Şirketten çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2975 E. 2024/5689 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azlık hakları↗ limited şirkette ortaklıktan çıkma↗ bağlılık yükümlülüğü↗ pay devir sözleşmesi↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ faktoring↗ kâr payı alacağı↗ güveni kötüye kullanma↗ kötüleme↗ haklı sebep↗ ortaklıktan çıkarılma↗ ticari itibar↗ pay devri↗ şirketin feshi↗ şirketin tasfiyesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ tanıma↗ ticari defter ve kayıtlar↗ sahtecilik↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ tasfiye memuru atanması↗ şirket müdürü↗ ticari defter kayıtları↗ şikayet↗ şirket zararı↗ müteselsil kefil↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ fesih↗ alacak davası↗ anonim şirket↗ kefil↗ kâr dağıtımı↗ kötü niyet↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ticari defter↗ haciz↗ fatura↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ihtarname↗ çek↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/967 E., 2021/890 K.
Taraflar arasındaki haklı sebeplerle limited şirket ortaklığından çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı ... ... ve Prof. ... ortaklığında kurulduğunu, 04.12.2014 tarihli Pay Devir Sözleşmesi ile dava dışı ... ...'a 09.12.2014 tarihinde ve Prof.Dr. ...'a ait hisselerin müvekkili ...'a devredildiğini, devirden sonra şirketteki ortaklık durumunun müvekkilinin %60, dava dışı ... ...'in ise %40 payının bulunduğunu, şirketin eski müdürü ... ...'in yetkili olduğu dönem boyunca nüfuzunu kötüye kullanarak ve bağlılık yükümlüğünü açıkça ihlal etmesi, bunların dışında ticari kurallara ve etiğine aykırı hareket etmesi sonucunda şirketin ve ortakların büyük maddi kayıplara ve zarara uğradığını, müdürlük yetkisine getirildikten sonra şirketin ihtiyacı olduğunu ileri sürerek Türkiye İş Bankası, Finansbank gibi bir çok bankadan krediler kullandığını ve çek karneleri alarak bu çekleri kullandığını, şirketin çeklerini vererek factoring şirketlerinden Ulusan Faktoring A.Ş., Finans Faktoring A.Ş. ve yasal olmayan para ticari yapan kişilerden paralar kullandığını, şirketin amaçları ve uğraş konuları ile hiçbir bir bağlantısı olmayan 245.000,00 TL son model lüks mercedes araç satın alındığını, bu satım aşamasında da müvekkili ...'ın kefil olarak imzasının yer aldığını, müvekkilinin bu durumdan rahatsız olduğunu ifade ettiğini, müvekkilinin eşi dava dışı ... ...'ın imzasının taklit edilerek aracın dava dışı ... ... tarafından teslim alınmış gibi gösterilerek aracın başka kişilerce teslim alındığının tespit edildiğini, bu konuda ... ... ve şirketin diğer yetkilileri ... ..., ... ..., ve Mercedes Mengenler firması hakkında müvekkilleri tarafından şirketi vasıta kullanarak dolandırıcılık, sahte evrak ve imzalarda usulsüz işlem yapmak şirketin hileli yöntemlerle malvarlığının azaltılması ve bunun gibi birçok suçtan suç duyusundan bulunulduğunu, şikayetçi olunan ... ...'in şirket kredi kartlarını da yine amacı dışında kullanarak güveni kötüye kullandığını, alınan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkili ile eşi hakkında bankalardan hesap kât ihtarnameleri keşide edildiğini, icra takibi başlatıldığını, anılan dosya üzerinden müvekkilinin eşi ve oturduğu eve haciz şerhi konulduğuna dair 103 davet kağıdı gönderildiğini, müvekkilinin maaşına haciz konulduğunu, şirket adına çekilen krediler, mal satış bedelleri şirket bilançosuna gerçek dışı naylon faturalar sokularak anılan paralar şüphelilerin annesi ... ... hesabına aktarıldığını veya kendi kişisel harcamaları için kullanıldığını, 20.04.2015 ve 03.06.2015 tarihli ihtarnamelere rağmen müdürlük görevini kötüye kullanarak, şirket adına çekilmiş olduğu kredileri usulsüz şekilde kullandığını, şirketin fatura karşılığı alacakları ile kendi üzerinden almış olduğu avansları, şirket kayıtlarına naylon faturalar sokarak kendisine menfaat temin ettiğini, şüpheli ... ...'in annesi şüpheli ... ...'in banka hesaplarına aktarıldığını, Finansbank Kazım Karabekir şubesi tarafından verilen şirket kartlarını kendi harcamaları için kullandığını, anılan bankalardan 2013, 2014, 2015 yıllarına ait şirkete ait tüm hesapların hesap hareketlerin incelenmesini talep ettiklerini, bu hususlar doğrultusunda artık davalı şirket ortaklığından şirketin ve ortaklarının haksız ve hukuka aykırı olarak zarara uğratılması, hileli yollar ile şirket üzerinden haksız kazanç sağlanması, özellikle şirket müdürünün şirketi aracı kullanarak dolandırıcılık, sahte evrak ve usulsüz işlemlerde bulunması gibi suçlar ile davalı şirketin hem bankalar hem piyasa nezdinde ticari itibarının kalmaması ve artık müvekkili için işbu ortaklığın çekilmez hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirket eski müdürü ... ...'in şirketi zarara uğrattığı, bu kapsamda şirketin amaçları ve uğraş konuları ile hiç bir bağlantısı olmayan 245.000,00 TL son model lüks Mercedes alındığı yönünde iddalarda bulunduğunu, davacının bu aracın alınmasındaki sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayarak aktif olarak katıldığı halde, bu durumun şirketi kötü yönetimi olarak vasıflandırılması davacının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, davacının aracı kendi isteği dışında alındığı iddiasının doğru olmadığının sözleşmeden açık olduğunu, 26.09.2015 yılında davacının eşinin divan başkanı olduğu oturumda, davacı pay devrine ilişkin bir talepte bulunmadığını, taraf vekillerinin katılımı ile şirketin tasfiyesine ve şirket tasfiye memuru atanmasına karar verildiğini, tasfiye sürecine girmiş bir firmada, bu kararın karar defterine asiller tarafından işlenmesi ve tasfiyenin sürecinin tamamlanması gerekirken bu sürecin davalı tarafından engellendiğini, bu sürecin tamamlanması yerine huzurdaki davayı açtığını, ortaklıktan çıkma davasının açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkettin %60 hisse ortağı olduğu, dava dışı ... ...'in ise %40 hissedarı olduğu, ... ...'in aynı zamanda şirket müdürü olarak görev yaptığı, davalı şirketçe tasfiyeye ilişkin karar alınmadığı, ekonomik ve mali yönden ortaklıktan çıkmayı gerektiren bir olgunun tespit edilemediği ancak davalı şirketin ortakları olan davacı ... ve şirket Yöneticisi ... ... ve aileleri arasında husumet oluştuğu, karşılıklı birbirlerini özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçları ile itham ettikleri, davacının eşi ... ... tarafından şirket yöneticisi ... ... aleyhine alacak davası açıldığı bu kapsamda davacının ... ... ile bir araya gelerek şirketin yönetilmesinin, karar alınmasının zorlaştığı, bu sebeplerle davacının şirket ortaklığından ayrılmayı istemekte haklı sebebinin bulunduğu, davacının ortaklık payı alacağı talep etmediği gibi şirketin negatif öz kaynaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı Şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkartılmasına, davalı şirketin negatif öz kaynaklı olması davacı tarafça talep de bulunulmaması nedeniyle çıkma payı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tasfiye sürecine girdiğini, davacının kendi kusurlu fiilleri ile tasfiyeye ilişkin karar alınmasının engellendiğini, davacının ağır kusurlu olduğunu, kendi eylemleri ile şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, açılan davada hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili şirketin ihalelere katılma amacıyla kurulduğunu, bu hususun bilirkişi raporlarında da belirtildiğini, alınan tek ihalenin ASELSAN ...ihalesi olup, müvekkili şirketinde bu ihaleyi tamamladığını, işin parasının alındığını, bunun dışında başka bir işi de bulunmadığını, şirket sermayesinin artırılması amacıyla davacının talebi üzerine Mercedes marka otomobil alınmasına karar verildiğini, davacının da bankayla imzalanan sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, kendisinin bilgisi dahilinde arabanın alındığını, arabanın alınmasında şirketin herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, davacının kusurlu fiili sonucu aracın teslim alınamadığını, araç nedeniyle kredi borcunun ödenemediğinden şirket hakkında takip yapıldığını, hacizler konulduğunu, şirketin bu nedenle ihalelere giremediğini, ayrıca davacının bankalara ve finans kurumlarına şirketten ayrıldığını belirterek şirketi kötüleyerek şirketin prestijini zedelediğini, bu nedenle müvekkili şirketin ticari kredibilitesinin düştüğünü ve zarar ettiğini, davacı tarafından şirketin Finansbank'a olan borcunun muvazaalı olarak arkadaşına devredildiğini, arkadaşı tarafından şirket aleyhine takip yapılıp araç üzerine haciz konulduğunu, araç üzerine fiili haczin davacı tarafından uygulattırıldığını, şirket tasfiye kararı alabilmiş olsaydı tasfiye sürecine gireceğini, bu nedenle bu davanın açılmasına da gerek olmayacağını, 29.06.2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına ortaklar ile temsilcilerin katıldığını, bu toplantıda şirketin tasfiyeye götürülmesine ilişkin karar alındığını, ancak tasfiye kararının deftere asiller tarafından işlenmesi ve tasfiye sürecinin tamamlanmasının davacı tarafından engellendiğini, bu hususun dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirketin ASELSAN'a yaptığı işten dolayı 5 yıl iş garantisi yükü altında olduğunu, şirketin tasfiyeye girmemesi nedeniyle ve davacının da ortaklıktan çıkmasına izin verilmesinden ötürü bu sürecin yükünün diğer ortağa yıkılmaya çalışıldığını, ilk derece mahkemesince davacının sebep olduğu hususlar göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde yer alan şirket ortaklarının aileleri arasında husumet oluştuğu yönündeki tespitin de maddi gerçeklerle bağdaşmadığını, taraflar arasında açılan bir dava bulunmadığını, iddia edilen olaylara ilişkin dava ve şikayetlerin müvekkili şirketle davacı arasında olduğunu, kaldı ki alınan bilirkişi ek ve kök raporunda da davacının iddialarını ispat edemediği, ortaklıktan çıkmayı gerektiren bir durum bulunmadığının tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporu aksine davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği, düzenlemesinin mevcut olduğu, 6102 sayılı Kanun'da limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde de yer verilmediği, ancak Anonim şirkete ilişkin 531 inci maddesine ait gerekçede, tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığının ifade edildiği, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" gibi hallerin şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayıldığı, Hakimin her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edeceği, ...’na göre haklı sebebin; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgukar olduğu, limited şirketin, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahip olduğu, bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği, haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebebin bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabileceği, düzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yanca davalı şirketin ortakları arasında ... ilişkisinin zedelendiği, ortaklar arasında uyuşmazlıklar bulunduğu, şirket faaliyetleri hakkında bilgi verilmediği, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı, bankalardan çekilen kredilerin usulsüz şekilde kullanıldığı, fatura karşılığı ile kendi alacakları üzerine almış olduğu avansları şirket hesabına naylon fatura olarak yansıttığı, banka hesaplarının annesine ait hesap üzerine aktarıldığı, bankalardan verilen kredi kartlarının kendi şahsi harcamaları için kullandığı, şirketin amaçlarıyla ilgisi bulunmayan Mercedes marka araç satın aldığı, şirket kredi kartlarını amacı dışında kullandığı iddiası ile haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına ve çıkma bedelinin ödenmesine yönelik işbu davanın açıldığı, davalı şirkette davacının %60, dava dışı ... ...'in ise %40 payının bulunduğunun dosya kapsamıyla sabit olduğu, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, bankadan çekilen kredilerin ve ödemelerin ticari defter ve kayıtlara yansıtıldığı, İş Bankasına ait hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucu şirketin kredi BCH, vergi ve şirket ödemelerinden kaynaklı ödemeler olduğunun tespit edildiği, davacı yanca iddia edilen çeklerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, çeklerin bir kısmının İş Bankasından çekilen kredilerin ödenmesinde kullanıldığı, davalı şirketin kötü yönetildiğine ilişkin somut bilgi belge bulunmadığı, davacı yanın naylon fatura kullanıldığı iddiasına yönelik olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine göre sahte beyan muhteveliyatı itibariyle yanıltıcı belge tutarının her bir belge için KDV için 50.000,00 TL'yi geçmemesi ve mükellefin ilgili yılındaki toplam mal ve hizmet alımlarının %5'ini aşmaması kaydıyla mükellefin izaha davet edileceğini, davacı yanın iddia ettiği yanıltıcı belgenin bu sınırlar altında kaldığı, davacı yanın çekilen kredileri annesinin hesabına aktardığı ve bankadan aldığı kredi kartını dava dışı müdürün şahsi ilişkilerinde kullandığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddiaların ispatına yönelik somut bilgi belgelerin dosyaya yansıtılmadığı gibi ticari defter ve kayıtlara yansıtılan ... plakalı Mercedes marka aracın bankadan çekilen kredi ile alındığı, çekilen krediye davacının da kefil olduğu, çekilen kredinin ödenmemesi üzerine alınan araç üzerine haciz konulduğu, bu nedenle iddiaya konu aracın alımından ve alım bedelinden davacının bilgisi bulunduğu, dosyaya yansıtılan bir kısım şikayet ve açılan davaların taraflarının ise şirketin ortakları olan davacı ... ile şirketin diğer ortağı olan ... ... olmadığı, bu hale göre şirket ortakları açılmış ve devam eden herhangi bir derdest davanın bulunmadığı, davacı yanca ortaklar arasında uyumsuzluk bulunduğu, ... ilişkisinin zedelendiği, şirketin zarara uğratıldığı, bankadan çekilen krediler ile kredi kartının şirket müdürünün şahsi hesaplarına aktarılarak kullanıldığına yönelik iddialarının somut bilgi belgelerle ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili açısından ortaklıktan çıkma koşulları oluşmuş olup, ısrarla ortaklığın sürdürülmeye çalışılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, şirket ortağı ve eski müdürü olan ... ... tarafından müvekkil ve ailesinin zarara uğratıldığını, şirketten haksız kazanç elde edildiğini, bu iddialarını dosya kapsamındaki delillerle ispat ettiklerini, tüm bu hususlar karşısında ortaklığın sürdürülmesinin müvekkil için çekilmez bir hal aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek bir haklı sebebin bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 531 inci maddesi.
3. 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6764 E. 2018/1821 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkarılma
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki haklı sebeplerle «limited şirket ortaklığından çıkma» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirket eski müdürü ... ...'in «şirketi zarara» uğrattığı, bu kapsamda şirketin amaçları ve uğraş konuları ile hiç bir bağlantısı olmayan 245.000,00 TL «son» model lüks Mercedes alındığı yönünde iddalarda bulunduğunu, davacının bu aracın alınmasındaki sözleşmeyi «müteselsil kefil» olarak imzalayarak aktif olarak katıldığı halde, bu durumun şirketi kötü yönetimi olarak vasıflandırılması davacının «kötü niyetinin» açık bir göstergesi olduğunu, davacının aracı kendi isteği dışında alındığı iddiasının doğru olmadığının sözleşmeden açık olduğunu, 26.09.2015 yılında davacının eşinin divan başkanı olduğu oturumda, davacı «pay devrine» ilişkin bir talepte bulunmadığını, taraf vekillerinin katılımı ile «şirketin tasfiyesine» ve şirket «tasfiye memuru atanmasına» karar verildiğini, tasfiye sürecine girmiş bir firmada, bu kararın karar «defterine» asiller tarafından işlenmesi ve tasfiyenin sürecinin tamamlanması gerekirken bu sürecin davalı tarafından engellendiğini, bu sürecin tamamlanması yerine huzurdaki davayı açtığını, «ortaklıktan çıkma» davasının açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" gibi hallerin «şirketin feshi» açısından örnek olacak şekilde «haklı sebep» olarak sayıldığı, Hakimin her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edeceği, ...’na göre haklı «sebebin»; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek «yetkisinin» kullanılmasını adil gösteren hukuki olgukar olduğu, «limited şirketin», «anonim şirkete» nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahip olduğu, bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği, haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebebin bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde «fesih» için yeterli haklı sebep oluşturabileceği, düzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yanca davalı şirketin ortakları arasında ... ilişkisinin zedelendiği, ortaklar arasında uyuşmazlıklar bulunduğu, şirket faaliyetleri hakkında bilgi verilmediği, şirket müdürünün «şirketi zarara» uğrattığı, bankalardan çekilen kredilerin usulsüz şekilde kullanıldığı, «fatura» karşılığı ile kendi alacakları üzerine almış olduğu avansları şirket hesabına naylon fatura olarak yansıttığı, banka hesaplarının annesine ait hesap üzerine aktarıldığı, bankalardan verilen kredi kartlarının kendi şahsi harcamaları için kullandığı, şirketin amaçlarıyla ilgisi bulunmayan Mercedes marka araç satın aldığı, şirket kredi kartlarını amacı dışında kullandığı iddiası ile haklı sebeple şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ve çıkma bedelinin ödenmesine yönelik işbu davanın açıldığı, davalı şirkette davacının %60, dava dışı ... ...'in ise %40 «payının» bulunduğunun dosya kapsamıyla sabit olduğu, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait «ticari defter» ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış «tasdiklerinin» usulüne uygun olduğu, bankadan çekilen kredilerin ve ödemelerin ticari defter ve kayıtlara yansıtıldığı, İş Bankasına ait hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucu şirketin kredi BCH, vergi ve şirket ödemelerinden kaynaklı ödemeler olduğunun tespit edildiği, davacı yanca iddia edilen çeklerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, çeklerin bir kısmının İş Bankasından çekilen kredilerin ödenmesinde kullanıldığı, davalı şirketin kötü yönetildiğine ilişkin somut bilgi belge bulunmadığı, davacı yanın naylon fatura kullanıldığı iddiasına yönelik olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine göre sahte beyan muhteveliyatı itibariyle yanıltıcı belge tutarının her bir belge için KDV için 50.000,00 TL'yi geçmemesi ve mükellefin ilgili yılındaki toplam mal ve hizmet alımlarının %5'ini aşmaması kaydıyla mükellefin izaha davet edileceğini, davacı yanın iddia ettiği yanıltıcı belgenin bu sınırlar altında kaldığı, davacı yanın çekilen kredileri annesinin hesabına aktardığı ve bankadan aldığı kredi kartını dava dışı müdürün şahsi ilişkilerinde kullandığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddiaların ispatına yönelik somut bilgi belgelerin dosyaya yansıtılmadığı gibi ticari defter ve kayıtlara yansıtılan ... plakalı Mercedes marka aracın bankadan çekilen kredi ile alındığı, çekilen krediye davacının da «kefil» olduğu, çekilen kredinin ödenmemesi üzerine alınan araç üzerine «haciz» konulduğu, bu nedenle iddiaya konu aracın alımından ve alım bedelinden davacının bilgisi bulunduğu, dosyaya yansıtılan bir kısım «şikayet» ve açılan davaların taraflarının ise şirketin ortakları olan davacı ... ile şirketin diğer ortağı olan ... ... olmadığı, bu hale göre şirket ortakları açılmış ve devam eden herhangi bir «derdest» davanın bulunmadığı, davacı yanca ortaklar arasında uyumsuzluk bulunduğu, ... ilişkisinin zedelendiği, şirketin zarara uğratıldığı, bankadan çekilen krediler ile k …
Benzer bu karardaŞti’nin ...’e karşı açtığı şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ilişkin talebinin davacı-karşı davalı ...’in de şirket «ortaklığından çıkma» talebi gözetilerek kabulü ile davacı-karşı davalı ...’in ...’nin 551. maddesi gereğince ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2975 E. , 2024/5689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/168 Esas, 2023/270 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/967 E., 2021/890 K.
Taraflar arasındaki haklı sebeplerle limited şirket ortaklığından çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı ... ... ve Prof. ... ortaklığında kurulduğunu, 04.12.2014 tarihli Pay Devir Sözleşmesi ile dava dışı ... ...'a 09.12.2014 tarihinde ve Prof.Dr. ...'a ait hisselerin müvekkili ...'a devredildiğini, devirden sonra şirketteki ortaklık durumunun müvekkilinin %60, dava dışı ... ...'in ise %40 payının bulunduğunu, şirketin eski müdürü ... ...'in yetkili olduğu dönem boyunca nüfuzunu kötüye kullanarak ve bağlılık yükümlüğünü açıkça ihlal etmesi, bunların dışında ticari kurallara ve etiğine aykırı hareket etmesi sonucunda şirketin ve ortakların büyük maddi kayıplara ve zarara uğradığını, müdürlük yetkisine getirildikten sonra şirketin ihtiyacı olduğunu ileri sürerek Türkiye İş Bankası, Finansbank gibi bir çok bankadan krediler kullandığını ve çek karneleri alarak bu çekleri kullandığını, şirketin çeklerini vererek factoring şirketlerinden Ulusan Faktoring A.Ş., Finans Faktoring A.Ş.
ve yasal olmayan para ticari yapan kişilerden paralar kullandığını, şirketin amaçları ve uğraş konuları ile hiçbir bir bağlantısı olmayan 245.000,00 TL son model lüks mercedes araç satın alındığını, bu satım aşamasında da müvekkili ...'ın kefil olarak imzasının yer aldığını, müvekkilinin bu durumdan rahatsız olduğunu ifade ettiğini, müvekkilinin eşi dava dışı ... ...'ın imzasının taklit edilerek aracın dava dışı ... ... tarafından teslim alınmış gibi gösterilerek aracın başka kişilerce teslim alındığının tespit edildiğini, bu konuda ... ... ve şirketin diğer yetkilileri ... ..., ... ..., ve Mercedes Mengenler firması hakkında müvekkilleri tarafından şirketi vasıta kullanarak dolandırıcılık, sahte evrak ve imzalarda usulsüz işlem yapmak şirketin hileli yöntemlerle malvarlığının azaltılması ve bunun gibi birçok suçtan suç duyusundan bulunulduğunu, şikayetçi olunan ...
...'in şirket kredi kartlarını da yine amacı dışında kullanarak güveni kötüye kullandığını, alınan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkili ile eşi hakkında bankalardan hesap kât ihtarnameleri keşide edildiğini, icra takibi başlatıldığını, anılan dosya üzerinden müvekkilinin eşi ve oturduğu eve haciz şerhi konulduğuna dair 103 davet kağıdı gönderildiğini, müvekkilinin maaşına haciz konulduğunu, şirket adına çekilen krediler, mal satış bedelleri şirket bilançosuna gerçek dışı naylon faturalar sokularak anılan paralar şüphelilerin annesi ... ... hesabına aktarıldığını veya kendi kişisel harcamaları için kullanıldığını, 20.04.2015 ve 03.06.2015 tarihli ihtarnamelere rağmen müdürlük görevini kötüye kullanarak, şirket adına çekilmiş olduğu kredileri usulsüz şekilde kullandığını, şirketin fatura karşılığı alacakları ile kendi üzerinden almış olduğu avansları, şirket kayıtlarına naylon faturalar sokarak kendisine menfaat temin ettiğini, şüpheli ...
...'in annesi şüpheli ... ...'in banka hesaplarına aktarıldığını, Finansbank Kazım Karabekir şubesi tarafından verilen şirket kartlarını kendi harcamaları için kullandığını, anılan bankalardan 2013, 2014, 2015 yıllarına ait şirkete ait tüm hesapların hesap hareketlerin incelenmesini talep ettiklerini, bu hususlar doğrultusunda artık davalı şirket ortaklığından şirketin ve ortaklarının haksız ve hukuka aykırı olarak zarara uğratılması, hileli yollar ile şirket üzerinden haksız kazanç sağlanması, özellikle şirket müdürünün şirketi aracı kullanarak dolandırıcılık, sahte evrak ve usulsüz işlemlerde bulunması gibi suçlar ile davalı şirketin hem bankalar hem piyasa nezdinde ticari itibarının kalmaması ve artık müvekkili için işbu ortaklığın çekilmez hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirket eski müdürü ... ...'in şirketi zarara uğrattığı, bu kapsamda şirketin amaçları ve uğraş konuları ile hiç bir bağlantısı olmayan 245.000,00 TL son model lüks Mercedes alındığı yönünde iddalarda bulunduğunu, davacının bu aracın alınmasındaki sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayarak aktif olarak katıldığı halde, bu durumun şirketi kötü yönetimi olarak vasıflandırılması davacının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, davacının aracı kendi isteği dışında alındığı iddiasının doğru olmadığının sözleşmeden açık olduğunu, 26.09.2015 yılında davacının eşinin divan başkanı olduğu oturumda, davacı pay devrine ilişkin bir talepte bulunmadığını, taraf vekillerinin katılımı ile şirketin tasfiyesine ve şirket tasfiye memuru atanmasına karar verildiğini, tasfiye sürecine girmiş bir firmada, bu kararın karar defterine asiller tarafından işlenmesi ve tasfiyenin sürecinin tamamlanması gerekirken bu sürecin davalı tarafından engellendiğini, bu sürecin tamamlanması yerine huzurdaki davayı açtığını, ortaklıktan çıkma davasının açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkettin %60 hisse ortağı olduğu, dava dışı ... ...'in ise %40 hissedarı olduğu, ... ...'in aynı zamanda şirket müdürü olarak görev yaptığı, davalı şirketçe tasfiyeye ilişkin karar alınmadığı, ekonomik ve mali yönden ortaklıktan çıkmayı gerektiren bir olgunun tespit edilemediği ancak davalı şirketin ortakları olan davacı ... ve şirket Yöneticisi ... ... ve aileleri arasında husumet oluştuğu, karşılıklı birbirlerini özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçları ile itham ettikleri, davacının eşi ... ... tarafından şirket yöneticisi ... ...
aleyhine alacak davası açıldığı bu kapsamda davacının ... ... ile bir araya gelerek şirketin yönetilmesinin, karar alınmasının zorlaştığı, bu sebeplerle davacının şirket ortaklığından ayrılmayı istemekte haklı sebebinin bulunduğu, davacının ortaklık payı alacağı talep etmediği gibi şirketin negatif öz kaynaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı Şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkartılmasına, davalı şirketin negatif öz kaynaklı olması davacı tarafça talep de bulunulmaması nedeniyle çıkma payı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tasfiye sürecine girdiğini, davacının kendi kusurlu fiilleri ile tasfiyeye ilişkin karar alınmasının engellendiğini, davacının ağır kusurlu olduğunu, kendi eylemleri ile şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, açılan davada hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili şirketin ihalelere katılma amacıyla kurulduğunu, bu hususun bilirkişi raporlarında da belirtildiğini, alınan tek ihalenin ASELSAN ...ihalesi olup, müvekkili şirketinde bu ihaleyi tamamladığını, işin parasının alındığını, bunun dışında başka bir işi de bulunmadığını, şirket sermayesinin artırılması amacıyla davacının talebi üzerine Mercedes marka otomobil alınmasına karar verildiğini, davacının da bankayla imzalanan sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, kendisinin bilgisi dahilinde arabanın alındığını, arabanın alınmasında şirketin herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, davacının kusurlu fiili sonucu aracın teslim alınamadığını, araç nedeniyle kredi borcunun ödenemediğinden şirket hakkında takip yapıldığını, hacizler konulduğunu, şirketin bu nedenle ihalelere giremediğini, ayrıca davacının bankalara ve finans kurumlarına şirketten ayrıldığını belirterek şirketi kötüleyerek şirketin prestijini zedelediğini, bu nedenle müvekkili şirketin ticari kredibilitesinin düştüğünü ve zarar ettiğini, davacı tarafından şirketin Finansbank'a olan borcunun muvazaalı olarak arkadaşına devredildiğini, arkadaşı tarafından şirket aleyhine takip yapılıp araç üzerine haciz konulduğunu, araç üzerine fiili haczin davacı tarafından uygulattırıldığını, şirket tasfiye kararı alabilmiş olsaydı tasfiye sürecine gireceğini, bu nedenle bu davanın açılmasına da gerek olmayacağını, 29.06.2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına ortaklar ile temsilcilerin katıldığını, bu toplantıda şirketin tasfiyeye götürülmesine ilişkin karar alındığını, ancak tasfiye kararının deftere asiller tarafından işlenmesi ve tasfiye sürecinin tamamlanmasının davacı tarafından engellendiğini, bu hususun dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirketin ASELSAN'a yaptığı işten dolayı 5 yıl iş garantisi yükü altında olduğunu, şirketin tasfiyeye girmemesi nedeniyle ve davacının da ortaklıktan çıkmasına izin verilmesinden ötürü bu sürecin yükünün diğer ortağa yıkılmaya çalışıldığını, ilk derece mahkemesince davacının sebep olduğu hususlar göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde yer alan şirket ortaklarının aileleri arasında husumet oluştuğu yönündeki tespitin de maddi gerçeklerle bağdaşmadığını, taraflar arasında açılan bir dava bulunmadığını, iddia edilen olaylara ilişkin dava ve şikayetlerin müvekkili şirketle davacı arasında olduğunu, kaldı ki alınan bilirkişi ek ve kök raporunda da davacının iddialarını ispat edemediği, ortaklıktan çıkmayı gerektiren bir durum bulunmadığının tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporu aksine davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği, düzenlemesinin mevcut olduğu, 6102 sayılı Kanun'da limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde de yer verilmediği, ancak Anonim şirkete ilişkin 531 inci maddesine ait gerekçede, tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığının ifade edildiği, doktrinde ve Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" gibi hallerin şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayıldığı, Hakimin her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edeceği, ...’na göre haklı sebebin; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgukar olduğu, limited şirketin, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahip olduğu, bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği, haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebebin bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabileceği, düzenleme ile birlikte somut olaya gelince;
davacı yanca davalı şirketin ortakları arasında ... ilişkisinin zedelendiği, ortaklar arasında uyuşmazlıklar bulunduğu, şirket faaliyetleri hakkında bilgi verilmediği, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı, bankalardan çekilen kredilerin usulsüz şekilde kullanıldığı, fatura karşılığı ile kendi alacakları üzerine almış olduğu avansları şirket hesabına naylon fatura olarak yansıttığı, banka hesaplarının annesine ait hesap üzerine aktarıldığı, bankalardan verilen kredi kartlarının kendi şahsi harcamaları için kullandığı, şirketin amaçlarıyla ilgisi bulunmayan Mercedes marka araç satın aldığı, şirket kredi kartlarını amacı dışında kullandığı iddiası ile haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına ve çıkma bedelinin ödenmesine yönelik işbu davanın açıldığı, davalı şirkette davacının %60, dava dışı ...
...'in ise %40 payının bulunduğunun dosya kapsamıyla sabit olduğu, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, bankadan çekilen kredilerin ve ödemelerin ticari defter ve kayıtlara yansıtıldığı, İş Bankasına ait hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucu şirketin kredi BCH, vergi ve şirket ödemelerinden kaynaklı ödemeler olduğunun tespit edildiği, davacı yanca iddia edilen çeklerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, çeklerin bir kısmının İş Bankasından çekilen kredilerin ödenmesinde kullanıldığı, davalı şirketin kötü yönetildiğine ilişkin somut bilgi belge bulunmadığı, davacı yanın naylon fatura kullanıldığı iddiasına yönelik olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine göre sahte beyan muhteveliyatı itibariyle yanıltıcı belge tutarının her bir belge için KDV için 50.000,00 TL'yi geçmemesi ve mükellefin ilgili yılındaki toplam mal ve hizmet alımlarının %5'ini aşmaması kaydıyla mükellefin izaha davet edileceğini, davacı yanın iddia ettiği yanıltıcı belgenin bu sınırlar altında kaldığı, davacı yanın çekilen kredileri annesinin hesabına aktardığı ve bankadan aldığı kredi kartını dava dışı müdürün şahsi ilişkilerinde kullandığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddiaların ispatına yönelik somut bilgi belgelerin dosyaya yansıtılmadığı gibi ticari defter ve kayıtlara yansıtılan ...
plakalı Mercedes marka aracın bankadan çekilen kredi ile alındığı, çekilen krediye davacının da kefil olduğu, çekilen kredinin ödenmemesi üzerine alınan araç üzerine haciz konulduğu, bu nedenle iddiaya konu aracın alımından ve alım bedelinden davacının bilgisi bulunduğu, dosyaya yansıtılan bir kısım şikayet ve açılan davaların taraflarının ise şirketin ortakları olan davacı ... ile şirketin diğer ortağı olan ... ... olmadığı, bu hale göre şirket ortakları açılmış ve devam eden herhangi bir derdest davanın bulunmadığı, davacı yanca ortaklar arasında uyumsuzluk bulunduğu, ... ilişkisinin zedelendiği, şirketin zarara uğratıldığı, bankadan çekilen krediler ile kredi kartının şirket müdürünün şahsi hesaplarına aktarılarak kullanıldığına yönelik iddialarının somut bilgi belgelerle ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili açısından ortaklıktan çıkma koşulları oluşmuş olup, ısrarla ortaklığın sürdürülmeye çalışılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, şirket ortağı ve eski müdürü olan ... ... tarafından müvekkil ve ailesinin zarara uğratıldığını, şirketten haksız kazanç elde edildiğini, bu iddialarını dosya kapsamındaki delillerle ispat ettiklerini, tüm bu hususlar karşısında ortaklığın sürdürülmesinin müvekkil için çekilmez bir hal aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek bir haklı sebebin bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 531 inci maddesi.
3. 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064989600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz