Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8608 E. 2012/15643 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte kimlik↗ cevap süresi↗ mutlak ticari dava↗ ilk itiraz↗ ticari dava niteliği↗ illiyet bağı↗ iş bölümü↗ yetki↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı Bebek Varlık A.Ş.'nin olayda herhangi bir etkisinin olmadığı, icra dosyasında herhangi bir işlem yapmadığı, diğer davalı bankanın ise sahte kimlikle kredi kartı verdiği, davacı tarafından itiraz edildiği halde çözüm yoluna gitmediği gibi takibe de devam ettiği, davacının olay nedeniyle depresyon tedavisi gördüğü, 20 gün iş ve gücünden kaldığı, uçak bileti masrafı yaptığı, manevi üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle, davalı banka yönünden, davanın kısmen kabulüne, 2.053,53 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı banka vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının olay nedeniyle depresyon tedavisi gördüğü, 20 gün iş ve güçten mani kaldığı gerekçesiyle bilirkişi raporuyla belirlenen 1.677,53 TL maddi tazminatın da davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, davacı tarafından Aile Hekimliğinden alınan raporda yazılı rahatsızlık ile dava konusu sahte kredi kartı çıkartılarak icra takibinde bulunulması olayı arasındaki illiyet bağı bulunduğu sabit olmadığı gibi, davacının avukatlık mesleğini icra ettiği nazara alındığında bu gibi durumlarla karşılaşan sıradan kişilere nazaran hak ve hukukunu korumak konusunda daha yetkin bir kişi olması gerektiği de düşünüldüğünde davacının aleyhine girişilmiş bir icra takibinden ileri sürüldüğü gibi tazminatı gerektirir ölçüde manevi kişiliğinin etkilenmesi beklenemeyeceğinden anılan talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacının bu kalem tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, davalı banka aleyhine açılan dava, niteliği itibariyle mülga TTK'nun 4. maddesine göre mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemesinde görülür. İş bölümü sadece asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasında söz konusu olabilir. İş bölümü itirazı, ilk itirazlardan olup cevap süresi içerisinde ileri sürülmelidir. Bu süre geçtikten sonra ileri sürülemeyeceği gibi, mahkemece de kendiliğinden gözönüne alınamaz.
Somut olayda, mümeyyiz davalı süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, iş bölümü itirazında bulunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece davalı vekilinin iş bölümü itirazı kabul edilip, dosyanın Denizli Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2307 E. 2019/822 K.
Ortak:illiyet bağı · iş bölümü · yetki · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… a, davacı tarafından Aile Hekimliğinden alınan raporda yazılı rahatsızlık ile dava konusu sahte kredi kartı çıkartılarak icra takibinde bulunulması olayı arasındaki «illiyet bağı» bulunduğu sabit olmadığı gibi, davacının avukatlık mesleğini icra ettiği nazara alındığında bu gibi durumlarla karşılaşan sıradan kişilere nazaran hak ve hukukunu korumak konusunda daha «yetkin» bir kişi olması gerektiği de düşünüldüğünde davacının aleyhine girişilmiş bir icra takibinden ileri sürüldüğü gibi tazminatı gerektirir ölçüde manevi kişiliğinin e …
2-Ancak; dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının olay nedeniyle depresyon tedavisi gördüğü, 20 gün iş ve güçten mani kaldığı gerekçesiyle bilirkişi raporuyla belirlenen 1.677,53 TL «maddi tazminatın» da davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
İş «bölümü» sadece asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasında söz konusu olabilir.
Benzer bu kararda… olayda herhangi bir etkisinin olmadığı, icra dosyasında herhangi bir işlem yapmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1.d ve 115/... maddeleri gereğince davanın «usulden reddine»; diğer davalı ....Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın ise davacı tarafından Aile Hekimliğinden alınan raporda yazılı rahatsızlık ile dava konusu sahte kredi kartı çıkartılarak icra takibinde bulunulması olayı arasındaki «illiyet bağı» bulunduğu hususunun sabit olmadığı, davacının avukatlık mesleğini icra ettiği nazara alındığında bu gibi durumlarla karşılaşan sıradan kişilere nazaran hak ve hukukunu korumak konusunda daha «yetkin» bir kişi olması gerektiği ve davacının aleyhine girişilmiş bir icra takibinden ileri sürüldüğü gibi tazminatı gerektirir ölçüde manevi kişiliğinin etkilenmesinin b …
Ancak, Dairenin anılan kararının (1) nolu bendinde davalı bankanın sair temyiz itirazları reddedildiğinden mahkemece hükmedilen «maddi tazminatın» 376 TL'lik kısmı ve manevi tazminat miktarı bakımından bozma sonrasında iş «bölümü» itirazı nedeniyle «dosyanın gönderildiği» mahkemeyi de bağlayacak usuli «müktesep hak» oluştuğu gözetilmeksizin mahkemece bu kez maddi ve manevi tazminat isteminin tümünün reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın davacı yararına bozulmasına …
Mahkemenin ....02.2010 tarihli kararına karşı tarafların temyizi üzerine Dairemizin ........2012 tarih 2011/8608 E -2012/15643 K. sayılı ilamının .... bendinde «maddi tazminatın» 1677.53 TL'lik kısmı için davalı banka yararına karar bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın gönderilmesi · bozma sonrası karar · müktesep hak · usulden reddi
Benzer bu karardaAncak, Dairenin anılan kararının (1) nolu bendinde davalı bankanın sair temyiz itirazları reddedildiğinden mahkemece hükmedilen «maddi tazminatın» 376 TL'lik kısmı ve manevi tazminat miktarı bakımından bozma sonrasında iş «bölümü» itirazı nedeniyle «dosyanın gönderildiği» mahkemeyi de bağlayacak usuli «müktesep hak» oluştuğu gözetilmeksizin mahkemece bu kez maddi ve manevi tazminat isteminin tümünün reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın davacı yararına bozulmasına …
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve «bozma sonrası» yapılan yargılamaya göre, davalı ....
… olayda herhangi bir etkisinin olmadığı, icra dosyasında herhangi bir işlem yapmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1.d ve 115/... maddeleri gereğince davanın «usulden reddine»; diğer davalı ....Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın ise davacı tarafından Aile Hekimliğinden alınan raporda yazılı rahatsızlık ile dava konusu sahte kredi kartı çıkartılarak icra takibinde bulunulması olayı arasındaki «illiyet bağı» bulunduğu hususunun sabit olmadığı, davacının avukatlık mesleğini icra ettiği nazara alındığında bu gibi durumlarla karşılaşan sıradan kişilere nazaran hak ve hukukunu korumak konusunda daha «yetkin» bir kişi olması gerektiği ve davacının aleyhine girişilmiş bir icra takibinden ileri sürüldüğü gibi tazminatı gerektirir ölçüde manevi kişiliğinin etkilenmesinin b …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5960 E. 2010/12210 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu kararda2- Ancak, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde, kaza tarihinden itibaren «yasal faiz» talep edildiği halde, mahkemece bu talep değerlendirilmeksizin yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8608 E. , 2012/15643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/02/2010 tarih ve 2008/392-2010/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın müvekkili hakkında kredi kartı borcu nedeniyle takipte bulunduğunu, alacağın daha sonra diğer davalıya temlik edildiğini, ancak kendisinin bankadan dava konusu kredi kartını almadığını, herhangi bir başvurusu bulunmadığını, sahte kimlikle üçüncü kişilere kredi kartı verildiğini, bankaya itiraz etmelerine rağmen takip dosyasının kapatılmadığını, Merkez Bankası'na bildirimde bulunulduğunu, olay nedeniyle müvekkilinin depresyon tedavisi gördüğünü, 20 gün rapor aldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bebek Varlık A.Ş. vekili, müvekkilinin ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğunu, alacağın sehven kendilerine devredildiğini, sonradan temlik işleminin iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili bulunduğunu, davanın ticari iş niteliğinde olması nedeniyle ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının itirazı sonrası takip dosyasında işlem yapmadıklarını, alacağın sehven diğer davalıya temlik edildiğini, tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı Bebek Varlık A.Ş.'nin olayda herhangi bir etkisinin olmadığı, icra dosyasında herhangi bir işlem yapmadığı, diğer davalı bankanın ise sahte kimlikle kredi kartı verdiği, davacı tarafından itiraz edildiği halde çözüm yoluna gitmediği gibi takibe de devam ettiği, davacının olay nedeniyle depresyon tedavisi gördüğü, 20 gün iş ve gücünden kaldığı, uçak bileti masrafı yaptığı, manevi üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle, davalı banka yönünden, davanın kısmen kabulüne, 2.053,53 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı banka vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının olay nedeniyle depresyon tedavisi gördüğü, 20 gün iş ve güçten mani kaldığı gerekçesiyle bilirkişi raporuyla belirlenen 1.677,53 TL maddi tazminatın da davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, davacı tarafından Aile Hekimliğinden alınan raporda yazılı rahatsızlık ile dava konusu sahte kredi kartı çıkartılarak icra takibinde bulunulması olayı arasındaki illiyet bağı bulunduğu sabit olmadığı gibi, davacının avukatlık mesleğini icra ettiği nazara alındığında bu gibi durumlarla karşılaşan sıradan kişilere nazaran hak ve hukukunu korumak konusunda daha yetkin bir kişi olması gerektiği de düşünüldüğünde davacının aleyhine girişilmiş bir icra takibinden ileri sürüldüğü gibi tazminatı gerektirir ölçüde manevi kişiliğinin etkilenmesi beklenemeyeceğinden anılan talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacının bu kalem tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, davalı banka aleyhine açılan dava, niteliği itibariyle mülga TTK'nun 4. maddesine göre mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemesinde görülür. İş bölümü sadece asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasında söz konusu olabilir. İş bölümü itirazı, ilk itirazlardan olup cevap süresi içerisinde ileri sürülmelidir. Bu süre geçtikten sonra ileri sürülemeyeceği gibi, mahkemece de kendiliğinden gözönüne alınamaz.
Somut olayda, mümeyyiz davalı süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde, iş bölümü itirazında bulunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece davalı vekilinin iş bölümü itirazı kabul edilip, dosyanın Denizli Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka'ya iadesine, 10/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063666700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz