6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Iş ürününden yetkisiz yararlanma

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3411 E. 2024/5469 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş ürününden yetkisiz yararlanma kişilik haklarına saldırı i̇i̇k 266 rayiç bedel kişilik hakları tanıma kâr mahrumiyeti iş bölümü kâr kaybı limited şirket maddi ve manevi tazminat görevsizlik kararı esastan ret ıslah ihtarname dosya masrafı yetkisizlik kararı maddi tazminat yasal faiz haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) dahili dava karar verilmesine yer olmadığına istinaf yoluna başvurulabilirlik görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 55 · FSEK — FSEK 68FSEK 84

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından "Siyasetin Mutfağı" adıyla bir televizyon programı formatının hazırlanarak notere tescil ettirildiği, tescil edilen içeriğin yalnızca bir siyasetçinin kendi yöresine ait bir yemeği yapması ve bu sırada kendisiyle sohbet gerçekleştirilmesi şeklinde bir fikir olduğu, davacının bu fikirle davalı TRT'ye müracaat ederek fikrini sunduğu, daha sonra bu programla ilgili iki siyasetçi konuğu çağırarak programı çektiği ve bunları da TRT'ye verdiği, bu fikrin olumlu bulunduğunun kendisine söylenmesi üzerine beklemeye başladığı, ancak kendisine bu konuda bir bildirim yapılmadan diğer davalı şirketin yapımcılığını üstlendiği "Vekilin Mutfağı" isimli programın TRT'ye ait televizyon kanalında yayınlanacağına dair tanıtımlar yapıldığı, davacının bu program formatının eser niteliğinde olduğu, eser sahibinin kendisi olduğu ve davalıların FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla bu davayı açtığı, her iki programa ait görüntülerin karşılaştırılması sonucunda, her iki programa da bir siyasetçinin konuk olarak alındığı, her ikisinde de konukla sohbet edildiği ve yöresine ait bir yemeğin yaptırıldığı, bu yönleri ile programların benzer olduğu, ancak bu formatın pek çok yemek programında benzer olarak yer aldığı, davalı tarafa ait programda "siyasetin mutfağındayız" ibaresinin kullanıldığı, her iki programın da belirlenmiş formata dayalı programlar olmadıkları, detaylı olarak format bazında karşılaştırılmalarına gerek olmadığı, her iki programın da benzer nitelikte olması nedeniyle izleyici tarafından birbirinin benzeri veya taklidi olarak algılanabilecekleri, davalıların bu program fikrini davacıdan daha önce düşünüp, çalışma yaptıklarını ispatlayamadıkları, davacının iki bölüm halinde çekimini yaptığı programın davacının hususiyetini taşımaması nedeniyle eser niteliğinde olmadığı, her ne kadar alınan ikinci bilirkişi raporunda 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi uyarınca korunması gerektiğine dair görüş bildirilmişse de davalıların davacıya ait fikir ve çekimini yaptığı programa benzer bir program için ayrı çekimler yaparak yayınlamış olmaları nedeniyle somut olayda 5846 sayılı Kanun'un 84 ünü maddesinin uygulanamayacağı, zira davacının yaptığı program çekimlerinin tamamının veya bir kısmının yayınlanmasının söz konusu olmadığı, ancak davalıların davacıya ait bir fikirden yola çıkarak, davacının çektiği programın benzerini bazı değişiklikler yaparak kendilerine aitmiş gibi kullanmalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlanan kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak suretiyle haksız rekabet niteliğinde olduğu, haksız rekabete maruz kalan kimsenin maddi tazminat talep edebileceği, haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olduğu, her ne kadar davacı 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca rayiç bedelin üç katının yanı sıra, dava konusu programın reklam gelirlerinin de üç katını talep etmişse de davalılar arasında imzalanan 18.11.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde bölüm başına yapımcı şirkete 10.500,00 TL ödeneceği ve toplam 13 bölüm çekileceğine dair anlaştıklarının tespit edildiği, bilirkişi ek raporunda tespit edildiği gibi böyle bir program için en az 13 kişinin prodüksiyonda çalıştırılması gerektiği, bölüm başına alınan ücretin yaklaşık %45'inin araç, gereç, personel giderleri ve ulaşım gibi masraflar için ayrılacağı, elde edilecek gelirin bölüm başına 10.500,00 TL'nin %55'i olan 5.775,00 TL olacağı, 13 bölüm için toplam 75.075,00 TL'nin prodüksiyon şirketinin elde edebileceği gelir olduğu, sözleşmenin 20.5. maddesine göre yapımcı firmanın tanıtım ve reklamlardan gelir elde edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda davacının elde edemediği gelirin 75.075,00 TL olduğu, program eser niteliğinde olmadığından 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca üç katı kadar tazminat talep edemeyeceği, davalıların, davacıya ait program formatının benzerini çekip yayımlamalarının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı, format eser niteliğinde olmadığından 5846 sayılı Kanun'da yer alan manevi hakların ihlal edilmesinin de söz konusu olmadığı, bu nedenlerle davacının manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait "Siyasetin Mutfağı" isimli televizyon programının benzeri olan "Vekilin Mutfağı" isimli televizyon programının davalı Prolıve Medya Limited Şirketi tarafından yapımının üstlenilmesi ve davalı TRT Genel Müdürlüğü tarafından kendilerine ait TRT kanalında gösterilmesi suretiyle davalıların haksız rekabette bulunduklarının tespitine, "Vekilin Mutfağı" isimli programın yayından kalkmış olması nedeniyle yayınının ve haksız rekabetin durdurulması talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalıların muhtemel haksız rekabetlerinin önlenmesine, 75.075,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TRT vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ettikten sonra, müvekkilinin hazırladığı programın davacıdan izin alınmaksızın TRT'de yayınlandığını, davacının elde edilmesi gereken gelirin 3 katı tutarında maddi tazminata hak kazandığını, manevi kayba uğradığını, mahkemenin zararı düşük hesapladığını, sponsor gelirleri, reklam gelirlerinin bir kısmı ile birlikte bölüm başına en az 20.000,00 TL gelir alınması gerektiğini, ancak TRT'nin diğer davalı arasındaki sözleşmeyi sunmaması nedeniyle tam olarak hesap yapılamadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü istemiştir.

2.Davalı TRT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu programın eser niteliğini haiz olmadığını, dolayısıyla 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi kapsamında korunmasının mümkün olmadığını, davanın görevli mahkemede görülmediğini, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, haksız rekabetin bulunmadığını, bilirkişilerin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, raporlarda haksız rekabetin incelenmediğini, yerel mahkemece mülga kanuna göre tazminata hükmedildiğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacının formatının eser niteliğinde bulunmadığı, davacının söz konusu formatını davalı TRT'ye götürdüğü, ancak davalı TRT tarafından davacının teklifinin reddedildiği, ancak söz konusu formatın diğer davalı tarafından vekilin mutfağı isimli program olarak hazırlandığı ve davalı TRT tarafından yayınlandığı, bu durumun haksız rekabet niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla davacının bu hakkının ihlal edilmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunabileceği, bu tazminatın da 11.03.2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere bölüm başına 5.775,00 TL olabileceği, bilirkişi tarafından tespit edilen bu tutarın yerinde olduğu, yayınlanan 13 bölüm için toplamda davacının 75.075,00 TL talep edebileceği, ilk derece mahkemesince bu konuda yapılan değerlendirme ve sonucun dosya kapsamına uygun olduğu, somut olay bakımından davacının reklam gelirlerinden ayrıca pay alamayacağı, dava konusu format hakkında eser tartışmasının yapılması gerektiği, bu nedenle görevli mahkemenin ... ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı TRT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TRT vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı TRT vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, FSEK'den kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.

3. 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı TRT vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11601 E. 2010/2266 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/91 E. 2024/4716 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3411 E.  ,  2024/5469 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/562 Esas, 2023/156 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE

MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/151 E., 2020/266 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı TRT vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı TRT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "SİYASETİN MUTFAĞI" isimli bir program formatı hazırladığını ve söz konusu formatı noterde tescil ettirdiğini, bu formatı TRT yetkilileri ile görüştüğünü, yetkililerin müvekkilinden program için örnek hazırlamasından sonra tekrar başvuru yapmasını istediğini, bunun üzerine müvekkilinin yemek esnasında yapılmış söyleşiler şeklinde iki adet programı hazırlayıp sunulacak hale getirip 31.08.2016 tarihinde TRT yetkililerine sunum dosyası ile verdiğini ve onay beklediğini, TRT yönetiminin programa olumlu baktığını, müvekkilinin TRT'den haber beklerken internet sayfasında TRT için diğer davalı şirket tarafından "VEKİLİN MUTFAĞI" isimli bir program hazırlandığını ve yakında yayınlanacağını gördüğünü, söz konusu programın müvekkilinin hazırladığı programın formatında küçük değişiklikler yapılarak hazırlandığını, bu durumun engellenmesi amacıyla davalı TRT'ye ihtarname gönderildiğini, TRT'nin ihtarnameye cevabında tecavüzde bulunulmadığının belirtildiğini, diğer davalının ise cevap vermediğini, davacının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan (5846 sayılı Kanun) kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini, davacının maddi ve manevi zarara uğratıldığını ileri sürerek TRT'de yayınlanan "Vekilin Mutfağı" isimli programın yayınının durdurulmasına ve davacının haklarına yapılan tecavüzün kaldırılmasına, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olsaydı alınacak bedelin üç katı olarak şimdilik 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, davalının elde ettiği karın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının davalı tarafla sözleşme yapmış olsaydı alt bant reklam gelirleri de dahil 214.075,00 TL+KDV gelir elde edeceğini, bu tutarın 3 katı olan 642.225,00 TL+KDV tutarının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı TRT vekili cevap dilekçesinde; 5846 sayılı Kanun'un televizyon program formatlarını ayrı bir düzenlemeye tabi tutmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından da televizyon program formatlarının sinema eseri bağlamında eser olduğunun görüldüğünü, doktrinde ise televizyon program formatlarının tanımının yapıldığını, bu tanıma göre bir televizyon programı formatında program ismi ve logosunun, tüm yayın akışını belirleyen ... fikrin, yayının sunum tarzının, belirli özellikteki katılımcıların, belirgin bir konuşma tarzı veya cümlelerin kullanılmasının, sinyal müziği ve renklerinin, sahne dekorasyonunun, yayın süresinin, programa katılanların katkısının, belirli tarz kamera çekimlerinin, ışıklandırmanın, bölümlerin özelliklerinin bulunması gerektiğini, davacının ise söz konusu özelliklerin hiç birine yer vermeksizin ham haldeki fikrini noter aracılığıyla tespit ettirmiş olmasının lehe sonuç yaratmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı şirket cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından "Siyasetin Mutfağı" adıyla bir televizyon programı formatının hazırlanarak notere tescil ettirildiği, tescil edilen içeriğin yalnızca bir siyasetçinin kendi yöresine ait bir yemeği yapması ve bu sırada kendisiyle sohbet gerçekleştirilmesi şeklinde bir fikir olduğu, davacının bu fikirle davalı TRT'ye müracaat ederek fikrini sunduğu, daha sonra bu programla ilgili iki siyasetçi konuğu çağırarak programı çektiği ve bunları da TRT'ye verdiği, bu fikrin olumlu bulunduğunun kendisine söylenmesi üzerine beklemeye başladığı, ancak kendisine bu konuda bir bildirim yapılmadan diğer davalı şirketin yapımcılığını üstlendiği "Vekilin Mutfağı" isimli programın TRT'ye ait televizyon kanalında yayınlanacağına dair tanıtımlar yapıldığı, davacının bu program formatının eser niteliğinde olduğu, eser sahibinin kendisi olduğu ve davalıların FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla bu davayı açtığı, her iki programa ait görüntülerin karşılaştırılması sonucunda, her iki programa da bir siyasetçinin konuk olarak alındığı, her ikisinde de konukla sohbet edildiği ve yöresine ait bir yemeğin yaptırıldığı, bu yönleri ile programların benzer olduğu, ancak bu formatın pek çok yemek programında benzer olarak yer aldığı, davalı tarafa ait programda "siyasetin mutfağındayız" ibaresinin kullanıldığı, her iki programın da belirlenmiş formata dayalı programlar olmadıkları, detaylı olarak format bazında karşılaştırılmalarına gerek olmadığı, her iki programın da benzer nitelikte olması nedeniyle izleyici tarafından birbirinin benzeri veya taklidi olarak algılanabilecekleri, davalıların bu program fikrini davacıdan daha önce düşünüp, çalışma yaptıklarını ispatlayamadıkları, davacının iki bölüm halinde çekimini yaptığı programın davacının hususiyetini taşımaması nedeniyle eser niteliğinde olmadığı, her ne kadar alınan ikinci bilirkişi raporunda 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi uyarınca korunması gerektiğine dair görüş bildirilmişse de davalıların davacıya ait fikir ve çekimini yaptığı programa benzer bir program için ayrı çekimler yaparak yayınlamış olmaları nedeniyle somut olayda 5846 sayılı Kanun'un 84 ünü maddesinin uygulanamayacağı, zira davacının yaptığı program çekimlerinin tamamının veya bir kısmının yayınlanmasının söz konusu olmadığı, ancak davalıların davacıya ait bir fikirden yola çıkarak, davacının çektiği programın benzerini bazı değişiklikler yaparak kendilerine aitmiş gibi kullanmalarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlanan kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak suretiyle haksız rekabet niteliğinde olduğu, haksız rekabete maruz kalan kimsenin maddi tazminat talep edebileceği, haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olduğu, her ne kadar davacı 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca rayiç bedelin üç katının yanı sıra, dava konusu programın reklam gelirlerinin de üç katını talep etmişse de davalılar arasında imzalanan 18.11.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde bölüm başına yapımcı şirkete 10.500,00 TL ödeneceği ve toplam 13 bölüm çekileceğine dair anlaştıklarının tespit edildiği, bilirkişi ek raporunda tespit edildiği gibi böyle bir program için en az 13 kişinin prodüksiyonda çalıştırılması gerektiği, bölüm başına alınan ücretin yaklaşık %45'inin araç, gereç, personel giderleri ve ulaşım gibi masraflar için ayrılacağı, elde edilecek gelirin bölüm başına 10.500,00 TL'nin %55'i olan 5.775,00 TL olacağı, 13 bölüm için toplam 75.075,00 TL'nin prodüksiyon şirketinin elde edebileceği gelir olduğu, sözleşmenin 20.5.

maddesine göre yapımcı firmanın tanıtım ve reklamlardan gelir elde edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda davacının elde edemediği gelirin 75.075,00 TL olduğu, program eser niteliğinde olmadığından 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca üç katı kadar tazminat talep edemeyeceği, davalıların, davacıya ait program formatının benzerini çekip yayımlamalarının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı, format eser niteliğinde olmadığından 5846 sayılı Kanun'da yer alan manevi hakların ihlal edilmesinin de söz konusu olmadığı, bu nedenlerle davacının manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait "Siyasetin Mutfağı" isimli televizyon programının benzeri olan "Vekilin Mutfağı" isimli televizyon programının davalı Prolıve Medya Limited Şirketi tarafından yapımının üstlenilmesi ve davalı TRT Genel Müdürlüğü tarafından kendilerine ait TRT kanalında gösterilmesi suretiyle davalıların haksız rekabette bulunduklarının tespitine, "Vekilin Mutfağı" isimli programın yayından kalkmış olması nedeniyle yayınının ve haksız rekabetin durdurulması talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalıların muhtemel haksız rekabetlerinin önlenmesine, 75.075,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TRT vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ettikten sonra, müvekkilinin hazırladığı programın davacıdan izin alınmaksızın TRT'de yayınlandığını, davacının elde edilmesi gereken gelirin 3 katı tutarında maddi tazminata hak kazandığını, manevi kayba uğradığını, mahkemenin zararı düşük hesapladığını, sponsor gelirleri, reklam gelirlerinin bir kısmı ile birlikte bölüm başına en az 20.000,00 TL gelir alınması gerektiğini, ancak TRT'nin diğer davalı arasındaki sözleşmeyi sunmaması nedeniyle tam olarak hesap yapılamadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü istemiştir.

2.Davalı TRT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu programın eser niteliğini haiz olmadığını, dolayısıyla 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi kapsamında korunmasının mümkün olmadığını, davanın görevli mahkemede görülmediğini, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, haksız rekabetin bulunmadığını, bilirkişilerin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, raporlarda haksız rekabetin incelenmediğini, yerel mahkemece mülga kanuna göre tazminata hükmedildiğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacının formatının eser niteliğinde bulunmadığı, davacının söz konusu formatını davalı TRT'ye götürdüğü, ancak davalı TRT tarafından davacının teklifinin reddedildiği, ancak söz konusu formatın diğer davalı tarafından vekilin mutfağı isimli program olarak hazırlandığı ve davalı TRT tarafından yayınlandığı, bu durumun haksız rekabet niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla davacının bu hakkının ihlal edilmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunabileceği, bu tazminatın da 11.03.2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere bölüm başına 5.775,00 TL olabileceği, bilirkişi tarafından tespit edilen bu tutarın yerinde olduğu, yayınlanan 13 bölüm için toplamda davacının 75.075,00 TL talep edebileceği, ilk derece mahkemesince bu konuda yapılan değerlendirme ve sonucun dosya kapsamına uygun olduğu, somut olay bakımından davacının reklam gelirlerinden ayrıca pay alamayacağı, dava konusu format hakkında eser tartışmasının yapılması gerektiği, bu nedenle görevli mahkemenin ...

ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı TRT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı TRT vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı TRT vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, FSEK'den kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.

3. 5846 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı TRT vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063149600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.