Yanıltıcı beyan
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13111 E. 2012/19812 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yanıltıcı beyan↗ müşteri portföyü↗ kişilik haklarına saldırı↗ iyiniyet kuralı↗ tefrik↗ kişilik hakları↗ davanın konusu↗ iyiniyet↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketten ayrılan davalı ortağın davacı şirket çalışanlarına iş teklifinde bulunması ve işe alınan personelin beraberinde kendisine bağlı müşterileri de davalı şirkete kaydırmasının iş hayatının olağan akışına uygun olduğu, bu davranışların davacının kişilik haklarına saldırı olarak da kabul edilemeyeceği, davalının kendi adına kayıtlı bulunan telefon numaralarını dilediği gibi kullanmakta serbest olduğu, davalının bu eyleminin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ve haksız rekabet oluşturduğuna ilişkin yeterli kanıt sunulamadığı, somut olayda haksız rekabetin koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda duruşmada dinlenen davacı tanıkları davalının kendi adına kayıtlı olan telefon numaralarını davacı işyerinden davalı şirkete naklettikten sonra bu telefonlar davalı tarafça kullanılırken davacı şirket müşterilerine gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarda bulunarak davacı müşterilerini kendine çekme ve böylece davacının müşteri portföyünden haksız olarak yaralanmaya çalıştığı, bu durumun gerçeğe aykırı bilgi vermek suretiyle haksız rekabet sayılacağı mütalaa edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda da açıklanan bu yönlere ilişkin davacı tanıklarının beyanları tartışılmaksızın ve davalının anılan eyleminin TTK'nun 56. ve 57. maddelerinde yazılı haksız rekabete yol açıp açmadığı hususu değerlendirilmeksizin eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, birleşen davada davacı vekili, asıl davadan ayrılmasına karar verilen İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2005/164 E.sayılı dava dosyasına konu marka hakkına tecavüzün önlenmesine ilişkin davanın sonuçlandığını ve tecavüzün önlenmesine karar verildiğini belirterek gerek tefrik edilen İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/164 E. sayılı dosyası nedeniyle marka hakkına tecavüz ve gerekse de TTK'nun 56 vd. maddelerine dayalı olarak işbu asıl davanın konusu haksız rekabete yönelik davalar bakımından maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürmek suretiyle toplam 150.000 USD tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Birleşen davanın yukarıda belirtilen niteliği itibariyle davacı tarafından asıl ve tefrik olunan dava bakımından tazminat taleplerinin açıklattırılması ve aynı şekilde maddi ve manevi tazminat miktarlarının da açıklığa kavuşturulmasından sonra, birleşen davadaki marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı tazminat istemi bakımından 556 sayılı KHK'nin 71. maddesi hükmü dikkate alınarak görev yönünün gözetilmesi gerekirken birleşen davanın reddine şeklinde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/11 E. 2018/7691 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, 164.500,00 TL'nin 23/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13111 E. , 2012/19812 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/04/2011 tarih ve 2007/226-2011/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin yetkili müdürü ve ortağı iken 29.11.2004 tarihinde hisselerini devrederek ortarlıktan ayrıldığını, müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyette bulunan davalı şirketi kurduğunu, kurulan bu şirkete müvekkili şirketin kuruluşundan beri sahip olduğu telefonların nakledilerek, müşterilere yanıltıcı bilgiler verildiğini, müvekkili adına tescilli isim ve logonun davalı tarafça kullanıldığını, müvekkili şirket çalışanlarının defalarca aranarak davalı şirketle çalışmaları konusunda tekliflerde bulunulduğunu, müşteri portföyüne müdahale edildiğini, belirterek davalının ad, unvan, logo, işaret vs. üzerinden haksız rekabet teşkil eden fiil ve eylemlerinin ve tecavüzün tespitine ve men'ine, telefonların kullanılmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada davalıların eylemleri sebebiyle müvekkili şirketin maddi ve manevi yönden zarara uğradığını belirterek 150.000 USD tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket yönünden herhangi bir maddi vakaya değinilmediğini, nakledilen telefonların zaten müvekkiline ait olup, kendi tasarrufundaki telefonları kullanmasının doğal olduğunu, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketten ayrılan davalı ortağın davacı şirket çalışanlarına iş teklifinde bulunması ve işe alınan personelin beraberinde kendisine bağlı müşterileri de davalı şirkete kaydırmasının iş hayatının olağan akışına uygun olduğu, bu davranışların davacının kişilik haklarına saldırı olarak da kabul edilemeyeceği, davalının kendi adına kayıtlı bulunan telefon numaralarını dilediği gibi kullanmakta serbest olduğu, davalının bu eyleminin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ve haksız rekabet oluşturduğuna ilişkin yeterli kanıt sunulamadığı, somut olayda haksız rekabetin koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda duruşmada dinlenen davacı tanıkları davalının kendi adına kayıtlı olan telefon numaralarını davacı işyerinden davalı şirkete naklettikten sonra bu telefonlar davalı tarafça kullanılırken davacı şirket müşterilerine gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarda bulunarak davacı müşterilerini kendine çekme ve böylece davacının müşteri portföyünden haksız olarak yaralanmaya çalıştığı, bu durumun gerçeğe aykırı bilgi vermek suretiyle haksız rekabet sayılacağı mütalaa edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda da açıklanan bu yönlere ilişkin davacı tanıklarının beyanları tartışılmaksızın ve davalının anılan eyleminin TTK'nun 56. ve 57. maddelerinde yazılı haksız rekabete yol açıp açmadığı hususu değerlendirilmeksizin eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, birleşen davada davacı vekili, asıl davadan ayrılmasına karar verilen İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2005/164 E.sayılı dava dosyasına konu marka hakkına tecavüzün önlenmesine ilişkin davanın sonuçlandığını ve tecavüzün önlenmesine karar verildiğini belirterek gerek tefrik edilen İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2005/164 E. sayılı dosyası nedeniyle marka hakkına tecavüz ve gerekse de TTK'nun 56 vd. maddelerine dayalı olarak işbu asıl davanın konusu haksız rekabete yönelik davalar bakımından maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürmek suretiyle toplam 150.000 USD tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Birleşen davanın yukarıda belirtilen niteliği itibariyle davacı tarafından asıl ve tefrik olunan dava bakımından tazminat taleplerinin açıklattırılması ve aynı şekilde maddi ve manevi tazminat miktarlarının da açıklığa kavuşturulmasından sonra, birleşen davadaki marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı tazminat istemi bakımından 556 sayılı KHK'nin 71.
maddesi hükmü dikkate alınarak görev yönünün gözetilmesi gerekirken birleşen davanın reddine şeklinde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066177800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz