Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11729 E. 2012/17869 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ dain-i mürtehin↗ illiyet bağı↗ riziko↗ garantörlük↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların muris bırakanının sigorta poliçesi düzenlenirken herhangi bir hastalığı olmadığını beyan ettiği, ancak davalı sigorta şirketinin riziko gerçekleştikten sonra davacıların muris bırakanın mevcut hastalığından dolayı rizikonun gerçekleştiğini iddia ettiği, ispat yükümlülüğünün davalı şirkette olduğu ve bu hususta delil bildirmediği, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle 7.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı davada diğer savunmalarının yanı sıra vefat tazminatına ilişkin poliçe bedelinden öncelikle dain-i mürtehin dava dışı Garanti Bankasının yararlanacağını, ayrıca davacıların murisinin beyan yükümlülüğünü kasten ihlal etmesi nedeniyle rizikonun teminat harici olduğunu savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan poliçe ve eklerinden poliçenin dava dışı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle dava dışı bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Mahkemece re’sen nazara alınması gereken bu husus araştırılmadan, kredi borcunun ödenip ödenmediği ve davacıların isteyebileceği bir tutar kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere beyan yükümlülüğüne kasten aykırı hareket edilmesi halinde rizikonun gerçekleşmesinden sonra da davalının sözleşmeden cayabileceği düzenlenmiştir. Gerçekten de, beyan yükümlülüğüne kasten aykırılık durumunda rizikonun gizlenen hastalık nedeniyle meydana gelmesi halinde riziko teminat haricidir. Davalı taraf bu yönde savunmada bulunduğuna göre mahkemece rizikonun saklanan hastalık nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda uzman tabip bilirkişilerden rapor alınıp, öncelikle illiyet bağının bulunup bulunmadığı tespit edilip, illiyet bağı var ise davacıların murisinin daha önce Başkent Üniversitesi Hastanesinde gördüğü tedavi sonrasında hastalığını bildirmemesinin kasta dayanıp dayanmadığı belirlenip, buna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6841 E. 2012/14337 K.
Ortak:dain-i mürtehin · illiyet bağı · riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların muris bırakanının «sigorta poliçesi» düzenlenirken herhangi bir hastalığı olmadığını beyan ettiği, ancak davalı sigorta şirketinin «riziko» gerçekleştikten sonra davacıların muris bırakanın mevcut hastalığından dolayı rizikonun gerçekleştiğini iddia ettiği, ispat yükümlülüğünün davalı şirkette olduğu ve bu hususta delil bildirmediği, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle 7.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı taraf bu yönde savunmada bulunduğuna göre mahkemece «rizikonun» saklanan hastalık nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda uzman tabip bilirkişilerden rapor alınıp, öncelikle «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı tespit edilip, illiyet bağı var ise davacıların murisinin daha önce Başkent Üniversitesi Hastanesinde gördüğü tedavi sonrasında hastalığını bil …
Davalı davada diğer savunmalarının yanı sıra vefat tazminatına ilişkin poliçe bedelinden öncelikle dain-i mürtehin dava dışı Garanti Bankasının yararlanacağını, ayrıca davacıların murisinin «beyan yükümlülüğünü» kasten ihlal etmesi nedeniyle «rizikonun» «teminat» harici olduğunu savunmuştur.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, «sigorta ettirene» ait tedavi evrakları, hastane kayıtları ve ölüm raporu içerikleri ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, tıp alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu oluşturulup, gizlendiği iddia edilen hastalık veya hastalıklarla ölüm «rizikosu» arasında doğrudan «illiyet bağının» olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalık veya hastalıklardan meydana gelip gelmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davanın dayanağını oluşturan «sigorta poliçesinde» Türkiye Garanti Bankası Dörtyol/ Hatay şubesi dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir.
Buna göre mahkemece, «dain mürtehin» bankanın tazminatın davacılara ödenmesine «muvafakatinin» bulunup bulunmadığının belirlenmesi, muvafakatin sağlanması halinde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, davacıların «aktif husumet» sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken bu yön üzerinde durulmadan uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · mal sigortası · açık muvafakat · ihbar yükümlülüğü · rehin hakkı · sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta ettiren
Benzer bu karardaBu durumda Türkiye Garanti Bankası Dörtyol/ Hatay Şubesinin «rehin hakkı» bulunduğundan «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının «açık muvafakatini» almak şartıyla tazminat isteme hakkına sahip olur.
2) Kabul şekli itibariyle «sigorta sözleşmesi» kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğü» 6762 Sayılı TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarına» ilişkin bulunmakla beraber, Dairemizin yerleşik kararlarıyla «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
1) Dava, kredili «hayat sigortası sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Esasen, «sigorta sözleşmeleri» iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini «aydınlatma yükümlülüğü» altındadırlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Ortak:teminat · Sigorta
İncelediğiniz karardaDavalı davada diğer savunmalarının yanı sıra vefat tazminatına ilişkin poliçe bedelinden öncelikle dain-i mürtehin dava dışı Garanti Bankasının yararlanacağını, ayrıca davacıların murisinin «beyan yükümlülüğünü» kasten ihlal etmesi nedeniyle «rizikonun» «teminat» harici olduğunu savunmuştur.
Dosya içerisinde bulunan poliçe ve eklerinden poliçenin dava dışı banka tarafından açılan krediye «teminat» olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, «beyan yükümlülüğüne» kasten aykırılık durumunda «rizikonun» gizlenen hastalık nedeniyle meydana gelmesi halinde riziko «teminat» haricidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/11729 E. , 2012/17869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/06/2011 tarih ve 2009/386-2011/342 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’un sağlığında Garanti Bankası'ndan kullandığı tüketici kredisi sebebiyle davalı tarafından 07.07.2008 başlangıç tarihli yıllık kredi hayat sigortası ile sigorta ettirildiğini, murisinin 23.04.2009 tarihinde vefatı üzerine talebe rağmen davalı şirketin ödeme yapmadığı ileri sürerek, şimdilik 7.500,00 TL’nın ihbar tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, sigorta teminatının Garanti Bankası’ndan kullanılan krediye bağlı olarak verildiğini, sigorta teminatından öncelikle dain-i mürtein sıfatıyla Garanti Bankası A.Ş’nin hak ve menfaat sahibi olduğunu, murisin kroner arter hastalığı, diabettes mellitus ve kronik böbrek yetmezliğinden vefat ettiğini, ancak sigortalının 2006 yılında teşhis konulan bu hastalıkları olduğu halde sözleşme akdedilirken düzenlenen sağlık beyan formunda sağlık sorunu olmadığını beyan ettiğini, poliçenin hükümsüz hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların muris bırakanının sigorta poliçesi düzenlenirken herhangi bir hastalığı olmadığını beyan ettiği, ancak davalı sigorta şirketinin riziko gerçekleştikten sonra davacıların muris bırakanın mevcut hastalığından dolayı rizikonun gerçekleştiğini iddia ettiği, ispat yükümlülüğünün davalı şirkette olduğu ve bu hususta delil bildirmediği, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle 7.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı davada diğer savunmalarının yanı sıra vefat tazminatına ilişkin poliçe bedelinden öncelikle dain-i mürtehin dava dışı Garanti Bankasının yararlanacağını, ayrıca davacıların murisinin beyan yükümlülüğünü kasten ihlal etmesi nedeniyle rizikonun teminat harici olduğunu savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan poliçe ve eklerinden poliçenin dava dışı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle dava dışı bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Mahkemece re’sen nazara alınması gereken bu husus araştırılmadan, kredi borcunun ödenip ödenmediği ve davacıların isteyebileceği bir tutar kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere beyan yükümlülüğüne kasten aykırı hareket edilmesi halinde rizikonun gerçekleşmesinden sonra da davalının sözleşmeden cayabileceği düzenlenmiştir. Gerçekten de, beyan yükümlülüğüne kasten aykırılık durumunda rizikonun gizlenen hastalık nedeniyle meydana gelmesi halinde riziko teminat haricidir. Davalı taraf bu yönde savunmada bulunduğuna göre mahkemece rizikonun saklanan hastalık nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda uzman tabip bilirkişilerden rapor alınıp, öncelikle illiyet bağının bulunup bulunmadığı tespit edilip, illiyet bağı var ise davacıların murisinin daha önce Başkent Üniversitesi Hastanesinde gördüğü tedavi sonrasında hastalığını bildirmemesinin kasta dayanıp dayanmadığı belirlenip, buna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064796100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz