Ortaklık ilişkisinin tespiti | Alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5553 E. 2024/4150 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilk itiraz↗ i̇i̇k 167↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ zamanaşımı defi↗ kamu düzenine aykırılık↗ 3095 sayılı kanun↗ maktu vekalet ücreti↗ hisse senedi↗ ikrar↗ pay defteri↗ istinaf incelemesi↗ dürüstlük kuralı↗ hamil↗ kamu düzeni↗ alacak davası↗ anonim şirket↗ temerrüt faizi↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kötüniyet↗ ilan↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini, bu paranın davalıdan istenildiğinde her an geri alınabileceği ve yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini, davalının para toplama faaliyetlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi hükmünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi hükümlerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi hükmünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek davacıdan tahsil edilen 28.223,31 EURO'nun (55.200,00 DEM) tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2015/136 E., 2018/167 K. sayılı kararıyla; davalı şirket nezdinde ortaklar pay defteri, 2000-2001 muhasebe defterlerinin bulunamadığı, defterler temin edilemediğinden tespit yapılamadığı, bu nedenle dosya mevcudundaki Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan fotokopisi ve gazete sayfalarından oluşan belgeler üzerinde inceleme yapıldığı, davacının sunduğu teslim-tesellüm belgesinin davalı şirket unvanını taşıdığı davacıya teslim edilen hisse senetlerinin yerine seri numaralı elde edilen yeni hisse senetlerinin teslim edildiği davacı ismi ve yanında imzası ve davalı şirket adına Y.Dumlu yetkilinin ismininin yanında imzasının yer almadığı belge ile 55.200,00 DEM tahsil edilerek 6 adet toplam 460.000.000,00 TL nominal değerde, A-11222 seri numaralı 250.000.000,00 TL 1 adet, A-8538 A-8539 A-8540 ve A-8541 seri nolu her biri 50.000.000,00 TL nominal değerde 4 adet, A-1860 seri nolu 10.000.000,00 TL nominal değerde 1 adet hisse senedinin teslim edildiği, davalı tarafça pay defteri muhasebe defterleri ibraz edilmediğinden bu hisse senetlerinin pay sahibi olarak kabul edilemeyeceği, zira anonim şirketlerde payın bir statü olduğu ve pay defterlerine kaydedileceği bunun tespitinin yapılamaması nedeniyle yatırılanın iadesi gerekeceği, zamanaşımı defi'nin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararları gereğince dürüstlük kuralına aykırı sayıldığı, bu nedenle de zamanaşımın lehe değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarih ve 2018/686 E., 2019/562 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 24.02.2020 tarih, 2019/3482 E., 2020/1967 K. sayılı kararıyla Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının 6362 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik alacak davası açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç kaydileştirmeye ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2021/385 E., 2022/2612 K. sayılı kararıyla Mahkemece her ne kadar bozmaya uyulsa da bozma kapsamının gereklerinin yerine getirilmediği, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesinde 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4 üncü maddesine göre, davalı şirketin ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklık niteliğinde olup olmadığının” Sermaye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirketin 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılmakla birlikte şirketin paylarının Borsa İstanbul A.Ş.’de işlem görmediği bildirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun davcıdan tahsil edildiği 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iradesini fesada uğratan haller bulunmadığı gibi haksız fiilin şartlarının da mevcut olmadığını, ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müvekkili hakkında kötüniyetin varlığının ispat edilemediğini, davanın yanlış vasıflandırıldığını, dava dilekçesinde davacının müvekkili şirketten "hamiline hisse senedi" aldığını, bu senetlerle müvekkili şirketin paydaşı olduğunu açıkça beyan ve ikrar etmesine, taraflar arasındaki ilişkinin açıkça şirketler hukukundan kaynaklandığı ikrar edilmesine karşın davanın hatalı olarak alacak davası olarak nitelendirildiğini, alacağa, faize ve faizin başlangıcına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2530 E. 2019/1000 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «pasif husumet ehliyet» yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/385 E. 2022/2612 K.
Ortak:kaydileştirme · maktu vekalet ücreti · alacak davası · ortaklık ilişkisi · yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… erece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik «alacak davası» açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç «kaydileştirmeye» ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… maye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücretinin» ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «zamanaşımı» süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin «alacak davası» değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr «payı» talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir …
Benzer bu kararda… bozmaya uyularak yapılan yargılama,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik «alacak davası» açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41. madde uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunduğu Geçici 4. madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç «kaydileştirmeye» ilişkin şartlara tabi olmaksızın TTK kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
2- Kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücretinin» ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu kararda… maye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesine de göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/385 E. 2022/2612 K.
Ortak:kaydileştirme · maktu vekalet ücreti · alacak davası · ortaklık ilişkisi · yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… erece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik «alacak davası» açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç «kaydileştirmeye» ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… maye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücretinin» ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «zamanaşımı» süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin «alacak davası» değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr «payı» talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir …
Benzer bu kararda… bozmaya uyularak yapılan yargılama,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik «alacak davası» açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41. madde uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunduğu Geçici 4. madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç «kaydileştirmeye» ilişkin şartlara tabi olmaksızın TTK kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
2- Kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücretinin» ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu kararda… maye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesine de göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5741 E. 2013/5247 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu kararda… dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Ancak, mahkemece hükmedilen tutara ....2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca «temerrüt faizi» uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca "%75 oranında faiz uygulanması" şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmişse de; bu hususun düzeltilmesi yenide …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temlik cirosu · infazda tereddüt · infaz · temlik · asıl alacak · çek
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, tüm dosya kapsamına göre, çeki «temlik cirosu» ile devreden, «çek» bedelini tahsil ettiği dosya kapsamından anlaşılan, kendisine çek bedelinin ödenmesiyle kredi açılmış olan davalının sorumlu tutulması gerektiği, benimsenen bilirkişi raporuna göre alacak miktarının belirlendiği gerekçesiyle Davanın ... yönünden kabulü ile davacı tarafın dava tarihi itibariyle 54.500 DEM «asıl alacak» olmak üzere işlemiş faiziyle birlikte toplam 86.815,80 DEM davalı ...'den alacaklı olduğunun tespitine, asıl alacağa .../.../2000 tarihinden itibaren döviz bazında …
… dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Ancak, mahkemece hükmedilen tutara ....2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca «temerrüt faizi» uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca "%75 oranında faiz uygulanması" şeklinde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmişse de; bu hususun düzeltilmesi yenide …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5553 E. , 2024/4150 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/632 Esas, 2023/617 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini, bu paranın davalıdan istenildiğinde her an geri alınabileceği ve yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini, davalının para toplama faaliyetlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi hükmünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi hükümlerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi hükmünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek davacıdan tahsil edilen 28.223,31 EURO'nun (55.200,00 DEM) tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2015/136 E., 2018/167 K. sayılı kararıyla; davalı şirket nezdinde ortaklar pay defteri, 2000-2001 muhasebe defterlerinin bulunamadığı, defterler temin edilemediğinden tespit yapılamadığı, bu nedenle dosya mevcudundaki Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan fotokopisi ve gazete sayfalarından oluşan belgeler üzerinde inceleme yapıldığı, davacının sunduğu teslim-tesellüm belgesinin davalı şirket unvanını taşıdığı davacıya teslim edilen hisse senetlerinin yerine seri numaralı elde edilen yeni hisse senetlerinin teslim edildiği davacı ismi ve yanında imzası ve davalı şirket adına Y.Dumlu yetkilinin ismininin yanında imzasının yer almadığı belge ile 55.200,00 DEM tahsil edilerek 6 adet toplam 460.000.000,00 TL nominal değerde, A-11222 seri numaralı 250.000.000,00 TL 1 adet, A-8538 A-8539 A-8540 ve A-8541 seri nolu her biri 50.000.000,00 TL nominal değerde 4 adet, A-1860 seri nolu 10.000.000,00 TL nominal değerde 1 adet hisse senedinin teslim edildiği, davalı tarafça pay defteri muhasebe defterleri ibraz edilmediğinden bu hisse senetlerinin pay sahibi olarak kabul edilemeyeceği, zira anonim şirketlerde payın bir statü olduğu ve pay defterlerine kaydedileceği bunun tespitinin yapılamaması nedeniyle yatırılanın iadesi gerekeceği, zamanaşımı defi'nin Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin kararları gereğince dürüstlük kuralına aykırı sayıldığı, bu nedenle de zamanaşımın lehe değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarih ve 2018/686 E., 2019/562 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 24.02.2020 tarih, 2019/3482 E., 2020/1967 K. sayılı kararıyla Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının 6362 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2020/288 E., 2020/427 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından kendisinin şirket ortağı olmadığından verilenin iadesine yönelik alacak davası açıldığı, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu, bu haliyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğu Geçici 4 üncü madde gereğince pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç kaydileştirmeye ilişkin şartlara tabi olmaksızın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay sayıldığından bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulur dendiğinden, davacının dava konusu alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2021/385 E., 2022/2612 K. sayılı kararıyla Mahkemece her ne kadar bozmaya uyulsa da bozma kapsamının gereklerinin yerine getirilmediği, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesinde 25.03.1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4 üncü maddesine göre, davalı şirketin ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklık niteliğinde olup olmadığının” Sermaye Piyasası Kurumu'na sorularak gelen cevabi yazının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16 ncı maddesine istinaden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de yukarıda belirtilen ilgili yasa hükmüne göre yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin ortaklık üzerinde bırakılması gerekirken davacı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kurumu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta davalı şirketin 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılmakla birlikte şirketin paylarının Borsa İstanbul A.Ş.’de işlem görmediği bildirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 55.200,00 DEM karşılığı 28.223,31 Euro'nun davcıdan tahsil edildiği 10.05.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin 7194 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iradesini fesada uğratan haller bulunmadığı gibi haksız fiilin şartlarının da mevcut olmadığını, ortada geçerli bir şirket ortaklığı bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, müvekkili hakkında kötüniyetin varlığının ispat edilemediğini, davanın yanlış vasıflandırıldığını, dava dilekçesinde davacının müvekkili şirketten "hamiline hisse senedi" aldığını, bu senetlerle müvekkili şirketin paydaşı olduğunu açıkça beyan ve ikrar etmesine, taraflar arasındaki ilişkinin açıkça şirketler hukukundan kaynaklandığı ikrar edilmesine karşın davanın hatalı olarak alacak davası olarak nitelendirildiğini, alacağa, faize ve faizin başlangıcına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 7 nci, 30 uncu, 31 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063818700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz