kanun'un 10.maddesinden kaynaklanan asgari ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu ve bunun «çek» yaprağı başına 500 TL olduğu, davacı tarafından iade edilmeyen 25 adet çekten dolayı «ibraz»/ödeme «rizikosunun» davalı yönünden devam ettiği, dolayısıyla davalının 12.500 TL ödemek zorunda kalabileceği, bu yükümlülük sebebiyle müşterisinin diğer hesapları yönünden «takas» ve «hapis hakkı» uygulama «yetkisinin» bulunduğu, bu meblağın üzerinde «bloke» koymasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.787,55 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, «çek» yapraklarının iade edilememesi sebebiyle çek müşterisi olan davacının hesabına «bloke» «koyma» yetkisi, kanundan da kaynaklanmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın «çek hamillerine» ödemekle yükümlü olduğu sorumluluk tutarının 13.500,00 TL olup, blokedeki miktardan bu tutar çıkartıldığında 1.479,49 USD'lik (2.694,05 TL) blokenin haksız bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.479,49 USD üzerindeki «bloke» kaldırılarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı bankanın 27 adet «çek» nedeniyle sorumlu olduğu miktar, taraflar arasındaki 17.05.2010 tarihli «protokol» esas alınarak 2010 tarihindeki sorumluluk miktarı üzerinden hesaplanarak bakiye kalan miktar üzerindeki blokenin kaldırılmasına ve davacı tarafa ödenmesine karar v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · hamil · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bankanın «çek hamillerine» ödemekle yükümlü olduğu sorumluluk tutarının 13.500,00 TL olup, blokedeki miktardan bu tutar çıkartıldığında 1.479,49 USD'lik (2.694,05 TL) blokenin haksız bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.479,49 USD üzerindeki «bloke» kaldırılarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı bankanın 27 adet «çek» nedeniyle sorumlu olduğu miktar, taraflar arasındaki 17.05.2010 tarihli «protokol» esas alınarak 2010 tarihindeki sorumluluk miktarı üzerinden hesaplanarak bakiye kalan miktar üzerindeki blokenin kaldırılmasına ve davacı tarafa ödenmesine karar v …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12345 E. , 2012/20609 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. (Beyoğlu 2.) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/05/2011 tarih ve 2010/79-2011/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkil şirketin 2000 yılında kullandığı çek karnesine ait bazı çeklerin bankaya iade edilmemesi gerekçesiyle müvekkiline ait hesaptaki paraya bloke koyduğunu, oysa bu çeklerin bankaya ibrazının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkiline ait şirket hesabındaki 24.287,55 TL'nin ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya verdiği her bir çek yaprağından dolayı 3167 sayılı Kanun'un 10.maddesi gereğince bir bedel ödemek zorunda olduğunu, sözleşme gereğince davalı bankanın alacağını teminen müşteri hesapları üzerinde bloke uygulama yetkisi bulunduğunu, davacı tarafından iade edilmemiş 51 adet çek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından davacıya 25 adet çeki teslim ettiği, diğer 26 çekin davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, 25 adet çekten dolayı davalının 3167 sayılı Kanun'un 10.maddesinden kaynaklanan asgari ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu ve bunun çek yaprağı başına 500 TL olduğu, davacı tarafından iade edilmeyen 25 adet çekten dolayı ibraz/ödeme rizikosunun davalı yönünden devam ettiği, dolayısıyla davalının 12.500 TL ödemek zorunda kalabileceği, bu yükümlülük sebebiyle müşterisinin diğer hesapları yönünden takas ve hapis hakkı uygulama yetkisinin bulunduğu, bu meblağın üzerinde bloke koymasının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.787,55 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davada davacı yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı bankanın hesabına koyduğu blokenin haksız olduğunu ileri sürmüş, davalı da, davacı hesabına koyduğu blokenin, davacı ile aralarında yapılan sözleşmeye uygun olarak konulduğunu savunmuştur. Ancak davalı, anılan sözleşmeyi kendisine verilen sürelere rağmen ibraz edememiştir. Bu durumda davalı banka davacının hesabına koyduğu blokenin hukuki dayanağını ortaya koyamamıştır. Davalının, çek yapraklarının iade edilememesi sebebiyle çek müşterisi olan davacının hesabına bloke koyma yetkisi, kanundan da kaynaklanmamaktadır. Bu durumda mahkemece açıklanan hususlar nazara alınmadan ve davalının davacının hesabına koyduğu blokenin hukuki dayanağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066682700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz