Tazminat | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12722 E. 2012/16710 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın tebliği↗ makine kırılması sigortası↗ zamanaşımının kesilmesi↗ ibraname↗ ilamsız icra takibi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ riziko↗ ikrar↗ ek prim↗ zamanaşımı def'i↗ muacceliyet↗ def'i↗ ihbar↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasının, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılabileceği, davacının itirazı 26.06.2009 tarihinde öğrendiği ve bir yıllık süre geçmeden 08.06.2010 tarihinde dava açıldığına göre, davalının davanın süresinde açılmadığı itirazının yerinde olmadığı, davalı 14.02.2011 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, süresinden sonra yapıldığı ve davacı vekili tarafından da bu şekilde itiraz edildiğinden bu def'inin değerlendirilmediği, davalının ilk dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu ancak, davalının 28.02.2008 tarihinde borçlu olduğunu kabul ederek davacıya ödeme teklifinde bulunduğuna göre artık iki yıllık değil, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği ve bu tarihten takip tarihine kadar iki yıllık sürenin dolmadığı, ekpertiz raporuna göre davalının davacıya bildirimde bulunduğu ve o tarihten itibaren süresinde takip yapıldığı, tespit edilen alacağın, talep edilenden daha fazla olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, Makine Kırılması Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Sigorta kapsamına alınan iki adet cer motorunun hasarlandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, zararın miktarı konusunda olmakla birlikte öncelikle zamanaşımı konusunun çözümlenmesi gerekmektedir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 1268. maddesi hükmüne göre, sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mütalebeler, iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu sürenin ne uzatılması ne de kısaltılması TTK'nın 6. maddesi hükmü uyarınca mümkün değildir ve sürenin başlangıcı her sigorta çeşidine göre ayrı ayrı tesbit edilir. Anılan maddede zamanaşımının ne zaman başlayacağı hakkında bir hüküm yer almamıştır. TTK'nın 1264/1. maddesi hükmünün atfıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 128. maddesi hükmüne göre zamanaşımı süresi, sigorta alacağının muaccel olduğu tarihte, eğer alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna bağlı ise ihbarın yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımını kesen sebepler, BK'nın 133. maddesinde gösterilmiştir. Bu sebeplerden biri zamanaşımının işlemeye başlamasından sonra ve henüz süre tamamlanmadan ortaya çıkarsa, zamanaşımı kesilmiş olur. Buna göre, borçlunun borçlu olduğunu kabullendiğini gösteren irade izharı yani ikrar ile veya bir davanın açılması veyahut da icra takibi ile zamanaşımı kesilir ve sonrasında işleyecek süre eski sürenin aynısı olur. BK'nın 135/2. maddesindeki istisnai hükme göre, borçlunun borcunu bir senette ikrar etmesi veya alacağın bir hükümle sabit olması hallerinde, zamanaşımını kesen bu sebeplerden itibaren işleyecek yeni süre daima 10 yıldır.
BK'nın 133/b-1. maddesi hükmüne göre borcun ikrarı, zamanaşımı süresini kesen bir sebeptir. Sigortacı, gerçekleşen rizikoya ait zararı ödemeyi kabul veya ikrar ederse, o zaman TTK'nın 1264/1. maddesi hükmünün yollamasıyla, BK'nın zamanaşımını kesen 133/1 ve 135. maddeleri hükmü gereğince zamanaşımı süresinin hesaplanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davaya ve sigorta poliçesine konu riziko 11.05.2006 tarihinde gerçekleşmiş ve aynı tarihte hasar davalı ... şirketine ihbar edilmiş, yapılan ekspertiz incelemesi ile davaya konu hasarın toplam 5.869.10 TL değerinde olduğu rapor edilmiş, davalı ... şirketince zamanaşımı süresi içerisinde davacıya gönderilen 21.02.2008 tarihli ibraname ile davacıya belirlenen bu miktarın ödenmesi teklif edilmiş, davacı idarece davaya konu cer motorlarındaki hasarın giderilmesi için gerekli olan maliyetin KDV hariç toplam 13.858.72 TL olduğu gerekçesiyle davalı şirketin ödeme teklifi kabul edilmemiş, tüm bu aşamalardan sonra, davacı vekilince 20.02.2009 tarihinde, davalı ... aleyhine davaya konu alacak nedeniyle ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının takibe itirazı nedeniyle icra takibi durmuş ve 08.06.2010 tarihinde de eldeki dava açılmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde, davalı sigortacının göndermiş olduğu ibraname, düzenleyenin imzasını taşımadığından ötürü senet niteliğinde kabul edilemeyecek olmasına göre, somut olayda 818 sayılı BK’nun 135/2. maddesi uyarınca borcun bir senette ikrar edilmesi gibi bir olgu söz konusu değildir. Ancak, davalının kabulündeki ibraname, ibranamede belirtilen tutar kadar bir zararın ve buna bağlı olarak yine bu tutardaki borcun varlığının davalı borçlu sigortacı tarafından benimsendiğini göstermektedir. Bir diğer söyleyişle, 818 sayılı BK’nun 133/1. maddesinde belirtildiği biçimiyle, sigortacının ibranamede gösterilen 5.869,10 TL tutarında borcunu kabul ve ödemeyi teklif ettiği ortadadır. Şu halde, 20.2.2008 tarihli ibranamede varlığı kabul olunan ve davalı tarafından benimsenen 5.869,10 TL için ibraname tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin kat edildiği ve bu tarihten itibaren bu miktar borç bakımından 818 sayılı BK’nun 135/1. maddesi uyarınca iki yıllık yeni bir zamanaşımı süresinin başladığının kabulü zorunludur. Bu nedenle, davacı
tarafından 20.2.2009 tarihinde başlatılan icra takibinin, 20.2.2008 tarihinde yeniden işlemeye başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinde başlatılmış olması nedeniyle, yine belirtilen tutar için zamanaşımı süresini yeniden kestiği ve işbu davanın da takip tarihinden itibaren iki yıllık süre içerisinde açıldığı gözetildiğinde, mahkemece, 5.869,10 TL ve fer’ileri için zamanaşımı def’inin reddi ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, BK’nun 135/2. maddesine yanlış anlam yüklenerek icra takibine konu tutarın tümü için zamanaşımı def’inin reddi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13429 E. 2012/20481 K.
Ortak:zamanaşımının kesilmesi · ibraname · riziko · ikrar · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasının, «itirazın tebliğinden» itibaren bir yıl içinde açılabileceği, davacının itirazı 26.06.2009 tarihinde öğrendiği ve bir yıllık süre geçmeden 08.06.2010 tarihinde dava açıldığına göre, davalının davanın süresinde açılmadığı itirazının yerinde olmadığı, davalı 14.02.2011 tarihli dilekçesi ile «zamanaşımı def»'inde bulunmuş ise de, süresinden sonra yapıldığı ve davacı vekili tarafından da bu şekilde itiraz edildiğinden bu def'inin değerlendirilmediği, davalının ilk dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu ancak, davalının 28.02.2008 tarihinde borçlu olduğunu kabul ederek davacıya ödeme teklifinde bulunduğuna göre artık iki yıllık değil, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği ve bu tarihten takip tarihine kadar iki yıllık sürenin dolmadığı, ekpertiz raporuna göre davalının davacıya bildirimde bulunduğu ve o tarihten itibaren süresinde takip yapıldığı, tespit edilen alacağın, talep edilenden daha fazla olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sigortacı, gerçekleşen «rizikoya» ait zararı ödemeyi kabul veya «ikrar» ederse, o zaman TTK'nın 1264/1. maddesi hükmünün yollamasıyla, BK'nın «zamanaşımını» kesen 133/1 ve 135. maddeleri hükmü gereğince zamanaşımı süresinin hesaplanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davaya ve «sigorta poliçesine» konu «riziko» 11.05.2006 tarihinde gerçekleşmiş ve aynı tarihte «hasar» davalı ... şirketine «ihbar» edilmiş, yapılan ekspertiz incelemesi ile davaya konu hasarın toplam 5.869.10 TL değerinde olduğu rapor edilmiş, davalı ... şirketince «zamanaşımı» süresi içerisinde davacıya gönderilen 21.02.2008 tarihli «ibraname» ile davacıya belirlenen bu miktarın ödenmesi teklif edilmiş, davacı idarece davaya konu cer motorlarındaki hasarın giderilmesi için gerekli olan maliyetin KDV hariç toplam 13.858.72 TL olduğu gerekçesiyle davalı şirketin ödeme teklifi kabul edilmemiş, tüm bu aşamalardan sonra, davacı vekilince 20.02.2009 tarihinde, davalı ... aleyhine davaya konu alacak nedeniyle «ilamsız icra takibi» başlatılmış, davalının takibe itirazı nedeniyle icra takibi durmuş ve 08.06.2010 tarihinde de eldeki dava açılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «gerçek zararın» 132.898.24 TL olduğu, davacının «ıslah» istemine karşı davalının süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, «sigorta tazminat» alacağının TTK’nun 1299,1292 ve 1268. maddeleri uyarınca 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ıslah edilen kısım itibariyle bu sürenin dolduğu, davalının, zarar miktarını 28.150.54 TL olarak «ikrar» edip ödeme isteminde bulunduğu, kabul edilen miktar ile dava edilen miktar arasındaki kısım için BK’nun 133 ve 135. maddeli uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin …
Aynı Kanunun 135 nci maddesinde de «zamanaşımının kesilmesi» halinde, kesilmeden itibaren yeni bir süre işlemeye başlayacağı ve bir borç bir senetle «ikrar» edilmiş veya bir hükümle sabit olmuş ise yeni sürenin daima 10 yıl olacağı belirtilmiştir.
Davalının «gerçek zararın» 28.150.00 TL olduğunu açıklayarak ödemeyi teklif etmesi ve imzasız «ibraname» göndermesi hali, anılan miktar itibariyle mülga 818 sayılı BK’nun 133 ncü maddesi kapsamında «zamanaşımını» kesen geniş anlamda «ikrar» olarak kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hırsızlık rizikosu · sigorta tazminatı · hırsızlık · gerçek zarar · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ıslah · teminat
Benzer bu karardaDavacıya ait iş yerinin «hırsızlık rizikosunu» da kapsar şekilde davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı, «teminat kapsamında» 30.01.2008 tarihinde anılan iş yerinde hırsızlık meydana geldiği hususları çekişmesiz olup, esasen bu yönler tarafların da kabulündedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «gerçek zararın» 132.898.24 TL olduğu, davacının «ıslah» istemine karşı davalının süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, «sigorta tazminat» alacağının TTK’nun 1299,1292 ve 1268. maddeleri uyarınca 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ıslah edilen kısım itibariyle bu sürenin dolduğu, davalının, zarar miktarını 28.150.54 TL olarak «ikrar» edip ödeme isteminde bulunduğu, kabul edilen miktar ile dava edilen miktar arasındaki kısım için BK’nun 133 ve 135. maddeli uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin …
Davalı taraf «hırsızlık» sonrası bağımsız eksper tarafından yapılan inceleme sonucu «gerçek zararın» 28.150.00 TL olarak belirlendiğini, davacıya durumun bildirildiğini, zararın daha fazla olduğu gerekçesiyle bu ödemenin kabul edilmediğini, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, iş yeri «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12722 E. , 2012/16710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2011 tarih ve 2010/258-2011/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen Makine Kırılması Sigorta Poliçesine göre, poliçe kapsamı içinde kalan iki adet cer motoruna ilişkin sigorta bedelinin tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin, davalının itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olay ve takip tarihinden itibaren bir yıllık yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasının, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılabileceği, davacının itirazı 26.06.2009 tarihinde öğrendiği ve bir yıllık süre geçmeden 08.06.2010 tarihinde dava açıldığına göre, davalının davanın süresinde açılmadığı itirazının yerinde olmadığı, davalı 14.02.2011 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, süresinden sonra yapıldığı ve davacı vekili tarafından da bu şekilde itiraz edildiğinden bu def'inin değerlendirilmediği, davalının ilk dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu ancak, davalının 28.02.2008 tarihinde borçlu olduğunu kabul ederek davacıya ödeme teklifinde bulunduğuna göre artık iki yıllık değil, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği ve bu tarihten takip tarihine kadar iki yıllık sürenin dolmadığı, ekpertiz raporuna göre davalının davacıya bildirimde bulunduğu ve o tarihten itibaren süresinde takip yapıldığı, tespit edilen alacağın, talep edilenden daha fazla olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, Makine Kırılması Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Sigorta kapsamına alınan iki adet cer motorunun hasarlandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, zararın miktarı konusunda olmakla birlikte öncelikle zamanaşımı konusunun çözümlenmesi gerekmektedir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 1268. maddesi hükmüne göre, sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mütalebeler, iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu sürenin ne uzatılması ne de kısaltılması TTK'nın 6. maddesi hükmü uyarınca mümkün değildir ve sürenin başlangıcı her sigorta çeşidine göre ayrı ayrı tesbit edilir. Anılan maddede zamanaşımının ne zaman başlayacağı hakkında bir hüküm yer almamıştır. TTK'nın 1264/1. maddesi hükmünün atfıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 128. maddesi hükmüne göre zamanaşımı süresi, sigorta alacağının muaccel olduğu tarihte, eğer alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna bağlı ise ihbarın yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımını kesen sebepler, BK'nın 133. maddesinde gösterilmiştir. Bu sebeplerden biri zamanaşımının işlemeye başlamasından sonra ve henüz süre tamamlanmadan ortaya çıkarsa, zamanaşımı kesilmiş olur. Buna göre, borçlunun borçlu olduğunu kabullendiğini gösteren irade izharı yani ikrar ile veya bir davanın açılması veyahut da icra takibi ile zamanaşımı kesilir ve sonrasında işleyecek süre eski sürenin aynısı olur. BK'nın 135/2. maddesindeki istisnai hükme göre, borçlunun borcunu bir senette ikrar etmesi veya alacağın bir hükümle sabit olması hallerinde, zamanaşımını kesen bu sebeplerden itibaren işleyecek yeni süre daima 10 yıldır.
BK'nın 133/b-1. maddesi hükmüne göre borcun ikrarı, zamanaşımı süresini kesen bir sebeptir. Sigortacı, gerçekleşen rizikoya ait zararı ödemeyi kabul veya ikrar ederse, o zaman TTK'nın 1264/1. maddesi hükmünün yollamasıyla, BK'nın zamanaşımını kesen 133/1 ve 135. maddeleri hükmü gereğince zamanaşımı süresinin hesaplanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davaya ve sigorta poliçesine konu riziko 11.05.2006 tarihinde gerçekleşmiş ve aynı tarihte hasar davalı ... şirketine ihbar edilmiş, yapılan ekspertiz incelemesi ile davaya konu hasarın toplam 5.869.10 TL değerinde olduğu rapor edilmiş, davalı ... şirketince zamanaşımı süresi içerisinde davacıya gönderilen 21.02.2008 tarihli ibraname ile davacıya belirlenen bu miktarın ödenmesi teklif edilmiş, davacı idarece davaya konu cer motorlarındaki hasarın giderilmesi için gerekli olan maliyetin KDV hariç toplam 13.858.72 TL olduğu gerekçesiyle davalı şirketin ödeme teklifi kabul edilmemiş, tüm bu aşamalardan sonra, davacı vekilince 20.02.2009 tarihinde, davalı ...
aleyhine davaya konu alacak nedeniyle ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının takibe itirazı nedeniyle icra takibi durmuş ve 08.06.2010 tarihinde de eldeki dava açılmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde, davalı sigortacının göndermiş olduğu ibraname, düzenleyenin imzasını taşımadığından ötürü senet niteliğinde kabul edilemeyecek olmasına göre, somut olayda 818 sayılı BK’nun 135/2. maddesi uyarınca borcun bir senette ikrar edilmesi gibi bir olgu söz konusu değildir. Ancak, davalının kabulündeki ibraname, ibranamede belirtilen tutar kadar bir zararın ve buna bağlı olarak yine bu tutardaki borcun varlığının davalı borçlu sigortacı tarafından benimsendiğini göstermektedir. Bir diğer söyleyişle, 818 sayılı BK’nun 133/1. maddesinde belirtildiği biçimiyle, sigortacının ibranamede gösterilen 5.869,10 TL tutarında borcunu kabul ve ödemeyi teklif ettiği ortadadır. Şu halde, 20.2.2008 tarihli ibranamede varlığı kabul olunan ve davalı tarafından benimsenen 5.869,10 TL için ibraname tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin kat edildiği ve bu tarihten itibaren bu miktar borç bakımından 818 sayılı BK’nun 135/1.
maddesi uyarınca iki yıllık yeni bir zamanaşımı süresinin başladığının kabulü zorunludur. Bu nedenle, davacı
tarafından 20.2.2009 tarihinde başlatılan icra takibinin, 20.2.2008 tarihinde yeniden işlemeye başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinde başlatılmış olması nedeniyle, yine belirtilen tutar için zamanaşımı süresini yeniden kestiği ve işbu davanın da takip tarihinden itibaren iki yıllık süre içerisinde açıldığı gözetildiğinde, mahkemece, 5.869,10 TL ve fer’ileri için zamanaşımı def’inin reddi ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, BK’nun 135/2. maddesine yanlış anlam yüklenerek icra takibine konu tutarın tümü için zamanaşımı def’inin reddi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064414600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz