Limited şirkette haklı sebeple çıkma ve ayrılma akçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1384 E. 2024/5393 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarsan ve şirketin işleyişini engelleyen çekişmeler (aile şirketinde ortak eşlerin boşanmasının kesinleşmesi gibi) varsa haklı sebeple çıkma koşulları oluşur; ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değeri olarak şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri (dönen ve duran tüm varlıklar ile borçlar birlikte) üzerinden hesaplanır ve ortaklar arasındaki mal rejimi/şahsi hesap çekişmeleri bu hesapta etkili unsur olamaz. Çıkma ve ayrılma akçesi davasının münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortağın pasif husumet ehliyeti yoktur. Ayrılma akçesi hükümle muaccel olduğundan faiz dava tarihinden değil ilk derece karar tarihinden işler; her talep hakkında ayrıca hüküm kurulmalıdır.
Ele alınan sorunlar
Limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı → kabul
Gerekçe: Limited şirkette ortaklıktan çıkma 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı hâlinde her ortak çıkmaya yönelik dava açma hakkına sahiptir. Kanunda haklı sebepler tanımlanmamış ve tahdidi olarak sayılmamışsa da, yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere, ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak nitelikte ise yahut karşılıklı güven sarsılmış ve ortaklık ilişkisi çekilmez duruma gelmişse haklı sebebin varlığı kabul edilmelidir. Somut olayda davalı şirketin bir aile şirketi olması ve ortak olan eşler arasındaki boşanma davasının kesinleşmiş bulunması karşısında, taraflar arasındaki çekişmeler şirketin işleyişini engelleyecek niteliktedir; haklı sebebin mevcut olduğu tartışmasızdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ayrılma akçesinin hesaplanma yöntemi (esas sermaye payının gerçek değeri) → kabul
İddia: Davalı, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, düzeltilmiş defter değerine ulaşılmadığını, maddi duran varlıklarda amortisman ve yıpranmışlığın hesaba katılmadığını, taşınmaz rayicinin yerinde inceleme yapılmadan ve fahiş belirlendiğini, şirket pasiflerinin dikkate alınmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Kanun'un 641 inci maddesinde ortağın şirketten ayrılması hâlinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş, Kanun gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiği belirtilmiştir; emsal Yargıtay kararları doğrultusunda hesaplama, şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden yapılmalıdır. Somut olayda taşınmazın rayiç bedeli keşif ve emsal karşılaştırma yöntemiyle, aynı semtte benzer özellikteki taşınmazlar tespit edilerek olumlu ve olumsuz koşullar birlikte gözetilerek belirlenmiş; şirkete ait demirbaşlar ile tesis, makine ve cihazlar keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerleri saptanmış, rayiç bedelleri tablolar hâlinde gösterilmiştir. Bilirkişilerce şirketin öz varlığı, dönen ve duran tüm varlık unsurları ile şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibarıyla hesaplanmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ortağın şirketi zarara uğrattığı iddiası ile ortaklar arasındaki diğer çekişmelerin ayrılma akçesi hesabına etkisi → ret
İddia: Davalı, davacının şirketin müşteri çek tahsilatlarını kendi ve yakınlarının hesaplarına aktararak şirketi zarara uğrattığını ve bu durumun pay değerinde gözetilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: İncelenen ticari defter kayıtlarında yıllar itibarıyla ortaklardan alacaklar hesabı 0 TL olup, davacının tahsilatları kendi hesaplarına aktardığı iddiası ispata muhtaçtır ve bu yönde somut delil yoktur. Ayrıca davacının şahsi hesapları, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisi ve taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmeler bu davanın konusu olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi davasında pasif husumet → ret
İddia: Davacı, diğer ortağın şirketin kurucusu, en büyük hissedarı ve tek yetkilisi olduğunu, ortaklıktan çıkma davasının diğer ortağa karşı da ileri sürülebileceğini belirtmiştir.
Gerekçe: Açılan dava limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin olduğundan davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; davalı ortak ve yetkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ayrılma akçesine uygulanacak faizin başlangıcı ve talepler hakkında hüküm kurma zorunluluğu → kısmi kabul
İddia: Davacı, dava ve ıslah dilekçelerinde talep ettiği faiz hakkında olumlu/olumsuz karar verilmediğini, faizin dava tarihinden (temyizde ise bilanço tarihinden) itibaren işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ortaklıktan çıkmaya ve ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir; 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerekir. Ayrılma akçesi hükümle birlikte muaccel hâle geldiğinden dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi mümkün değildir; faizin ilk derece mahkemesi karar tarihinden itibaren işletilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Limited şirkette haklı sebeple çıkmada haklı sebep ölçütü, ayrılma akçesinin hüküm tarihine en yakın rayiç öz varlık üzerinden hesaplanması, davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi ve ayrılma akçesinin hükümle muaccel olması nedeniyle faizin karar tarihinden işlemesi yönlerinden bağlayıcı temyiz denetiminden geçmiş tespitler içerir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi davasında husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekir; diğer ortağın pasif husumet (taraf) ehliyeti yoktur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkma↗ ayrılma akçesi↗ esas sermaye payının gerçek değeri↗ şirket öz varlığı / rayiç değer↗ pasif husumet ehliyeti↗ muacceliyet↗ talepler hakkında hüküm kurma zorunluluğu↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ortaklıktan çıkma» ve «ayrılma akçesi» ile birlikte kâr «payı alacağı» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; «limited şirkette ortaklıktan çıkma» 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın çıkmaya yönelik dava açma hakkına sahip olduğu, kanunda haklı sebeplerin tanımlanmayıp tahdidi olarak sayılmamasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsıldığı, «ortaklık ilişkisinin» çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğunun kabulü gerekip, somut olayda davalı şirketin bir «aile şirketi» olması ve ortakları eşler arasında verilen boşanma davasının kesinleşmiş bulunması nedeni ile taraflar arasındaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek mahiyette olması nedeni ile haklı «sebebin» mevcut olduğunun tartışmasız olduğu, Kanun'un 641 inci maddesinde ortağın şirketten ayrılması halinde «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanun'un gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiğinin belirtildiği, emsal Yargıtay kararları doğrultusunda şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki «rayiç değeri» üzerinden hesaplamanın yapılmasının gerektiği, bu kapsamda davalı şirkete ait taşınmazın «rayiç bedelinin» tespiti ve davalı şirkete ait fabrikada bulunan taşınırlar için 03.11.2017 tarihinde mahkemece bilirkişiler eşliğinde yapılan «keşif» sonucunda taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırmalarının yapıldığı, aynı semtte ve benzer özellikler «taşıyan» taşınmazların tespit edilerek olumlu ve «olumsuz» tüm koşulların dikkate alındığı, ayrıca şirkete ait demirbaşların, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, «amortisman» bedelleri ve net «defter» değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlendiği, yine davacının müşteri «çek» tahsilatlarını kendi şahsi hesaplarına aktararak «şirketi zarara» uğrattığı hususunda incelenen «ticari defter kayıtlarında» yıllar itibari ile ortaklardan alacaklar hesabının 0 TL olduğu, söz konusu iddianın ispata muhtaç olup bu yönde somut delil olmadığı, yine davacının şahsi hesaplarının, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmelerin bu «davanın konusu» olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamayacağı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplandığı, açılan dava limited şirkette ortaklıktan çıkma ve «ayrılma akçesi» istemine ilişkin olduğundan davanın «münhasıran» şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı ortak ve yetkilinin «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, buna karşılık; hükümde davacı tarafın ortaklıktan çıkmasına ve 987.992,98 TL ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerektiği, dava ve «ıslah» dilekçelerinde 987.992,98 TL ayrılma akçesini dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrılma akçesinin hükümle birlikte «muaccel» hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceği, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiği, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin faize yönelik «istinaf sebebi» yerinde bulunarak kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden hüküm verilmesine, hükümde bütünlük sağlanmak üzere «hükmün kesinleşen» kısımlarının da tekrar edilerek ayrılma akçesine ilk derece mahkemesi karar tarihi 13.02.2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirkette ortaklıktan çıkma» ve «ayrılma akçesi» ile kâr «payı alacağı» istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · derdestlik · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5107 E. 2015/12189 K.
Ortak:ayrılma akçesi
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ortaklıktan çıkma» ve «ayrılma akçesi» ile birlikte kâr «payı alacağı» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; «limited şirkette ortaklıktan çıkma» 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın çıkmaya yönelik dava açma hakkına sahip olduğu, kanunda haklı sebeplerin tanımlanmayıp tahdidi olarak sayılmamasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsıldığı, «ortaklık ilişkisinin» çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğunun kabulü gerekip, somut olayda davalı şirketin bir «aile şirketi» olması ve ortakları eşler arasında verilen boşanma davasının kesinleşmiş bulunması nedeni ile taraflar arasındaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek mahiyette olması nedeni ile haklı «sebebin» mevcut olduğunun tartışmasız olduğu, Kanun'un 641 inci maddesinde ortağın şirketten ayrılması halinde «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanun'un gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiğinin belirtildiği, emsal Yargıtay kararları doğrultusunda şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki «rayiç değeri» üzerinden hesaplamanın yapılmasının gerektiği, bu kapsamda davalı şirkete ait taşınmazın «rayiç bedelinin» tespiti ve davalı şirkete ait fabrikada bulunan taşınırlar için 03.11.2017 tarihinde mahkemece bilirkişiler eşliğinde yapılan «keşif» sonucunda taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırmalarının yapıldığı, aynı semtte ve benzer özellikler «taşıyan» taşınmazların tespit edilerek olumlu ve «olumsuz» tüm koşulların dikkate alındığı, ayrıca şirkete ait demirbaşların, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, «amortisman» bedelleri ve net «defter» değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlendiği, yine davacının müşteri «çek» tahsilatlarını kendi şahsi hesaplarına aktararak «şirketi zarara» uğrattığı hususunda incelenen «ticari defter kayıtlarında» yıllar itibari ile ortaklardan alacaklar hesabının 0 TL olduğu, söz konusu iddianın ispata muhtaç olup bu yönde somut delil olmadığı, yine davacının şahsi hesaplarının, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmelerin bu «davanın konusu» olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamayacağı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplandığı, açılan dava limited şirkette ortaklıktan çıkma ve «ayrılma akçesi» istemine ilişkin olduğundan davanın «münhasıran» şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı ortak ve yetkilinin «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, buna karşılık; hükümde davacı tarafın ortaklıktan çıkmasına ve 987.992,98 TL ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerektiği, dava ve «ıslah» dilekçelerinde 987.992,98 TL ayrılma akçesini dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrılma akçesinin hükümle birlikte «muaccel» hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceği, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiği, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin faize yönelik «istinaf sebebi» yerinde bulunarak kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden hüküm verilmesine, hükümde bütünlük sağlanmak üzere «hükmün kesinleşen» kısımlarının da tekrar edilerek ayrılma akçesine ilk derece mahkemesi karar tarihi 13.02.2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirkette ortaklıktan çıkma» ve «ayrılma akçesi» ile kâr «payı alacağı» istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… TTK 638/2 maddesi gereğince, davacının şirketten haklı sebeple ayrılma talebinin kabulü gerektiği, şirketin borca batık olması nedeniyle davacının davalı şirketten «ayrılma akçesi» olarak talep edebileceği herhangi bir miktarın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'deki ortaklığından çıkmasına izin verilmesin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle şirket «ortaklığından çıkarılma» istemine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2976 E. 2015/9761 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat · yasal faiz · ilan · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne, davacının «marka hakkına tecavüzünün» tespitine, toplam 11.987,39 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davalı vekillince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1384 E. , 2024/5393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1009 Esas, 2023/11 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2012/223 E., 2020/87 K.
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ile birlikte kâr payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak sureti davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, şirket bakımından ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
01. 06.1991 tarihinde evlenen tarafların ... HF Makine San. Tic. Ltd. şirketinin 1993 yılından beri ortakları olduklarını, müvekkili tarafından Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesinin 2012/633 E. sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, davalı ...'un şirketin tüm kar paylarını üzerine geçirmesi nedeni ile müvekkilinin kâr paylarından hiçbir hakkını alamadığını, davacının ısrarlarına rağmen kendisine gerekli malumatın verilmediğini, şirketin diğer ortağı olan eşi tarafından kendisine herhangi bir kâr payı ödenmek istenilmediğini ve ortaklıktan ayrılma taleplerinin sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin bugüne kadar ki karından müvekkilinin hissesine tekabül eden kâr payının şimdilik 10.000,00 TL'sinin her yıla ait kâr payı alacağının muaccel hale gelmesinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından ayrılmasına, müvekkilinin şirketteki hisse payı bedeli belirlendiği zaman arttırmak üzere şimdilik 10.000,00 TL bedelin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava etmiş, 02.01.2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile kar payı ve ayrılma akçesine ilişkin alacağını 20.000,00 TL'den 987.992,98 TL'ye çıkararak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak şirket ortaklığının sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'un şahsi davalı sıfatının bulunmadığını, davanın ... yönünden sıfat yokluğundan reddinin gerektiğini, taraflar arasında boşanma ve mal paylaşımı davasının devam ettiğini, davacının şirket hissesine yönelik talebinin mal paylaşımına ilişkin bir dava olduğunu ve bunun ayrı bir dava olarak görülmesinin mümkün olmadığını, davacının boşanma davası açmadan bir gün önce bankalarda kendi adına olan hesapları boşalttığını, davacının şirketteki hissesinin onlarca katını kaçırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirketten çıkmaya izin verilmesi talepli davada husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup diğer ortağa husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... yönünden pasif taraf ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davacı tarafın davasının niteliği itibari ile şirketten haklı sebeple çıkma ve çıkma payının tarafına ödenmesine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere her ortağın haklı sebebin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, davalı şirketin iki ortaklı olup, davacının şirkette %28, diğer ortak ...
ise %72 oranda pay sahibi oldukları, dava açıldığı sırada ortaklar arasındaki boşanma davası sonunda davacı tarafın davasının kabul edildiği; kararın 24.06.2015 tarihinde kesinleştiği, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacının bir kısım kar paylarını alamadığı, anılan çekişmelerin diğer ortağının ağır kusurundan dolayı ortaklığın devamını engelleyecek nitelikte olduğu, davacı açısından haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi koşullarının oluştuğu, son alınan rapora göre davalı şirketten ödenmesi gereken dağıtılmayan kar payı dahil ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle aktif ve pasifinden davacı payına düşen miktarın kâr payları da dahil olmak üzere 987.992,98 TL olduğu gerekçesi ile davacının şirketten çıkmasına izin verilmesine, 987.992,98 TL'nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile müvekkil davacı lehine 30.09.2019 tarihli bilanço baz alınarak 987.992,98 TL şirketten çıkma payının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiğini, ancak faiz alacağı yönünden bir hüküm tesis edilmediğini, tavzih talebinin reddedildiğini, ayrıca ...'un söz konusu şirketin kurucusu olup, kurulduğu tarihten itibaren en büyük hissedarı ve tek yetkilisi olduğunu, ortaklıktan çıkma davasının diğer ortağa karşı ileri sürülebileceğini belirterek faiz başlangıcı ve husumet yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirketin tahsilatlarını kendi uhdesinde tutmak suretiyle bunları önce kendi hesaplarına ardından annesi ile müşterek çocuklarının hesabına aktardığını, oradan da çekerek tamamını sıfırladığını, şirketin tüm kayıtlarının, taşınmazlarının ve banka hesaplarının kira gelirlerinin getirtilmesi istenilmiş ise de bu konuda bir karar verilmediğini, dosyanın 7 kez bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişilerin evrak üzerinden incelemelerde bulunduklarını, hesaplanan defter değerinden “Düzeltilmiş Defter Değeri” ne ulaşılması gerektiği belirtilmesine rağmen bunlar tam olarak incelenmeden, şirketin maddi duran varlıkları satın alma yılı, ortalama kullanım ömrü amortisman süresi, yıpranmışlık gibi hususlar hesaba katılarak piyasa değerlerinin bulunması gerektiği belirtilmesine ve bu hususa ilişkin itirazda bulunmalarına rağmen hatalı inceleme ile rapor tanzim edildiğini, şirket taşınmazının rayiç bedelinin tespitine yönelik sunulan raporun yine yerinde inceleme yapılmadan evrak üzerinden emsal dahi gösterilmeden tanzim edildiğini, sadece internet çıktıları ile emsal emlak rayiçleri son derece yüksek bir bedelle değerlendirildiğini, yetersiz raporlarla karar verildiğini, davalı şirketin mal varlığının güncellenmesi suretiyle belirlenen aktifleri üzerinden davacının payına karşılık gelen bedele hükmedilmiş ise de gerçek pay değerinin belirlenmesinde davalı şirketin pasiflerinin, davalının şirkete olan borçlarının da dikkate alınması suretiyle mali bilançonun ve bu kapsam da gerçek pay bedelinin bulunarak bu bedele hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine yükletilen nispi vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; limited şirkette ortaklıktan çıkma 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın çıkmaya yönelik dava açma hakkına sahip olduğu, kanunda haklı sebeplerin tanımlanmayıp tahdidi olarak sayılmamasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğunun kabulü gerekip, somut olayda davalı şirketin bir aile şirketi olması ve ortakları eşler arasında verilen boşanma davasının kesinleşmiş bulunması nedeni ile taraflar arasındaki çekişmelerin şirketin işleyişini engelleyecek mahiyette olması nedeni ile haklı sebebin mevcut olduğunun tartışmasız olduğu, Kanun'un 641 inci maddesinde ortağın şirketten ayrılması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanun'un gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiğinin belirtildiği, emsal Yargıtay kararları doğrultusunda şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplamanın yapılmasının gerektiği, bu kapsamda davalı şirkete ait taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ve davalı şirkete ait fabrikada bulunan taşınırlar için 03.11.2017 tarihinde mahkemece bilirkişiler eşliğinde yapılan keşif sonucunda taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı, ulusal emlak internet sitelerinden emsal araştırmalarının yapıldığı, aynı semtte ve benzer özellikler taşıyan taşınmazların tespit edilerek olumlu ve olumsuz tüm koşulların dikkate alındığı, ayrıca şirkete ait demirbaşların, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlendiği, yine davacının müşteri çek tahsilatlarını kendi şahsi hesaplarına aktararak şirketi zarara uğrattığı hususunda incelenen ticari defter kayıtlarında yıllar itibari ile ortaklardan alacaklar hesabının 0 TL olduğu, söz konusu iddianın ispata muhtaç olup bu yönde somut delil olmadığı, yine davacının şahsi hesaplarının, davacının kardeşi ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, taraflar arasındaki mal rejimi davasındaki çekişmelerin bu davanın konusu olmayıp ayrılma akçesinin hesabında etkili unsur olamayacağı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplandığı, açılan dava limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin olduğundan davanın münhasıran şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı ortak ve yetkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, buna karşılık;
hükümde davacı tarafın ortaklıktan çıkmasına ve 987.992,98 TL ayrılma akçesine hükmedilmesine rağmen davacının dava açarken talep ettiği faiz alacağı hususunda olumlu/olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi gerektiği, dava ve ıslah dilekçelerinde 987.992,98 TL ayrılma akçesini dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrılma akçesinin hükümle birlikte muaccel hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceği, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiği, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin faize yönelik istinaf sebebi yerinde bulunarak kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerektirmediğinden yeniden hüküm verilmesine, hükümde bütünlük sağlanmak üzere hükmün kesinleşen kısımlarının da tekrar edilerek ayrılma akçesine ilk derece mahkemesi karar tarihi 13.02.2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz başlangıcı tarihinin karar tarihi olan 13.02.2020 tarihinden olarak belirlendiğini, kararın hatalı olduğunu, faiz başlangıcının bilanço tarihi olan 30.09.2019'dan itibaren başlatılması gerektiğini, müvekkili adına sunduğu dilekçede davadan vazgeçtiklerini belirttikleri halde bu hususta bir karar verilmediğini, davalı şirketin bugüne kadarki karından davacı müvekkilin hissesine tekabül eden kâr payının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi istenilmiş ise de bu açıdan da karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi ile kâr payı alacağı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064678400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz