Sermaye artırımının zorunluluğu ve ölçülülüğü denetime elverişli raporla araştırılmalıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3069 E. 2024/5720 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sermaye artırımı kararlarının iptali istemlerinde; artırımın şirket açısından zorunlu olup olmadığı, zorunluysa artırılan miktarın ölçülülük ilkesine aykırı (aşırı) olup olmadığı ve bunun bazı ortakların sermaye taahhüdünü zorlaştırıp paylarını sulandırma amacı taşıyıp taşımadığı, alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden alınacak denetime elverişli raporla araştırılmadan karar verilemez. Bağımsız denetçi ve müdür seçiminde ise gerekli nisap sağlanmış, seçilenlerin niteliğine engel bir durum ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmuyorsa (aile şirketinde akrabalık tek başına aykırılık oluşturmaz) iptal sebebi yoktur.
Ele alınan sorunlar
Sermaye artırımı ve rüçhan kararlarının ölçülülük yönünden eksik incelenmesi → kabul
İddia: Davacılar, sermaye artırımı kararlarının kendilerinin pay oranını düşürmek amacıyla kötü niyetle alındığını, hükme esas bilirkişi raporlarının çelişkili ve yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Gündemin 5 ve 6 numaralı maddelerindeki sermaye artırım kararlarının şirket açısından zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise ölçülülük ilkesine aykırılık bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla artırım kararlarının hüsnüniyet kaidelerine uygun olup olmadığı yönünde alınan bilirkişi raporunda yeterli açıklık yoktur ve rapor bu yönlerden karar vermeye elverişli değildir. Sermaye artırımı gerekli ise artırılan miktarın ölçülülük ilkesi yönünden aşırı olup olmadığı ile bunun bazı ortakların sermaye taahhüdünde bulunmalarını zorlaştırma ve önüne geçme amacı taşıyıp taşımadığı hususlarında, alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden şirket bilançosu ve finansal tablolar incelettirilerek denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapor ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış, 5, 6 (sermaye artırımı) ve 7 (rüçhan hakkı) numaralı kararlar yönünden bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bağımsız denetçi seçimi ile müdür/müdürler kurulu seçimine ilişkin kararların iptali istemleri → ret
İddia: Davacılar, bilirkişi heyetinin çift sayıdan oluşması, tutanağın tahrifi ve raporlar arası çelişki nedeniyle bu kararların da iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bağımsız denetçi seçimine ilişkin karar önemli kararlardan olmadığından temsil edilen payların salt çoğunluğu ile alınır; davacıların pay oranı karşısında salt çoğunluk sağlanmış olup, TTK 397, 399, 400 ve 406 (limited şirkete TTK 635 yollamasıyla) çerçevesinde seçilen denetçinin denetçi olmasına engel bir durum ve seçim kararında iptali gerektirir usulsüzlük yoktur. Müdürlerin atanması genel kurulun devredilemez yetkisi olup, seçim TTK 621'de önemli kararlardan sayılmadığından olağan nisapla yapılır ve gerekli çoğunluk sağlanmıştır; şirketin aile şirketi olması nedeniyle seçilen müdürlerin akraba olması dürüstlük kuralına aykırı değildir. Ticaret siciline gönderilen tutanaktaki karar numaralarının teselsülü esasa etkili olmayıp genel kurulun tümden iptalini gerektirmez. Bu nedenlerle bu kararlar yönünden iptal istemlerinin reddi yerindedir. (Yargıtay'ca yerinde görülen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sermaye artırımı kararlarının zorunluluk ve ölçülülük ile azınlığı sulandırma amacı yönünden denetime elverişli bilirkişi raporuyla araştırılması gerektiği yönünde bağlayıcı emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye artırımı↗ ölçülülük ilkesi↗ payın sulandırılması↗ dürüstlük kuralı↗ bağımsız denetçi seçimi↗ müdür seçimi↗ eksik inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurulun devredilemez yetkileri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6499 E. 2024/8342 K.
Ortak:sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ortağı ...'ın 07.09.2017 tarihinde vefat ettiği, «mirasçısı» olarak ilk evliliğinden oğlu ... ve ikinci eşi ...'ın kaldığı, davacıların davalı şirkette hissedar oldukları, 21.12.2018 tarihli genel kurulda alınan 4 nolu bağımsız denetime ilişkin kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 400 üncü veya bunun dışındaki denetime ilişkin herhangi bir hükmüne aykırılık taşıdığının ileri sürülmediği, davalı şirketin 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin genel kurul kararları ile 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında «kar payı dağıtılmamasının» kararlaştırıldığı, aldırılan 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporuyla 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şirketin kar elde edemediği bilakis zarar ettiğinin tespit edildiği, davalı şirketin içinde bulunduğu ekonomik durum gözönüne alındığında «sermaye artırımı» yapmasının gereklilik olduğu, sermaye artırımına ihtiyaç duyduğu, 21.12.2018 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan 4, 5, 6, 7, 9 ve 10 nolu kararların kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına aykırılık» taşımadığı, 8 nolu kararın 629 uncu maddenin yapmış olduğu yollama ile 6102 sayılı Kanun'un 367 nci ve 371 inci maddelerine aykırı olduğunun tespit edildiği gerekç …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 21.12.2018 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında, (4) nolu karar ile bağımsız denetçi seçimi yapıldığı, (5) nolu karar ile geçmiş yıl zararlarının, geçmiş yıl kârlarından mahsubu sonrasında kalan kârların sermaye ortaklarının payları nispetine eklenmesine, (6) nolu karar ile, ekonomik nedenlerden dolayı mevcut sermayenin 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve arada kalan 8.514.972,65 TL'nin ortakların payları oranında nakti olarak ortaklardan karşılanmasına, (7) nolu karar ile ortaklara «rüçhan hakkını» kullanıp kullanmayacaklarının sorulması ile sermaye «koyma» «taahhütlerinin» alınmasına, (8) nolu karar ile 30.03.2018 tarih ve 19 nolu müdürler kurulu kararı ile kabul edilen iç «yönergenin» iptaline, (9) ve (10) nolu karar ile «şirket müdürleri» ile müdürler kurulu seçimine karar verildiği, davacıların bu kararların iptalini istediği, davacı ...'ın davalı şirketteki hissesinin 285 pay ile %14,25, davacı ...'ın şirketteki hissesinin 95 pay ile %4,75 oranına tekabül ettiği, davacıların, dava konusu genel kurul kararlarına oylama sırasında «olumsuz» oy kullanarak muhalefet gerekçelerini tutanağa yazdırdıkları, davacıların, genel kurul «toplantı tutanağı» ile «ticaret sicil müdürlüğüne» gönderilen tutanağın farklı olduğuna ilişkin istinaf istemlerinin «incelenmesinde, tutanakların» içerik olarak aynı oldukları ancak davacıların sunduğu tutanaktaki (6) nolu gündem maddesinde alınan iki kararın ticaret sicil müdürlüğüne gönderilen tutanakta (6) ve (7) nolu karar olarak yazıldığı ve daha sonra gelen karar numaralarının buna göre teselsül ettirildiği görüldüğünden esasa etkili olmayan bu durumun genel kurulun tümden iptalini gerektirmeyeceği, iptali talep edilen ve genel kurulda alınan (4) nolu bağımsız denetçi atanmasına ilişkin karar incelendiğinde, önemli kararlar arasında sayılmadığından toplantıda «temsil» edilen payların salt çoğunluğu ile alınması gerekli kararlardan olup, davacıların pay oranlarının toplam %19 olması nedeniyle olumlu oyların salt çoğunluğu sağladığı, 6102 sayılı Kanun'un 635 inci maddesi uyarınca «limited şirketlerde» de uygulanması gereken Kanun'un denetlemeye ilişkin 397 nci (5 ve 6 nolu bentler hariç) 406 ncı maddeleri, özellikle denetçinin seçimine ilişkin 399 uncu maddesi ile kimlerin denetçi olabileceğine ilişkin 400 üncü maddesi ile bilirkişi raporu dikkate alındığında, genel kurulda seçilen denetçinin denetçi olmasına engel bir durum olmadığı gibi denetçinin seçimine ilişkin kararın iptalini gerektirir bir usulsüzlük de bulunmadığından bu gündem maddesine ilişkin iptal isteminin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, iptali talep edilen ve genel kurulda alınan (5), (6) ve (7) nolu kararlar «sermaye artırımı» ve dolayısıyla, şirket ortaklarının pay oranlarının değişmesine yönelik olduğu, esas sermaye artırımına ilişkin kararların, şirketin önemli işlerinden olması nedeni ile temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile alınması gerektiği, davalı şirketin toplam pay adedi 2000 olup, ortakların sahip oldukları payların dağılımının; 1020 adet payın ...'a, 380 adet payın ...'a, 220 adet payın Jale Kayan'a, 285 adet payın ...'a ve 95 adet payın ...'a ait olduğu, karar nisapları dikkate alındığında, olumlu oy kullanan ..., ... ve Jale Kayan'ın payları toplamı (1020 pay + 380 pay + 220 = 1620 pay) toplantıda temsil edilmesi gereken oy oranının ve esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun üzerinde olduğu anlaşıldığından «nisaplar» yönünden iptal nedeni bulunmadığı, şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılı genel kurullarında «kar dağıtılmamasına» karar verildiği, şirketin 2016 ve 2017 yıllarında kâr etmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçmiş yıl zararlarının geçmiş yıl kârları ile kapatılmasının ortaklara bir zararının olmadığı ve bu zararının iç «kaynaklardan sermaye artırımı» ile giderilmesi anlamına geldiği ve şirket ortaklarının lehine olduğunun belirtildiği, şirketin mali durumu da dikkate alındığında (5) nolu kararın kanuna aykırı olmadığı ve iptal «sebebi» bulunmadığı, nakdi olarak sermaye artırım kararının iptali istenen (6) nolu kararın incelenmesinde, 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun teknik inceleme kısmında, şirketin faaliyet gösterdiği otomotiv sektörünün daralması, şirketin iki yıl üst üste net zarar etmesi, şirket varlıkları içerisindeki yabancı kaynakların 2018 yılında %76'ya çıkması dikkate alındığında, şirketin sermaye artırımına gitmesinin haklı nedene dayandığının belirtildiği, şirketin dürüstlük kuralları içerisinde ortaklarına zarar vermek kastı olmadığı sürece her zaman sermaye artırımına gidebileceği dikkate alındığından iptali istenen (6) nolu karar ile bu kararın uygulanmasını düzenleyen rüçhan hakkına ilişkin (7) nolu kararın kanuna aykırı olmadığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, şirket müdürleri ile müdürler kurulu seçimine dair (9) ve (10) nolu kararın incelenmesinde, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında olduğu, müdürlerin seçimi 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde önemli kararlardan sayılmadığından olağan karar nisaplarına göre yapılacağı, seçim için gerekli çoğunluğun sağlandığı, seçilen müdürlerin aynı zamanda şirket ortağı oldukları, müdürlerin seçilmesinde kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum bulunmadığı ve davacıların, seçilen müdürlerin müdür seçilmelerine engel olabilecek somut bir neden sunamadıkları, şirketin «aile şirketi» olması ve tüm ortakların kan ve sıhri hısım olmaları dikkate alındığında seçilen müdürlerin kaçınılmaz olarak akraba oldukları ve bu durumun dürüstlük kuralına ayk …
Ancak gündemin (5) ve (6) numaralı maddelerindeki «sermaye artırım» kararlarının şirket açısından zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise ölçülülük ilkesine aykırılık bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla artırım kararlarının hüsnüniyet kaidelerine uygun olup olmadığı yönünde alınan bilirkişi raporunda yeterli açıklık bulunmadığı gibi söz konusu raporlar bu yönlerden karar vermeye yeterli görülmemiştir.
Benzer bu kararda… dışında bir destek verip vermediği hususunda yapılan araştırma sonucunda herhangi bir delil veya belgeye rastlanılmadığı, 9 numaralı kararın ise 21.12.2018 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan «sermaye artırımı» kararından sonra kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle eksik kalan sermayenin diğer ortaklar tarafından kullanılmasına ilişkin olduğu, davacıların 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artırma kararına karşı «iptal davası» açtığı, sermaye kararının iptali ile birlikte bu davanın konusuz kalacağından buna ilişkin iptal talebinin de yerinde görülmediği, bu nedenle davalı şirketin 29.03 …
Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada verilen kararın, Dairemiz 20.11.2024 tarih, 2023/6790 E., 2024/8103 K. sayılı kararı ile «sermaye artırımı» kararı için yeterli oy ve sermaye çoğunluğu sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulun devredilemez yetkileri · kar dağıtımı · karar nisabı · şirket müdürlüğü · şirket merkezi mahkemesi · ticaret sicili tescili · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaNumaralı kararların iptaline ilişkin taleplerinin yerinde görülmediği, yine davalı şirketin olağan genel kurulunda alınan kar avansı ve «kar dağıtımı» yapılmamasına karar verildiğine ilişkin kararın iptali talep edilmiş ise de mahkemece yaptırılan bilirkişi «defter» incelemesi neticesinde davalı şirketin 2018 yılında zarar ettiği için kar dağıtımının mümkün olmadığı konusunda rapor alındığı, «ibra» kararı alma «yetkisinin» «genel kurulun devredilemez yetkilerinden» olduğu, genel kurul toplantısının ibraya ilişkin 7 numaralı kararında «şirket müdürleri» olan ...'ın ve ...'ı «temsilen» kanuna aykırı şekilde oy kullanıldığının görüldüğü, ancak bu kişilere ait paylar kapsam dışı dahi bırakılmış olsa ibraya ilişin oy hakkı bulunan ...'ın 88.000 «payı» olduğu ve olumlu oy kullanıldığı için salt çoğunluğun saylandığı, ... ve ... tarafından kullanılan «olumsuz» oyların ise 87.287 olduğu, bu haliyle de ibraya ilişkin kararın geçerli olduğu ve davacıların bu yöndeki talebinin de reddinin gerektiği, davalı şirketin «olağan genel kurul» toplantısı 8 numaralı kararında bağımsız denetçi seçimine ilişkin karar alındığı, somut uyuşmazlıkta ...
DAVA Davacılar vekilleri dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilleri hakkında iyi niyet çerçevesinde hareket etmediklerini, 29.03.2019 tarihli «olağan genel kurulda» alınan kararların yasaya aykırı olarak alındığını, kar avansı ve «kar dağıtımı» yapılmamasına ilişkin kararın iptali gerektiğini ileri sürerek 29.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
Numaralı kararında ise şirketin faaliyet raporunun okunarak müzakere edilerek oy çokluğuyla kabul edildiği, davacıların bilanço, gelir tabloları ve faaliyet raporunu «şirket merkezindeki» «ilan» panosunda asılı bulunacağının taraflara tebliğ edildiği ve tebliğ tebellüğ «şerhini» içeren Gölcük 4.
… dışında bir destek verip vermediği hususunda yapılan araştırma sonucunda herhangi bir delil veya belgeye rastlanılmadığı, 9 numaralı kararın ise 21.12.2018 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan «sermaye artırımı» kararından sonra kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle eksik kalan sermayenin diğer ortaklar tarafından kullanılmasına ilişkin olduğu, davacıların 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artırma kararına karşı «iptal davası» açtığı, sermaye kararının iptali ile birlikte bu davanın konusuz kalacağından buna ilişkin iptal talebinin de yerinde görülmediği, bu nedenle davalı şirketin 29.03 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18798 E. 2015/3757 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · uyuşmazlık konusu · yargılama gideri · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece söz konusu genel kurul toplantısında alınan ve «uyuşmazlık konusu» olan diğer kararlara yönelik talebin reddi ile red edilen kısım bakımından davalı taraf yararına «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti takdiri» gerekirken belirtilen hususlar nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamaış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurulda denetçi seçilen... «yönetim kurulu» üyesi ... kayınpederi olduğu, yasada belirtilen - üçüncü dereceye kadar akraba olmama- kuralının ihlal edildiği, bu durumun TTK 349 maddesine aykırı olduğu gerekçe …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3069 E. , 2024/5720 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/442 Esas, 2023/259 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/20 E., 2021/621 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın şirketin ortağı ... ...'ın küçük oğlu olduğunu, diğer davacı ...'ın ... ...'ın ikinci eşi olduğunu, ...'ın 07.09.2017 tarihinde vefatı üzerine Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1165 E., 2017/1106 K. sayılı kararı ile alınan veraset ilamındaki hisseleri oranında paylarının intikali yapılarak şirkette hisse sahibi olduklarını, davacıların aile şirketi görünümünde olan davalı şirketten dışlanmak istenildiğini, şirkette pay sahibi olduktan sonra şirketin mali yapısı ve işleyişi ile ilgili bilgi sahibi olma girişiminde bulunduklarını, müdürlerce engellendiklerini, hiçbir gelir elde edemeyen şirket ortağı davacıların 30.08.2018 tarihli olağan genel kurula davet edilmediklerini, ortaklarca şirketin mallarının elden çıkartılması için bir gündem tespit ederek buna uygun olarak aleyhlerine bir takım kararlar alındığını ileri sürerek 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı maddelerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu genel kurul toplantısı için usulüne uygun bir şekilde toplanıldığını, alınan kararların da usulüne uygun bir şekilde alındığı, davacı taraflarca müvekkili şirketin 2004 yılından itibaren gerçekleştirilen her genel kurul toplantısı aleyhine dava ikame edildiği de nazara alınarak, davanın esasına girilmeden önce müvekkil şirketin uğraması kuvvetle muhtemel zararlara karşılık davacı tarafça teminat yatırılmasını, dava dilekçesi zorunlu unsurları taşımadığı için davanın usulden reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın her halükarda esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/216 E., Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2276 E.
ve İstanbul 14. Aile Mahkemesi'nin 2018/459 E. sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ortağı ...'ın 07.09.2017 tarihinde vefat ettiği, mirasçısı olarak ilk evliliğinden oğlu ... ve ikinci eşi ...'ın kaldığı, davacıların davalı şirkette hissedar oldukları, 21.12.2018 tarihli genel kurulda alınan 4 nolu bağımsız denetime ilişkin kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 400 üncü veya bunun dışındaki denetime ilişkin herhangi bir hükmüne aykırılık taşıdığının ileri sürülmediği, davalı şirketin 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ilişkin genel kurul kararları ile 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında kar payı dağıtılmamasının kararlaştırıldığı, aldırılan 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporuyla 2016, 2017 ve 2018 yıllarında şirketin kar elde edemediği bilakis zarar ettiğinin tespit edildiği, davalı şirketin içinde bulunduğu ekonomik durum gözönüne alındığında sermaye artırımı yapmasının gereklilik olduğu, sermaye artırımına ihtiyaç duyduğu, 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 4, 5, 6, 7, 9 ve 10 nolu kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık taşımadığı, 8 nolu kararın 629 uncu maddenin yapmış olduğu yollama ile 6102 sayılı Kanun'un 367 nci ve 371 inci maddelerine aykırı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 20.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 267 nci maddesine aykırı olarak çift sayıdan oluşturulan bilirkişi heyetinden alındığından hukuka aykırı olduğu gibi dava konusu olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının tahrif edilmediğine ilişkin tespitlerin de somut gerçeklikten uzak olduğunu, yerel mahkemece dava konusu olay tüm yönleriyle aydınlatılmadan ve itirazları giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme hükmünün gerekçesi ve dosyadaki mevcut bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, karar tesis edilirken tarafların iddia ve savunmalarının aynen tekrarlandığını, tanık beyanları ve bilirkişi rapor içeriklerinin aynen kopyalandığını, hiçbir somut inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın sadece 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığının belirtilmesiyle yetinildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 21.12.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, (4) nolu karar ile bağımsız denetçi seçimi yapıldığı, (5) nolu karar ile geçmiş yıl zararlarının, geçmiş yıl kârlarından mahsubu sonrasında kalan kârların sermaye ortaklarının payları nispetine eklenmesine, (6) nolu karar ile, ekonomik nedenlerden dolayı mevcut sermayenin 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve arada kalan 8.514.972,65 TL'nin ortakların payları oranında nakti olarak ortaklardan karşılanmasına, (7) nolu karar ile ortaklara rüçhan hakkını kullanıp kullanmayacaklarının sorulması ile sermaye koyma taahhütlerinin alınmasına, (8) nolu karar ile 30.03.2018 tarih ve 19 nolu müdürler kurulu kararı ile kabul edilen iç yönergenin iptaline, (9) ve (10) nolu karar ile şirket müdürleri ile müdürler kurulu seçimine karar verildiği, davacıların bu kararların iptalini istediği, davacı ...'ın davalı şirketteki hissesinin 285 pay ile %14,25, davacı ...'ın şirketteki hissesinin 95 pay ile %4,75 oranına tekabül ettiği, davacıların, dava konusu genel kurul kararlarına oylama sırasında olumsuz oy kullanarak muhalefet gerekçelerini tutanağa yazdırdıkları, davacıların, genel kurul toplantı tutanağı ile ticaret sicil müdürlüğüne gönderilen tutanağın farklı olduğuna ilişkin istinaf istemlerinin incelenmesinde, tutanakların içerik olarak aynı oldukları ancak davacıların sunduğu tutanaktaki (6) nolu gündem maddesinde alınan iki kararın ticaret sicil müdürlüğüne gönderilen tutanakta (6) ve (7) nolu karar olarak yazıldığı ve daha sonra gelen karar numaralarının buna göre teselsül ettirildiği görüldüğünden esasa etkili olmayan bu durumun genel kurulun tümden iptalini gerektirmeyeceği, iptali talep edilen ve genel kurulda alınan (4) nolu bağımsız denetçi atanmasına ilişkin karar incelendiğinde, önemli kararlar arasında sayılmadığından toplantıda temsil edilen payların salt çoğunluğu ile alınması gerekli kararlardan olup, davacıların pay oranlarının toplam %19 olması nedeniyle olumlu oyların salt çoğunluğu sağladığı, 6102 sayılı Kanun'un 635 inci maddesi uyarınca limited şirketlerde de uygulanması gereken Kanun'un denetlemeye ilişkin 397 nci (5 ve 6 nolu bentler hariç) 406 ncı maddeleri, özellikle denetçinin seçimine ilişkin 399 uncu maddesi ile kimlerin denetçi olabileceğine ilişkin 400 üncü maddesi ile bilirkişi raporu dikkate alındığında, genel kurulda seçilen denetçinin denetçi olmasına engel bir durum olmadığı gibi denetçinin seçimine ilişkin kararın iptalini gerektirir bir usulsüzlük de bulunmadığından bu gündem maddesine ilişkin iptal isteminin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, iptali talep edilen ve genel kurulda alınan (5), (6) ve (7) nolu kararlar sermaye artırımı ve dolayısıyla, şirket ortaklarının pay oranlarının değişmesine yönelik olduğu, esas sermaye artırımına ilişkin kararların, şirketin önemli işlerinden olması nedeni ile temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile alınması gerektiği, davalı şirketin toplam pay adedi 2000 olup, ortakların sahip oldukları payların dağılımının;
1020 adet payın ...'a, 380 adet payın ...'a, 220 adet payın Jale Kayan'a, 285 adet payın ...'a ve 95 adet payın ...'a ait olduğu, karar nisapları dikkate alındığında, olumlu oy kullanan ..., ... ve Jale Kayan'ın payları toplamı (1020 pay + 380 pay + 220 = 1620 pay) toplantıda temsil edilmesi gereken oy oranının ve esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun üzerinde olduğu anlaşıldığından nisaplar yönünden iptal nedeni bulunmadığı, şirketin 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılı genel kurullarında kar dağıtılmamasına karar verildiği, şirketin 2016 ve 2017 yıllarında kâr etmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçmiş yıl zararlarının geçmiş yıl kârları ile kapatılmasının ortaklara bir zararının olmadığı ve bu zararının iç kaynaklardan sermaye artırımı ile giderilmesi anlamına geldiği ve şirket ortaklarının lehine olduğunun belirtildiği, şirketin mali durumu da dikkate alındığında (5) nolu kararın kanuna aykırı olmadığı ve iptal sebebi bulunmadığı, nakdi olarak sermaye artırım kararının iptali istenen (6) nolu kararın incelenmesinde, 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun teknik inceleme kısmında, şirketin faaliyet gösterdiği otomotiv sektörünün daralması, şirketin iki yıl üst üste net zarar etmesi, şirket varlıkları içerisindeki yabancı kaynakların 2018 yılında %76'ya çıkması dikkate alındığında, şirketin sermaye artırımına gitmesinin haklı nedene dayandığının belirtildiği, şirketin dürüstlük kuralları içerisinde ortaklarına zarar vermek kastı olmadığı sürece her zaman sermaye artırımına gidebileceği dikkate alındığından iptali istenen (6) nolu karar ile bu kararın uygulanmasını düzenleyen rüçhan hakkına ilişkin (7) nolu kararın kanuna aykırı olmadığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, şirket müdürleri ile müdürler kurulu seçimine dair (9) ve (10) nolu kararın incelenmesinde, müdürlerin atanması ve görevden alınmasının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, müdürlerin seçimi 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde önemli kararlardan sayılmadığından olağan karar nisaplarına göre yapılacağı, seçim için gerekli çoğunluğun sağlandığı, seçilen müdürlerin aynı zamanda şirket ortağı oldukları, müdürlerin seçilmesinde kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı bir durum bulunmadığı ve davacıların, seçilen müdürlerin müdür seçilmelerine engel olabilecek somut bir neden sunamadıkları, şirketin aile şirketi olması ve tüm ortakların kan ve sıhri hısım olmaları dikkate alındığında seçilen müdürlerin kaçınılmaz olarak akraba oldukları ve bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, gerekçeli karar başlığında davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebileceği gerekçesiyle davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 620 nci, 621 inci, 622 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, davalı şirketin 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (8) nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince de davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Ancak gündemin (5) ve (6) numaralı maddelerindeki sermaye artırım kararlarının şirket açısından zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise ölçülülük ilkesine aykırılık bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla artırım kararlarının hüsnüniyet kaidelerine uygun olup olmadığı yönünde alınan bilirkişi raporunda yeterli açıklık bulunmadığı gibi söz konusu raporlar bu yönlerden karar vermeye yeterli görülmemiştir.
Bu nedenle sermaye artırım kararlarının alınmasında ölçülülük ilkesinin ihlal edilip edilmediği ile sermaye artırımı gerekli ise artırılan miktarın ölçülülük ilkesi yönünden aşırı olup olmadığı ve bunun bazı ortakların sermaye taahhüdünde bulunmalarını zorlaştırma ve bunun önüne geçme amacı taşıyıp taşımadığı hususlarında alanında uzman 3 kişiden oluşacak bilirkişi heyetinden şirketin bilançosu, finansal tablolar ile ilgili belgeleri incelettirilmek suretiyle denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile eksik incelemeye istinaden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, şirketin 21.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin (5) ve (6) numaralı kararlar ile rüçhan hakkına ilişkin (7) numaralı karara yönelik davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile bu yönlerden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064856800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz