Örtülü kazanç aktarımı davasını açma yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'nundur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1222 E. 2024/5414 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
6362 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen örtülü kazanç aktarımı hukuka aykırılıkları bakımından dava açma yetkisi, aynı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sermaye Piyasası Kurulu'na aittir; malvarlığı azaldığı ileri sürülen şirketin ve onun iflas idaresinin dava takip yetkisi bulunmadığından dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Örtülü kazanç aktarımı nedeniyle malvarlığı azalan şirketin ve iflas idaresinin dava takip yetkisinin bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı, 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin şirketin maddi hukuktan kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmadığını, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında zarar gören şirketin aktarılan tutarı talep edebileceğinin düzenlendiğini, aksi yorumun Kurul dava açmadığında zarara uğrayan şirketin hak arama imkânını ortadan kaldıracağını, ayrıca iki farklı davacı bulunması hâlinde hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, anılan Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Söz konusu düzenlemede, örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından davacı şirket iflas idaresinin de dava açma yetkisi yoktur; bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Örtülü kazanç aktarımından doğan alacak davasında dava takip yetkisinin Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu ve iflas idaresinin de bu yetkiye sahip olmadığı yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Dava takip yetkisi: 6362 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamındaki hukuka aykırılıklarda dava açma yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olup ilgili şirketin ve iflas idaresinin dava takip yetkisi yoktur
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı↗ dava takip yetkisi↗ dava şartı↗ iflas idaresi↗ halka açık ortaklık↗ düzenleyici idari otorite↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'ndadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1676 E. 2024/5490 K.
Ortak:örtülü kazanç aktarımı · dava takip yetkisi · halka açık ortaklık · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… fıkrasında zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava «yetkisinin», diğer ilgililerin dava açma yetkisini ortadan kaldırdığının kabul edilmesi halinde SPK'nın dava açması gerektiği ancak açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin hakkını araması imkanını ortadan kaldırılmış olacağını, SPK'ya dava açma hakkı verilmesinin nedeninin «halka açık ortaklıklarda» ortak olan küçük yatırımcıların şirketteki olası «örtülü kazanç aktarımı» olgusunu ortaya çıkarmaktaki güçlük olduğunu, yine iki farklı davacı tarafından açılan dava söz konusu olduğunda «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak da …
… n 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, anılan Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma «yetkisinin» düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığı, söz konusu düzenlemede «örtülü kazanç aktarımı» niteliğindeki işlemler sonucunda «malvarlığı» azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmadığı, somut olayda dava «takip yetkisi» Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket «iflas» idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından Mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin değerinin lisanslı bir değerleme şirketine tespit ettirildiğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında «örtülü kazanç aktarımı» «yasağının» ihlal edilmediğinin açık olduğunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan şartlar gerçekleşmediğinden davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının «zamanaşımına» uğradığını, ayrıca davanın ancak SPK tarafından açılabileceğini savunarak davanın reddi ile davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… fıkrasında zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava «yetkisinin», diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığının kabul edilmesi halinde SPK'nın dava açması gerektiği ancak açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde hakkını araması imkanının ortadan kaldırılmış olacağını, SPK'ya dava açma hakkının verilmesinin nedeninin «halka açık ortaklıklarda» ortak olan küçük yatırımcıların şirketteki olası «örtülü kazanç aktarımı» olgusunu ortaya çıkarmaktaki güçlük olduğunu, dolayısıyla davada müvekkilinin davayı takip yetkisinin bulunmadığının sonucuna varılmasının yerinde olmadığını, yine iki farklı davacı tarafından açılan dava söz konusu olduğunda «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, Mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GYO' nun değerinin lisanslı bir değerleme şirketine tespit ettirildiğini, «örtülü kazanç aktarımı» «yasağının» ihlal edilmediğini, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan şartlar gerçekleşmediğinden davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının «zamanaşımına» uğradığını, ayrıca davanın ancak SPK tarafından açılabileceğini belirterek davanın reddine, %20 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… n'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, aynı kanunun 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma «yetkisinin» düzenleyici idari otorite olarak SPK'ya tanındığı, bahsi geçen düzenlemede «örtülü kazanç aktarımı» niteliğindeki işlemler sonucunda «malvarlığı» azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmadığı, Mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2530 E. 2019/1000 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «pasif husumet ehliyet» yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11559 E. 2018/7561 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 17.841,95 TL'nin 03.08.2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1222 E. , 2024/5414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2295 Esas, 2022/1828 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/192 E., 2022/213 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın doğrudan ve dolaylı olarak ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. hisselerinin yaklaşık olarak %70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili banka yönetim kurulunun 26.04.2013 tarih ve 1244/2614 sayılı kararıyla, banka iştiraki şirketin banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan hisseleri satın almaya karar verdiğini, davalının 841.675 adet hissesinin 1,6544 TL birim bedel karşılığında toplam 1.392.460,00 TL bedelle 13.08.2013 tarihinde banka tarafından alındığını, 26.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla 1 adet hissenin 1,00 TL nominal bedelden alım kararından yaklaşık 3 ay sonra 12.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla bu bedelin 1,69 TL olarak değiştirildiğinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tespit edildiğini, hisse bedellerinin SPK'nın onayı beklenmeden ödendiğini, sonrasında ise 23.06.2014 tarihli yazı ile SPK'nın pay devrine onay vermediğini, SPK'nın tespiti ile davalı borçlunun 841.675 adet hissesine karşılık olarak ödenen 1,6544 TL bedel yerine 1,00 TL nominal bedel üzerinden toplamda 841.675,00 TL bedel ödenmesi gerektiğinden, müvekkili bankanın 550.785,00 TL zarara uğratıldığını, bu zararın tahsili için İstanbul Anadolu 4.
İcra Dairesinin 2018/5305 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, hisse devir sözleşmelerinin geçerli olduğunun SPK'nın ve davacı tarafın da kabulünde olduğunu, hukuken geçerli bir sözleşmeye istinaden sözleşme serbestisi kapsamında imzalanan ve hayatın ticari akışına uygun olarak belirlenen değerde yapılan hisse devirlerinde usulsüzlük olmadığını, davacı banka tarafından ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin değerinin lisanslı bir değerleme şirketine tespit ettirildiğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilmediğinin açık olduğunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan şartlar gerçekleşmediğinden davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın ancak SPK tarafından açılabileceğini savunarak davanın reddi ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi hükmünde açıkça ifade edildiği üzere, anılan Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklar ile ilgili dava açma yetkisinin Sermaye Piyasası Kuruluna ait olduğu, kanun koyucunun, halka açık şirketlerde bu davayı açma hakkını açıkça Sermaye Piyasası Kurulu'na verdiği, ilgili şirketin insiyatifine bırakmak istemediği, davacı müflis bankanın davalılardan dava konusu bedeli isteme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin şirketin maddi hukuktan kaynaklanan dava hakkını ortadan kaldırmadığını, keza anılan Kanun'un 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarı talep edebileceğinin yasal düzenlemeye bağlandığını, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava açma yetkisini ortadan kaldırdığının kabul edilmesi halinde SPK'nın dava açması gerektiği ancak açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin hakkını araması imkanını ortadan kaldırılmış olacağını, SPK'ya dava açma hakkı verilmesinin nedeninin halka açık ortaklıklarda ortak olan küçük yatırımcıların şirketteki olası örtülü kazanç aktarımı olgusunu ortaya çıkarmaktaki güçlük olduğunu, yine iki farklı davacı tarafından açılan dava söz konusu olduğunda hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, anılan Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisinin düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığı, söz konusu düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmadığı, somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı bankanın zararının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 6362 sayılı Kanun'un 21 inci ve 94 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı Banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı Banka'ya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063431700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz