Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12909 E. 2012/20124 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['1086/195']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ yönetim kurulu üyeliği↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davalının 1992 yılından 2006 yılına kadar davacı şirketin yönetiminde söz sahibi olduğu, bu süreçte üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından zamanaşımı def'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, ıslah edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının yönetim kurulu üyeliğinin bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki 2 ve 3 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 309/4. maddesinde "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar" şeklinde, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının yönetim kurulu üyeliğinin bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı
def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK 309. maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesi tarihinden itibaren 2 yıldır. Davalının yönetim kurulunda görev süresinin bitmesinden sonra, 03.12.2007 tarihli denetçi raporu ile zarar ve sorumlunun öğrenildiği davacı tarafından ileri sürüldüğüne, davalının yönetim kurulundaki görevi süresince gerçekleşen zarardan sorumluluğu sözkonusu olabileceğine, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten ıslah tarihi olan 03.05.2011 tarihine kadar yukarıda belirtilen maddedeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş bulunmasına ve kısmi davanın, ıslah edilen miktar için zamanaşımını kesmesi mümkün bulunmamasına göre, ıslah edilen miktar bakımından davanın zamanaşımından reddi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle zamanaşımı def'inin reddi ve ıslah edilen miktar yönünden de davanın esasına girilerek kabulü doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin ıslah edilen dava konusu ile ilgili sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5732 E. 2013/10051 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · zamanaşımı def'i · def'i · ıslah · yönetim kurulu kararı · yasal faiz · zamanaşımı · zamanaşımı ['1086/195']
İncelediğiniz kararda… en şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından «zamanaşımı def»'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, «ıslah» edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
… eri sürüldüğüne, davalının yönetim kurulundaki görevi süresince gerçekleşen zarardan sorumluluğu sözkonusu olabileceğine, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten «ıslah» tarihi olan 03.05.2011 tarihine kadar yukarıda belirtilen maddedeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmiş bulunmasına ve kısmi davanın, ıslah edilen miktar için zamanaşımını kesmesi mümkün bulunmamasına göre, ıslah edilen miktar bakımından davanın zamanaşımından reddi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle «zamanaşımı def»'inin reddi ve ıslah edilen miktar yönünden de davanın esasına girilerek kabulü doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
Benzer bu kararda… en şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından «zamanaşımı def»'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, «ıslah» edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.12.2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7996 E. 2013/22423 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı ['1086/195']
İncelediğiniz kararda… en şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından «zamanaşımı def»'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, «ıslah» edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 309/4. maddesinde "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar" şeklinde, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak tazminat davasının «zamanaşımı» süresi düzenlenmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/«son» maddesinde, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağının belirlendiği, somut olayda; dava konusu taşınmazın satışının 09.04.2007 tarihinde gerçekleştirildiği, varsa davacı zararının, tapuda satışın gerçekle …
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, anılan madde şirket yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davalarında uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemektedir.
Bu durumda, davacı tarafından davalı ...'ye karşı açılan davada, «zamanaşımı» hususunun bu çerçevede değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davalı ... hakkındaki davanın da, 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvazaa · şirket müdürü · şirket zararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2- Ancak davacı, şirkete ait taşınmazın «şirket müdürü» davalı ... tarafından davalı ...'a «muvazaalı» olarak devredildiğini, bu sebeple «şirketin zarara» uğradığını iddia edip her iki davalıya da «husumet» yönelterek tazminat talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/«son» maddesinde, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının, zararın ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağının belirlendiği, somut olayda; dava konusu taşınmazın satışının 09.04.2007 tarihinde gerçekleştirildiği, varsa davacı zararının, tapuda satışın gerçekle …
Mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesi uyarınca «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, anılan madde şirket yöneticileri hakkında açılan sorumluluk davalarında uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemektedir.
Bu nedenle 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinin, şirket yöneticisi olmayan tapudaki işlemde taraf olarak bulunup, taşınmazı devralan davalı ... hakkında da uygulanması mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı ['1086/195']
İncelediğiniz kararda… en şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından «zamanaşımı def»'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, «ıslah» edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 309/4. maddesinde "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar" şeklinde, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak tazminat davasının «zamanaşımı» süresi düzenlenmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · ceza zamanaşımı · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı ['1086/195']
İncelediğiniz kararda… en şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından «zamanaşımı def»'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, «ıslah» edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının «yönetim kurulu üyeliğinin» bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
… eri sürüldüğüne, davalının yönetim kurulundaki görevi süresince gerçekleşen zarardan sorumluluğu sözkonusu olabileceğine, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten «ıslah» tarihi olan 03.05.2011 tarihine kadar yukarıda belirtilen maddedeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçmiş bulunmasına ve kısmi davanın, ıslah edilen miktar için zamanaşımını kesmesi mümkün bulunmamasına göre, ıslah edilen miktar bakımından davanın zamanaşımından reddi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle «zamanaşımı def»'inin reddi ve ıslah edilen miktar yönünden de davanın esasına girilerek kabulü doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
765 sayılı Yasa'ya göre bu suçta «zamanaşımı» süresi 5 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · mirasçılık · olumsuz oy · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem «dolandırıcılık» suçuna ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12909 E. , 2012/20124 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2011 tarih ve 2008/212-2011/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kuruluş amacının Tatvan İlçesi Fuar alanında kurulan otelin işletilmesi ve bu işletmeden kazanılacak olan kârın ortaklar arasında paylaşılarak kazanç sağlanması olduğunu, şirket ortaklarından olan davalı belediyenin 1992 yılında şirketin diğer pay sahibi olan ... ile yapmış olduğu hisse devri ile ...’a ait olan hisselerin çoğunu devralarak büyük pay sahibi olarak şirketi yönettiğini, ancak oteli işletmeye başlatmadığını, otelin zaman içinde kullanılamaz hale geldiğini, bu şekilde davalının müvekkili şirketi zarar uğrattığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nın davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davalının 1992 yılından 2006 yılına kadar davacı şirketin yönetiminde söz sahibi olduğu, bu süreçte üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden şirketin büyük zararlara uğramasına yol açtığı, davaya konu otelin işletilmesinde ve muhafazasında üzerine düşeni yapmadığı, dava dilekçesindeki talep bakımından zamanaşımı def'inin HUMK 195. md uyarınca reddedildiği, ıslah edilen talep bakımından ıslah tarihi olan 03/05/2011 tarihinde davalının yönetim kurulu üyeliğinin bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 1.275.142,87 TL’nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki 2 ve 3 nolu bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 309/4. maddesinde "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar" şeklinde, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi düzenlenmiştir. Davalı vekili, davacı vekilinin 03.05.2011 tarihli ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş, mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve davalının yönetim kurulu üyeliğinin bittiği 27.12.2006 tarihinden itibaren ıslah tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı
def'i reddedilerek ıslaha konu tazminat miktarı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK 309. maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve sorumlunun öğrenilmesi tarihinden itibaren 2 yıldır. Davalının yönetim kurulunda görev süresinin bitmesinden sonra, 03.12.2007 tarihli denetçi raporu ile zarar ve sorumlunun öğrenildiği davacı tarafından ileri sürüldüğüne, davalının yönetim kurulundaki görevi süresince gerçekleşen zarardan sorumluluğu sözkonusu olabileceğine, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten ıslah tarihi olan 03.05.2011 tarihine kadar yukarıda belirtilen maddedeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş bulunmasına ve kısmi davanın, ıslah edilen miktar için zamanaşımını kesmesi mümkün bulunmamasına göre, ıslah edilen miktar bakımından davanın zamanaşımından reddi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle zamanaşımı def'inin reddi ve ıslah edilen miktar yönünden de davanın esasına girilerek kabulü doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin ıslah edilen dava konusu ile ilgili sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2 ve 3 nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ıslah edilen miktara ilişkin hükmün BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin ıslaha konu kısımla ilgili sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066260700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz