6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinin tespiti | Alacak | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5553 E. 2024/4150 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilk itiraz i̇i̇k 167 kaydileştirme sermaye piyasası kanunu zamanaşımı defi kamu düzenine aykırılık 3095 sayılı kanun maktu vekalet ücreti hisse senedi ikrar pay defteri istinaf incelemesi dürüstlük kuralı hamil kamu düzeni alacak davası anonim şirket temerrüt faizi ortaklık ilişkisi haksız fiil kâr payı yargılama gideri ticaret sicili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kötüniyet ilan vekalet ücreti karar verilmesine yer olmadığına temerrüt zamanaşımı ibraz temsil teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. — Bankacılık K. 10 · TBK — TBK 28 · HMK · TTK — TTK 20 · SPK — SPK 16SPK 31

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini, bu paranın davalıdan istenildiğinde her an geri alınabileceği ve yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini, davalının para toplama faaliyetlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi hükmünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi hükümlerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi hükmünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek davacıdan tahsil edilen 28.223,31 EURO'nun (55.200,00 DEM) tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2015/136 E., 2018/167 K. sayılı kararıyla; davalı şirket nezdinde ortaklar pay defteri, 2000-2001 muhasebe defterlerinin bulunamadığı, defterler temin edilemediğinden tespit yapılamadığı, bu nedenle dosya mevcudundaki Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan fotokopisi ve gazete sayfalarından oluşan belgeler üzerinde inceleme yapıldığı, davacının sunduğu teslim-tesellüm belgesinin davalı şirket unvanını taşıdığı davacıya teslim edilen hisse senetlerinin yerine seri numaralı elde edilen yeni hisse senetlerinin teslim edildiği davacı ismi ve yanında imzası ve davalı şirket adına Y.Dumlu yetkilinin ismininin yanında imzasının yer almadığı belge ile 55.200,00 DEM tahsil edilerek 6 adet toplam 460.000.000,00 TL nominal değerde, A-11222 seri numaralı 250.000.000,00 TL 1 adet, A-8538 A-8539 A-8540 ve A-8541 seri nolu her biri 50.000.000,00 TL nominal değerde 4 adet, A-1860 seri nolu 10.000.000,00 TL nominal değerde 1 adet hisse senedinin teslim edildiği, davalı tarafça pay defteri muhasebe defterleri ibraz edilmediğinden bu hisse senetlerinin pay sahibi olarak kabul edilemeyeceği, zira anonim şirketlerde payın bir statü olduğu ve pay defterlerine kaydedileceği bunun tespitinin yapılamaması nedeniyle yatırılanın iadesi gerekeceği, zamanaşımı defi'nin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararları gereğince dürüstlük kuralına aykırı sayıldığı, bu nedenle de zamanaşımın lehe değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarih ve 2018/686 E., 2019/562 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 24.02.2020 tarih, 2019/3482 E., 2020/1967 K. sayılı kararıyla Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının 6362 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik alacak davası açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç kaydileştirmeye ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2021/385 E., 2022/2612 K. sayılı kararıyla Mahkemece her ne kadar bozmaya uyulsa da bozma kapsamının gereklerinin yerine getirilmediği, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesinde 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4 üncü maddesine göre, davalı şirketin ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklık niteliğinde olup olmadığının” Sermaye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirketin 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılmakla birlikte şirketin paylarının Borsa İstanbul A.Ş.’de işlem görmediği bildirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun davcıdan tahsil edildiği 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iradesini fesada uğratan haller bulunmadığı gibi haksız fiilin şartlarının da mevcut olmadığını, ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müvekkili hakkında kötüniyetin varlığının ispat edilemediğini, davanın yanlış vasıflandırıldığını, dava dilekçesinde davacının müvekkili şirketten "hamiline hisse senedi" aldığını, bu senetlerle müvekkili şirketin paydaşı olduğunu açıkça beyan ve ikrar etmesine, taraflar arasındaki ilişkinin açıkça şirketler hukukundan kaynaklandığı ikrar edilmesine karşın davanın hatalı olarak alacak davası olarak nitelendirildiğini, alacağa, faize ve faizin başlangıcına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2530 E. 2019/1000 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/385 E. 2022/2612 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/385 E. 2022/2612 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5741 E. 2013/5247 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5553 E.  ,  2024/4150 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/632 Esas, 2023/617 Karar

HÜKÜM

Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini, bu paranın davalıdan istenildiğinde her an geri alınabileceği ve yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini, davalının para toplama faaliyetlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi hükmünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi hükümlerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi hükmünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek davacıdan tahsil edilen 28.223,31 EURO'nun (55.200,00 DEM) tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2015/136 E., 2018/167 K. sayılı kararıyla; davalı şirket nezdinde ortaklar pay defteri, 2000-2001 muhasebe defterlerinin bulunamadığı, defterler temin edilemediğinden tespit yapılamadığı, bu nedenle dosya mevcudundaki Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan fotokopisi ve gazete sayfalarından oluşan belgeler üzerinde inceleme yapıldığı, davacının sunduğu teslim-tesellüm belgesinin davalı şirket unvanını taşıdığı davacıya teslim edilen hisse senetlerinin yerine seri numaralı elde edilen yeni hisse senetlerinin teslim edildiği davacı ismi ve yanında imzası ve davalı şirket adına Y.Dumlu yetkilinin ismininin yanında imzasının yer almadığı belge ile 55.200,00 DEM tahsil edilerek 6 adet toplam 460.000.000,00 TL nominal değerde, A-11222 seri numaralı 250.000.000,00 TL 1 adet, A-8538 A-8539 A-8540 ve A-8541 seri nolu her biri 50.000.000,00 TL nominal değerde 4 adet, A-1860 seri nolu 10.000.000,00 TL nominal değerde 1 adet hisse senedinin teslim edildiği, davalı tarafça pay defteri muhasebe defterleri ibraz edilmediğinden bu hisse senetlerinin pay sahibi olarak kabul edilemeyeceği, zira anonim şirketlerde payın bir statü olduğu ve pay defterlerine kaydedileceği bunun tespitinin yapılamaması nedeniyle yatırılanın iadesi gerekeceği, zamanaşımı defi'nin Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin kararları gereğince dürüstlük kuralına aykırı sayıldığı, bu nedenle de zamanaşımın lehe değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarih ve 2018/686 E., 2019/562 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 24.02.2020 tarih, 2019/3482 E., 2020/1967 K. sayılı kararıyla Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının 6362 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik alacak davası açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç kaydileştirmeye ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2021/385 E., 2022/2612 K. sayılı kararıyla Mahkemece her ne kadar bozmaya uyulsa da bozma kapsamının gereklerinin yerine getirilmediği, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesinde 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4 üncü maddesine göre, davalı şirketin ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklık niteliğinde olup olmadığının” Sermaye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirketin 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılmakla birlikte şirketin paylarının Borsa İstanbul A.Ş.’de işlem görmediği bildirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun davcıdan tahsil edildiği 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iradesini fesada uğratan haller bulunmadığı gibi haksız fiilin şartlarının da mevcut olmadığını, ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müvekkili hakkında kötüniyetin varlığının ispat edilemediğini, davanın yanlış vasıflandırıldığını, dava dilekçesinde davacının müvekkili şirketten "hamiline hisse senedi" aldığını, bu senetlerle müvekkili şirketin paydaşı olduğunu açıkça beyan ve ikrar etmesine, taraflar arasındaki ilişkinin açıkça şirketler hukukundan kaynaklandığı ikrar edilmesine karşın davanın hatalı olarak alacak davası olarak nitelendirildiğini, alacağa, faize ve faizin başlangıcına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063818700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.