6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin ihyası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/10307 E. 2012/16439 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiliğin ihyası münfesihlik ticaret sicilinden terkin yasal hasım şirketin tasfiyesi şirketin ihyası tasfiye memuru atanması cy/cy şerhi ihya tasfiye memuru tüzel kişilik taraf ehliyeti limited şirket ticaret sicili yetki ek tasfiye terkin cy/cy kaydı husumet

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin 12.08.1993 tarihinde kurulduğu, yasal sermaye asgari sınırına yükseltilmediği için 24.06.1995/559 sayılı KHK ve 03.06.1998/4366 sayılı Yasa gereği 01.01.1999 tarihinde münfesih olduğuna dair sicile şerh düşüldüğü, ancak tasfiye memuru atanmadığı ve tasfiye işlemlerinin yapılmadığı, sicilden terkinden sonra şirketin aktif ya da pasifinin ortaya çıkması halinde şirketin ihya edilmesi gerektiği, davacı kuruma Kadıköy 2.İş Mahkemesinde açtığı davada davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki verildiği gerekçesiyle, ...'nin Kadıköy 2. İş Mahkemesinin 2006/567 E. Sayılı dava dosyası ile ilgili olarak davalı şirketin yeniden ihyasına, tasfiye memuru atanmasına ilişkin istemin, ihya davasının mahiyeti gözönüne alındığında yerinde bulunmadığı belirlendiğinden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüyle şirketin ihyasına karar verilmiştir.

Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden kaydının silinmesi ile sona erer. Somut olayda dosya içinde bulunan ticaret sicil memurluğunun cevabi yazısı ve şirketin ticaret sicili kayıtlarına göre, 559 sayılı KHK ve 4366 sayılı Yasa gereğince şirketin münfesih olduğuna dair sicile şerh düşüldüyse de şirkete tasfiye memuru atanmamış ve ticaret sicilindeki kaydı da silinmemiştir. Şirket tüzel kişiliği, ticaret sicilinden terkin edilmedikçe devam ettiğinden taraf ehliyeti de devam etmektedir. Bu nedenle ihya davasının reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

Ayrıca, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması yeterli ve gerekli olup şirket ortaklarına bu davada husumet düşmemektedir. Bu nedenle şirket ortağı olan davalılar ..., ..., ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalılar ..., ..., ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.

    Ortak: · dava şartı · Şirketin ihyası

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin İhyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15277 E. 2012/11148 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/10307 E.  ,  2012/16439 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/04/2011 tarih ve 2009/820-2011/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı kurum tarafından münfesih ... işçilerinden ...'ın 12.08.1994 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefatı nedeniyle İstanbul 8. İş Mahkemesi'nde açılan 2003/796 esas sayılı davada verilen kararın kesinleştiğini, davacı kurumun bakiye alacağının da Kadıköy 2. İş Mahkemesi'nde açılan davada talep edildiğini, ancak davalı şirketin münfesih olması nedeniyle yeniden ihyası yönünde dava açılması için davacı kuruma yetki verildiğini ileri sürerek münfesih ...'nin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına ve tasfiye memuru tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ve temsilcileri, yargılamaya katılmamışlar, davaya cevaplarını bildirmemişlerdir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin 12.08.1993 tarihinde kurulduğu, yasal sermaye asgari sınırına yükseltilmediği için 24.06.1995/559 sayılı KHK ve 03.06.1998/4366 sayılı Yasa gereği 01.01.1999 tarihinde münfesih olduğuna dair sicile şerh düşüldüğü, ancak tasfiye memuru atanmadığı ve tasfiye işlemlerinin yapılmadığı, sicilden terkinden sonra şirketin aktif ya da pasifinin ortaya çıkması halinde şirketin ihya edilmesi gerektiği, davacı kuruma Kadıköy 2.İş Mahkemesinde açtığı davada davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki verildiği gerekçesiyle, ...'nin Kadıköy 2. İş Mahkemesinin 2006/567 E. Sayılı dava dosyası ile ilgili olarak davalı şirketin yeniden ihyasına, tasfiye memuru atanmasına ilişkin istemin, ihya davasının mahiyeti gözönüne alındığında yerinde bulunmadığı belirlendiğinden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüyle şirketin ihyasına karar verilmiştir.

Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden kaydının silinmesi ile sona erer. Somut olayda dosya içinde bulunan ticaret sicil memurluğunun cevabi yazısı ve şirketin ticaret sicili kayıtlarına göre, 559 sayılı KHK ve 4366 sayılı Yasa gereğince şirketin münfesih olduğuna dair sicile şerh düşüldüyse de şirkete tasfiye memuru atanmamış ve ticaret sicilindeki kaydı da silinmemiştir. Şirket tüzel kişiliği, ticaret sicilinden terkin edilmedikçe devam ettiğinden taraf ehliyeti de devam etmektedir. Bu nedenle ihya davasının reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

Ayrıca, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması yeterli ve gerekli olup şirket ortaklarına bu davada husumet düşmemektedir. Bu nedenle şirket ortağı olan davalılar ..., ..., ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın mümeyyiz davalılar ..., ..., ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar ..., ..., ... yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 17/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064257100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.