Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3494 E. 2024/5440 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar yükümlülüğü↗ kullanım hatası↗ garanti süresi↗ seçimlik haklar↗ gıyapta karar↗ ayıplı mal↗ gizli ayıp↗ denetime elverişli rapor↗ belirsiz alacak davası↗ ihbar yükümlülüğü↗ ayıp↗ delil tespiti↗ bedel iadesi↗ tahkikat↗ mevduat hesabı↗ şikayet↗ denetime elverişlilik↗ garantörlük↗ alacak davası↗ sulh hukuk mahkemesi↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ esastan ret↗ yetki↗ fatura↗ sulh↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/3 E., 2020/99 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından, 28.03.2013 tarihinde Land Rover marka, 2013 model, 01 NL 380 plaka sayılı LF tipi, ... motor, ... şase nolu aracı 60.863,64 € bedelle davalı şirketin Adana-Mersin şubesinden satın aldığını, aracın satın alınmasından sonra garanti süresi içerisinde arızaların meydana geldiğini, bir çok kez servise gidildiğini, ancak sonuç alınamadığını, aracın seyir halinde veya rölantideyken stop etmesi şikayetleri nedeniyle 4-5 defadan çok tekrarladığını, müvekkili şirketin araçtan yararlanamasının süreklilik kazandığını, en son aynı şikayetlerden dolayı 13.10.2016 tarihinde aracın bir kez daha firma yetkili servisine bırakıldığını, parçaların incelenmek üzere İstanbul iline gönderildiğini, bu arızaların tamiri için müvekkili şirketten yüklü bir bedelin talep edildiğini, müvekkili şirketin aracını götürdüğü davalıya ait yetkili servis tarafından parça değişiklikleri gibi geçici tedbirlele sorunların giderilmeye çalışıldığı, ancak araçtan beklenilen verimin alınamadığını, müvekkili şirket tarafından Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/50 D.İş sayılı dosyasından tespit talebinde bulunulduğunu ve bilirkişiden rapor alındığını, bilirkişi raporuna göre, araçta yaşanan ve halen mevcut olan sorunların ayıplı üretimden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından, tespit dosyasına sunmuş olduğu bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile aracın garanti süresinin bittiğini belirttiğini, araçtan yararlanamamanın süreklilik kazanması ve bu durumun ayıplı üretim kaynaklı olması nedeniyle davalı şirkete Adana 9. Noterliği'nin 02.12.2016 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye karşı cevap vermediğini ileri sürerek tahkikat sonucunda müvekkilinin alacak değerinin tam ve eksiksiz olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı şirkete araç bedeli olarak ödenen şimdilik 5.000,00 euronun Devlet Bankalarının "euro" ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili olmayan Adana Mahkemelerinde açıldığını, müvekkili şirketin ikametgahının İstanbul sınırları içerisinde olduğunu, davaya bakmaya yetkili olan Mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davanın esasına girilmeden yetki açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu aracın 28.03.2013 tarihinde satın alındığını, davanın ise 02.01.2017 tarihinde açıldığını, aracın satış tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ayıptan doğacak zamanaşımının belirlendiğini, davanın esasına girilmeden zamanaşımından reddine karar vermek gerektiğini, davacı tarafın ayıp ve muayene ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere riayet edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiğini, açılan davada aracın bedelinin iadesi talep edilecek ise bu bedelin fatura tutarında belli olduğunu, eğer araçtaki arızanın giderilmesinin istenilmesi halinde bedelin belli olacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatası ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacının dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren herhangi bir kusur ayıp söz konusu olmadığını, davacının aracı satın aldığı tarihten itibaren kullandığını ve araçtan yararlandığını, beyan ettiği şikayetler doğrultusunda aracın kontrol edildiğini müşteri memnuniyeti çerçevesinde kullanımdan kaynaklanan arızalar neticesinde araçta gereken parçaların değiştirilerek tamirlerin yapıldığını ve araçtan faydalanma sağlandığını, delil tespitinin müvekkili şirkete tebligat yapılamadan gıyapta yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının araç bedeli üzerinden indirim/ tazminat ve faize ilişkin taleplerinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçtaki arızanın üretim, servis veya kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan ve servis kayıtları incelenerek düzenlenen 06.11.2017 tarihli kök rapor ile bu rapora itiraz sonucu araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen ve hükme esas alınan 30.10.2019 tarihli ek rapor sonucu, dava konusu aracın 72.000 km bakımının yaptırılmadığı, motor yağının, yağ filtresi ve hava filtresinin zamanında değiştirilmeyerek, akışkanlığını kaybeden yağın kullanılmaya devam edildiği, bu eksikliğin aracın turboşarj ünitesine zarar verdiği, araçtaki arızanın üretim kaynaklı olmayıp, periyodik bakımın zamanında yapılmamasından kaynaklandığı, araçta açık veya gizli ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde belirtilen seçimlik hakları kullanamayacağı gerekçesi ile davacı tarafından açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/50 D. İş sayılı tespit dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemesinde araç üzerinde bilgisayarlı inceleme yapıldığını ve ayıplı üretim kaynaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, düzenlenen raporda ise eksik ve hatalı inceleme ile bir önceki raporda herhangi bir değişikliğe ve ayrıntılı incelemeye gidilmeden araçtaki arızanın kullanıcı hatasından meydana geldiği şeklinde görüş ve kanaatte bulunulduğunu, dosyanın incelenmesinden ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik mütalaa raporlardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiğini, yapılan onarımlar sonucu bu arızaların giderilememiş olduğunu, bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi turboşarj ünitesi arızasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığını, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate alması ve değerlendirmesi gerektiğini, bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz ettiğini ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmadığını ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmadığını, yerel mahkemece bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış ise de, kök raporda anlaşılacağı üzere satıma konu araç üzerinde herhangi bir test yapılmadığına, evrak üzerinde incelemeyle yetinildiğini ve taraflarınca bu konuda itirazda bulunulduğunu, alınan bilirkişi ek raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmaya da yeterli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketten satın alınan aracın tekrarlayan arızalar verdiğini, servise götürülmesine rağmen araçtaki arızanın tekrarladığını, arızaların aracın ayıplı üretilmesinden meydana geldiği ileri sürülmüş olup dava konusu 01 NL 380 plaka sayılı aracın 28.03.2013 tarihli düzenlenen fatura ile davalıdan satın alındığı, aracın 29.03.2013 tarihinde Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne tescil ettirildiği, dava konusu otomobilin 05.08.2013 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde yetkili servise girişinin yapıldığı, aracın 10.10.2016 tarihinde 97.662 km iken turboşarjının değiştirildiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ve dairemizce de benimsenen bilirkişi kök ve araç üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporu ile, test sürüşü sırasında otomobilde herhangi bir anormalliğe rastlanmadığı, turboşarj ünitesi arızasının araçta mevcut olmadığının, dava konusu otomobilin turboşraj ünitesinde meydana gelen arızanın uzun süre yağlama özelliğini kaybetmiş yağ ile çalışmaya maruz bırakılması sonucu meydana geldiği, arızanın oluşumunda periyodik bakımını zamanında yaptırmayan davacı kullanıcının hatası olduğunun belirlendiği, bilirkişilerce yapılan tespitlerin bilimsel yönteme dayalı ve denetime elverişli olduğu, raporun davaya konu aracın servis kayıtları değerlendirilerek ve araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiği, bilirkişi ek raporunda tespit raporundaki farklılığın da sebebinin açıklandığı, ilk derece mahkemesince bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, araçtaki arızanın üretimden kaynaklı olmadığı, araçta ayıbın bulunmadığı, tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekii temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışı sebebiyle uğranılan zarardan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3539 E. 2021/350 K.
Ortak:ayıp · bedel iadesi · denetime elverişlilik · garantörlük · kusur
İncelediğiniz kararda… gahının İstanbul sınırları içerisinde olduğunu, davaya bakmaya yetkili olan Mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davanın esasına girilmeden «yetki» açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu aracın 28.03.2013 tarihinde satın alındığını, davanın ise 02.01.2017 tarihinde açıldığını, aracın satış tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca dava konusu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını, ayıptan doğacak zamanaşımının belirlendiğini, davanın esasına girilmeden zamanaşımından reddine karar vermek gerektiğini, davacı tarafın «ayıp» ve «muayene ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere riayet edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiğini, açılan davada aracın «bedelinin iadesi» talep edilecek ise bu bedelin «fatura» tutarında belli olduğunu, eğer araçtaki arızanın giderilmesinin istenilmesi halinde bedelin belli olacağını, davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların «kullanım hatası» ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacının dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren herhangi bir «kusur» ayıp söz konusu olmadığını, davacının aracı satın aldığı tarihten itibaren kullandığını ve araçtan yararlandığını, beyan ettiği «şikayetler» doğrultusunda aracın kontrol edildiğini müşteri memnuniyeti çerçevesinde kullanımdan kaynaklanan arızalar neticesinde araçta gereken parçaların değiştirilerek tamirlerin yapıldığını ve araçtan faydalanma sağlandığını, «delil tespitinin» müvekkili şirkete «tebligat» yapılamadan «gıyapta» yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının araç bedeli üzerinden indirim/ tazminat ve faize ilişkin taleplerinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu savunar …
… 380 plaka sayılı LF tipi, ... motor, ... şase nolu aracı 60.863,64 € bedelle davalı şirketin Adana-Mersin şubesinden satın aldığını, aracın satın alınmasından sonra «garanti süresi» içerisinde arızaların meydana geldiğini, bir çok kez servise gidildiğini, ancak sonuç alınamadığını, aracın seyir halinde veya rölantideyken stop etmesi «şikayetleri» nedeniyle 4-5 defadan çok tekrarladığını, müvekkili şirketin araçtan yararlanamasının süreklilik kazandığını, en «son» aynı şikayetlerden dolayı 13.10.2016 tarihinde aracın bir kez daha firma yetkili servisine bırakıldığını, parçaların incelenmek üzere İstanbul iline gönderildiğini …
… ayıplı üretimden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından, tespit dosyasına sunmuş olduğu bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile aracın «garanti» süresinin bittiğini belirttiğini, araçtan yararlanamamanın süreklilik kazanması ve bu durumun ayıplı üretim kaynaklı olması nedeniyle davalı şirkete Adana 9.
Benzer bu kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dönme hakkı · bedel indirimi · garanti kapsamı · sözleşmeden dönme
Benzer bu kararda… hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış «bedelinin indirilmesine» karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indi …
… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3355 E. 2025/2243 K.
Ortak:gizli ayıp · ayıp · delil tespiti · ihbar · ihtarname · kusur · dava sebebi · teslim
İncelediğiniz kararda… gahının İstanbul sınırları içerisinde olduğunu, davaya bakmaya yetkili olan Mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davanın esasına girilmeden «yetki» açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu aracın 28.03.2013 tarihinde satın alındığını, davanın ise 02.01.2017 tarihinde açıldığını, aracın satış tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca dava konusu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını, ayıptan doğacak zamanaşımının belirlendiğini, davanın esasına girilmeden zamanaşımından reddine karar vermek gerektiğini, davacı tarafın «ayıp» ve «muayene ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere riayet edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiğini, açılan davada aracın «bedelinin iadesi» talep edilecek ise bu bedelin «fatura» tutarında belli olduğunu, eğer araçtaki arızanın giderilmesinin istenilmesi halinde bedelin belli olacağını, davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların «kullanım hatası» ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacının dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren herhangi bir «kusur» ayıp söz konusu olmadığını, davacının aracı satın aldığı tarihten itibaren kullandığını ve araçtan yararlandığını, beyan ettiği «şikayetler» doğrultusunda aracın kontrol edildiğini müşteri memnuniyeti çerçevesinde kullanımdan kaynaklanan arızalar neticesinde araçta gereken parçaların değiştirilerek tamirlerin yapıldığını ve araçtan faydalanma sağlandığını, «delil tespitinin» müvekkili şirkete «tebligat» yapılamadan «gıyapta» yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının araç bedeli üzerinden indirim/ tazminat ve faize ilişkin taleplerinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu savunar …
İş sayılı tespit dosyasından yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» araç üzerinde bilgisayarlı inceleme yapıldığını ve ayıplı üretim kaynaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, düzenlenen raporda ise eksik ve hatalı inceleme ile bir önceki raporda herhangi bir değişikliğe ve ayrıntılı incelemeye gidilmeden araçtaki arızanın kullanıcı hatasından meydana geldiği şeklinde görüş ve kanaatte bulunulduğunu, dosyanın incelenmesinden ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik mütalaa raporlardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu aracın “0” km olarak sahibine «teslim» edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiğini, yapılan onarımlar sonucu bu arızaların giderilememiş olduğunu, bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi turboşarj ünitesi arızasının «gizli ayıp» niteliğinde olduğunu, bu arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu v …
Noterliği'nin 02.12.2016 tarihli «ihtarnamenin» keşide edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye karşı cevap vermediğini ileri sürerek «tahkikat» sonucunda müvekkilinin alacak değerinin tam ve eksiksiz olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı şirkete araç bedeli olarak ödenen şimdilik 5.000,00 euronun Devlet Bankalarının "euro" ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… da tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın 23.02.2021 tarihinde rutin bakımının yapılması için çalışır vaziyette servis hizmeti veren davalı tarafa «teslim» edildiği, servis bakımı ve hizmeti sonrası yapılan test sürüşü sırasında aracın motorunun çalışamaz duruma geldiğinin anlaşıldığı, davacının iddiasını, davalı tarafın sağladığı servis bakım hizmetindeki kusurlu ifaya dayandırdığı, başka bir ifadeyle davacının, servis hizmeti aldığı davalıya yönelik, daha önce başkasından satın aldığı dava konusu araçtaki imalattan kaynaklı açık veya «gizli ayıp» «sebebine» bağlı olarak herhangi bir talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının; imalatçı, ithalatçı veya satıcı olmayan davalıya karşı imalattaki ayıptan dolayı başvuramayacağı, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda, araçtaki motor arızasının kullanımdan kaynaklanmadığı, yetkili servis sorumluluğundaki üretimden kaynaklı olabileceği değerlendirmesi yapılmış ve mahkemece alınan 22.06.2022 tarihli uzman bilirkişi kurulu raporunda da benzer yönde değerlendirme yapılarak araçtaki arızanın gizli ayıptan kaynaklandığı ve davalının sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; davacının davasını, davalıdan aldığı rutin servis bakım «hizmetindeki kusura» dayandırması, davacıya ait araçta meydana gelen motor arızasının servis bakım hizmetinden değil, üretimden kaynaklı gizli ayıptan kaynaklanması, davalının verdiği …
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/30 Değişik İş sayılı dosyasından yapılan tespit sonrası davalının sorumluluğunun tespit edildiğinden davalıya «ihtarname» gönderildiğini belirtmiş, davalının cevabına cevap dilekçesinde de açıkça, «delil tespitinde» araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, üretim kaynaklı, dizayn ya da malzeme alaşım kaynaklı üretim hatasından kaynaklanabileceği tespitine yer verildiğini, davalının aracın servis bakımlarının zamanında yaptırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, araçtaki arızanın, üretim kaynaklı «gizli ayıp» mahiyeti itibarı ile davalı iddialarının sonuca etkili olmadığını, gizli ayıp mahiyetindeki tespite göre, davalının hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı iddiasına itibar edilemeyeceğini, yine davalının, arıza ve «hasarın» kendilerine bildirilmediği, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, muayene külfetinin yerine getirilmediği iddialarının mesnetsiz olduğunu, üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arızanın 6098 sayılı Türk …
Bu nedenle mahkemenin, davacının iddia ve talebini imalattan kaynaklı açık veya gizli bir «ayıp» «sebebine» dayandırmadığı gerekçesi yerinde olmayıp, yargılamanın, araçtaki arızanın imalat hatası ve «gizli ayıp» yönünden de ele alınması; ayrıca mahkemece davalının üretici, ithalatçı, satıcı olmadığı belirtilmiş ise de davalının cevap dilekçelerinde buna yönelik bir savunması bulunmadığı, temyize cevap dilekçesinde de müvekkil şirketin yetkili satıcı olduğu beyanı dikkate alınarak davalının sadece bakım hizmeti veren servis mi yoksa gizli «ayıptan sorumlu» yetkili olup olmadığı da tespit edilerek tarafların iddia, savunma ve delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıptan sorumluluk · hizmet kusuru · ayıp ihbarı · dosya masrafı · hasar · eksik inceleme
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2021/30 Değişik İş sayılı dosyasından yapılan tespit sonrası davalının sorumluluğunun tespit edildiğinden davalıya «ihtarname» gönderildiğini belirtmiş, davalının cevabına cevap dilekçesinde de açıkça, «delil tespitinde» araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, üretim kaynaklı, dizayn ya da malzeme alaşım kaynaklı üretim hatasından kaynaklanabileceği tespitine yer verildiğini, davalının aracın servis bakımlarının zamanında yaptırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, araçtaki arızanın, üretim kaynaklı «gizli ayıp» mahiyeti itibarı ile davalı iddialarının sonuca etkili olmadığını, gizli ayıp mahiyetindeki tespite göre, davalının hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı iddiasına itibar edilemeyeceğini, yine davalının, arıza ve «hasarın» kendilerine bildirilmediği, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, muayene külfetinin yerine getirilmediği iddialarının mesnetsiz olduğunu, üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arızanın 6098 sayılı Türk …
Bu nedenle mahkemenin, davacının iddia ve talebini imalattan kaynaklı açık veya gizli bir «ayıp» «sebebine» dayandırmadığı gerekçesi yerinde olmayıp, yargılamanın, araçtaki arızanın imalat hatası ve «gizli ayıp» yönünden de ele alınması; ayrıca mahkemece davalının üretici, ithalatçı, satıcı olmadığı belirtilmiş ise de davalının cevap dilekçelerinde buna yönelik bir savunması bulunmadığı, temyize cevap dilekçesinde de müvekkil şirketin yetkili satıcı olduğu beyanı dikkate alınarak davalının sadece bakım hizmeti veren servis mi yoksa gizli «ayıptan sorumlu» yetkili olup olmadığı da tespit edilerek tarafların iddia, savunma ve delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… da tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın 23.02.2021 tarihinde rutin bakımının yapılması için çalışır vaziyette servis hizmeti veren davalı tarafa «teslim» edildiği, servis bakımı ve hizmeti sonrası yapılan test sürüşü sırasında aracın motorunun çalışamaz duruma geldiğinin anlaşıldığı, davacının iddiasını, davalı tarafın sağladığı servis bakım hizmetindeki kusurlu ifaya dayandırdığı, başka bir ifadeyle davacının, servis hizmeti aldığı davalıya yönelik, daha önce başkasından satın aldığı dava konusu araçtaki imalattan kaynaklı açık veya «gizli ayıp» «sebebine» bağlı olarak herhangi bir talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının; imalatçı, ithalatçı veya satıcı olmayan davalıya karşı imalattaki ayıptan dolayı başvuramayacağı, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda, araçtaki motor arızasının kullanımdan kaynaklanmadığı, yetkili servis sorumluluğundaki üretimden kaynaklı olabileceği değerlendirmesi yapılmış ve mahkemece alınan 22.06.2022 tarihli uzman bilirkişi kurulu raporunda da benzer yönde değerlendirme yapılarak araçtaki arızanın gizli ayıptan kaynaklandığı ve davalının sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; davacının davasını, davalıdan aldığı rutin servis bakım «hizmetindeki kusura» dayandırması, davacıya ait araçta meydana gelen motor arızasının servis bakım hizmetinden değil, üretimden kaynaklı gizli ayıptan kaynaklanması, davalının verdiği …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, servis bakımı sırasında motor arızası olduğu tespitiyle yapılan işlemlerden dolayı ödenmek zorunda kalındığı ileri sürülen «masraf» kalemlerinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3494 E. , 2024/5440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/997 Esas, 2022/1605 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/3 E., 2020/99 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından, 28.03.2013 tarihinde Land Rover marka, 2013 model, 01 NL 380 plaka sayılı LF tipi, ... motor, ... şase nolu aracı 60.863,64 € bedelle davalı şirketin Adana-Mersin şubesinden satın aldığını, aracın satın alınmasından sonra garanti süresi içerisinde arızaların meydana geldiğini, bir çok kez servise gidildiğini, ancak sonuç alınamadığını, aracın seyir halinde veya rölantideyken stop etmesi şikayetleri nedeniyle 4-5 defadan çok tekrarladığını, müvekkili şirketin araçtan yararlanamasının süreklilik kazandığını, en son aynı şikayetlerden dolayı 13.10.2016 tarihinde aracın bir kez daha firma yetkili servisine bırakıldığını, parçaların incelenmek üzere İstanbul iline gönderildiğini, bu arızaların tamiri için müvekkili şirketten yüklü bir bedelin talep edildiğini, müvekkili şirketin aracını götürdüğü davalıya ait yetkili servis tarafından parça değişiklikleri gibi geçici tedbirlele sorunların giderilmeye çalışıldığı, ancak araçtan beklenilen verimin alınamadığını, müvekkili şirket tarafından Adana 5.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/50 D.İş sayılı dosyasından tespit talebinde bulunulduğunu ve bilirkişiden rapor alındığını, bilirkişi raporuna göre, araçta yaşanan ve halen mevcut olan sorunların ayıplı üretimden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından, tespit dosyasına sunmuş olduğu bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile aracın garanti süresinin bittiğini belirttiğini, araçtan yararlanamamanın süreklilik kazanması ve bu durumun ayıplı üretim kaynaklı olması nedeniyle davalı şirkete Adana 9. Noterliği'nin 02.12.2016 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye karşı cevap vermediğini ileri sürerek tahkikat sonucunda müvekkilinin alacak değerinin tam ve eksiksiz olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı şirkete araç bedeli olarak ödenen şimdilik 5.000,00 euronun Devlet Bankalarının "euro" ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili olmayan Adana Mahkemelerinde açıldığını, müvekkili şirketin ikametgahının İstanbul sınırları içerisinde olduğunu, davaya bakmaya yetkili olan Mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davanın esasına girilmeden yetki açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu aracın 28.03.2013 tarihinde satın alındığını, davanın ise 02.01.2017 tarihinde açıldığını, aracın satış tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ayıptan doğacak zamanaşımının belirlendiğini, davanın esasına girilmeden zamanaşımından reddine karar vermek gerektiğini, davacı tarafın ayıp ve muayene ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere riayet edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiğini, açılan davada aracın bedelinin iadesi talep edilecek ise bu bedelin fatura tutarında belli olduğunu, eğer araçtaki arızanın giderilmesinin istenilmesi halinde bedelin belli olacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatası ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacının dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren herhangi bir kusur ayıp söz konusu olmadığını, davacının aracı satın aldığı tarihten itibaren kullandığını ve araçtan yararlandığını, beyan ettiği şikayetler doğrultusunda aracın kontrol edildiğini müşteri memnuniyeti çerçevesinde kullanımdan kaynaklanan arızalar neticesinde araçta gereken parçaların değiştirilerek tamirlerin yapıldığını ve araçtan faydalanma sağlandığını, delil tespitinin müvekkili şirkete tebligat yapılamadan gıyapta yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının araç bedeli üzerinden indirim/ tazminat ve faize ilişkin taleplerinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçtaki arızanın üretim, servis veya kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan ve servis kayıtları incelenerek düzenlenen 06.11.2017 tarihli kök rapor ile bu rapora itiraz sonucu araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen ve hükme esas alınan 30.10.2019 tarihli ek rapor sonucu, dava konusu aracın 72.000 km bakımının yaptırılmadığı, motor yağının, yağ filtresi ve hava filtresinin zamanında değiştirilmeyerek, akışkanlığını kaybeden yağın kullanılmaya devam edildiği, bu eksikliğin aracın turboşarj ünitesine zarar verdiği, araçtaki arızanın üretim kaynaklı olmayıp, periyodik bakımın zamanında yapılmamasından kaynaklandığı, araçta açık veya gizli ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde belirtilen seçimlik hakları kullanamayacağı gerekçesi ile davacı tarafından açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/50 D. İş sayılı tespit dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemesinde araç üzerinde bilgisayarlı inceleme yapıldığını ve ayıplı üretim kaynaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, düzenlenen raporda ise eksik ve hatalı inceleme ile bir önceki raporda herhangi bir değişikliğe ve ayrıntılı incelemeye gidilmeden araçtaki arızanın kullanıcı hatasından meydana geldiği şeklinde görüş ve kanaatte bulunulduğunu, dosyanın incelenmesinden ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik mütalaa raporlardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiğini, yapılan onarımlar sonucu bu arızaların giderilememiş olduğunu, bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi turboşarj ünitesi arızasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığını, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate alması ve değerlendirmesi gerektiğini, bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz ettiğini ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmadığını ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmadığını, yerel mahkemece bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış ise de, kök raporda anlaşılacağı üzere satıma konu araç üzerinde herhangi bir test yapılmadığına, evrak üzerinde incelemeyle yetinildiğini ve taraflarınca bu konuda itirazda bulunulduğunu, alınan bilirkişi ek raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmaya da yeterli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketten satın alınan aracın tekrarlayan arızalar verdiğini, servise götürülmesine rağmen araçtaki arızanın tekrarladığını, arızaların aracın ayıplı üretilmesinden meydana geldiği ileri sürülmüş olup dava konusu 01 NL 380 plaka sayılı aracın 28.03.2013 tarihli düzenlenen fatura ile davalıdan satın alındığı, aracın 29.03.2013 tarihinde Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne tescil ettirildiği, dava konusu otomobilin 05.08.2013 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde yetkili servise girişinin yapıldığı, aracın 10.10.2016 tarihinde 97.662 km iken turboşarjının değiştirildiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ve dairemizce de benimsenen bilirkişi kök ve araç üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporu ile, test sürüşü sırasında otomobilde herhangi bir anormalliğe rastlanmadığı, turboşarj ünitesi arızasının araçta mevcut olmadığının, dava konusu otomobilin turboşraj ünitesinde meydana gelen arızanın uzun süre yağlama özelliğini kaybetmiş yağ ile çalışmaya maruz bırakılması sonucu meydana geldiği, arızanın oluşumunda periyodik bakımını zamanında yaptırmayan davacı kullanıcının hatası olduğunun belirlendiği, bilirkişilerce yapılan tespitlerin bilimsel yönteme dayalı ve denetime elverişli olduğu, raporun davaya konu aracın servis kayıtları değerlendirilerek ve araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiği, bilirkişi ek raporunda tespit raporundaki farklılığın da sebebinin açıklandığı, ilk derece mahkemesince bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, araçtaki arızanın üretimden kaynaklı olmadığı, araçta ayıbın bulunmadığı, tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekii temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışı sebebiyle uğranılan zarardan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063815300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz