Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14421 E. 2012/16369 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ihtarı↗ kapitalizasyon↗ vade tarihi↗ akdi faiz↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ müteselsil kefil↗ muacceliyet↗ genel kredi sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ vade↗ kefil↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai kredi sözleşmesi ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL işlemiş faiz ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden vade tarihi olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece vade tarihi itibariyle asıl alacak, akdi faiz alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak kapitalize edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan, akdedilen genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu için borcun vade tarihinde muaccel olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden de herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden temerrüt için ihtar koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin vade tarihi yerine dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14423 E. 2012/16368 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15418 E. 2012/16356 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı, davalı ...'ın dava tarihinden önce öldüğü gerekçesi ile davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.600,98 TL «işlemiş faiz» ve 180,05 TL BSMV olmak üzere toplam 8.281,03 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15420 E. 2012/16365 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'un davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15433 E. 2012/16366 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.620,68 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 8.120,68 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15427 E. 2012/16359 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL anapara, 4.008,04 TL «işlemiş faiz», 200,40 TL BSMV olmak üzere toplam 9.208,44 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15429 E. 2012/16362 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.547,06 TL «işlemiş faiz» ve 177,35 TL BSMV olmak üzere toplam 8.224,41 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15424 E. 2012/16351 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.547,06 TL «işlemiş faiz» ve 177,35 TL BSMV olmak üzere toplam 8.224,41 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15421 E. 2012/16353 K.
Ortak:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL «işlemiş faiz» ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3-Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ..., ... ve ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.500 TL anapara, 3.647,90 TL «işlemiş faiz», 182,40 TL BSMV olmak üzere toplam 8.330,30 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14421 E. , 2012/16369 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İliç Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/03/2010 tarih ve 2007/45-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl borçlu davalı ... ile müşterek ve müteselsil kefili olan diğer davalıların müvekkili bankadan Zirai Krediler Sözleşmesi'ne dayalı olarak 4.100 TL kredi çektiklerini, vade tarihi olan 30/09/2001 tarihine kadar ödemeleri gereken ana para ve faiz ile masraflarını ödemeyerek temerrüde düştüklerini ileri sürerek, vade tarihi itibari ile ödenmesi gereken toplam 6.617,43 TL'nın vade tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı zirai krediler faizi ve değişken oranlı temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 09.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 7.967,47 TL'ya yükseltmiştir.
Davalı ..., kendisinin de aynı sözleşme ile kredi aldığını ancak borcunu ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar, ... ve ..., davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı Banka'dan zirai kredi sözleşmesi ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, ... dışındaki davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.100 TL anapara, 3.334,03 TL işlemiş faiz ve 166,70 TL BSMV olmak üzere toplam 7.600,73 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden vade tarihi olan 01/10/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece vade tarihi itibariyle asıl alacak, akdi faiz alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak kapitalize edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan, akdedilen genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu için borcun vade tarihinde muaccel olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden de herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden temerrüt için ihtar koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin vade tarihi yerine dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064124400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz