Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/192 E. 2014/10334 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu↗ bloke↗ teminat mektubu↗ kefalet↗ tbk 99↗ kefil↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki teminat mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL bloke için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı kredi sözleşmesinin 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen kefilin parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, kredi sözleşmesindeki kefil aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK'nın uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, sözleşmenin kefalet başlıklı 70. maddesindeki "kefilin asıl borçlunun tüm borçlarına kefil olduğu" yönündeki düzenleme geçerlidir. Ayrıca, asıl borçlunun kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı 2 adet meri teminat mektubundan kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı kefilin hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin geçersiz olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına bloke konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2259 E. 2014/9321 K.
Ortak:bloke
İncelediğiniz kararda… savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki «teminat» mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL «bloke» için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı «kredi sözleşmesinin» 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen «kefilin» parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, asıl borçlunun «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandığı 2 adet meri «teminat mektubundan» kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı «kefilin» hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin «geçersiz» olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına «bloke» konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, banka tarafından davacı hesabına «bloke» konulmasında sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı, harcama davacının hesabına geçtikten ve yabancı banka tarafından tutarın geri istenmesi için öngörülen süre geçtikten sonra bankanın bu para üzerindeki blokeyi kaldırmamasının haksız olduğu, davalı bankanın bu tarihten itibaren «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle, 3.200 TL'nin 31.05.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, banka tarafından davacı hesabına «bloke» konulmasında sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı, harcama davacının hesabına geçtikten ve yabancı banka tarafından tutarın geri istenmesi için öngörülen süre geçtikten sonra bankanın bu para üzerindeki blokeyi kaldırmamasının haksız olduğu, davalı bankanın bu tarihten itibaren «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle, 3.200 TL'nin 31.05.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1338 E. 2011/2901 K.
Ortak:bloke
İncelediğiniz kararda… savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki «teminat» mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL «bloke» için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı «kredi sözleşmesinin» 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen «kefilin» parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, asıl borçlunun «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandığı 2 adet meri «teminat mektubundan» kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı «kefilin» hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin «geçersiz» olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına «bloke» konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve savunmaya, dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarında «haciz» ve «bloke» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı bankanın yargılama aşamasındaki durumu belirten ve hesaplar üzerinde «bloke» veya «haciz» bulunmadığına ilişkin yazısı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de her dava açıldığı tarihteki şartlara göre incelenip sonuçlandırılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, davanın açıldığı tarihte davacıların maaş hesaplarının tamamı üzerinde «haciz» veya «bloke» bulunup bulunmadığı araştırılarak, dava tarihinde maaş hesaplarında bloke veya haciz bulunup sonradan kaldırılmış ise, davalının dava açmaya neden olup olmadığı üzerinde durularak «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin takdiri» gerekirken, davanın açıldığı tarihteki haciz ve blokeye ilişkin bilgi içermeyen, davanın açılmasından sonraki durumunu bildiren yazıya dayalı «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönlerden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · haciz · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davanın açıldığı tarihte davacıların maaş hesaplarının tamamı üzerinde «haciz» veya «bloke» bulunup bulunmadığı araştırılarak, dava tarihinde maaş hesaplarında bloke veya haciz bulunup sonradan kaldırılmış ise, davalının dava açmaya neden olup olmadığı üzerinde durularak «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin takdiri» gerekirken, davanın açıldığı tarihteki haciz ve blokeye ilişkin bilgi içermeyen, davanın açılmasından sonraki durumunu bildiren yazıya dayalı «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönlerden bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarında «haciz» ve «bloke» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı bankanın yargılama aşamasındaki durumu belirten ve hesaplar üzerinde «bloke» veya «haciz» bulunmadığına ilişkin yazısı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de her dava açıldığı tarihteki şartlara göre incelenip sonuçlandırılmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7266 E. 2012/14313 K.
Ortak:bloke · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki «teminat» mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL «bloke» için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı «kredi sözleşmesinin» 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen «kefilin» parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, asıl borçlunun «kredi sözleşmesi» kapsamında kullandığı 2 adet meri «teminat mektubundan» kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı «kefilin» hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin «geçersiz» olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına «bloke» konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Her ne kadar mahkemece, «kredi sözleşmesindeki» «kefil» aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK'nın uygulanması mümkün değildir.
Benzer bu karardaDava konusu olayda uyuşmazlık, dava dışı ...’nın davalı banka ile yaptığı «genel kredi sözleşmesini» «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davacının hesabına, dava dışı ...’nın kredi kartı borcundan dolayı bankaca «bloke» konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait hesaba ...'nın «kredi kartı borcu» nedeniyle «bloke» konulduğu, anılan borca davacının «kefil» olmadığı, olay nedeniyle üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, bloke konulan tutar 960,92 TL ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, davalı taraf blokenin «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığını savunmuş, davacı taraf ise 18.12.2009 tarihinde işlem yaparken davalı bankaca hesabına «bloke» konulduğunu öğrendiğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı borcu · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · bilirkişi incelemesi · haciz · ihtarname
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece blokenin kredi kartı borcundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı gibi, mevcut dosya kapsamından blokenin «kredi kartı borcu» nedeniyle yapıldığına ilişkin delilde bulunmamakta olup, aksine «genel kredi sözleşmesinin» kat edildiği, «ihtiyati haciz» kararını alındığı, davacının blokeyi öğrendiği tarihler itibariyle blokenin genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı yönünde izlenim de uyanmaktadır.
Dava konusu olayda uyuşmazlık, dava dışı ...’nın davalı banka ile yaptığı «genel kredi sözleşmesini» «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalayan davacının hesabına, dava dışı ...’nın kredi kartı borcundan dolayı bankaca «bloke» konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyada, kredi kartı borcuna ilişkin olarak davalı tarafından keşide edilmiş, muhatabın dava dışı ... olduğu 20.11.2008 tarihli hesabın kat edildiğine ilişkin «ihtarname» dışında başka belge bulunmamakta olup, genel kredi sözlemesine ilişkin olarak ise sözleşmenin kat edildiğine ilişkin davacı ve dava dışı ...’ya keşide edilen 17.12.2008 tarihli ihtarname, yine aynı kişiler hakkında verilen 19.12.2008 tarihli «ihtiyati haciz» kararı ve 25.12.2008 tarihli icra takibi bulunmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait hesaba ...'nın «kredi kartı borcu» nedeniyle «bloke» konulduğu, anılan borca davacının «kefil» olmadığı, olay nedeniyle üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, bloke konulan tutar 960,92 TL ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/192 E. , 2014/10334 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 08/10/2013
NUMARASI 2012/395-2013/547
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2012/395-2013/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, dava dışı C.. Ö..'nın davalı bankadan almış olduğu toplam 16.000,00 TL meblağlı 2 adet teminat mektubu borcuna kefil olduğunu, 16.000,00 TL nakit bloke karşılığında asıl borçluya ait araç kaydına konulan rehnin kaldırılmış olmasına rağmen, kefil olan kendisine ait bu miktardaki blokenin kaldırılmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı C.. Ö..'nın 2 adet kredi kartı limitinin isteği üzerine düşürülmesi ve meri teminat mektupları için 16.000,00 TL'lik blokaj konulması nedeniyle asıl borçlunun aracı üzerindeki rehnin kaldırıldığını, asıl borçlunun kredi kartından kaynaklanan borçlarını ödememesi nedeniyle Genel Nakdi ve G.. Nakdi Kredi Sözleşmesinin 72. maddesi uyarınca hesabına konulan 16.000,00 TL tutarlı bloke çözülerek kredi kartı borcundan düşüldüğünü, C.. Ö..'nın müvekkili bankaya olan kredi kartı borcunun yasal takipte izlenmesi, meri teminat mektubu riskinin de yasal takibe intikal riskinin yüksek olması ve davacının Genel Nakdi ve Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesi'nde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunması nedeniyle davacının hesabına konulan blokenin kaldırılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki teminat mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL bloke için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı kredi sözleşmesinin 72. maddesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK'nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen kefilin parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, kredi sözleşmesindeki kefil aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK'nın uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, sözleşmenin kefalet başlıklı 70. maddesindeki "kefilin asıl borçlunun tüm borçlarına kefil olduğu" yönündeki düzenleme geçerlidir. Ayrıca, asıl borçlunun kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı 2 adet meri teminat mektubundan kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı kefilin hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin geçersiz olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına bloke konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101797600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz