İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2945 E. 2024/5482 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat↗ taşıtan↗ şirket zararı↗ basiretli tacir↗ satım sözleşmesi↗ taşıma sözleşmesi↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ istirdat↗ taşıyıcı↗ esastan ret↗ fatura↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/700 E., 2020/656 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin EPDK'dan aldığı spot LNG ithalat lisansı kapsamında doğal gaz toptan alım satımı ile uğraştığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının doğal gaz ithalat şirketlerine tahsis etmiş olduğu kapasitenin 2014 yılı Kasım ayı itibarıyla mevzuata aykırı bir biçimde kullandırılmasından kaynaklandığını, davalı ile birlikte 2014 yılı itibarıyla yurt dışından doğal gaz ithalatı lisansına sahip olan 5 tüzel kişinin Kırklareline bağlı Malkoçlar köyünde bulunan doğal gaz giriş noktasından günlük 42.000.000-Sm³ doğal gaz ithalatı yapabildiğini, günlük olarak belirlenen bu miktarın doğal gaz ithalat şirketlerinin yıllık olarak ithal edebilecekleri doğal gaz miktarlarının toplamı dikkate alınmak suretiyle belirlenmekte olup, her bir şirketin günlük kapasite rezervasyonunun da o şirket tarafından ilgili yıl ithal edileceği bildirilen yıllık doğal gaz miktarı üzerinden tespit edildiğini, ithalat lisansı sahibi şirketlerden birinin lisansı kapsamında belirtilen yıllık doğal gaz ithal etme hakkını 2014 yılının bitimine yaklaşık 75 gün kala 15.10.2014 tarihinde doldurduğunu, anılan şirkete günlük olarak kapasite edilen rezervin kullanılmayan boş kapasite haline gelmiş olması gerektiğini ancak buna karşın giriş noktasına mevzuata aykırı bir biçimde günlük yaklaşık olarak 40.000.000 Sm³ doğal gaz arz edilmeye devam edildiğini, bu miktarların davalının onayı ile millileştirilerek ithal edildiğini, ithalat kapasitesi 15.10.2014 tarihinde dolmuş olan anılan şirketin doğal gaz ithaline devam etmesinin 2014 yılının sonlarına doğru yaşanan Ukrayna krizine kadar iletim hatlarında bir dengesizliğe neden olmadığını, krizin 2014 yılı Kasım ayında yaşanması ile birlikte Malkoçlar giriş noktasından ithal edilmesi gereken günlük miktarlarda kısıntı yaşandığını ve yurt dışı tedarikçi firmanın tedarik etmesi gereken doğal gaz miktarlarını günlük 24.000.000 Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da dahil tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı birim fiyatı diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak fatura edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ... olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili şirket zararının 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; gaz tahsisatı konusunda tek yetkili olan yurt dışı tedarikçisi Rusya Gazprom Export firması ve davacının gaz satın aldığı tedarikçiler Kibar, Shell ve Boru Hattı şirketlerine davanın yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin eylemlerinin 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarının aksine Bosphorus şirketi ithalat limiti üzerinde gaz çekmiş olmasaydı dahi davacının dengesizliğe düşmüş olacağını, müvekkilinin ŞİD hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun faturalandırma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat protokolü imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım satım sözleşmesi imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, taşıyıcı BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak teslim aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir taşıtan adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisinin olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın kusuru ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal olacağı ayrıca Gazprom Export'un Bosphorus şirketine doğal gaz vermemiş olsaydı dahi gazı hangi tedarikçiye ne kadar teslim edileceğinin hesaplanabilir nitelikte olmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, teslimat olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında dağıtılması gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve taşıtanların daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat protokolünde kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına dahil ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki tespitin hatalı bulunduğunu, “kapasite” ve "lisans miktarı” kavramlarının birbiriyle hiçbir alakası bulunmadığını, Mahkeme kararında, davalının “maksimum ayrılabilir kapasite aşılmamak kaydıyla ithalat izninden fazla kapasite rezervasyonu yapılabileceği” yönündeki savunmasına yer verildiğini, kapasite konusunun, herhangi bir giriş ve çıkış noktasından geçebilecek gaz miktarı ile ilgili bir kavram olduğunu, dava konusu ihtilafın “yıllık ithalat miktarı izni” ile ilgili olduğunu, davalının ŞİD’e ve mevzuattaki diğer hükümlere aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin zarara uğrattığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı ...'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı ve tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesinin mümkün olmadığı, uluslararası konjonktürden kaynaklanan arz kaynaklarında azalmanın mevcut olduğunu bilen basiretli tacir konumundaki davacının, dengesizliği bertaraf etmek için çıkış noktasındaki gaz çıkış miktarını azaltarak kendisini dengeleme imkanının mevcut olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ve dengesizliğin, tedarikçi ülkeden gelen doğal gaz miktarının düşmesi olduğu, sonuç olarak davalının şebeke düzenlemeleri mevzuatına aykırı bir davranışının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafça davacıya kesilen fatura bedellerinden davacının sorumlu olup olmadığı, davacının zararının bulunup bulunmadığı, davacının zararı var ise bunda davalının sorumluluğu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | İstirdat | Tazminat | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5349 E. 2023/1022 K.
Ortak:taşıtan · satım sözleşmesi · istirdat · taşıyıcı · fatura · dahili dava · avans faizi · teslim
İncelediğiniz kararda… Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da «dahil» tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı «birim fiyatı» diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak «fatura» edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ... olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili «şirket zararının» 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdadına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat «protokolü» imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım «satım sözleşmesi» imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart «taşıma sözleşmesi» bulunduğu, «taşıyıcı» BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak «teslim» aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir «taşıtan» adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve «yetkisinin» olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın «kusuru» ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal ola …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, «teslimat» olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında «dağıtılması» gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve «taşıtanların» daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat «protokolünde» kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına «dahil» ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki t …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 19.03.2011 tarihli doğalgaz «satış sözleşmesi» bulunduğu, bu sözleşmede davacı şirketin müşteri, davalı şirketin ise tedarikçi olarak yer aldığı, davalı şirket ile davacı şirket arasında doğalgaz alım satım koşulları ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşmenin varlığına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmenin 2011 yılı için 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasında, davalının «taşıyıcı» Botaş'ın boru hatlarından tedarik edeceği en çok (azami) 173.066.199 Sm3 ve en az (asgari) 138.452.959 Sm3 doğal gazı davacı ... firmasının satın almasıyla gerçekleşecek alım satım «taahhüdü» hükümlerini içerdiği, sözleşme uyarınca Dotaş firmasının doğal gaz satın alma «teminatı» olarak Yapı ve Kredi Bankası, 14.03.2011 günlü 6.730.000,00 TL bedelli bir «kesin» «teminat mektubunu», DTŞ-001 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 8.209.385,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş bir «teminat senedini», DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 1.653.659,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş ikinci bir teminat senedini «teslim tutanağı» karşılığı Gazport firmasına teslim ettiği, davalı Gazport firması ile Armadaş firması arasında 01.01.2011-01.01.2012 tarih aralığında gerçekleşmesi öngörülen, ayrı ve bağımsız bir doğal gaz alım «satım sözleşmesinin» aynı gün imzalandığı, bilirkişi raporuna göre, davacı ... firmasının "dava konusu sözleşme" ile belirlenen zaman aralığı içinde, 2011 yılı Eylül ayı sonuna kadar ve bu sözleşme ile belirlenen en az ve en çok gaz çekiş miktarlarını ihlal etmeyen toplam 158.362.217 Sm3 doğal gaz çekişi yapmış olduğu, bu miktar doğal gaz alımı karşılığı olan parasal tutarı ödediği ve 2011 yılı Ekim ayı başı itibarıyla 2011 yılı sonuna kadar davalı tedarikçi Gazport firmasından 14.703.982 Sm3 daha doğal gaz alma hakkı olduğu, buna göre davacının 2011 yılı Ekim ayı içerisinde "sözleşmesiz" doğal gaz çekişi yapmış olamayacağı, davacı ... firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle doğal gaz çekişinin dava konusu sözleşmeye uygun olduğu ve dolayısı ile Botaş'ın boru hattı şebekesinde programa uygun olarak tedarikçilere doğal gaz dağılımında dengesizliğe yol açmış olamayacağının tespit edildiği, bu durumda davacı ... firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle çektiği doğal gaz için "dava konusu sözleşme" bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli dengesizlik ücreti vs. adı altında herhangi bir ek ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, Botaş tarafından şebeke işleyiş düzenlemeleri (ŞİD) uyarınca davalı Gazport firması aleyhine düzenlenen cezai faturalardan davacı ... firmasının sorumlu tutulamayacağı, her ne kadar Armadaş firması Dotaş firması ile aynı şirketler grubu bünyesinde faaliyet göstermekte ise de "dava dışı sözleşme"nin herhangi bir yerinde Dotaş firmasının Armadaş firmasına «garantör» veya «kefil» olacağı ile ilgili bir hükme rastlanmadığı, davacı ... firmasının "dava konusu sözleşme" hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedi üzerinde, bu senedin Armadaş firmasının davalı Gazport firması ile imzalamış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca üstlendiği ödeme yükümlülüğü için düzenlendiğini belirten yazılı ifade bulunduğu; ancak bu ifadenin altında davacı şirketin imzasının bulunmadığı ayrıca davacının dava dışı Armadaş'ın borçlarına kefil veya garantör olduğunu gösterir taraf imzalarını «taşıyan» bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısı ile bu teminat senedinin davacı ... firması tarafından dava konusu sözleşme hükümlerince kendi borçları için davalı Gazport firmasına verilmiş bir teminat senedi niteliğine sahip olduğu ve davacının sözleşme dışı gaz kullanımı bulunmadığı tespiti yapıldığından, davacı ... firmasının dava konusu sözleşme hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu bu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedinin davacı ... firmasına iade edilmesi gerektiği, davacının 2011 yılı Ekim ayındaki doğal gaz çekişinin sözleşme dışı olmadığı, bu nedenlerle davacıya dava konusu sözleşme bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli, dengesizlik ücreti adı altında ek bir ödeme yansıtılamayacağı, davalı şirket tarafından teminat mektubunun bir kısmının haksız olarak paraya çevrildiği, davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de sözleşmeye aykırı her davranışın «kişilik haklarını ihlal» sonucunu doğurmayacağı, davalının haksız olarak teminat mektubunu paraya çevirmesinin, davacıyı manevi zarara uğrattığını göstermeyeceği ve davacının manevi zararlarının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğinin tespiti ile 692.243,40 TL'nin 26.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 02.05.2011 düzenleme tarihli, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli düzenleyenin davacı şirket ve «lehtarının» davalı şirket olan senetten dolayı davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların «dahil» oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğalgaz «tedarik sözleşmesi» imzaladıklarını, bu bakımdan «uyuşmazlık konusu» olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, ancak Mahkemenin bu sözleşmeler topluluğunu birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirdiğini ve sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri ayrı olarak nitelendirdiğini, bu haliyle tarafların verdikleri «teminatları» bağlantısız olarak ele aldığını, bunun da hatalı karar vermesine neden olduğunu, davacı şirketin gaz tedarik ettiği Armadaş ve Armagaz için 30.09.2011 tarihinden itibaren Botaş’tan gaz çekeceğini ve başvuru yaptığını müvekkili şirkete bildirdiğini; ancak davacı Botaş’a başvurusunu bildirim için öngörülen süreden sonra yaptığı için bu başvurusunun reddedildiğini, bu nedenle davacı şirketin, müvekkili şirket ile olan sözleşmeyi sona erdirmesine rağmen müvekkili şirketten doğalgaz çekmeye devam etmiş ve böylece sözleşme dışı gaz kullanmış olduğunu, Botaş tarafından Ekim 2011 faturasında davacının çektiği doğalgaza ilişkin olarak fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli ve dengesizlik ücreti bedellerinin yansıtılması üzerine söz konusu tutarların davacıya aynen yansıtıldığını, yansıtılan bu bedellerin davacı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından verilen 6.730.000,00 TL tutarındaki «banka teminat mektubundan» alacağı kadar tutarı nakde tahvil etmek suretiyle tahsilatının gerçekleştirildiğini, davacının da bunun üzerine tahsil edilen bu tutarı borçlu olmadığına dair «menfi tespit davası» açarak tutarın «istirdadını» talep ettiğini, ancak Mahkemenin grup şirketleri arasındaki ticari ilişkiyi dikkate almadığını, oysa tarafların dahil oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğal gaz tedarik sözleşmesi imzaladıklarını, bu bakımdan uyuşmazlık konusu olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, uyuşmazlığın temeline ilişkin «eksik inceleme» neticesinde karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlığın, davacı ... tarafından yapılan gaz çekimine ilişkin olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında, 692.243,40 TL tutarın Armadaş şirketinin Ekim 2011 dönemine ilişkin doğalgaz çekişi ile ilgili olduğunu varsaydığını, ancak bu tespitin hatalı olup Ekim 2011 döneminde müvekkili şirketten gaz kullananın davacı ... şirketi olduğunu, diğer yandan tedarikçi devrinin davacı tarafça zamanında yapılmadığını, bilirkişi raporlarında Botaş’a tedarikçi devri için yapılan başvurunun Botaş tarafından bildirim için öngörülen süreden sonra olması nedeniyle reddedildiği hususunun göz ardı edildiğini, Botaş, EBT'ye giriş yapılmadığı için değil, tedarikçi devri için yapılan başvurunun davacı tarafça süresinde yapılmaması nedeniyle, ilgili şirketlerin kullandığı gazı müvekkili şirkete «fatura» ettiğini, EBT’ye «bildirim yükümlülüğünün» müvekkili şirkette olduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacı veya Armagaz'ın tedarikçi değişimi için müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, bu bakımdan müvekkili şirketin EBT nezdinde yapacağı herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, nitekim davacı şirketin, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olduğu için, kendi grubu içerisinde yer alan dava dışı Armagaz ve Armadaş’ın Botaş’a yaptığı gaz alma talebinin reddedilmesine rağmen, müvekkili şirketten gaz çekmeye devam etmiş ve sonucunda sözleşme dışı doğalgaz kullanmış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sona erdirilmiş olup ekim ayı içindeki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağını, 30.09.2011 tarihi itibariyle taraflar arasında sözleşmenin feshedilmiş olduğunun davacının «ihtarnamede» yer alan beyanlarıyla da sabit olduğunu, davacı şirketin Botaş nezdinde herhangi bir bildirim yükümlülüğü olmadığı için de Botaş’a bildirimde bulunmaksızın sözleşmeyi sona erdirdiğini, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli «teminat senedinin» dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, Dotaş ve Gazport arasında imzalanan 19.03.2011 tarihli sözleşmenin 10.2 nci maddesinde Dotaş tarafından müvekkili şirkete verilecek teminatın tanımlandığını, sözleşme maddesinde düzenlendiği şekilde verilmesi gereken teminat tutarının 18.464.673,00 TL olması gerektiğini; ancak taraflar arasındaki yüksek hacimli ticari ilişki nedeniyle ve yukarıda belirtildiği üzere anılan şirketler grubu arasında imzalanan bağlantılı sözleşmelerden dolayı taraflar karşılıklı verilen teminat tutarlarının dengeli ve karşılıklı olmasını amaçladığından, teminata ilişkin sözleşme hükmünün aynen tatbik edilmediğini, maddede açıkça düzenlendiği üzere, Dotaş'ın müvekkili şirketle aralarında akdedilmiş olan sözleşme uyarınca, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir teminat mektubu «teslim» edeceğinin düzenlendiğini, Armadaş sözleşmesinin teminatını düzenleyen 10.2 nci maddede atıf yapılan 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı ... tarafından tanzim edilmiş ve Armadaş ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedinin «teslim tutanağı» ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, yukarıda da açıklandığı üzere davacı şirket ile Armadaş'ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hallerinden olduğunu, aynı grup şirketlerinden olmasalardı «kefalet» veya «garantörlük» için sözleşme yapılmasının makul sayılabileceğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda dava dışı Armadaş’ın borçlarına «kefil» veya garantör olunması için ayrı bir sözleşmenin aranmasının hatalı ve ticari hayatın gerçeklerine aykırı olduğunu, Mahkemenin önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı ... firmasının satın almasının «taahhüdü» olarak verildiğine hükmetmesinin hiçbir haklı ve hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… ki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olduğunun, davacı tarafından gönderilen «ihtarnamede» yer alan beyanlarıyla sabit olduğunu, davacının, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olması sebebiyle sözleşme dışı doğalgaz kullandığını, buna rağmen Ekim ayı içerisinde yapılan çekimlerin sözleşme içerisinde sayılmasının doğru olmadığını, davacının Ekim ayı sonrasında Botaş'tan gaz almasının sözleşmeyi feshettiğinin kanıtı olduğunu, davacının «sözleşmeyi ihlali» sebebiyle de Botaş tarafından yansıtılan cezaların davacı tarafından karşılanması gerektiğini, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli «teminat senedinin» dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, her nedense önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı ... firmasının satın almasının «taahhüdü» olarak verildiğine hükmederek bahse konu senede ilişkin davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine hükmettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtildiği şekilde davacının, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir «teminat mektubunu» «teslim» edeceğini, davalı ile Armadaş arasındaki sözleşme uyarınca 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı ... tarafından tanzim edilerek Armadaş ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedi «teslim tutanağı» ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, davacı şirket ile Armadaş'ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hâllerinden olduğunu, taraflar arasındaki e-postalarda açıkça Dotaş’ın Armadaş için vereceği teminat senedinin arkasına Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenmesinin davacı şirket tarafından kabul edildiğini, 23.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmede öngörülen teminat tutarına birebir uyduğunun tespit edildiğini ayrıca sözleşmede teminat tutarları detaylı şekilde yazılmış iken bahse konu 1.653.659,00 TL’lik teminat senedine yer verilmemesinin de mümkün olmadığını, Botaş'ın dava konusu gazı müvekkili şirkete «fatura» etmesinin nedeninin ebt sistemine giriş yapılmaması değil, tedarikçi devrinin yapılmaması olduğunu, tedarikçi devrinin, davacı tarafça zamanında yapılmadığını, Bot …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tedarik sözleşmesi · banka teminat mektubu · kişilik haklarının ihlali · teslim tutanağı · bildirim yükümlülüğü · sözleşmenin ihlali · kefalet sözleşmesi · teminat senedi
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların «dahil» oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğalgaz «tedarik sözleşmesi» imzaladıklarını, bu bakımdan «uyuşmazlık konusu» olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, ancak Mahkemenin bu sözleşmeler topluluğunu birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirdiğini ve sözleşmeler tahtındaki yükümlülükleri ayrı olarak nitelendirdiğini, bu haliyle tarafların verdikleri «teminatları» bağlantısız olarak ele aldığını, bunun da hatalı karar vermesine neden olduğunu, davacı şirketin gaz tedarik ettiği Armadaş ve Armagaz için 30.09.2011 tarihinden itibaren Botaş’tan gaz çekeceğini ve başvuru yaptığını müvekkili şirkete bildirdiğini; ancak davacı Botaş’a başvurusunu bildirim için öngörülen süreden sonra yaptığı için bu başvurusunun reddedildiğini, bu nedenle davacı şirketin, müvekkili şirket ile olan sözleşmeyi sona erdirmesine rağmen müvekkili şirketten doğalgaz çekmeye devam etmiş ve böylece sözleşme dışı gaz kullanmış olduğunu, Botaş tarafından Ekim 2011 faturasında davacının çektiği doğalgaza ilişkin olarak fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli ve dengesizlik ücreti bedellerinin yansıtılması üzerine söz konusu tutarların davacıya aynen yansıtıldığını, yansıtılan bu bedellerin davacı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından verilen 6.730.000,00 TL tutarındaki «banka teminat mektubundan» alacağı kadar tutarı nakde tahvil etmek suretiyle tahsilatının gerçekleştirildiğini, davacının da bunun üzerine tahsil edilen bu tutarı borçlu olmadığına dair «menfi tespit davası» açarak tutarın «istirdadını» talep ettiğini, ancak Mahkemenin grup şirketleri arasındaki ticari ilişkiyi dikkate almadığını, oysa tarafların dahil oldukları grup şirketleri arasında çoklu doğal gaz tedarik sözleşmesi imzaladıklarını, bu bakımdan uyuşmazlık konusu olan 19.03.2011 tarihli sözleşme ile aynı tarihli birden çok sözleşme imzalandığını, uyuşmazlığın temeline ilişkin «eksik inceleme» neticesinde karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlığın, davacı ... tarafından yapılan gaz çekimine ilişkin olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında, 692.243,40 TL tutarın Armadaş şirketinin Ekim 2011 dönemine ilişkin doğalgaz çekişi ile ilgili olduğunu varsaydığını, ancak bu tespitin hatalı olup Ekim 2011 döneminde müvekkili şirketten gaz kullananın davacı ... şirketi olduğunu, diğer yandan tedarikçi devrinin davacı tarafça zamanında yapılmadığını, bilirkişi raporlarında Botaş’a tedarikçi devri için yapılan başvurunun Botaş tarafından bildirim için öngörülen süreden sonra olması nedeniyle reddedildiği hususunun göz ardı edildiğini, Botaş, EBT'ye giriş yapılmadığı için değil, tedarikçi devri için yapılan başvurunun davacı tarafça süresinde yapılmaması nedeniyle, ilgili şirketlerin kullandığı gazı müvekkili şirkete «fatura» ettiğini, EBT’ye «bildirim yükümlülüğünün» müvekkili şirkette olduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacı veya Armagaz'ın tedarikçi değişimi için müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, bu bakımdan müvekkili şirketin EBT nezdinde yapacağı herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, nitekim davacı şirketin, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olduğu için, kendi grubu içerisinde yer alan dava dışı Armagaz ve Armadaş’ın Botaş’a yaptığı gaz alma talebinin reddedilmesine rağmen, müvekkili şirketten gaz çekmeye devam etmiş ve sonucunda sözleşme dışı doğalgaz kullanmış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sona erdirilmiş olup ekim ayı içindeki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağını, 30.09.2011 tarihi itibariyle taraflar arasında sözleşmenin feshedilmiş olduğunun davacının «ihtarnamede» yer alan beyanlarıyla da sabit olduğunu, davacı şirketin Botaş nezdinde herhangi bir bildirim yükümlülüğü olmadığı için de Botaş’a bildirimde bulunmaksızın sözleşmeyi sona erdirdiğini, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli «teminat senedinin» dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, Dotaş ve Gazport arasında imzalanan 19.03.2011 tarihli sözleşmenin 10.2 nci maddesinde Dotaş tarafından müvekkili şirkete verilecek teminatın tanımlandığını, sözleşme maddesinde düzenlendiği şekilde verilmesi gereken teminat tutarının 18.464.673,00 TL olması gerektiğini; ancak taraflar arasındaki yüksek hacimli ticari ilişki nedeniyle ve yukarıda belirtildiği üzere anılan şirketler grubu arasında imzalanan bağlantılı sözleşmelerden dolayı taraflar karşılıklı verilen teminat tutarlarının dengeli ve karşılıklı olmasını amaçladığından, teminata ilişkin sözleşme hükmünün aynen tatbik edilmediğini, maddede açıkça düzenlendiği üzere, Dotaş'ın müvekkili şirketle aralarında akdedilmiş olan sözleşme uyarınca, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir teminat mektubu «teslim» edeceğinin düzenlendiğini, Armadaş sözleşmesinin teminatını düzenleyen 10.2 nci maddede atıf yapılan 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı ... tarafından tanzim edilmiş ve Armadaş ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedinin «teslim tutanağı» ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, yukarıda da açıklandığı üzere davacı şirket ile Armadaş'ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hallerinden olduğunu, aynı grup şirketlerinden olmasalardı «kefalet» veya «garantörlük» için sözleşme yapılmasının makul sayılabileceğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda dava dışı Armadaş’ın borçlarına «kefil» veya garantör olunması için ayrı bir sözleşmenin aranmasının hatalı ve ticari hayatın gerçeklerine aykırı olduğunu, Mahkemenin önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı ... firmasının satın almasının «taahhüdü» olarak verildiğine hükmetmesinin hiçbir haklı ve hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 19.03.2011 tarihli doğalgaz «satış sözleşmesi» bulunduğu, bu sözleşmede davacı şirketin müşteri, davalı şirketin ise tedarikçi olarak yer aldığı, davalı şirket ile davacı şirket arasında doğalgaz alım satım koşulları ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşmenin varlığına ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmenin 2011 yılı için 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasında, davalının «taşıyıcı» Botaş'ın boru hatlarından tedarik edeceği en çok (azami) 173.066.199 Sm3 ve en az (asgari) 138.452.959 Sm3 doğal gazı davacı ... firmasının satın almasıyla gerçekleşecek alım satım «taahhüdü» hükümlerini içerdiği, sözleşme uyarınca Dotaş firmasının doğal gaz satın alma «teminatı» olarak Yapı ve Kredi Bankası, 14.03.2011 günlü 6.730.000,00 TL bedelli bir «kesin» «teminat mektubunu», DTŞ-001 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 8.209.385,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş bir «teminat senedini», DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vadeli, 1.653.659,00 TL bedelli ve 02.05.2011 günü düzenlenmiş ikinci bir teminat senedini «teslim tutanağı» karşılığı Gazport firmasına teslim ettiği, davalı Gazport firması ile Armadaş firması arasında 01.01.2011-01.01.2012 tarih aralığında gerçekleşmesi öngörülen, ayrı ve bağımsız bir doğal gaz alım «satım sözleşmesinin» aynı gün imzalandığı, bilirkişi raporuna göre, davacı ... firmasının "dava konusu sözleşme" ile belirlenen zaman aralığı içinde, 2011 yılı Eylül ayı sonuna kadar ve bu sözleşme ile belirlenen en az ve en çok gaz çekiş miktarlarını ihlal etmeyen toplam 158.362.217 Sm3 doğal gaz çekişi yapmış olduğu, bu miktar doğal gaz alımı karşılığı olan parasal tutarı ödediği ve 2011 yılı Ekim ayı başı itibarıyla 2011 yılı sonuna kadar davalı tedarikçi Gazport firmasından 14.703.982 Sm3 daha doğal gaz alma hakkı olduğu, buna göre davacının 2011 yılı Ekim ayı içerisinde "sözleşmesiz" doğal gaz çekişi yapmış olamayacağı, davacı ... firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle doğal gaz çekişinin dava konusu sözleşmeye uygun olduğu ve dolayısı ile Botaş'ın boru hattı şebekesinde programa uygun olarak tedarikçilere doğal gaz dağılımında dengesizliğe yol açmış olamayacağının tespit edildiği, bu durumda davacı ... firmasının 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle çektiği doğal gaz için "dava konusu sözleşme" bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli dengesizlik ücreti vs. adı altında herhangi bir ek ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, Botaş tarafından şebeke işleyiş düzenlemeleri (ŞİD) uyarınca davalı Gazport firması aleyhine düzenlenen cezai faturalardan davacı ... firmasının sorumlu tutulamayacağı, her ne kadar Armadaş firması Dotaş firması ile aynı şirketler grubu bünyesinde faaliyet göstermekte ise de "dava dışı sözleşme"nin herhangi bir yerinde Dotaş firmasının Armadaş firmasına «garantör» veya «kefil» olacağı ile ilgili bir hükme rastlanmadığı, davacı ... firmasının "dava konusu sözleşme" hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedi üzerinde, bu senedin Armadaş firmasının davalı Gazport firması ile imzalamış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca üstlendiği ödeme yükümlülüğü için düzenlendiğini belirten yazılı ifade bulunduğu; ancak bu ifadenin altında davacı şirketin imzasının bulunmadığı ayrıca davacının dava dışı Armadaş'ın borçlarına kefil veya garantör olduğunu gösterir taraf imzalarını «taşıyan» bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısı ile bu teminat senedinin davacı ... firması tarafından dava konusu sözleşme hükümlerince kendi borçları için davalı Gazport firmasına verilmiş bir teminat senedi niteliğine sahip olduğu ve davacının sözleşme dışı gaz kullanımı bulunmadığı tespiti yapıldığından, davacı ... firmasının dava konusu sözleşme hükümlerince davalı Gazport firmasına vermiş olduğu bu 1.653.659,00 TL tutarlı teminat senedinin davacı ... firmasına iade edilmesi gerektiği, davacının 2011 yılı Ekim ayındaki doğal gaz çekişinin sözleşme dışı olmadığı, bu nedenlerle davacıya dava konusu sözleşme bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli, dengesizlik ücreti adı altında ek bir ödeme yansıtılamayacağı, davalı şirket tarafından teminat mektubunun bir kısmının haksız olarak paraya çevrildiği, davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de sözleşmeye aykırı her davranışın «kişilik haklarını ihlal» sonucunu doğurmayacağı, davalının haksız olarak teminat mektubunu paraya çevirmesinin, davacıyı manevi zarara uğrattığını göstermeyeceği ve davacının manevi zararlarının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğinin tespiti ile 692.243,40 TL'nin 26.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 02.05.2011 düzenleme tarihli, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli düzenleyenin davacı şirket ve «lehtarının» davalı şirket olan senetten dolayı davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir …
… ki gaz çekişinin sözleşme içi olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olduğunun, davacı tarafından gönderilen «ihtarnamede» yer alan beyanlarıyla sabit olduğunu, davacının, müvekkili şirket ile arasındaki dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olması sebebiyle sözleşme dışı doğalgaz kullandığını, buna rağmen Ekim ayı içerisinde yapılan çekimlerin sözleşme içerisinde sayılmasının doğru olmadığını, davacının Ekim ayı sonrasında Botaş'tan gaz almasının sözleşmeyi feshettiğinin kanıtı olduğunu, davacının «sözleşmeyi ihlali» sebebiyle de Botaş tarafından yansıtılan cezaların davacı tarafından karşılanması gerektiğini, 13.02.2012 «vade» tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli «teminat senedinin» dayanağının dava konusu sözleşme olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, her nedense önceki gerekçeli kararında Armadaş sözleşmesi kapsamında verildiğine karar verdiği DTŞ-002 numaralı, 13.02.2012 vade tarihli, 1.653.659,00 TL bedelli senedin, bu kez davacı ... firmasının satın almasının «taahhüdü» olarak verildiğine hükmederek bahse konu senede ilişkin davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine hükmettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtildiği şekilde davacının, 8.209.385,00 TL’lik teminat senedi ve 6.736.980,00 TL’lik bir «teminat mektubunu» «teslim» edeceğini, davalı ile Armadaş arasındaki sözleşme uyarınca 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin, davacı ... tarafından tanzim edilerek Armadaş ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenerek 02.05.2011 tarihli teminat senedi «teslim tutanağı» ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, davacı şirket ile Armadaş'ın grup şirketleri olduğunu, bu sebeple grup şirketlerinin birbirleri için teminat vermesinin ticaret hayatının olağan hâllerinden olduğunu, taraflar arasındaki e-postalarda açıkça Dotaş’ın Armadaş için vereceği teminat senedinin arkasına Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmenin teminatını teşkil ettiğine dair ibare eklenmesinin davacı şirket tarafından kabul edildiğini, 23.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda da 1.653.659,00 TL’lik teminat senedinin Armadaş ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşmede öngörülen teminat tutarına birebir uyduğunun tespit edildiğini ayrıca sözleşmede teminat tutarları detaylı şekilde yazılmış iken bahse konu 1.653.659,00 TL’lik teminat senedine yer verilmemesinin de mümkün olmadığını, Botaş'ın dava konusu gazı müvekkili şirkete «fatura» etmesinin nedeninin ebt sistemine giriş yapılmaması değil, tedarikçi devrinin yapılmaması olduğunu, tedarikçi devrinin, davacı tarafça zamanında yapılmadığını, Bot …
… vacıyla grup şirketi olduğu bildirilen) Armadaş firması arasında 01.01.2011-01.01.2012 tarih aralığında gerçekleşmesi öngörülen, ayrı ve bağımsız bir doğal gaz alım «satım sözleşmesinin» aynı gün imzalandığı, bilirkişi raporuna göre davacı ... firmasının dava konusu sözleşme ile belirlenen zaman aralığı içinde, 2011 yılı Eylül ayı sonuna kadar ve bu sözleşme ile belirlenen en az ve en çok gaz çekiş miktarlarını ihlal etmeyen toplam 158.362.217 Sm3 doğal gaz çekişi yapmış olduğu, bu miktar doğal gaz alımı karşılığı olan parasal tutarı ödediği ve 2011 yılı Ekim ayı başı itibarıyla 2011 yılı sonuna kadar davalı- tedarikçi şirketten 14.703.982 Sm3 daha doğal gaz alma hakkı olduğu, buna göre davacının 2011 yılı Ekim ayı içerisinde sözleşmesiz doğal gaz çekişi yapmış olamayacağının tespit edildiği, bilirkişi kurulunun bu tespiti dosyadaki bilgi ve belgelere uygun görülmekle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davacı ...'ın 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle doğal gaz çekişinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğu ve dolayısı ile Botaş'ın boru hattı şebekesinde programa uygun olarak tedarikçilere doğal gaz dağılımında dengesizliğe yol açmış olamayacağının tespit edildiği, bu durumda davacı şirketin 2011 yılı Ekim ayı başı itibariyle çektiği doğal gaz için sözleşme bedeli dışında gün fiyat farkı, dengesizlik cezası, iletim bedeli dengesizlik ücreti vs. adı altında herhangi bir ek ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, Botaş tarafından şebeke işleyiş düzenlemeleri (ŞİD) uyarınca davalı şirket aleyhine düzenlenen cezai faturalardan davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı, dava dışı Armadaş ile davacı ... aynı şirketler grubu bünyesinde faaliyet göstermekte ise de Armadaş ile davalı arasındaki sözleşmede Dotaş'ın Armadaş'a «garantör» veya «kefil» olacağı ile ilgili bir düzenleme ve ibareye rastlanmadığı gibi taraf şirketler arasında "dava dışı sözleşme" hükümlerini dikkate alan, yazılı, borç miktarını ve koşullarını belirten bir «kefalet sözleşmesine» rastlanmadığı, davacı şirketin dava konusu sözleşme hükümlerine göre davalı şirkete vermiş olduğu 1.653,659,00 TL tutarlı «teminat senedi» üzerinde, bu senedin Armadaş firmasının davalı şirket ile imzalamış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca üstlendiği ödeme yükümlülüğü için düzenlendiğini belirten yazılı ifade bulunduğu; ancak bu ifadenin altında davacı şirketin imzasının bulunmadığı ayrıca davacının dava dışı Armadaş'ın borçlarına kefil veya garantör olduğunu gösterir taraf imzalarını «taşıyan» bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısı ile bu teminat senedinin davacı ... tarafından dava konusu sözleşme hükümlerince kendi borçları için davalı şirkete verilmiş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1756 E. 2015/8751 K.
Ortak:kâr dağıtımı · dahili dava · teslim
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, «teslimat» olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında «dağıtılması» gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve «taşıtanların» daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat «protokolünde» kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına «dahil» ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki t …
… Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da «dahil» tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı «birim fiyatı» diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak «fatura» edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ... olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili «şirket zararının» 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdadına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat «protokolü» imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım «satım sözleşmesi» imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart «taşıma sözleşmesi» bulunduğu, «taşıyıcı» BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak «teslim» aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir «taşıtan» adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve «yetkisinin» olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın «kusuru» ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal ola …
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dilekçesinde, İ. ve T.'de doğalgaz «dağıtım» faaliyetinde bulunmak üzere 4646 Sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca dağıtım lisansı verilen davacı şirketin davalı A.Elektrik Üretim A.Ş'nin Kemalpaşa tesislerinde kullandığı doğal gazı iletim faaliyetinde bulunduğu, adı geçen davalı şirketin standart doğal gaz «teslim» sıcaklığı 15 santigrat derece olmasına rağmen doğal gazın en az 18 santigrat derecede teslimini talep ettiği, istenen sıcaklığın altında doğalgaz alınması halinde ise sistemlerinin çalışmayacağının bildirildiği, bu suretle davacı şirketin doğal gazın sıcaklığının 15 santigrat derecenin üzerine çıkarılması için «dahili» kullanım gazı kullanarak davalı şirketin talebini yerine getirdiği, dahili kullanım gazı nedeniyle oluşan maliyetin davalı şirketçe karşılanması gerektiği ileri sü …
Elektrik Üretim A.Ş'nin talebini dikkate alarak taşınan gazı ısıtarak «teslim» ettiği, teknik şartnamelere göre 15 santigrat derece olan doğal gazın teslim sıcaklığının altında veya üstünde doğal gaz talep edilmesi halinde gazın soğutulması veya ısıtılması için kullanılan «dahili» kullanım gazı bedelinin «taşıyana» ödenmesi gerektiği, EPDK Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanlığı'nın 05.04.2010 ve 11.01.2013 tarihli dahili kullanım gazının taşıma bedelinin bir unsuru olduğu yönündeki görüş yazılarının «dağıtım» şirketleriyle tedarikçiler arasındaki taşıma «hizmetleri sözleşmelerinde» uygulanacağı, dolayısıyla işbu görüş yazılarının birleşen dava tarafları ararasındaki uyuşmazlıkla ilgili bulunmadığı, doğal gazın yüksek ısıda teslimi davalı A.
C. tarafından davacı şirkete hitaben yazılan 21.04.2009 tarihli yazıda ülkemizde özel bir anlaşma olmaması durumunda doğal gaz «teslim» sıcaklığının 15 santigrat derece olduğu belirtilmiş, B.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · bilirkişi incelemesi · taşıyan
Benzer bu karardaElektrik Üretim A.Ş'nin talebini dikkate alarak taşınan gazı ısıtarak «teslim» ettiği, teknik şartnamelere göre 15 santigrat derece olan doğal gazın teslim sıcaklığının altında veya üstünde doğal gaz talep edilmesi halinde gazın soğutulması veya ısıtılması için kullanılan «dahili» kullanım gazı bedelinin «taşıyana» ödenmesi gerektiği, EPDK Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanlığı'nın 05.04.2010 ve 11.01.2013 tarihli dahili kullanım gazının taşıma bedelinin bir unsuru olduğu yönündeki görüş yazılarının «dağıtım» şirketleriyle tedarikçiler arasındaki taşıma «hizmetleri sözleşmelerinde» uygulanacağı, dolayısıyla işbu görüş yazılarının birleşen dava tarafları ararasındaki uyuşmazlıkla ilgili bulunmadığı, doğal gazın yüksek ısıda teslimi davalı A.
Elektrik Üretim A.Ş'nin faydasına bulunduğundan «sebepsiz zenginleştiği» kabul edilmelidir.
A.. tarafından ödenmesi gerektiği kabul edilmeli; doğal gaz «teslim» sıcaklıkları belirlenerek, davacının doğal gaz teslim sıcaklığının yükseltilmesi için yaptığı maliyetin hesaplanması amacıyla «bilirkişi incelemesi» yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle, birleşen davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin birleşen dav …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7754 E. 2023/1932 K.
Ortak:taşıtan · istirdat · taşıyıcı · fatura · avans faizi · İstirdat
İncelediğiniz kararda… Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da «dahil» tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı «birim fiyatı» diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak «fatura» edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ... olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili «şirket zararının» 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdadına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat «protokolü» imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım «satım sözleşmesi» imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart «taşıma sözleşmesi» bulunduğu, «taşıyıcı» BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak «teslim» aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir «taşıtan» adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve «yetkisinin» olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın «kusuru» ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal ola …
Taraflar arasındaki «istirdat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… diği, buna göre davalının gönderdiği 05.02.2014 tarihli kısıntı talimatında davacının santrallerinin her ikisinden fazla miktarda gaz çekişi yapıldığının belirtilip «fatura» düzenlendiği, davacının fatura edilen bedeli ödediği, BOTAŞ'ın İletim Şebekesi İşleyiş Düzenlemelerine İlişkin Esaslar'ın (ŞİD) Tanımlar başlıklı maddesinde Zor Gün «tanımının» yapıldığı, 14.10.2 maddesinde ise Zor Gün ve Sınırlı Kapasite Günü başlığı altında, «taşıyıcının» kesinti, kısıntı, artırma talimatı verdiği «taşıtanların» sekiz saat içinde talimata uyacağının belirtildiği, ŞİD'de arzın talep karşısında yetersiz kaldığı günlerin ise zor gün olarak tanımlandığı, buna göre alınacak tedbirler ve takip edilecek prosedürün belirtildiği, bu kapsamda talimata uymayarak «son» tedarikçiye gaz tedarik eden taşıtana talimata uyulmayan miktar için ceza uygulanmasının, sözleşmenin 8.10 maddesinde ise, talimata uymayan taşıtanlara uygulanacak fiyat ve «cezai şart» öngörüldüğü, bilirkişilerin hesaplamasında sözleşmeye aykırı bir faturalandırma yapılmadığı, hesaplamaların doğru olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın reddi …
… dilekçesinde; davalının 2014 yılı sonunda yıllık doğalgaz çekiş miktarının aşıldığı gerekçesiyle iki santral için ayrı ayrı azami aşım ceza faturası düzenlediğini, «fatura» kontrol edildiğinde 2014 yılının Şubat ayı için günlük kısıntı aşım miktarlarının yıllık azami aşım bedeli hesabından çıkarılmadığının fark edildiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesi 5 inci paragrafında müşterinin işbu sözleşme yılı için azami aşım bedeli uygulanmış doğal gaz miktarlarının yıllık azami aşım bedeli hesaplamasında esas alınan doğal gaz miktarından düşüleceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «istirdat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları · genel işlem şartı · belirsiz alacak davası · ihtirazi kayıt · tanıma · cezai şart · alacak davası · taahhütname
Benzer bu kararda… lerin değerlendirmesi gibi yorumlanması halinde tek fiil nedeni ile birden fazla cezai müeyyide uygulanacağını, BOTAŞ’ın doğal gaz piyasasındaki hakim konumu gereği «genel işlem şartı» niteliğinde olan hükümlerin müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, «ihtirazi kayıt» koymaksızın ödenen bedelleri kabul eden davacının hukuken «cezai şart» talep edemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin 8.10 maddesindeki düzenlemenin ifaya eklenen «cezai şart» olarak nitelendirilmesi halinde ifanın çekincesiz olarak kabul edilmiş olması halinde cezai şart talep edilemeyeceğini, hukuka aykırı bilirkişi raporunun mahkeme kanaatine etki ettiğini, bir sözleşmede bazı hususların farklı yerlerde düzenlenmiş olmasının işbu hususların birbirlerinden bağımsız olduklarına, aralarında fiili veya hukuki bağ bulunmadığına delalet etmediğini, sözleşmenin 7.4 maddesi 5 inci paragrafında yer alan hüküm gereğince, azami aşım bedeli uygulanan Şubat ayı gaz miktarının da yıllık azami aşım bedeli hesaplamasından düşülmesi gerektiğini, benimsenen görüş gibi farklı iki hukuki nitelik olarak bakılması halinde kısıntı yapılan dönemde aşımı yapan şirketlerin otomatik olarak yıllık çekim «taahhütlerini» aşacağıni ve tek fiilden iki kere cezai müeyyide ile karşılaşacağını, hakimin hukuk dışı konularda uzman yardımı alabileceğinden dava konusu uyuşmazlık da enerji piyasası ile ilgili bilgi sahibi olmayı gerektirdiğinden alanında uzman kişilerden oluşan bir heyet oluşturulmaksızın, hesaplamaya itiraz edilmediği gerekçesi ile bu yöndeki istinaf taleplerinin yok sayılmasının hukuka aykırılık taşıdığını, müvekkili ve davalıdan doğal gaz tedarik eden diğer şirketlerin davalı ile imzalanan sözleşme hükümleri üzerinde pazarlık etme imkanı bulunmadığını, doğal gaz tedariği sektöründe tekel konumunda olan davalının sözleşmesinin önceden hazırlanan tipik sözleşme niteliğinde olup sözleşmedeki birçok hükmün «genel işlem koşulları» niteliği taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmî dava ya da «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını, sözleşme gereği davacıya 2014 yılı Şubat ayında kısıntı talimatı gönderildiği halde davacının bu talimata uymayarak talimatta belirtilen mi …
… diği, buna göre davalının gönderdiği 05.02.2014 tarihli kısıntı talimatında davacının santrallerinin her ikisinden fazla miktarda gaz çekişi yapıldığının belirtilip «fatura» düzenlendiği, davacının fatura edilen bedeli ödediği, BOTAŞ'ın İletim Şebekesi İşleyiş Düzenlemelerine İlişkin Esaslar'ın (ŞİD) Tanımlar başlıklı maddesinde Zor Gün «tanımının» yapıldığı, 14.10.2 maddesinde ise Zor Gün ve Sınırlı Kapasite Günü başlığı altında, «taşıyıcının» kesinti, kısıntı, artırma talimatı verdiği «taşıtanların» sekiz saat içinde talimata uyacağının belirtildiği, ŞİD'de arzın talep karşısında yetersiz kaldığı günlerin ise zor gün olarak tanımlandığı, buna göre alınacak tedbirler ve takip edilecek prosedürün belirtildiği, bu kapsamda talimata uymayarak «son» tedarikçiye gaz tedarik eden taşıtana talimata uyulmayan miktar için ceza uygulanmasının, sözleşmenin 8.10 maddesinde ise, talimata uymayan taşıtanlara uygulanacak fiyat ve «cezai şart» öngörüldüğü, bilirkişilerin hesaplamasında sözleşmeye aykırı bir faturalandırma yapılmadığı, hesaplamaların doğru olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın reddi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2945 E. , 2024/5482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1124 Esas, 2023/179 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/700 E., 2020/656 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin EPDK'dan aldığı spot LNG ithalat lisansı kapsamında doğal gaz toptan alım satımı ile uğraştığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının doğal gaz ithalat şirketlerine tahsis etmiş olduğu kapasitenin 2014 yılı Kasım ayı itibarıyla mevzuata aykırı bir biçimde kullandırılmasından kaynaklandığını, davalı ile birlikte 2014 yılı itibarıyla yurt dışından doğal gaz ithalatı lisansına sahip olan 5 tüzel kişinin Kırklareline bağlı Malkoçlar köyünde bulunan doğal gaz giriş noktasından günlük 42.000.000-Sm³ doğal gaz ithalatı yapabildiğini, günlük olarak belirlenen bu miktarın doğal gaz ithalat şirketlerinin yıllık olarak ithal edebilecekleri doğal gaz miktarlarının toplamı dikkate alınmak suretiyle belirlenmekte olup, her bir şirketin günlük kapasite rezervasyonunun da o şirket tarafından ilgili yıl ithal edileceği bildirilen yıllık doğal gaz miktarı üzerinden tespit edildiğini, ithalat lisansı sahibi şirketlerden birinin lisansı kapsamında belirtilen yıllık doğal gaz ithal etme hakkını 2014 yılının bitimine yaklaşık 75 gün kala 15.10.2014 tarihinde doldurduğunu, anılan şirkete günlük olarak kapasite edilen rezervin kullanılmayan boş kapasite haline gelmiş olması gerektiğini ancak buna karşın giriş noktasına mevzuata aykırı bir biçimde günlük yaklaşık olarak 40.000.000 Sm³ doğal gaz arz edilmeye devam edildiğini, bu miktarların davalının onayı ile millileştirilerek ithal edildiğini, ithalat kapasitesi 15.10.2014 tarihinde dolmuş olan anılan şirketin doğal gaz ithaline devam etmesinin 2014 yılının sonlarına doğru yaşanan Ukrayna krizine kadar iletim hatlarında bir dengesizliğe neden olmadığını, krizin 2014 yılı Kasım ayında yaşanması ile birlikte Malkoçlar giriş noktasından ithal edilmesi gereken günlük miktarlarda kısıntı yaşandığını ve yurt dışı tedarikçi firmanın tedarik etmesi gereken doğal gaz miktarlarını günlük 24.000.000 Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da dahil tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı birim fiyatı diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak fatura edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ...
olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili şirket zararının 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; gaz tahsisatı konusunda tek yetkili olan yurt dışı tedarikçisi Rusya Gazprom Export firması ve davacının gaz satın aldığı tedarikçiler Kibar, Shell ve Boru Hattı şirketlerine davanın yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin eylemlerinin 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarının aksine Bosphorus şirketi ithalat limiti üzerinde gaz çekmiş olmasaydı dahi davacının dengesizliğe düşmüş olacağını, müvekkilinin ŞİD hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun faturalandırma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat protokolü imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım satım sözleşmesi imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, taşıyıcı BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak teslim aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir taşıtan adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisinin olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın kusuru ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal olacağı ayrıca Gazprom Export'un Bosphorus şirketine doğal gaz vermemiş olsaydı dahi gazı hangi tedarikçiye ne kadar teslim edileceğinin hesaplanabilir nitelikte olmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, teslimat olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında dağıtılması gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve taşıtanların daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat protokolünde kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına dahil ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki tespitin hatalı bulunduğunu, “kapasite” ve "lisans miktarı” kavramlarının birbiriyle hiçbir alakası bulunmadığını, Mahkeme kararında, davalının “maksimum ayrılabilir kapasite aşılmamak kaydıyla ithalat izninden fazla kapasite rezervasyonu yapılabileceği” yönündeki savunmasına yer verildiğini, kapasite konusunun, herhangi bir giriş ve çıkış noktasından geçebilecek gaz miktarı ile ilgili bir kavram olduğunu, dava konusu ihtilafın “yıllık ithalat miktarı izni” ile ilgili olduğunu, davalının ŞİD’e ve mevzuattaki diğer hükümlere aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin zarara uğrattığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı ...'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı ve tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesinin mümkün olmadığı, uluslararası konjonktürden kaynaklanan arz kaynaklarında azalmanın mevcut olduğunu bilen basiretli tacir konumundaki davacının, dengesizliği bertaraf etmek için çıkış noktasındaki gaz çıkış miktarını azaltarak kendisini dengeleme imkanının mevcut olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ve dengesizliğin, tedarikçi ülkeden gelen doğal gaz miktarının düşmesi olduğu, sonuç olarak davalının şebeke düzenlemeleri mevzuatına aykırı bir davranışının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafça davacıya kesilen fatura bedellerinden davacının sorumlu olup olmadığı, davacının zararının bulunup bulunmadığı, davacının zararı var ise bunda davalının sorumluluğu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063236400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz