Limited şirkette pay devrinde diğer ortaklara önalım/rüçhan hakkı tanınmamıştır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2916 E. 2024/5775 K. · · İlk derece: 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirkette esas sermaye payının sözleşmeyle devrinde diğer ortaklara önalım veya rüçhan hakkı tanıyan yasal düzenleme yoktur; TTK 591 rüçhan hakkı yalnızca sermaye artırımına ilişkin olup pay devrine uygulanmaz ve esas sözleşmede bağlam hükmü yoksa devir onayı kararı iptal edilemez. Pay devrinin muvazaalı olduğu iddiası genel kurul iptali davasında değil, devir taraflarının hasım gösterildiği ayrı davada ileri sürülür. Esas sözleşme değişikliği niteliğindeki sermaye artırımı kararı TTK 589/2 uyarınca tescil ile geçerlilik kazanacağından, tescil edilmemiş (doğmamış) kararın iptalini istemekte hukuki yarar (HMK 114/1-h) bulunmaz ve talep usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Pay devrinin onaylanmasına ilişkin kararda diğer ortağın önalım/rüçhan hakkının bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı, diğer ortağın paylarını üçüncü kişilere (kız kardeşi ve önceki eşinden oğluna) devrettiğini, bu devirlerde rüçhan hakkını kullanmak istediğini, devir onayına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Pay devrinin onaylanmasına ilişkin karar TTK 621'de sayılan nitelikli çoğunluk aranan kararlardan olmayıp, TTK 620 uyarınca toplantıda temsil edilenlerin salt çoğunluğu ile alınmıştır; karar nisabı sağlanmıştır. TTK 595/2 uyarınca esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şart olup devir bu onayla geçerli hale gelir. Limited şirkette esas sermaye payının sözleşmeyle devrinde diğer ortaklara önalım veya rüçhan hakkı tanıyan bir yasal düzenleme yoktur; şirket esas sözleşmesinde de devri sınırlayan bağlam hükmü ya da rüçhan/önalım hakkı tanıyan bir düzenleme bulunmamaktadır. TTK 591'deki rüçhan hakkı yalnızca esas sermaye artırımına ilişkin olup pay devrine uygulanamaz. Bu nedenle devir onayına ilişkin kararın iptali istemi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Pay devir sözleşmelerinin muvazaalı olduğu iddiasının bu davada incelenip incelenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, onaylanan pay devir sözleşmelerinin muvazaalı ve inançlı işlem niteliğinde olduğunu, bu nedenle onay kararının iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Devir sözleşmelerinin muvazaalı olduğu iddiası, yalnızca genel kurul kararının iptali talebiyle ve yalnızca şirket hasım gösterilerek ileri sürülebilecek bir iddia değildir; muvazaalı olduğu iddia edilen devir sözleşmelerinin taraflarının hasım gösterildiği ayrı bir davanın konusunu oluşturur. Böyle bir dava bulunmadığından muvazaa iddiası bu davada incelenmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tescil edilmemiş (doğmamış) sermaye artırımı kararının iptalinde hukuki yarar → ret
İddia: Davacı, geçmiş yıl kârlarının sermayeye eklenmesine ilişkin 21.03.2018 tarihli ortaklar kurulu kararının yetkisiz katılımla alındığını ve iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sermaye artırımına ilişkin karar esas sözleşme değişikliği niteliğinde olup, TTK 585, 587, 588 ve özellikle 589/2 uyarınca geçerlilik kazanabilmesi tescil ve ilan şartına tabidir. Dava konusu 21.03.2018 tarihli karar sicile tescil edilmediğinden hukuken doğmamış ve uygulanmamıştır; nitekim sermaye artırımı sonradan bu davanın konusu olmayan ayrı bir kararla yapılmıştır. Doğmamış ve uygulanmamış bir kararın iptalini talep etmekte hukuki yarar bulunmaz; hukuki yarar HMK 114/1-h uyarınca dava şartı olup re'sen gözetilir. Bu nedenle bu karara yönelik iptal talebinin esastan değil, hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Limited şirkette pay devrinde rüçhan/önalım hakkının bulunmadığı, muvazaa iddiasının ayrı davada ileri sürülmesi gerektiği ve tescil edilmemiş sermaye artırımı kararının iptalinde hukuki yarar bulunmadığı yönünde emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Tescil edilmemiş, doğmamış ve uygulanmamış ortaklar kurulu kararının iptalini istemekte hukuki yarar bulunmaz; hukuki yarar HMK 114/1-h uyarınca re'sen gözetilen dava şartıdır
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirkette pay devri↗ önalım/rüçhan hakkı↗ bağlam hükmü↗ muvazaa↗ sermaye artırımının tescili↗ hukuki yarar↗ dava şartı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2593 E. 2017/4787 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · hisse devri · pasif husumet · fesih · husumet yokluğu · ihtar · geçersizlik · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 15.01.2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre davalılar tarafından «hisse devri» gündeme geldiğinde öncelikle davacıya teklif edileceğinin kararlaştırıldığı, fakat davalıların davacıya herhangi bir teklifte bulunmaksızın hisselerini 04.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ye ...'ın 60.000 bedelle, ...'nin de 70.000 TL bedelle devrettikleri ve sicile tescil edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK 595. maddede hisse devrinin nasıl yapılacağı belirtilmiş olup, sözleşmenin noterde onaylanması gerekmekle taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, noterde onaylanmadığından hisse devirlerinin iptali talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davalılarca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinde «fesih» usulü belirlenmiş olup, davalılar tarafından gönderilen «ihtarın» sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığından feshin «geçersiz» olduğu, buna göre de davacı sözleşmenin 4. maddesinde belirlenmiş olan hisse devirleri ile ilgili satış bedelinin %15' ine hak kazanmış olduğu anlaşılmakla, alacak …
Bu nedenle, bu davalı yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · rüçhan hakkı · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · sermaye artırımı · ticaret sicili müdürlüğü
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8370 E. 2011/15863 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:imtiyazlı pay · rüçhan hakkı · pay sahipliği · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali
Benzer bu karardaO halde mahkemece, «olağan genel kurulda» ve «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurulunda alınan «sermaye artırımına» ilişkin kararlar ile sermaye artırım kararı ile bağlantılı olan rüçhan haklarının kullandırılmasına ilişkin olarak olağan genel kurulda alınan kararın geçerliliğinin geçmiş yıllarda yapılan genel kurullarda alınan ve iptali istenen sermaye artırım kararlarına bağlı olması nedeniyle mahkemece anılan kararların iptali yönünden geçmiş yıllara ait genel kurullarda sermaye artırımına ilişkin olarak verilen kararlara karşı açılmış bulunan iptal davalarında verilecek kararların bu davayı etkileyecek olması nedeniyle sözkonusu kararların kesinleşmesinin beklenmesi, bu davalarda verilen kararlar kesinleştikten sonra ortaya çıkacak hukuki duruma göre işbu davaya konu sermaye artırımıyla ilgili «genel kurul kararlarının iptali» isteminin değerlendirilmesi gerekirken, anılan hususlar yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, sermaye artırımıyla ilgili olarak alın …
2-Dava, davalı şirketin 27.03.2006 tarihli olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararlar ile aynı tarihte yapılan «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurulunda «olağan genel kurulda» alınmış olan «sermaye artırımını» onaylayan kararın iptali istemlerine ilişkindir.
… ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların toplantıya katıldığı, gündem maddelerine karşı oy kullanmak suretiyle muhalefette bulunduklarını yine aynı tarihte A grubu «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurulunun gündemin 3. maddesine karşı oy kullanıp muhalefetlerini tutanağa yazdırdıkları, ancak genel kurulda alınan 3. ve 10. maddelerinde alınan kararlar i …
… in 10. sırasında alınan karar ile sermayenin artırılmasına, 11. sırada alınan karar ile de sermayeye nakit olarak ilave edilecek kısım için ortaklarca kullanılmayan «rüçhan hakkı» bulunduğu takdirde bunun üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin esasların tespiti hususunda yönetim kurulunun yetkili kılınmasına karar verilmiştir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacıların sözkonusu kararların iptaline ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiş ise de davalı şirketin daha önceki yıllarda yapılan genel kurullarında alınan «sermaye artırımına» ilişkin kararlarla ilgili olarak da iptal davaları açılmış olduğu ve bu davaların devam edip, henüz kesinlik kazanmadığı anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2916 E. , 2024/5775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/242 Esas, 2023/473 Karar
HÜKÜM
Dava ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/509 E., 2019/1158 K.
Taraflar arasındaki Genel Kurul Kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkette 10.000 adet hisse sahibi olduğunu ve haksız devirlerden önce 31.998 hisse sahibi diğer şirket ortağı ... Korkut ile evli olduğunu ve tarafların boşanma sürecinde olduklarını, ... Korkut'un 15.03.2018 tarihli 2018-01 karar no.lu genel kurul kararı ile şiketteki toplam kayıtlı değeri 799.950,00 TL tutarındaki hisselerinden mevcut beheri 25.000,00 TL olan 1 adet hissesini daha sonra da beheri 249.975,00 TL olan 9999 adet hissesini hisse devir ve temlik sözleşmeleri ile toplamda beheri 250.000,00 TL olan 10.000 adet hissesini kız kardeşine devrettiğini, ayrıca yine aynı kararla şirkette mevcut beheri 500.000,00 TL olan 20.000 adet hissesini de ilk eşinden olma oğluna devrettiğini, hissedarlardan davacı ile A.B.A rüçhan haklarını kullanmak istediklerinden bahisle tüm haklarını saklı tuttuklarını ifade ederek tutanağa şerh düştüklerini, alınan hisse devirlerine ilişkin kararı onaylamadıklarını, kararın Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, yeni katılan ortakların da katılımıyla yani hisselerini usulsüz ve muvazaalı devrettiği yeni ortaklar kız kardeşi ve önceki evliliğinden olan oğlu ile birlikte şirketin 2016 yılı dahil geçmiş yıl kârlarının sermayeye ilave edilerek sermaye artırımına karar verildiğini, sermaye artırımı ve müvekkilinin yetkilerinin alınmasını amaçlayan genel kurulun ve alınan kararın yok hükmünde olduğunu belirterek sermaye artırımına ve hisse devrine ilişkin genel kurul kararının iptaline, bu mümkün olmadığı taktirde her iki karar yönünden müvekkiline geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılmasını ve fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla yoksun kalınan kâr ile müspet menfi zararlarının belirsiz alacak olarak tespiti ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iptalini talep ettiği genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka ve usule uygun olarak alındığını, davacının iddialarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olup gerçek dışı olduğunu, davacının amacının şirketin işleyişini engelleyerek müvekkiline zarar vermek olduğunu, davacı tarafça şirketin yönetim kurulu kararlarına iştirak etmemesinin de bunun bir göstergesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davalı şirketin 15.03.2018 tarihli 2018/02 sayılı hisse devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı ile 21.03.2018 tarihli 2018/02 karar sayılı sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali, mümkün olmadığı taktirde davacıya geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılması ve bu hakkın kullandırılmamış olmasından kaynaklı yoksun kalınan kâr ve doğan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davaya konu 15.03.2018 tarih 2018/01 karar sayılı genel kurul kararının incelenmesinden Kadıköy 15. Noterliğinde düzenlenen 19.02.2018 ve 13.03.2018 tarihli üç ayrı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi uyarınca pay devirlerinin yazılarak bahsi geçen devirlerin kabulüne ve devir hususunun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği, toplantıya katılanlardan davacı ile A.B.A.
rüçhan haklarını kullandığından bahisle hisse devirlerini onaylamadıkları yönünde muhalefet şerhi koydukları, 21.03.2018 tarih ve 2018/02 karar sayılı genel kurul kararının incelenmesinde de davalı şirketin 2016 yılı dahil geçmiş yıl kârlarının sermayeye ilave edilmesine oyçokluğu ile karar verildiği, karara toplantıya katılan davacı ile birlikte dava dışı A.B.A tarafından kâr paylarının ödenmesini talep etikleri ve tüm haklarını saklı tuttuklarına ilişkin muhalefet şerhi koydukları, davacı tarafça rüçhan hakkının kullandırılması gerektiği yönünde iddiasına konu ettiği 15.03.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2018/01 sayılı genel kurul kararında, davalı şirketin dava dışı ortağı olan ve davacının boşanma davası açılan eşinin sahip olduğu payları şirket dışı üçüncü kişilere devrettiği, şirketin ana sözleşmesinde de söz konusu bu devirleri engelleyen bir bağlam hükmünün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu edilen devirler yönünden davacının iddia ettiği gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 461 inci maddesi anlamında rüçhan hakkının bulunmadığı, dolayısıyla iptali istenilen kararın yasaya ve usule uygun olduğu, 21.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 2018/02 karar sayılı şirketin 2016 yılı dahil geçmiş yıl kârlarının sermayeye ilave edilmesine oyçokluğuyla karar verilmesine ilişkin kararın alınmasında genel kurul toplantısına ortak olmayanların katıldığı ve onların karara yönelik oy kullanmalarının bir usulsüzlük olduğu ileri sürülmekte ise de, genel kurul toplantısına katılan ortakların yukarıda irdelenen hisse devir sözleşmeleri uyarınca ortak olan ve yine yukarıda irdelenen 15.03.2018 tarihli 2018/01 sayılı genel kurul kararı uyarınca şirketin ortağı olan pay sahiplerinin ortak sıfatıyla genel kurula katıldıkları ve tutanağı bu sıfatla imzaladıkları, bu nedenle de toplantıya katılımlarının usulsüz olmadığı, şirketin mali bilirkişi tarafından yapılan incelenmesinde de, kararın şirketin mali yapısının güçlendirilmesine yönelik olduğu ve şirket yönetiminin tasarrufunda olan bir konu olduğu, davalı şirketin yönetiminin kötü niyetli hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle işbu kararın iptaline yönelik davanın da reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hukuka aykırı, gerçek dışı, yanlı, dayanaksız ve Yargıtay denetimine de elverişsiz bir rapor olduğunu, mahkemece 22.05.2019 tarihli ara karar uyarınca istenilen belge ve kayıtların da davalı tarafından tam olarak sunulmadığı gibi, ortaklardan alacaklar hesabına kaydedilen işlemleri ve sıhhat derecesini görmek için hesap hareketlerinin (kebir veya yardımcı defter kayıtları) dahi kötü niyetli olarak ibraz edilmediğini, kasten gizlendiğini, hisse devirlerine ilişkin noter senedinde de açıkça yazılı olduğu üzere, pay devirlerinin her türlü borç, alacak, hak ve yükümlülüklerin de devri anlamına geleceğini, muvazaalı pay devir işlemlerine, usulsüz, hukuka, iyi niyet kurallarına, ...
ilişkisine aykırı olması vs. sebepleriyle itiraz eden pay sahibi müvekkilinin, pay devrettiğini ve pay devraldığını iddia edenlerden hangisinin, hangi tutardaki, borç-alacak hak ve yükümlülükleri devredip, üstlendiklerini de bilmesinin gerektiğini, noter nezdinde düzenlenen pay devir senetlerinde bu hususların açık olmadığını, ortaklar cari hesaplarının da incelenerek bu suretle bir rapor düzenlenmesinin gerektiğini, düzenlenen raporda ve mahkeme kararında dava konusu ihtilaf hakkında hatalı olarak salt rüçhan hakkı bakımından sınırlı bir yaklaşım ile değerlendirme yapıldığını oysa, şirketin pay devirleri ve bununla ilgili alınan Genel Kurul Kararı'nın dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, objektif iyi niyet kuralları ve hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, aynı zamanda muvazaalı bir inançlı işlem olduğunu, bu hususun, dava dilekçelerinde ileri sürdükleri, bilirkişi raporunda da belirtilen, ancak hiç bir şekilde işbu dava ile bağlantısı kurulmayan, irdelenmeyen taraflar arasında görülmekte olan boşanma dava dosyasından da belli olduğunu, sermaye artırımı bakımından ise davacının kâr payı alma hakkını ortadan kaldırarak, kendi paylarını hiçbir ödeme yapmadan yaklaşık 2.5 misli artırdıklarını, dolayısıyla işbu payların devralınması ve geçmiş yıl kârlarının sermayeye ilavesi ile sermaye artırımı yapılmasının ekonomik hayatın olağan koşullarına aykırı olduğunu, bu sebeple, bilirkişi tarafından yapılan pay devirlerinin sübjektif şekilde iyi niyetli olarak yorumlanmasının, ‘haklı sebep’ oluşturmadığını, bilirkişi heyetinin mahkeme yerine geçip hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağını, 2018/2 sayılı kararın da 2018/1 sayılı karar gibi yetkisiz katılım ve yetkisiz karar olduğunu, şirketin iç kaynaklarından (geçmiş yıl kârlarının ve yedeklerinin sermayeye ilave edilmesi suretiyle) artırılması şirkete yeni ve taze bir kaynak girişi niteliğinde olmadığı gibi şirketin mali yapısını etkileyen veya güçlendiren nitelikte de olmadığını;
sermayeye ilave edilen kaynağın şirketin içindeki ve kullanımındaki bir kaynak olduğunu, sermaye artışının mali yapıyı kuvvetlendirdiği iddiasını mali rasyolarla, finansal analiz teknikleriyle somut olarak ortaya koyamadığını, sermaye artırımı ve hisse devirlerinin yapılmasında asıl amacın müvekkilinin hisse oranını düşürmek olup, kötü niyetli olarak paydaşları ve kamunun menfaatini zarara uğratmak kastı ile sermaye artırımı yapılamayacağının muhakkak olduğunu ileri sürerek 2018/1 sayılı Genel Kurul Kararının yukarıda belirtildiği üzere iptal edilmesi gerektiğini, hukuken ortaklık hakları bulunmayan kişilerin yetkisiz katılımla almış olduğu 2018/2 sayılı sermaye artırım kararının da iptal edilmesi ve davalarının kabulü gerekirken reddinin hukuka aykırı olduğundan kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile pay devrinin onaylanmasına ilişkin kararın 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde sayılan ve nitelikli çoğunluk aranan kararlardan olmadığı, mezkur Kanun'un 620 nci maddesine göre kararın toplantıda temsil edilenlerin salt çoğunluğu ile alındığı, karar nisabının sağlanmış olduğu, keza 595 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğunu ve devirin bu onayla geçerli olduğu, limited şirketlerde esas sermaye payının sözleşme ile devredilmek istenmesi halinde, şirketin diğer ortaklarının önalım hakkı veya rüçhan hakkına sahip olacaklarına dair yasal düzenlemenin mevcut olmadığı, incelenen davalı şirket esas sözleşmesinde de esas sermaye payının devrini yasaklayan veya sınırlayan(bağlam hükmü) bir düzenleme yer almadığı gibi, payın üçüncü kişiye devredilmek istenmesi halinde, mevcut şirket ortaklarına bu paya ilişkin ön alım hakkı veya rüçhan hakkı tanıyan bir düzenleme de mevcut olmadığı, limited şirketlerde ortakların sahip olduğu rüçhan hakkının 6102 sayılı Kanun'un 591 inci maddesinde düzenlendiği, bu düzenleme ise pay devrine ilişkin olmadığı, esas sermayenin arttırılması halinde, ortaklara payları oranında arttırıma katılma hakkı vermektedir ve sözleşme ile pay devri hallerine uygulanamayacağı, bu nedenle davacının diğer ortak tarafından devredilen paylar yönünden rüçhan hakkının kısıtlandığına bu nedenle devir onayına ilişkin 15.03.2018 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali gerektiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı,15.03.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ile onaylanan limited şirket hisse devir sözleşmelerinin muvazaalı olduğu iddiası ise, sadece genel kurul kararının iptali talebinin ileri sürüldüğü davada ve yalnızca davalı şirket hasım gösterilerek ileri sürülebilecek bir iddia olmadığı, muvazaalı olduğu iddia olunan devir sözleşmelerinin taraflarının hasım gösterildiği ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceğinden, bu taleple açılmış bir dava da bulunmadığından davacının, muvazaa iddiasının incelenmediğine ve muvazaalı devirlerin onaylanmasına dair genel kurul kararlarının iptalinin gerektiğine dair istinaf sebebi de yerinde olmadığı, dava konusu 21.03.2018 tarihli 2018-02 sayılı ortaklar kurulu kararının, 2016 yılı dahil geçmiş yıl kârlarının dağıtılmayarak sermayeye eklenmesine ilişkin, davacının muhalefeti ile ve oy çokluğu ile alınmış bir karar olduğu, Ticaret siciline tescil ve sicil gazetesinde ilan kural olarak açıklayıcı nitelikte olmakla birlikte, 6102 sayılı Kanun'un 585, 587 ve 588 inci maddeleri uyarınca limited şirket esas sözleşmesinin tescil ve ilanı zorunlu olduğu, sözleşmenin geçerliliği ve şirketin tüzel kişilik kazanması bakımından tescil kurucu etkiye sahip olduğu, buna paralel olarak esas sözleşme değişikliklerinin geçerlilik kazanabilmesi de 6102 sayılı Kanun'un 589 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tescil ve ilan şartına tabi tutulduğu, somut olayda, 21.03.2018 tarihli 2018-02 sayılı ortaklar kurulu kararı esas sermaye tutarının arttırılmasına ilişkin ve esas sözleşme değişikliği niteliğinde olduğundan ve 6102 sayılı Kanun'un 589 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sicile tescil edilmediğinden doğmadığı, nitekim davalı şirketin işbu davanın konusunu teşkil etmeyen 25.05.2018 tarihli 2018-02 nolu ortaklar kurulu kararı ile esas sermayenin arttırılmasına karar verildiği, davacının 21.03.2018 tarihli 2018-02 sayılı doğmamış ve uygulanmamış ortaklar kurulu kararının iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı, bu çerçevede davacının anılan kararın iptali koşullarının oluştuğuna dair istinaf sebebi yerinde değil ise de hukuki yarar 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) maddesi uyarınca dava şartı olduğundan ve re'sen nazara alınması gerektiğinden, mahkemece bu karara yönelik iptal talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 15.03.2018 tarihli 2018-01 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline yönelik talebinin esastan reddine, 21.03.2018 tarihli 2018-02 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline yönelik talebinin, hukuki yarar dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davanın, davalı şirketin 15.03.2018 tarihli 2018/02 sayılı hisse devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı ile 21.03.2018 tarihli 2018/02 karar sayılı sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali, mümkün olmadığı taktirde davacıya geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılması ve bu hakkın kullandırılmamış olmasından kaynaklı yoksun kalınan kâr ve doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 585, 587, 588, 589, 591, 595, 620 ve 621 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064699100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz