6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İstirdat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2945 E. 2024/5482 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat taşıtan şirket zararı basiretli tacir satım sözleşmesi taşıma sözleşmesi kâr dağıtımı protokol istirdat taşıyıcı esastan ret fatura tacir yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması kusur yükleten (shipper) dahili dava vekalet ücreti avans faizi teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2016/700 E., 2020/656 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin EPDK'dan aldığı spot LNG ithalat lisansı kapsamında doğal gaz toptan alım satımı ile uğraştığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının doğal gaz ithalat şirketlerine tahsis etmiş olduğu kapasitenin 2014 yılı Kasım ayı itibarıyla mevzuata aykırı bir biçimde kullandırılmasından kaynaklandığını, davalı ile birlikte 2014 yılı itibarıyla yurt dışından doğal gaz ithalatı lisansına sahip olan 5 tüzel kişinin Kırklareline bağlı Malkoçlar köyünde bulunan doğal gaz giriş noktasından günlük 42.000.000-Sm³ doğal gaz ithalatı yapabildiğini, günlük olarak belirlenen bu miktarın doğal gaz ithalat şirketlerinin yıllık olarak ithal edebilecekleri doğal gaz miktarlarının toplamı dikkate alınmak suretiyle belirlenmekte olup, her bir şirketin günlük kapasite rezervasyonunun da o şirket tarafından ilgili yıl ithal edileceği bildirilen yıllık doğal gaz miktarı üzerinden tespit edildiğini, ithalat lisansı sahibi şirketlerden birinin lisansı kapsamında belirtilen yıllık doğal gaz ithal etme hakkını 2014 yılının bitimine yaklaşık 75 gün kala 15.10.2014 tarihinde doldurduğunu, anılan şirkete günlük olarak kapasite edilen rezervin kullanılmayan boş kapasite haline gelmiş olması gerektiğini ancak buna karşın giriş noktasına mevzuata aykırı bir biçimde günlük yaklaşık olarak 40.000.000 Sm³ doğal gaz arz edilmeye devam edildiğini, bu miktarların davalının onayı ile millileştirilerek ithal edildiğini, ithalat kapasitesi 15.10.2014 tarihinde dolmuş olan anılan şirketin doğal gaz ithaline devam etmesinin 2014 yılının sonlarına doğru yaşanan Ukrayna krizine kadar iletim hatlarında bir dengesizliğe neden olmadığını, krizin 2014 yılı Kasım ayında yaşanması ile birlikte Malkoçlar giriş noktasından ithal edilmesi gereken günlük miktarlarda kısıntı yaşandığını ve yurt dışı tedarikçi firmanın tedarik etmesi gereken doğal gaz miktarlarını günlük 24.000.000 Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da dahil tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı birim fiyatı diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak fatura edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ... olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili şirket zararının 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; gaz tahsisatı konusunda tek yetkili olan yurt dışı tedarikçisi Rusya Gazprom Export firması ve davacının gaz satın aldığı tedarikçiler Kibar, Shell ve Boru Hattı şirketlerine davanın yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin eylemlerinin 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarının aksine Bosphorus şirketi ithalat limiti üzerinde gaz çekmiş olmasaydı dahi davacının dengesizliğe düşmüş olacağını, müvekkilinin ŞİD hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun faturalandırma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat protokolü imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım satım sözleşmesi imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, taşıyıcı BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak teslim aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir taşıtan adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisinin olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın kusuru ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal olacağı ayrıca Gazprom Export'un Bosphorus şirketine doğal gaz vermemiş olsaydı dahi gazı hangi tedarikçiye ne kadar teslim edileceğinin hesaplanabilir nitelikte olmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, teslimat olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında dağıtılması gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve taşıtanların daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat protokolünde kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına dahil ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki tespitin hatalı bulunduğunu, “kapasite” ve "lisans miktarı” kavramlarının birbiriyle hiçbir alakası bulunmadığını, Mahkeme kararında, davalının “maksimum ayrılabilir kapasite aşılmamak kaydıyla ithalat izninden fazla kapasite rezervasyonu yapılabileceği” yönündeki savunmasına yer verildiğini, kapasite konusunun, herhangi bir giriş ve çıkış noktasından geçebilecek gaz miktarı ile ilgili bir kavram olduğunu, dava konusu ihtilafın “yıllık ithalat miktarı izni” ile ilgili olduğunu, davalının ŞİD’e ve mevzuattaki diğer hükümlere aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin zarara uğrattığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı ...'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı ve tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesinin mümkün olmadığı, uluslararası konjonktürden kaynaklanan arz kaynaklarında azalmanın mevcut olduğunu bilen basiretli tacir konumundaki davacının, dengesizliği bertaraf etmek için çıkış noktasındaki gaz çıkış miktarını azaltarak kendisini dengeleme imkanının mevcut olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ve dengesizliğin, tedarikçi ülkeden gelen doğal gaz miktarının düşmesi olduğu, sonuç olarak davalının şebeke düzenlemeleri mevzuatına aykırı bir davranışının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı tarafça davacıya kesilen fatura bedellerinden davacının sorumlu olup olmadığı, davacının zararının bulunup bulunmadığı, davacının zararı var ise bunda davalının sorumluluğu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu hükümleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit | İstirdat | Tazminat | Sözleşmenin feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5349 E. 2023/1022 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1756 E. 2015/8751 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7754 E. 2023/1932 K.

    Ortak: · İstirdat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2945 E.  ,  2024/5482 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1124 Esas, 2023/179 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/700 E., 2020/656 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin EPDK'dan aldığı spot LNG ithalat lisansı kapsamında doğal gaz toptan alım satımı ile uğraştığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının doğal gaz ithalat şirketlerine tahsis etmiş olduğu kapasitenin 2014 yılı Kasım ayı itibarıyla mevzuata aykırı bir biçimde kullandırılmasından kaynaklandığını, davalı ile birlikte 2014 yılı itibarıyla yurt dışından doğal gaz ithalatı lisansına sahip olan 5 tüzel kişinin Kırklareline bağlı Malkoçlar köyünde bulunan doğal gaz giriş noktasından günlük 42.000.000-Sm³ doğal gaz ithalatı yapabildiğini, günlük olarak belirlenen bu miktarın doğal gaz ithalat şirketlerinin yıllık olarak ithal edebilecekleri doğal gaz miktarlarının toplamı dikkate alınmak suretiyle belirlenmekte olup, her bir şirketin günlük kapasite rezervasyonunun da o şirket tarafından ilgili yıl ithal edileceği bildirilen yıllık doğal gaz miktarı üzerinden tespit edildiğini, ithalat lisansı sahibi şirketlerden birinin lisansı kapsamında belirtilen yıllık doğal gaz ithal etme hakkını 2014 yılının bitimine yaklaşık 75 gün kala 15.10.2014 tarihinde doldurduğunu, anılan şirkete günlük olarak kapasite edilen rezervin kullanılmayan boş kapasite haline gelmiş olması gerektiğini ancak buna karşın giriş noktasına mevzuata aykırı bir biçimde günlük yaklaşık olarak 40.000.000 Sm³ doğal gaz arz edilmeye devam edildiğini, bu miktarların davalının onayı ile millileştirilerek ithal edildiğini, ithalat kapasitesi 15.10.2014 tarihinde dolmuş olan anılan şirketin doğal gaz ithaline devam etmesinin 2014 yılının sonlarına doğru yaşanan Ukrayna krizine kadar iletim hatlarında bir dengesizliğe neden olmadığını, krizin 2014 yılı Kasım ayında yaşanması ile birlikte Malkoçlar giriş noktasından ithal edilmesi gereken günlük miktarlarda kısıntı yaşandığını ve yurt dışı tedarikçi firmanın tedarik etmesi gereken doğal gaz miktarlarını günlük 24.000.000 Sm³ düşürdüğünü, normal koşullarda davalı ile birlikte 4 doğal gaz ithalat şirketinin günlük doğal gaz ihtiyacının kriz sırasında 24.000.000 m³ olduğunu, davalı da dahil tüm şirketlerin günlük dengesizliğe konu toplam doğal gaz miktarının toplam 500.000 Sm³ olması gerektiğini, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri (ŞİD) esaslarına göre doğal gazın eksik arz edildiği bu gibi durumlarda eksik gelen miktarların oransal olarak tüm ihtalatçılara yansıtılması ve bu oransal hesaplamaya göre ortaya çıkacak günlük çekiş hakkından fazla doğal gaz çekişi yapan firma aleyhine sistemde dengesizliğe yol açtığı gerekçesiyle kapasite dışı doğal gaz miktarlarının dengeleme gazı birim fiyatı diye tanımlanan yüksek birim fiyatlar baz alınarak fatura edilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa ...

olan hususun davalının ŞİD'e ve doğal gaz ithal hakkı sona ... şirketin ithalat lisansına aykırı olarak doğal gaz çekmesine izin vermesinden ibaret olduğunu, mevzuata aykırı uygulama sonucunda müvekkili şirketin 2014 yılı Kasım ayında sistem dengesizliğine yol açan doğal gaz çekiş miktarının 14.895.195 Sm³ olduğunu, davalı BOTAŞ'ın, müvekkilince gerçekleştirildiğini iddia ettiği doğal gaz çekişleri nedeniyle 30.11.2014 tarihli 17.492.460,51 TL ve 26.12.2014 tarihli 2.546.256,60 TL miktarlı faturaları keşide ettiğini, faturaların keşide edildiği tarihlerde müvekkilinin doğal gaz tedarik fiyat ortalamasının KDV dahil 0,865072 TL olup, sistem dengeleme gazı fiyatının ise KDV dahil 1,110590 TL olduğunu, her iki birim fiyat arasındaki fark 0,245518 TL olup, bu bedelin sistemde dengesizliğe yol açtığı iddia edilen doğal gaz çekiş miktarı farkı olan 14.895,95 Sm³ ile çarpımı sonucunda ortaya çıkan müvekkili şirket zararının 3.657.038,49 TL olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin haksız talebi de içeren faturalara konu miktarları ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtirazi kayıtla ödenen 3.657.038,49 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; gaz tahsisatı konusunda tek yetkili olan yurt dışı tedarikçisi Rusya Gazprom Export firması ve davacının gaz satın aldığı tedarikçiler Kibar, Shell ve Boru Hattı şirketlerine davanın yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin eylemlerinin 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarının aksine Bosphorus şirketi ithalat limiti üzerinde gaz çekmiş olmasaydı dahi davacının dengesizliğe düşmüş olacağını, müvekkilinin ŞİD hükümleri çerçevesinde mevzuata uygun faturalandırma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Gazprom Export'un, 8 ithalatçı şirket ile tahsisat protokolü imzaladığı ve talep miktarlarının bu protokole göre belirlendiği, iletim sistem operatörü BOTAŞ ise bu protokolün tarafı olmayıp Gazprom tarafından tespit edilen paylaşım miktarlarına göre tahsisat işlemlerini gerçekleştirdiği, BOTAŞ'ın buradaki rolünün kendisine iletilen oranlarda taşıma yapmak olduğunu, ithalatçı şirketler Batı Hattı, Kibar Enerji ve Shell ile davacı Gazport A.Ş. arasında ayrı ayrı doğal gaz alım satım sözleşmesi imzalandığı, davacı Gazport A.Ş. ile davalı BOTAŞ arasında ise standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, taşıyıcı BOTAŞ'ın Malkoçlar giriş noktasında toplu olarak teslim aldığı doğal gazı üst akım operatörü Gazprom ile tedarikçiler arasında düzenlenen tahsisat protokolünde belirlenen miktara göre her bir taşıtan adına ayrı ayrı tahsis ettiği, giriş noktasındaki boru hattını fiziki olarak tüm ithalatçıların kullandığı, BOTAŞ'ın tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, BOTAŞ'ın ülkeye girecek gazda kısıntı yapmasının o noktadan giriş yapan tüm taşıtanları etkileyeceği, tek bir tedarikçinin gaz girişinin düşürülmesinin Gazprom'un bildirimi ile mümkün olabileceği, Gazprom'un tahsisat bildiriminde Bosphorus şirketi adına tenzilatta bulunmadığı sürece BOTAŞ'ın yalnızca Bosphorus bakımından ithal edilen gazın girişini azaltacak pozisyonda olmadığı, BOTAŞ'ın fiilen Gazprom'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı, BOTAŞ'ın Gazprom ve müşterileri arasındaki nominasyona karışamayacağı, davacı ile davalı arasındaki standart taşıma sözleşmesi bulunduğu, ancak taraflar arasında gazın taşınması ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığı, talebin ŞİD hükümleri ve tahsisat protokollerine aykırılık iddialarına dayandırıldığı, BOTAŞ'ın bu tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisinin olmadığı, BOTAŞ'ın ŞİD hükümlerine aykırı bir davranışının da bulunmadığı, BOTAŞ'ın iletim hattındaki gazın mülkeyitini/aidiyetini değiştirme, tahsisat protokollerine değiştirme hak ve yetkisi olmadığı için davacının meydana gelen zararını BOTAŞ'tan talep edemeyeceği, davacının talebi doğrultusunda, dava konusu edilen durumun salt dengesizliğe düşme durumu değil BOTAŞ'ın kusuru ile 8.140.217 Sm³ yerine fazladan 14.895.195 Sm³'lük dengesizliğe düşüldüğü iddiası olup, davacının talebi doğrultusunda yapılacak bir hesaplamanın varsayımsal olacağı ayrıca Gazprom Export'un Bosphorus şirketine doğal gaz vermemiş olsaydı dahi gazı hangi tedarikçiye ne kadar teslim edileceğinin hesaplanabilir nitelikte olmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun tahsisat değil, teslimat olduğunu, dava konusu ihtilafın, doğalgazın Türkiye’ye girişi değil, ithalat izinleri devam eden şirketler arasında dağıtılması gerekirken dava dışı ithalat izni biten şirkete de teslim edilmesi olduğunu, Mahkeme tarafından davalının sistem operatörü olarak yükümlülüklerinin yok sayıldığını, sisteme giren doğal gazın giriş noktasında engellenmesinin mümkün olmayabileceğini ancak bu durumdaki gazın dağıtıma sokup teslim edilmesini engellemenin davalının elinde olduğunu, yapması gerekenin, sisteme gelen doğal gazı, ithalat lisansı biten tedarikçiye tahsis etmeyerek, bu miktarı da diğer tedarikçilere teslim etmek ve taşıtanların daha fazla gaz alabilmelerini sağlamak olan BOTAŞ'ın, tüm bu yetkilerine rağmen, tahsisat protokolünde kabul edilmiş olan miktarın üstündeki doğal gazın sokulmasına müsaade ettiğini ve iletim hatlarına dahil ederek diğer tedarikçilerin kullanabileceği doğalgazın kullanılmasını engellediğini, BOTAŞ’ın "tahsisatı belirleme ve değiştirme hak ve yetkisi yoktur” yönündeki tespitin hatalı bulunduğunu, “kapasite” ve "lisans miktarı” kavramlarının birbiriyle hiçbir alakası bulunmadığını, Mahkeme kararında, davalının “maksimum ayrılabilir kapasite aşılmamak kaydıyla ithalat izninden fazla kapasite rezervasyonu yapılabileceği” yönündeki savunmasına yer verildiğini, kapasite konusunun, herhangi bir giriş ve çıkış noktasından geçebilecek gaz miktarı ile ilgili bir kavram olduğunu, dava konusu ihtilafın “yıllık ithalat miktarı izni” ile ilgili olduğunu, davalının ŞİD’e ve mevzuattaki diğer hükümlere aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin zarara uğrattığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı ...'un kendisine bildirdiği miktarlarla bağlı olarak tahsisat yaptığı ve tek bir ithalatçının gaz girişini engellemesinin mümkün olmadığı, uluslararası konjonktürden kaynaklanan arz kaynaklarında azalmanın mevcut olduğunu bilen basiretli tacir konumundaki davacının, dengesizliği bertaraf etmek için çıkış noktasındaki gaz çıkış miktarını azaltarak kendisini dengeleme imkanının mevcut olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ve dengesizliğin, tedarikçi ülkeden gelen doğal gaz miktarının düşmesi olduğu, sonuç olarak davalının şebeke düzenlemeleri mevzuatına aykırı bir davranışının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı tarafça davacıya kesilen fatura bedellerinden davacının sorumlu olup olmadığı, davacının zararının bulunup bulunmadığı, davacının zararı var ise bunda davalının sorumluluğu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu hükümleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063236400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.