Usulsüz re'sen terkin yapan sicil müdürlüğü yargılama giderinden sorumludur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2487 E. 2024/3877 K. · · İlk derece: İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirkete çıkarılan tebligat yapılamadığı hâlde şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadan gerçekleştirilen re'sen terkin işlemi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine aykırıdır; bu şekilde usulsüz terkin yapan ticaret sicili müdürlüğü, açılan ihya davasının yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulur. Asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmeyerek münfesih hâle gelen şirket bakımından ihya kararı yalnız tasfiye ile sınırlı olarak verilir ve ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanır.
Ele alınan sorunlar
Münfesih hâle gelmiş şirketin tasfiye ile sınırlı olarak ihyası ve ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanması → kabul
İddia: Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava konusu şirketin re'sen terkinine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, mevzuat gereği yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, sicil kayıtlarına bu yönde bir bildirim intikal etmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhyası talep edilen şirket, sermaye artırımını gerçekleştirmeyerek münfesih hâle gelmiş ve asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmamıştır; bu nedenle ancak tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebilir. Münfesih şirkete ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiğinden, şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasında isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Re'sen terkin işlemini usulüne uygun yapmayan Ticaret Sicili Müdürlüğünün yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumluluğu → ret
İddia: Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü, terkin edildiği tarihte şirketin derdest bir davası bulunsa dahi bunun tek başına kendisini kusurlu kılmayacağını ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhyası talep edilen şirket 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre re'sen terkin edilmiş; aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirkete tebligat çıkartılmış, tebligat yapılamadığı hâlde şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmamıştır. Terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalı, yargılama giderlerinden sorumludur; usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Temsile yetkili kişilere tebligat yapılmadan gerçekleştirilen re'sen terkinin usulsüz olduğu ve bunun sonucu olarak sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulacağı; münfesih şirketin ihyasının tasfiye ile sınırlı yapılacağı yönündeki tespitler bakımından emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası↗ re'sen terkin↗ münfesih şirket↗ tasfiye memuru↗ taraf teşkili↗ yargılama giderinden sorumluluk↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4049 E. 2023/5068 K.
Ortak:münfesih şirket · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre 31.07.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirkete «tebligat» çıkartıldığı, tebligatın yapılamadığı gibi şirketi «temsile» yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı, terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olacağı, ayrıca; ihyası talep edilen şirketin «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanması ve usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine de «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davalı ...
İş Mahkemesi'nin 2023/278 E. sayılı dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına ve şirketin «son» yetkilisi olan İsmet Açık'ın aynı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davacı tarafça açılan dava «ihyası» istenilen şirkete karşı da yöneltilmiş ise de davalı şirket sicilden Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re'sen «sicilden terkin» edildiğinden, «şirketin ihyası» için açılacak davada «husumetin» Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönetilmesi gerektiğini ve ihyasına karar verilmesi gereken şirkete, ortağına ve yetkilisine husumet yöneltilemeyeceğinden davalı şirket hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinde öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi'nin 2018/698 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına, kararın tescil ve «ilanına», 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin «son» «yönetim kurulu» başkanı Saim Anıçok'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; re'«sen terkine» ilişkin işlemde hiçbir eksiklik olmadığını, kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirketin re'sen terkin işlemi sırasında «derdest» bir dava veya icra takibi bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · ticaret sicili tescili · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · tespit davası · yargılama giderleri · derdestlik
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinde öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi'nin 2018/698 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına, kararın tescil ve «ilanına», 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin «son» «yönetim kurulu» başkanı Saim Anıçok'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2018/698 E. sayılı dosyasıyla iş kazası «tespiti davası» açıldığı, bu davada şirket hakkında verilecek karar doğrultusunda yapılacak işlemlerin ek «tasfiye» niteliğinde olması nedeniyle söz konusu şirket hakkında «ihya» koşulları oluştuğundan davanın kabulüne, Mintaş Müh.
A.Ş.'nin «sicildeki terkin» «kaydının» Bursa 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre 31.07.2013 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirkete «tebligat» çıkartıldığı, tebligatın yapılamadığı gibi şirketi «temsile» yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı, terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olacağı, ayrıca; ihyası talep edilen şirketin «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanması ve usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine de «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davalı ...
İş Mahkemesi'nin 2023/278 E. sayılı dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına ve şirketin «son» yetkilisi olan İsmet Açık'ın aynı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davacı tarafça açılan dava «ihyası» istenilen şirkete karşı da yöneltilmiş ise de davalı şirket sicilden Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re'sen «sicilden terkin» edildiğinden, «şirketin ihyası» için açılacak davada «husumetin» Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönetilmesi gerektiğini ve ihyasına karar verilmesi gereken şirkete, ortağına ve yetkilisine husumet yöneltilemeyeceğinden davalı şirket hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle nedeniyle «usulden reddine» karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · hukuki menfaat · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak; TTK'nın geçici 7. maddenin 15. bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 8.12.2020 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı «temsilcisinin» sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2487 E. , 2024/3877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/346 Esas, 2024/321Karar
HÜKÜM
Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/698 E., 2024/31 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ihyası istenilen ... İç ve Dış Ticaret ve Elektronik Sanayi Ltd. Şti. arasında Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2023/278 E. sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası bulunduğunu, söz konusu davanın yargılaması sırasında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ihyası istenilen şirketin resen ticaret sicilinden terkin edildiğini, mahkemece davalı şirketin ihyası yönünden dava açmak ve mahkemeye bildirmek üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek, devam eden davanın görülebilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması için ... İç ve Dış Ticaret ve Elektronik Sanayi Ltd. Şti. 'nin ticaret sicile yeniden tescili ile ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; resen terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ve ilgili yasal mevzuat kapsamında yapıldığını ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirket hakkında terkin işleminden sonra açılan dava nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğini ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan, ... İç ve Dış Ticaret ve Elektronik Sanayi Ltd. Şti. unvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2023/278 E. sayılı dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince aynı unvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına ve şirketin son yetkilisi olan İsmet Açık'ın aynı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, davacı tarafça açılan dava ihyası istenilen şirkete karşı da yöneltilmiş ise de davalı şirket sicilden Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re'sen sicilden terkin edildiğinden, şirketin ihyası için açılacak davada husumetin Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönetilmesi gerektiğini ve ihyasına karar verilmesi gereken şirkete, ortağına ve yetkilisine husumet yöneltilemeyeceğinden davalı şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği tarihte derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun başlı başına müvekkili müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, emsal içtihatlara rağmen, eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bir durumun da bulunmaması ve sicil kayıtlarına bu hususta intikal eden bildirimin bulunmamasına rağmen mahkemece dava konusu şirketin terkin işlemlerinin hatalı olduğunu ve davanın kabulüne karar verildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre 31.07.2013 tarihinde re'sen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirkete tebligat çıkartıldığı, tebligatın yapılamadığı gibi şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı, terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olacağı, ayrıca; ihyası talep edilen şirketin sermaye artırımını gerçekleştirmeyerek münfesih hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, münfesih şirkete ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanması ve usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine de yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davalı ...
Sicil Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun esasta reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ile on beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063630100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz