Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/523 E. 2024/2778 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme devri↗ işletme devri↗ prim alacağı↗ iade faturası↗ istinaf sebebi↗ halefiyet↗ ticari işletme↗ satış sözleşmesi↗ bayilik sözleşmesi↗ ek prim↗ denetime elverişlilik↗ ifa↗ mahsup↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1133 E., 2020/58 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti.'den işletme devir sözleşmesi ile akaryakıt istasyonu devraldığını, dava dışı şirketin bu işletme için imzaladığı tüm sözleşmelere halef sıfatı ile taraf olduğunu, 6750 nolu protokolün 9 ncu maddesine göre düzenlenmiş müvekkilinin prim alacağına ilişkin 15.09.2015 ve 30.09.2015 tarihli e-faturaların davalıya gönderildiğini, süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine içeriğinin kesinleştiğini ancak faturalara konu borcun ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 250.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketle yapılan sözleşmelere davacının halef olamayacağını, müvekkilinin teşvik amaçlı prim ödemesi yaptığını ve davalıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti. arasında 20.12.2013 tarihli işletme devir sözleşmesinin yapıldığı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli 02.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafça bu işletme devir sözleşmesine istinaden dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti.'nin davalıdan prim alacağı olduğu iddiasıyla davanın açıldığı, eski tarihli bu sözleşmede prim alacağına ilişkin hüküm bulunmakla birlikte, işletme devri sonrası davacı ile davalı arasında yeni bir otogaz bayilik sözleşmesi ile istasyonlu bayilik sözleşmesinin düzenlendiği, dava dışı işletmeyi devralan davacı ile davalının, devredilen işletmenin davalı ile yaptığı sözleşmeleri aynen devam ettirmedikleri, davacı ve davalı arasında yeni bir bayilik sözleşmesinin kurulduğu, yeni sözleşmede dava dışı işletmeyi devreden tarafın sözleşmelerine atıf yapılmayıp bu yeni sözleşmenin işletme devri yapan dava dışı işletme ile yapılan sözleşmelerin devamı olduğuna dair bir kayıt olmadığı, yeni sözleşmede prim alacağına ilişkin herhangi bir kaydın sözleşme metninde bulunmadığı, davacı tarafça tek taraflı tanzim olunup davalıya tebliğ edilen prime ilişkin faturaların, alacağın varlığını tek başına ispatlamadığı, Petrol Piyasa Yasasının 8 nci Maddesinde yer alan bayilerin birbirlerinin haklarına, devir yolu ile değil dağıtıcılar ile yapacakları tek elden satış sözleşmeleri ile faaliyette bulunabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işletmenin devrine ilişkin hükümler gereği müvekkilinin eski tarihli protokole taraf olduğunu, dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının protokolün devam ettiğine dair istinaf sebebinin yerinde olduğu, davacının dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm beyanlarında açıkça, dava konusu faturaların protokolün 9.maddesine dayalı olarak ve davalı tarafça ödenmeyen aylık prim alacaklarına ilişkin olarak düzenlendiğini iddia ettiği, istinaf dilekçesinde de özellikle aylık prim alacağının bulunduğunu beyan ettiği, davacı defterleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde; davacının 2014 ve 2015 yılları boyunca 2015 yılı Eylül ayı da dahil olmak üzere davalıya aylık prim faturaları kestiği, bu faturaların davalı tarafından da kabul edilerek, cari hesapta davacı borcundan düşülerek ödendiği, bu şekilde davacıya toplam 669.377,12-TL aylık prim ödemesi yapıldığı, davacının protokolün 9.maddesine göre tanzim ettiği aylık prim faturalarını tahsil etmiş olması karşısında davalıdan aylık prim alacağı bulunmadığı, dava konusu 15.09.2015 tarih GIB2015000000083 numaralı 564.069.22 TL bedelli ve 30.09.2015 tarih GIB2015000000084 numaralı 285.610,80 TL bedelli faturaların ise, protokolün 9.maddesine dayalı olarak değil, 11 maddesine dayalı olarak düzenlenmiş, davalının davacıya kestiği akaryakıt ve otogaz satış faturası tutarlarına geçmişe dönük olarak %80 oranında kar marjı/indirim uygulanması sonucu elde edilen tutarları içeren faturalar olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kabulünün aksine prim borcuna ilişkin bir mahsuplaşma ve dolayısıyla bir ödeme olmadığını, davalının dava konusu faturaları iade ettiğini, faturalar önce davalının cari hesabına işlenmişse de daha sonra aynı miktarlı iade faturaları düzenlenerek cari hesaptaki mahsuplaşma işleminin ortadan kaldırıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı şirkete prim ödemesi yapılabilmesi için taraflar arasındaki sözleşmelerde buna dair bir hüküm bulunması gerektiğini ancak bulunmadığını, davacı şirketin (Maksimum Akaryakıt), müvekkili PO ile bir başka şirket (... Petrol) arasında yapılıp ifa edilmiş ve sona ermiş sözleşme hükümlerine istinaden müvekkilinden prim istemeye hakkı olmadığını, borçlar hukukuna egemen olan nispilik ilkesi uyarınca, her sözleşmenin ancak tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağını, bu itibarla davacının taraf olmadığı bir sözleşmeye –hele ki sonlandırılmış bir sözleşmeye- istinaden hak talebinde bulunmasına olanak olmadığını, davacının istasyonda faaliyet gösteren önceki bayi ... Petrol’den işletmeyi devralmakla, halefiyet yoluyla ... Petrol ile PO arasındaki sözleşmede ... Petrol’ün yerine geçtiğini, bu sebeple ... Petrol'ün haklarına halef olduğunun kabulünün yerinde olmadığını, olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığını, akaryakıt istasyonunun devri ile devredenin, dağıtıcı şirket ile arasındaki 06.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin ve bunun ayrılmaz parçası hükmündeki 14.09.2010 tarihli protokolün işletmeyi devralan davacıya intikal etmiş sayılmayacağını, olayda önceki bayii ... Petrol (…) Ltd. Şti. ile müvekkili PO arasındaki 06.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin sonlandırılmasını takiben, PO ile davacı şirket arasında sözleşme yapılmayıp, ... Petrol ile yeniden Bayilik Sözleşmesi yapılmış olsaydı dahi, yeni dönemde prim ödeneceğine ilişkin bir sözleşme yapılmadıkça ... Petrol dahi önceki bayilik sözleşmesinin eki mahiyetindeki protokol hükmüne istinaden prim talep etmekte haklı olamayacağını, açıklanan nedenlerle, ticari işletmenin devri halinde, işletmeyi devredenin taraf olduğu fakat sona ermiş bulunan sözleşmelerdeki borç ve alacakların işletmeyi devralana geçmeyeceği, ayrıca yasaların devrine cevaz vermediği sözleşmelerdeki borç ve alacakların da ticari işletmenin devri neticesinde işletmeyi devralana geçmesinin mümkün olmadığının sabit olduğu, akaryakıt dağıtım sektöründe genel ve yerleşik uygulama da bu hususu istisnasız teyit ettiğini ileri sürerek kararın gerekçe yönünden düzeltilerek onanmasını, aksi kanaat halinde ise bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2462 E. 2023/6132 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi · kâr dağıtımı · dava sebebi · Alacak
İncelediğiniz karardaŞti.'nin davalıdan «prim alacağı» olduğu iddiasıyla davanın açıldığı, eski tarihli bu sözleşmede prim alacağına ilişkin hüküm bulunmakla birlikte, «işletme devri» sonrası davacı ile davalı arasında yeni bir otogaz «bayilik sözleşmesi» ile istasyonlu bayilik sözleşmesinin düzenlendiği, dava dışı işletmeyi devralan davacı ile davalının, devredilen işletmenin davalı ile yaptığı sözleşmeleri aynen devam ettirmedikleri, davacı ve davalı arasında yeni bir bayilik sözleşmesinin kurulduğu, yeni sözleşmede dava dışı işletmeyi devreden tarafın sözleşmelerine atıf yapılmayıp bu yeni sözleşmenin işletme devri yapan dava dışı işletme ile yapılan sözleşmelerin devamı olduğuna dair bir kayıt olmadığı, yeni sözleşmede prim alacağına ilişkin herhangi bir «kaydın» sözleşme metninde bulunmadığı, davacı tarafça tek taraflı tanzim olunup davalıya tebliğ edilen prime ilişkin faturaların, alacağın varlığını tek başına ispatlamadığı, Petrol Piyasa Yasasının 8 nci Maddesinde yer alan bayilerin birbirlerinin haklarına, devir yolu ile değil «dağıtıcılar» ile yapacakları tek elden «satış sözleşmeleri» ile faaliyette bulunabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… e 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığını, akaryakıt istasyonunun devri ile devredenin, «dağıtıcı» şirket ile arasındaki 06.09.2010 tarihli «bayilik sözleşmesinin» ve bunun ayrılmaz parçası hükmündeki 14.09.2010 tarihli «protokolün» işletmeyi devralan davacıya intikal etmiş sayılmayacağını, olayda önceki bayii ...
Petrol dahi önceki «bayilik sözleşmesinin» eki mahiyetindeki «protokol» hükmüne istinaden «prim» talep etmekte haklı olamayacağını, açıklanan nedenlerle, «ticari işletmenin devri» halinde, işletmeyi devredenin taraf olduğu fakat sona ermiş bulunan sözleşmelerdeki borç ve alacakların işletmeyi devralana geçmeyeceği, ayrıca yasaların devrine cevaz vermediği sözleşmelerdeki borç ve alacakların da ticari işletmenin devri neticesinde işletmeyi devralana geçmesinin mümkün olmadığının sabit olduğu, akaryakıt «dağıtım» sektöründe genel ve yerleşik uygulama da bu hususu istisnasız teyit ettiğini ileri sürerek kararın gerekçe yönünden düzeltilerek onanmasını, aksi kanaat halinde is …
Benzer bu karardaOtogaz Bayilik Sözleşmesi"nin 11 inci maddesinde "Bayii, mahalli piyasa ihtiyaçlarını karşılamak için satış yerinde mutat satışı, «olağanüstü hal» ve vaziyetleri ve tatil günlerini göz önünde tutarak 24 saat kesintisiz bir şekilde mal satışını sürdürecek yeterli mal ve stok bulundurmakla yükümlüdür..' düzenlemesinin yer aldığı, davacının anılan sözleşmelerin 9 ve 11 inci maddesinde yer alan yükümlülüğün davalı tarafça gereğince yerine getirilmediğini, davalının akaryakıt alımının en «son» 20.12.2013 tarihinde, otogaz alımının ise en son 14.10.2013 tarihinde olduğunu, bu durumun «fesih» «sebebi» olduğunu öne sürdüğü, anılan sözleşme maddelerinde yer alan "yeterli" ibaresinin belirsiz ve muğlak olduğu, işyerinde bulundurulması gereken ürün miktarının rakamsal olarak tespit edilmediği, davacının ödemelerin zamanında yapılmadığına ilişkin iddiasının ispatı yönünde dosyaya yeterli delil sunulmadığı, dosyaya sunulan tüketici «şikayetlerinin» konusunun sebep ve saiki açıklanamayan hususlara ilişkin olduğu, şikayet tarihlerinin anılan sözleşmelerin fesih tarihlerinden geriye doğru yaklaşık 1 yılı aşkın b …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve bu sözleşmeye bağlı diğer sözleşmelerin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğinin belirlendiğini, bayilik sözleşmesinin 9 uncu ve otogaz bayilik sözleşmesinin 11 inci maddeleri uyarınca, akaryakıt istasyonunda 24 saat kesintisiz şekilde ürün satışını sürdürecek düzeyde yeterli ürün ve stok bulundurma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediğinin belirlendiğini, davalının yaptığı satış miktar ve tarihlerinden hareketle tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta belirlenmesi nedeniyle feshin haklı olduğunu, mahkemece diğer «haklı fesih» nedenlerinin de gereği gibi değerlendirilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan 13 adet tüketici «şikayetinin» sunulan hizmetin yeterli kalitede olmamasından kaynaklandığını, tüketiciye karşı yapılan bu tür eylemlerin müvekkilinin kurumsal saygınlığını zedelediğini, davalının satın aldığı ürün bedellerini zamanında ödemediğini, sözleşmenin 5 inci maddesi gereğince ürün bedelinin süresinde ödenmemesinin haklı fesih nedeni olduğunu, «cari hesap» dökümüne göre davalının Mayıs 2013 tarihinden sonra borçlarını zamanında ödemediğini, bu tarihten itibaren cari hesabın sürekli borç bakiyesi verdiğini belirterek …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacir» olan taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, davalı bayinin asgari bir «alım taahhüdü» bulunmadığı gibi, feshe gerekçe yapılan süre içerisinde bayinin istasyonu kapattığı veya sözleşmeye aykırı bir şekilde başka bir «dağıtıcıdan» temin ettiği ürünleri sattığının iddia ve ispat edilmediği, davacı tarafın piyasa koşullarından bağımsız olarak davalının alması gereken miktardan daha az akaryakıt aldığını kanıtlayamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 inci maddesinde, ödemenin geç yapılmasının «fesih» nedeni olarak gösterildiği, ancak dosyada bulunan «cari hesap ekstresinde» ve davacının istinaf başvurusunda 2013 yılı Mayıs ayından itibaren ödemelerde gecikme yaşandığı anlaşılmış ise de yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edildiği ve sonuçta cari hesapta davacı alacağı bulunduğunun ileri sürülmemesi nedeniyle, dava dilekçesindeki açıklamalara göre bu hususun «haklı fesih» nedeni olamayacağına ilişkin mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan müşteri «şikayetlerinin» tamamına yakınının fesihten uzun süre öncesine ait olduğu ve şikayetlerden sonra fesih tarihine kadar belirtilen aykırılıkların giderilmesi için davacı tarafından …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü hal · alım taahhüdü · haklı fesih · cari hesap ekstresi · kâr mahrumiyeti · cari hesap · şikayet · cezai şart
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacir» olan taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, davalı bayinin asgari bir «alım taahhüdü» bulunmadığı gibi, feshe gerekçe yapılan süre içerisinde bayinin istasyonu kapattığı veya sözleşmeye aykırı bir şekilde başka bir «dağıtıcıdan» temin ettiği ürünleri sattığının iddia ve ispat edilmediği, davacı tarafın piyasa koşullarından bağımsız olarak davalının alması gereken miktardan daha az akaryakıt aldığını kanıtlayamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 inci maddesinde, ödemenin geç yapılmasının «fesih» nedeni olarak gösterildiği, ancak dosyada bulunan «cari hesap ekstresinde» ve davacının istinaf başvurusunda 2013 yılı Mayıs ayından itibaren ödemelerde gecikme yaşandığı anlaşılmış ise de yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edildiği ve sonuçta cari hesapta davacı alacağı bulunduğunun ileri sürülmemesi nedeniyle, dava dilekçesindeki açıklamalara göre bu hususun «haklı fesih» nedeni olamayacağına ilişkin mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan müşteri «şikayetlerinin» tamamına yakınının fesihten uzun süre öncesine ait olduğu ve şikayetlerden sonra fesih tarihine kadar belirtilen aykırılıkların giderilmesi için davacı tarafından …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve bu sözleşmeye bağlı diğer sözleşmelerin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğinin belirlendiğini, bayilik sözleşmesinin 9 uncu ve otogaz bayilik sözleşmesinin 11 inci maddeleri uyarınca, akaryakıt istasyonunda 24 saat kesintisiz şekilde ürün satışını sürdürecek düzeyde yeterli ürün ve stok bulundurma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediğinin belirlendiğini, davalının yaptığı satış miktar ve tarihlerinden hareketle tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta belirlenmesi nedeniyle feshin haklı olduğunu, mahkemece diğer «haklı fesih» nedenlerinin de gereği gibi değerlendirilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan 13 adet tüketici «şikayetinin» sunulan hizmetin yeterli kalitede olmamasından kaynaklandığını, tüketiciye karşı yapılan bu tür eylemlerin müvekkilinin kurumsal saygınlığını zedelediğini, davalının satın aldığı ürün bedellerini zamanında ödemediğini, sözleşmenin 5 inci maddesi gereğince ürün bedelinin süresinde ödenmemesinin haklı fesih nedeni olduğunu, «cari hesap» dökümüne göre davalının Mayıs 2013 tarihinden sonra borçlarını zamanında ödemediğini, bu tarihten itibaren cari hesabın sürekli borç bakiyesi verdiğini belirterek …
Otogaz Bayilik Sözleşmesi"nin 11 inci maddesinde "Bayii, mahalli piyasa ihtiyaçlarını karşılamak için satış yerinde mutat satışı, «olağanüstü hal» ve vaziyetleri ve tatil günlerini göz önünde tutarak 24 saat kesintisiz bir şekilde mal satışını sürdürecek yeterli mal ve stok bulundurmakla yükümlüdür..' düzenlemesinin yer aldığı, davacının anılan sözleşmelerin 9 ve 11 inci maddesinde yer alan yükümlülüğün davalı tarafça gereğince yerine getirilmediğini, davalının akaryakıt alımının en «son» 20.12.2013 tarihinde, otogaz alımının ise en son 14.10.2013 tarihinde olduğunu, bu durumun «fesih» «sebebi» olduğunu öne sürdüğü, anılan sözleşme maddelerinde yer alan "yeterli" ibaresinin belirsiz ve muğlak olduğu, işyerinde bulundurulması gereken ürün miktarının rakamsal olarak tespit edilmediği, davacının ödemelerin zamanında yapılmadığına ilişkin iddiasının ispatı yönünde dosyaya yeterli delil sunulmadığı, dosyaya sunulan tüketici «şikayetlerinin» konusunun sebep ve saiki açıklanamayan hususlara ilişkin olduğu, şikayet tarihlerinin anılan sözleşmelerin fesih tarihlerinden geriye doğru yaklaşık 1 yılı aşkın b …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen «bayilik sözleşmesinin», davalının eylemleri nedeniyle süresinden önce davacı tarafından haklı nedenle feshedilmesi sonucu oluşan kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3077 E. 2022/7047 K.
Ortak:protokol · dava sebebi
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «protokolün» devam ettiğine dair «istinaf sebebinin» yerinde olduğu, davacının dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm beyanlarında açıkça, dava konusu faturaların protokolün 9.maddesine dayalı olarak ve davalı tarafça ödenmeyen aylık «prim» alacaklarına ilişkin olarak düzenlendiğini iddia ettiği, istinaf dilekçesinde de özellikle aylık «prim alacağının» bulunduğunu beyan ettiği, davacı «defterleri» üzerinde yaptırılan mali «bilirkişi incelemesi» neticesinde; davacının 2014 ve 2015 yılları boyunca 2015 yılı Eylül ayı da «dahil» olmak üzere davalıya aylık prim faturaları kestiği, bu faturaların davalı tarafından da kabul edilerek, cari hesapta davacı borcundan düşülerek ödendiği, bu şekild …
… tme devir sözleşmesi ile akaryakıt istasyonu devraldığını, dava dışı şirketin bu işletme için imzaladığı tüm sözleşmelere halef sıfatı ile taraf olduğunu, 6750 nolu «protokolün» 9 ncu maddesine göre düzenlenmiş müvekkilinin «prim alacağına» ilişkin 15.09.2015 ve 30.09.2015 tarihli e-faturaların davalıya gönderildiğini, süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine içeriğinin kesinleştiğini ancak faturalara konu borcun ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 250.000,00 TL'nin «temerrüt» tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «işletmenin devrine» ilişkin hükümler gereği müvekkilinin eski tarihli «protokole» taraf olduğunu, dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; «sıfat yokluğu», bir defi olmayıp hakkın subjektif kısmına ait olan bir itiraz «sebebi» olduğunu, davacının birleşme suretiyle «tüzel kişiliği» sona erdiği gerekçesiyle davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
1- Dava, satış çerçeve «protokolü» ve eki niteliğindeki bayilik anlaşması ile «teminat» olarak verilen «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kabul edilebilir yanılgı · vekalet ilişkisi · sıfat yokluğu · maddi hata · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · çek · ilan
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; «sıfat yokluğu», bir defi olmayıp hakkın subjektif kısmına ait olan bir itiraz «sebebi» olduğunu, davacının birleşme suretiyle «tüzel kişiliği» sona erdiği gerekçesiyle davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İle birleştiği ve bu birleşme nedeniyle «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf istemleri Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Şti.'nin birleşmenin tescili ile varlığının sona erdiği ve dolayısıyla vekili ile olan «vekalet ilişkisinin» de «son» bulduğu, davacı vekilinin 28/01/2015 tarihli vekaletnamesinde, hem İlerba Akaryakıt ...
… beyan etmişse de, dava dilekçesinde sadece "Davacı" isminin yazılı olduğu kısımda değil, dilekçe içeriğinde de ‘’davayı İlerba şirketi adına açtık, daha sonrasında «maddi hata» olduğunu belirterek düzeltme dilekçesi sunduk" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin, HMK'nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebi de bulunmayıp, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/523 E. , 2024/2778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1250 Esas, 2022/1680 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1133 E., 2020/58 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti.'den işletme devir sözleşmesi ile akaryakıt istasyonu devraldığını, dava dışı şirketin bu işletme için imzaladığı tüm sözleşmelere halef sıfatı ile taraf olduğunu, 6750 nolu protokolün 9 ncu maddesine göre düzenlenmiş müvekkilinin prim alacağına ilişkin 15.09.2015 ve 30.09.2015 tarihli e-faturaların davalıya gönderildiğini, süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine içeriğinin kesinleştiğini ancak faturalara konu borcun ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 250.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketle yapılan sözleşmelere davacının halef olamayacağını, müvekkilinin teşvik amaçlı prim ödemesi yaptığını ve davalıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti. arasında 20.12.2013 tarihli işletme devir sözleşmesinin yapıldığı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli 02.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafça bu işletme devir sözleşmesine istinaden dava dışı ... Petrol ve İnş. Ltd. Şti.'nin davalıdan prim alacağı olduğu iddiasıyla davanın açıldığı, eski tarihli bu sözleşmede prim alacağına ilişkin hüküm bulunmakla birlikte, işletme devri sonrası davacı ile davalı arasında yeni bir otogaz bayilik sözleşmesi ile istasyonlu bayilik sözleşmesinin düzenlendiği, dava dışı işletmeyi devralan davacı ile davalının, devredilen işletmenin davalı ile yaptığı sözleşmeleri aynen devam ettirmedikleri, davacı ve davalı arasında yeni bir bayilik sözleşmesinin kurulduğu, yeni sözleşmede dava dışı işletmeyi devreden tarafın sözleşmelerine atıf yapılmayıp bu yeni sözleşmenin işletme devri yapan dava dışı işletme ile yapılan sözleşmelerin devamı olduğuna dair bir kayıt olmadığı, yeni sözleşmede prim alacağına ilişkin herhangi bir kaydın sözleşme metninde bulunmadığı, davacı tarafça tek taraflı tanzim olunup davalıya tebliğ edilen prime ilişkin faturaların, alacağın varlığını tek başına ispatlamadığı, Petrol Piyasa Yasasının 8 nci Maddesinde yer alan bayilerin birbirlerinin haklarına, devir yolu ile değil dağıtıcılar ile yapacakları tek elden satış sözleşmeleri ile faaliyette bulunabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işletmenin devrine ilişkin hükümler gereği müvekkilinin eski tarihli protokole taraf olduğunu, dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının protokolün devam ettiğine dair istinaf sebebinin yerinde olduğu, davacının dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm beyanlarında açıkça, dava konusu faturaların protokolün 9.maddesine dayalı olarak ve davalı tarafça ödenmeyen aylık prim alacaklarına ilişkin olarak düzenlendiğini iddia ettiği, istinaf dilekçesinde de özellikle aylık prim alacağının bulunduğunu beyan ettiği, davacı defterleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde; davacının 2014 ve 2015 yılları boyunca 2015 yılı Eylül ayı da dahil olmak üzere davalıya aylık prim faturaları kestiği, bu faturaların davalı tarafından da kabul edilerek, cari hesapta davacı borcundan düşülerek ödendiği, bu şekilde davacıya toplam 669.377,12-TL aylık prim ödemesi yapıldığı, davacının protokolün 9.maddesine göre tanzim ettiği aylık prim faturalarını tahsil etmiş olması karşısında davalıdan aylık prim alacağı bulunmadığı, dava konusu 15.09.2015 tarih GIB2015000000083 numaralı 564.069.22 TL bedelli ve 30.09.2015 tarih GIB2015000000084 numaralı 285.610,80 TL bedelli faturaların ise, protokolün 9.maddesine dayalı olarak değil, 11 maddesine dayalı olarak düzenlenmiş, davalının davacıya kestiği akaryakıt ve otogaz satış faturası tutarlarına geçmişe dönük olarak %80 oranında kar marjı/indirim uygulanması sonucu elde edilen tutarları içeren faturalar olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kabulünün aksine prim borcuna ilişkin bir mahsuplaşma ve dolayısıyla bir ödeme olmadığını, davalının dava konusu faturaları iade ettiğini, faturalar önce davalının cari hesabına işlenmişse de daha sonra aynı miktarlı iade faturaları düzenlenerek cari hesaptaki mahsuplaşma işleminin ortadan kaldırıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı şirkete prim ödemesi yapılabilmesi için taraflar arasındaki sözleşmelerde buna dair bir hüküm bulunması gerektiğini ancak bulunmadığını, davacı şirketin (Maksimum Akaryakıt), müvekkili PO ile bir başka şirket (... Petrol) arasında yapılıp ifa edilmiş ve sona ermiş sözleşme hükümlerine istinaden müvekkilinden prim istemeye hakkı olmadığını, borçlar hukukuna egemen olan nispilik ilkesi uyarınca, her sözleşmenin ancak tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağını, bu itibarla davacının taraf olmadığı bir sözleşmeye –hele ki sonlandırılmış bir sözleşmeye- istinaden hak talebinde bulunmasına olanak olmadığını, davacının istasyonda faaliyet gösteren önceki bayi ...
Petrol’den işletmeyi devralmakla, halefiyet yoluyla ... Petrol ile PO arasındaki sözleşmede ... Petrol’ün yerine geçtiğini, bu sebeple ... Petrol'ün haklarına halef olduğunun kabulünün yerinde olmadığını, olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığını, akaryakıt istasyonunun devri ile devredenin, dağıtıcı şirket ile arasındaki 06.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin ve bunun ayrılmaz parçası hükmündeki 14.09.2010 tarihli protokolün işletmeyi devralan davacıya intikal etmiş sayılmayacağını, olayda önceki bayii ... Petrol (…) Ltd. Şti. ile müvekkili PO arasındaki 06.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin sonlandırılmasını takiben, PO ile davacı şirket arasında sözleşme yapılmayıp, ...
Petrol ile yeniden Bayilik Sözleşmesi yapılmış olsaydı dahi, yeni dönemde prim ödeneceğine ilişkin bir sözleşme yapılmadıkça ... Petrol dahi önceki bayilik sözleşmesinin eki mahiyetindeki protokol hükmüne istinaden prim talep etmekte haklı olamayacağını, açıklanan nedenlerle, ticari işletmenin devri halinde, işletmeyi devredenin taraf olduğu fakat sona ermiş bulunan sözleşmelerdeki borç ve alacakların işletmeyi devralana geçmeyeceği, ayrıca yasaların devrine cevaz vermediği sözleşmelerdeki borç ve alacakların da ticari işletmenin devri neticesinde işletmeyi devralana geçmesinin mümkün olmadığının sabit olduğu, akaryakıt dağıtım sektöründe genel ve yerleşik uygulama da bu hususu istisnasız teyit ettiğini ileri sürerek kararın gerekçe yönünden düzeltilerek onanmasını, aksi kanaat halinde ise bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064754300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz