Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3429 E. 2024/5427 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dilekçeler teatisi↗ istinaf başvurusunun usulden reddi↗ taleple bağlılık ilkesi↗ belirsiz alacak davası↗ faiz başlangıç tarihi↗ taleple bağlılık↗ delil tespiti↗ tahkikat↗ hakkaniyet↗ dava şartı yokluğu↗ kesinlik sınırı↗ alacak davası↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/410 E., 2021/57 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi, manevi ve itibar tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünyaca ünlü "HELLO KITTY", "HELLO KITTY ŞEKİL" ve "ŞEKİL" markalarının sahibi olduğunu, davacının hak sahibi olduğu "HELLO KITTY" ve "ŞEKİL" markalarının 87186, 2008/23276 ve 2013/108410 tescil numaraları ile davacı adına kayıtlı olduğunu, bunun yanı sıra söz konusu karakterin bir çok farklı ülkede eser olarak da tescilli olduğunu, ayrıca TÜRKPATENT tarafından "HELLO KITTY ŞEKİL" ibareli 87186 numaralı markanın tanınmış marka olduğuna karar verdiğini, davacının tescil koruması altında olan haklarının davalı tarafından kuyumculuk eşyaları üzerinde kullanılmak suretiyle ihlal edildiğini, bu durumun İstanbul Anadolu FSHHM'nin 2018/252 D. İş. sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde düzenlenmiş olan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalı tarafın davacı şirkete ait olan ibareyi "kolye ucu, küpe ve yüzüklerde" izinsiz olarak kullandığını, sattığını veya satışını teklif ettiğini, bunun marka hakkına tecavüz niteliğinde ihlal niteliğinde olduğunu, davacıya ait markaların hem WIPO, hem de TÜRKPATENT'in tanınmış marka kriterlerini taşıdığını, dolayısıyla davacı şirketin davalının haksız fiili dolayısıyla zarara uğradığının açık olduğunu, ayrıca tanınmış bir marka ihtiva eden ürünlerin müşteriler tarafından talep edilebilirliğinin daha yüksek olduğunu, bu noktada davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesi durumunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenilmesini talep ettiklerini, öte yandan bilindiği üzere marka hakkının ihlali durumlarında tecavüzün boyutunun kusur ve zararın belirlenmesinin güç olduğunun, bu hususların ancak mahkemece yapılacak olan inceleme neticesinde netleşeceğini, somut olayda da davacının bu haksız fiiller neticesinde uğramış olduğu zararın yapılacak tahkikat neticesinde kesinleşeceğini, bu sebeple talep miktarını daha sonra arttırmak üzere davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek davalının eylemlerinin davacı şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davanın niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olması sebebi ile dosyanın durumuna göre arttırılmak üzere davacı lehine 100,00 TL maddi tazminata, markanın tanınmış marka olması ve satışlara etkisi de göz önüne alınarak davacı lehine 4.000,00 TL manevi tazminata, davacıya ait markanın kötü ve uygun olmayan şekilde kullanılması sebebiyle 4.000,00 TL itibar tazminatına, İstanbul Anadolu ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/252 D. İş sayılı dosyasında yapılan masraflar ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.11.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 4.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ürünleri ... Kuyumculuk firmasından satın aldığını, davaya cevap dilekçesinin ekinde sunulmuş olan lisans belgesinde de iş bu ürünün lisanslı orijinal ürün olduğu ve ... Kuyumculuk tarafından lisanslı bir şekilde kullanıldığının beyan edildiğini, davalı firmanın bilirkişi raporu ile lisanssız satın aldığı ileri sürülen ürünlerin tamamının ... Kuyumculuk firmasından satın alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına tescilli "hello kıty", "hello kıty+şekil" ve "şekil" markalarının 1995 tarihinden başlamak suretiyle davacı adına ülkemizde tescilli oldukları, aynı zamanda yurt dışında da tescillerinin mevcut olduğu ve bilinirlik düzeyinin yüksek, tanınmış bir marka olduğu, kuyumculuk sektörü de dahil pek çok sektörde markalarda kelime unsuruyla birlikte veya tek başına yer alan şekil unsurunun kullanıldığı, davalıya ait iş yerinde yapılan delil tespiti sırasında kuyumculuk ürünü olan kolye, küpe ve bileklikler üzerinde davacı adına 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 numaraları ile markalarda yer alan "şekil" unsurunun kullanıldığının tespit edildiği, bu ürünlerin davacı şirkete ait orijinal ürünler olduklarına dair bir tespit yapılamadığı gibi, davalının bu markayı lisans yoluyla ya da başkaca bir haklı nedenle kullandığına dair delil de bulunmadığı, her ne kadar davalı bu ürünleri dava dışı bir şirketten aldığını iddia etmişse de, davacıya ait tanınmış markanın kime ait olduğunun kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmesi gerektiği, bu markayı taşıyan ve orijinal olmayan ürünleri satmasının davacının markadan kayaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, ancak davaya konu taklit ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları ve davacının markasını kötü gösterecek şekilde ve kalitesiz üretilmediklerinden itibar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı, tarafların ticari kayıtları incelemeye sunulmadığından davalının lisans bedeline göre ödemesi gereken tazminat tutarının tam ve kesin olarak tespit edilemediği, bu nedenle maddi tazminatın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, davaya konu ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları, davacının markasının tanınmışlığı dikkate alınarak talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı, davalının kusur derecesi, davacının markasının tanınmışlığı, davaya konu markaların kullanıldığı ürünlerin niteliklerine göre 4.000,00 TL manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 tescil numaralı markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer ürünlerin satışını yapmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının marka haklarına tecavüzünün men'ine ve sona erdirilmesine, 5.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, davacının faiz talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının beyanları dikkate alındığında, Hello Kitty markasına ilişkin tüm hakların bir devir veya lisans sözleşmesi ile devredildiğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde 87186, 2008/23276 ve 2013/108410 tescil numaralara dayandığını, taleple bağlılık ilkesi gereği bu üç marka dışındaki markalar dışında bir hak veya talebin ileri sürülemeyeceğini, davacının başka markalarının bilirkişi incelemesi ile topyekun davaya dahil edilemeyeceğini, "2018/29334, 2018/36959, 2016/19298, 2018/29189 no ile tescilli markalar" yönünden yapılan bilirkişi incelemesinin hukuka aykırı olup dikkate alınamayacağını, kendilerine tebliğ edilmeyen ancak yargılamada esas alınan İstanbul Anadolu ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/252 E. sayılı dosyasında, müvekkiline atfedilen ürünler ile davacı vekilinin dava dilekçesinde dayandığı markalar dikkate alındığında, birbirinden görünüş, şekil, nitelik, renk ve tasarım olarak belirgin farklılıklar bulunduğunu, 30/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; davaya konu ürünlerin altından yapıldığı ve belirli bir seviyedeki lüks ve güzellik algısını haiz işletmelerden olan kuyumcularda satıldığı, söz konusu ürünlerin kaliteli olduğununu ortaya konulduğunu, bu sebeple itibar tazminatı koşullarının oluşmadığının tespit edildiğini, tanınmış olsun olmasın kalite ve ... algısını zarara uğratacak hiçbir halin söz konusu olmadığını, ürünlerin müvekkili tarafından değil ... Kuyumculuk tarafından üretildiğini, müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını, ürünler arasında fiyat farkı bulunmasının, ürünlerin de birbirinden farklı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taklit ürünlerin kuyumculuk ürünü olması nedeniyle müvekkilinin markalarını kötü göstermediği ve kalitesiz ürün olmadığı gerekçesiyle itibar tazminatı taleplerini reddettiğini, davalı kullanımlarının müvekkilinin markalarının imaj kaybına uğramasına neden olduğunu, dava konusu taklit ürünlerin, müvekkilinin orijinal ürünlerine kıyasen kötü üretim ve kötü şekilde kullanım konusu olduğu gibi uygun olmayan bir şekilde piyasaya sunulmuş emtialar olduğunu, itibar tazminatı talebinin kabulü kararı yerine reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, Mahkemece faiz talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, dosya kapsamında faiz taleplerinin bulunduğunu, davalının muvaffakatı bulunması halinde dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra faiz talebinde bulunulabileceğini, somut uyuşmazlıkta 17.11.2020 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talep edilmiş olsa bile davalının bu dilekçedeki faiz talebine itirazının bulunmadığını, davalı vekilinin talep arttırım dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde sadece maddi tazminat talebi yönünden avans faizi istenilmesi ve faizin başlangıç tarihine karşı çıkıldığını, mahkemece faiz taleplerinin kabulüne karar vermesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının itibar tazminatı ve faiz talepleri yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 4.000,00 TL itibar tazminatı talebinin reddine ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırının, 6763 sayılı Kanun'un 41 inci maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2021 yılı için 5.880,00 TL olduğundan, itibar tazminatına yönelik dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı, istinafa konu edilen miktarın 4.000,00 TL olması nedeniyle 18.03.2021 tarihli mahkeme kararı kesin nitelikte olduğu, kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerektiği, davacı vekilinin faize ilişkin istinaf itirazları ile davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz dilekçesinde özetle; itibar tazminatına ilişkin istinaf itirazlarının esastan incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle usulden reddinin doğru olmadığını belirtmiş, bunun yanında istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi, manevi ve itibar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 7 inci, 29 uncu, 150 ve 151 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesi kararının, "gerekçe" başlığını taşıyan kısmında, davacı vekilinin itibar tazminatına ilişkin istinaf isteminin miktar itibarıyla usulden reddedildiği belirtilmesine karşın, "hüküm" başlığını taşıyan kısmında gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde davacı vekilinin istinaf isteminin itibar tazminatı da dahil olmak üzere esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka Tecavüzünün Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1273 E. 2023/4930 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · delil tespiti · hakkaniyet · alacak davası · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı · dosya masrafı · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… olduğunu, davalı tarafın davacı şirkete ait olan ibareyi "kolye ucu, küpe ve yüzüklerde" izinsiz olarak kullandığını, sattığını veya satışını teklif ettiğini, bunun «marka hakkına tecavüz» niteliğinde ihlal niteliğinde olduğunu, davacıya ait markaların hem WIPO, hem de TÜRKPATENT'in tanınmış marka kriterlerini taşıdığını, dolayısıyla davacı şirketin davalının «haksız fiili» dolayısıyla zarara uğradığının açık olduğunu, ayrıca tanınmış bir marka ihtiva eden ürünlerin müşteriler tarafından talep edilebilirliğinin daha yüksek olduğunu, bu noktada davacı lehine «maddi tazminata» hükmedilmesi durumunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenilmesini talep ettiklerini, öte yandan bilindiği üzere marka hakkının ihlali durumlarında tecavüzün boyutunun «kusur» ve zararın belirlenmesinin güç olduğunun, bu hususların ancak mahkemece yapılacak olan inceleme neticesinde netleşeceğini, somut olayda da davacının bu haksız fiiller neticesinde uğramış olduğu zararın yapılacak «tahkikat» neticesinde kesinleşeceğini, bu sebeple talep miktarını daha sonra arttırmak üzere davayı «belirsiz alacak davası» olarak açtıklarını ileri sürerek davalının eylemlerinin davacı şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davanın niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olması «sebebi» ile dosyanın durumuna göre arttırılmak üzere davacı lehine 100,00 TL maddi tazminata, markanın tanınmış marka olması ve satışlara etkisi de göz önüne alınarak dava …
… emizde tescilli oldukları, aynı zamanda yurt dışında da tescillerinin mevcut olduğu ve bilinirlik düzeyinin yüksek, tanınmış bir marka olduğu, kuyumculuk sektörü de «dahil» pek çok sektörde markalarda kelime unsuruyla birlikte veya tek başına yer alan şekil unsurunun kullanıldığı, davalıya ait iş yerinde yapılan «delil tespiti» sırasında kuyumculuk ürünü olan kolye, küpe ve bileklikler üzerinde davacı adına 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 numaraları ile markalarda yer alan "şekil" unsurunun kullanıldığının tespit edildiği, bu ürünlerin davacı şirkete ait orijinal ürünler olduklarına dair bir tespit yapılamadığı gibi, davalının bu markayı lisans yoluyla ya da başkaca bir haklı nedenle kullandığına dair delil de bulunmadığı, her ne kadar davalı bu ürünleri dava dışı bir şirketten aldığını iddia etmişse de, davacıya ait tanınmış markanın kime ait olduğunun kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmesi gerektiği, bu markayı «taşıyan» ve orijinal olmayan ürünleri satmasının davacının markadan kayaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, ancak davaya konu taklit ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları ve davacının markasını kötü gösterecek şekilde ve kalitesiz üretilmediklerinden itibar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı, tarafların ticari kayıtları incelemeye sunulmadığından davalının lisans bedeline göre ödemesi gereken tazminat tutarının tam ve «kesin» olarak tespit edilemediği, bu nedenle «maddi tazminatın», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, davaya konu ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları, davacının markasının tanınmışlığı dikkate alınarak talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı, davalının «kusur» derecesi, davacının markasının tanınmışlığı, davaya konu markaların kullanıldığı ürünlerin niteliklerine göre 4.000,00 TL manevi tazminatın da «hakkaniyete» uygun olacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 tescil numaralı markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer ürünlerin satışını yapmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının marka haklarına tecavüzünün men'ine ve sona erdirilmesine, 5.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, davacının faiz talebi ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», karar verilmiştir.
İş sayılı dosyasında yapılan «masraflar» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.11.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 5.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte ve 4.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… ne kadar tazminatın davacı tarafın taleplerinden hangisi için verildiği belirtilmemiş ise de; davacı tarafın haksız tecavüz sebebiyle uğradığı maddi zararı, itibar «kaybı» zararı ve manevi tazminat talep ettiği, gerekçeli kararın 3 üncü bendinde davacı tarafın itibar kaybı zararı ile manevi tazminat talebi konusunda hüküm kurulduğu nazara alındığında, 2 nci bentteki tazminatın 556 sayılı KHK'nin 66 ncı maddesi uyarınca talep edilen tazminat olduğunun anlaşıldığından sonuca etkili olmadığı, Yargıtay uygulamaları uyarınca karşı tarafın gıyabında yapılan ve itiraza uğrayan «delil tespitindeki» rapor hükme esas alınamaz ise de mahkemece itiraz üzerine dosya üzerinden alınan rapor ile tespit raporları doğrulanmış olduğu, davacı tarafın sunduğu faturaların değişik iş tespit dosyasındaki ürünler olduğu kanıtlanmadığı, tespit dosyalarına konu ürünlerde markayı kullanmasını meşru hale getirecek herhangi bir belge sunulmadığı, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre mahkemece yapılan tespitteki bulguların, aksinin iddia edilmesi halinde iddia eden tarafça kanıtlanması gerektiği, tespite ve davaya konu ürünlerin sahte olduğu bu hali ile kanıtlanmış olduğu, 2017 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkemece her talep için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinde yasa ve usule aykırılık olmadığı, Japonya 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin tarafı olduğundan «teminattan muafiyet» kapsamında olduğu ve davalı vekilinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun (5718 sayılı Kanun) 48 inci maddesi uyarınca teminat alınmadan yargılama yapıldığına ilişkin «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı, «ticaret sicil» «kaydı», kayıtlı adresleri ve davalı vekilinin ilgili firmalardan aldığı ve sattığı gerçek ürünleri web sayfasında yayınlamasının doğal olduğu, yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde internet sitesinin müvekkiline aidiyetini «ikrar» ettiği, davadan önce yaptırılan delil tespiti giderlerinin «yargılama gideri» kapsamında olduğu, hesaplamanın davalı «ticari defterlerinin incelenmesi» ile tespitinin mümkün olacağı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesinin ancak dava açılarak istenebileceğinden, itibar kaybının ise 556 sayılı KHK'nin madde 66 ncı maddesinin (c) bendi uyarınca tespit edilecek miktara göre belirleneceğinden davacı tarafça «belirsiz alacak davası» açılabileceği, bilirkişilerce Yargıtay kararı doğrultusunda inceleme yapıldığından rapor usule uygun olduğu gibi, mahkemece 6098 sayılı Kanun uyarınca «hakkaniyete» göre karar verilmesi sebebiyle yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rın 2 nolu maddesinde hükmedilen 5.000,00 TL'nın maddi veya manevi tazminat niteliği belli olmadığından, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadan önce şirket «temsilcisinin» hazır olmadığı davalı iş yerlerinde birer gün arayla yaptırdığı «delil tespiti» raporlarına ve tespite itiraz ettiklerini, ortada davalıyı bağlayıcı bir delil olmadığını, davacının bir tek satış tespit edilmediği halde sanki satış varmış gibi hesap yapıldığını, bilirkişi uzmanlık alanına girmediğini ve raporu kabul etmediklerini, davalının aldığı ürünlerin orijinal olduğunu, faturalarını «ibraz» edildiğini, tespit konusu ürünlerin sahte olduğunu «ispat külfetinin» davacıda olduğunu, davalının, ürünlerin «fatura» ile alındıklarını faturaları dosyaya sunarak ispat ettiğini, yapılan yargılamada dava konusu ürünlerin görülmediğini, «sahteliğin» de ispat edilemediğini, birden fazla «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, davacının Japon Şirketi olduğunu ve bu hususta, ülkeler arasında imzalanmış bir anlaşma veya mütekabiliyet bulunmadığını, davacı tarafça «teminat» yatırılmadan davanın esasına girilemeyeceğini, ganiçanta web sitesi ile şirketin hukuki bağı olmadığını, sitenin davalıya aidiyeti ispatlanmadığı halde davalının kabul edildiğini, web sayfası davalının dahi olsa, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği ürünlerin satışı yasak ürünler olmadığından, ilgili firmalardan aldığı ve sattığı gerçek ürünleri web sayfasında yayınlaması da doğal olduğunu, delil tespitinin, bu davayı açmanın bir ön şartı olmadığından, tespit «masraflarının» davalıdan talep edilmesinin hukuki dayanağı olmadığını, belirsiz alacak davasının bu iddia için uygulanamayacağını, maddi- manevi zarar ve itibar «kaybı» koşullarının oluşmadığını, orijinal ürünler için huzurdaki davanın hiçbir hukuki temelinin olmadığını, manevi tazminat talebinin Yargıtay 4.
İş sayılı dosyası kapsamında davalının tespit edilen kullanımının «ortalama tüketici» algısını yanıltıcı seviyede ve davacının HELLO KITTY + ŞEKİL ve CHARMY KITTY + ŞEKİL «marka hakkına tecavüz» oluşturacak nitelikte bir kullanımın söz konusu olduğu, bu nedenle tecavüzün meni ve refi gerektiği, emsal lisans sözleşmesinin bulunamadığı ve «ticari defter» ve kayıtlardan hangi üründen ne miktarda satış yapıldığının tespit edilememesi nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca «hakkaniyete» uygun olacak şekilde belirlenen lisans bedeli üzerinden davacının «ıslah» talebi doğrultusunda istenilen tazminat miktarının uygun olduğu, ayrıca davacının tanınmış her iki markasına yönelik tecavüz nedeniyle dava konusu taklit ürünlerden dolayı davacı markasının «ticari itibarının zedelendiği», bu nedenle manevi zararına yönelik olarak itibar tazminatına da hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya ait ... ve Charmmy Kitty marka haklarına tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, ıslah talebi doğrultusunda ... markasına ilişkin 3.000,00 TL ve Charmmy Kitty için 2.000,00 TL toplamı olan 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, her iki markaya yönelik 2.000,00' er TL'den toplam 4.000,00 TL itibar tazminatının ve 2.000,00'er TL'den toplam 4.00,000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminattan muafiyet · ticari itibarın zedelenmesi · istinaf sebebi · ticari defter incelemesi · sahtelik · ticari itibar · ispat külfeti · muafiyet
Benzer bu kararda… ne kadar tazminatın davacı tarafın taleplerinden hangisi için verildiği belirtilmemiş ise de; davacı tarafın haksız tecavüz sebebiyle uğradığı maddi zararı, itibar «kaybı» zararı ve manevi tazminat talep ettiği, gerekçeli kararın 3 üncü bendinde davacı tarafın itibar kaybı zararı ile manevi tazminat talebi konusunda hüküm kurulduğu nazara alındığında, 2 nci bentteki tazminatın 556 sayılı KHK'nin 66 ncı maddesi uyarınca talep edilen tazminat olduğunun anlaşıldığından sonuca etkili olmadığı, Yargıtay uygulamaları uyarınca karşı tarafın gıyabında yapılan ve itiraza uğrayan «delil tespitindeki» rapor hükme esas alınamaz ise de mahkemece itiraz üzerine dosya üzerinden alınan rapor ile tespit raporları doğrulanmış olduğu, davacı tarafın sunduğu faturaların değişik iş tespit dosyasındaki ürünler olduğu kanıtlanmadığı, tespit dosyalarına konu ürünlerde markayı kullanmasını meşru hale getirecek herhangi bir belge sunulmadığı, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre mahkemece yapılan tespitteki bulguların, aksinin iddia edilmesi halinde iddia eden tarafça kanıtlanması gerektiği, tespite ve davaya konu ürünlerin sahte olduğu bu hali ile kanıtlanmış olduğu, 2017 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkemece her talep için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinde yasa ve usule aykırılık olmadığı, Japonya 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin tarafı olduğundan «teminattan muafiyet» kapsamında olduğu ve davalı vekilinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun (5718 sayılı Kanun) 48 inci maddesi uyarınca teminat alınmadan yargılama yapıldığına ilişkin «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı, «ticaret sicil» «kaydı», kayıtlı adresleri ve davalı vekilinin ilgili firmalardan aldığı ve sattığı gerçek ürünleri web sayfasında yayınlamasının doğal olduğu, yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde internet sitesinin müvekkiline aidiyetini «ikrar» ettiği, davadan önce yaptırılan delil tespiti giderlerinin «yargılama gideri» kapsamında olduğu, hesaplamanın davalı «ticari defterlerinin incelenmesi» ile tespitinin mümkün olacağı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesinin ancak dava açılarak istenebileceğinden, itibar kaybının ise 556 sayılı KHK'nin madde 66 ncı maddesinin (c) bendi uyarınca tespit edilecek miktara göre belirleneceğinden davacı tarafça «belirsiz alacak davası» açılabileceği, bilirkişilerce Yargıtay kararı doğrultusunda inceleme yapıldığından rapor usule uygun olduğu gibi, mahkemece 6098 sayılı Kanun uyarınca «hakkaniyete» göre karar verilmesi sebebiyle yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İş sayılı dosyası kapsamında davalının tespit edilen kullanımının «ortalama tüketici» algısını yanıltıcı seviyede ve davacının HELLO KITTY + ŞEKİL ve CHARMY KITTY + ŞEKİL «marka hakkına tecavüz» oluşturacak nitelikte bir kullanımın söz konusu olduğu, bu nedenle tecavüzün meni ve refi gerektiği, emsal lisans sözleşmesinin bulunamadığı ve «ticari defter» ve kayıtlardan hangi üründen ne miktarda satış yapıldığının tespit edilememesi nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca «hakkaniyete» uygun olacak şekilde belirlenen lisans bedeli üzerinden davacının «ıslah» talebi doğrultusunda istenilen tazminat miktarının uygun olduğu, ayrıca davacının tanınmış her iki markasına yönelik tecavüz nedeniyle dava konusu taklit ürünlerden dolayı davacı markasının «ticari itibarının zedelendiği», bu nedenle manevi zararına yönelik olarak itibar tazminatına da hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya ait ... ve Charmmy Kitty marka haklarına tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, ıslah talebi doğrultusunda ... markasına ilişkin 3.000,00 TL ve Charmmy Kitty için 2.000,00 TL toplamı olan 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, her iki markaya yönelik 2.000,00' er TL'den toplam 4.000,00 TL itibar tazminatının ve 2.000,00'er TL'den toplam 4.00,000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… rın 2 nolu maddesinde hükmedilen 5.000,00 TL'nın maddi veya manevi tazminat niteliği belli olmadığından, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadan önce şirket «temsilcisinin» hazır olmadığı davalı iş yerlerinde birer gün arayla yaptırdığı «delil tespiti» raporlarına ve tespite itiraz ettiklerini, ortada davalıyı bağlayıcı bir delil olmadığını, davacının bir tek satış tespit edilmediği halde sanki satış varmış gibi hesap yapıldığını, bilirkişi uzmanlık alanına girmediğini ve raporu kabul etmediklerini, davalının aldığı ürünlerin orijinal olduğunu, faturalarını «ibraz» edildiğini, tespit konusu ürünlerin sahte olduğunu «ispat külfetinin» davacıda olduğunu, davalının, ürünlerin «fatura» ile alındıklarını faturaları dosyaya sunarak ispat ettiğini, yapılan yargılamada dava konusu ürünlerin görülmediğini, «sahteliğin» de ispat edilemediğini, birden fazla «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, davacının Japon Şirketi olduğunu ve bu hususta, ülkeler arasında imzalanmış bir anlaşma veya mütekabiliyet bulunmadığını, davacı tarafça «teminat» yatırılmadan davanın esasına girilemeyeceğini, ganiçanta web sitesi ile şirketin hukuki bağı olmadığını, sitenin davalıya aidiyeti ispatlanmadığı halde davalının kabul edildiğini, web sayfası davalının dahi olsa, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği ürünlerin satışı yasak ürünler olmadığından, ilgili firmalardan aldığı ve sattığı gerçek ürünleri web sayfasında yayınlaması da doğal olduğunu, delil tespitinin, bu davayı açmanın bir ön şartı olmadığından, tespit «masraflarının» davalıdan talep edilmesinin hukuki dayanağı olmadığını, belirsiz alacak davasının bu iddia için uygulanamayacağını, maddi- manevi zarar ve itibar «kaybı» koşullarının oluşmadığını, orijinal ürünler için huzurdaki davanın hiçbir hukuki temelinin olmadığını, manevi tazminat talebinin Yargıtay 4.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17699 E. 2015/6295 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… emizde tescilli oldukları, aynı zamanda yurt dışında da tescillerinin mevcut olduğu ve bilinirlik düzeyinin yüksek, tanınmış bir marka olduğu, kuyumculuk sektörü de «dahil» pek çok sektörde markalarda kelime unsuruyla birlikte veya tek başına yer alan şekil unsurunun kullanıldığı, davalıya ait iş yerinde yapılan «delil tespiti» sırasında kuyumculuk ürünü olan kolye, küpe ve bileklikler üzerinde davacı adına 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 numaraları ile markalarda yer alan "şekil" unsurunun kullanıldığının tespit edildiği, bu ürünlerin davacı şirkete ait orijinal ürünler olduklarına dair bir tespit yapılamadığı gibi, davalının bu markayı lisans yoluyla ya da başkaca bir haklı nedenle kullandığına dair delil de bulunmadığı, her ne kadar davalı bu ürünleri dava dışı bir şirketten aldığını iddia etmişse de, davacıya ait tanınmış markanın kime ait olduğunun kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmesi gerektiği, bu markayı «taşıyan» ve orijinal olmayan ürünleri satmasının davacının markadan kayaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, ancak davaya konu taklit ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları ve davacının markasını kötü gösterecek şekilde ve kalitesiz üretilmediklerinden itibar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı, tarafların ticari kayıtları incelemeye sunulmadığından davalının lisans bedeline göre ödemesi gereken tazminat tutarının tam ve «kesin» olarak tespit edilemediği, bu nedenle «maddi tazminatın», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, davaya konu ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları, davacının markasının tanınmışlığı dikkate alınarak talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı, davalının «kusur» derecesi, davacının markasının tanınmışlığı, davaya konu markaların kullanıldığı ürünlerin niteliklerine göre 4.000,00 TL manevi tazminatın da «hakkaniyete» uygun olacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 tescil numaralı markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer ürünlerin satışını yapmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının marka haklarına tecavüzünün men'ine ve sona erdirilmesine, 5.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, davacının faiz talebi ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… beri kayıtlı olduğu kuyumculuk adresini de değiştirdiği, oysa davacıya ait işletmenin adresinin 25.12.1990 tarihinden beri aynı olduğu, bu anlamda taraflar arasında «adi ortaklığın» sona ermesi ile birlikte işletikleri işyerinin davacıya kaldığı, bu bakımdan davacının sahip olduğu kuyumculuğun "işletme adı" bakımından korunmaya değer bir durumda olduğu işyerlerinin yanyana olmasının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya yönelik tecavüzünün ve «haksız rekabetinin» önlenmesine, davalının adının Ticaret sicilindeki C.
Dava «haksız rekabetin» önlenmesi maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle mahkemece, davalının dava konusu unvanı kullanmasına ilişkin eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı düşünülerek davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi ortaklık · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «adi ortaklığın» 2002 yılında «tasfiye» ile sona erdirildiği hususu uyuşmazlık dışıdır.
Taraflar «adi ortaklık» halinde ticari faaliyette bulundukları sırada ayrı ayrı "C." asıl unsurlu ünvan ile «ticaret siciline» kayıtlı bulunduklarına göre, "C." ibaresi üzerinde müştereken hak sahibi olduklarından birbirlerine karşı bir üstün hakları bulunmamaktadır.
… beri kayıtlı olduğu kuyumculuk adresini de değiştirdiği, oysa davacıya ait işletmenin adresinin 25.12.1990 tarihinden beri aynı olduğu, bu anlamda taraflar arasında «adi ortaklığın» sona ermesi ile birlikte işletikleri işyerinin davacıya kaldığı, bu bakımdan davacının sahip olduğu kuyumculuğun "işletme adı" bakımından korunmaya değer bir durumda olduğu işyerlerinin yanyana olmasının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya yönelik tecavüzünün ve «haksız rekabetinin» önlenmesine, davalının adının Ticaret sicilindeki C.
Davalı tarafça söz konusu «adi ortaklığın» sona ermesinden sonra sicildeki unvan değişikliğinde aynı ibareyi muhafaza ederek "Ö..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3429 E. , 2024/5427 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1153 Esas, 2023/644 Karar
HÜKÜM
Başvuruların esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/410 E., 2021/57 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi, manevi ve itibar tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünyaca ünlü "HELLO KITTY", "HELLO KITTY ŞEKİL" ve "ŞEKİL" markalarının sahibi olduğunu, davacının hak sahibi olduğu "HELLO KITTY" ve "ŞEKİL" markalarının 87186, 2008/23276 ve 2013/108410 tescil numaraları ile davacı adına kayıtlı olduğunu, bunun yanı sıra söz konusu karakterin bir çok farklı ülkede eser olarak da tescilli olduğunu, ayrıca TÜRKPATENT tarafından "HELLO KITTY ŞEKİL" ibareli 87186 numaralı markanın tanınmış marka olduğuna karar verdiğini, davacının tescil koruması altında olan haklarının davalı tarafından kuyumculuk eşyaları üzerinde kullanılmak suretiyle ihlal edildiğini, bu durumun İstanbul Anadolu FSHHM'nin 2018/252 D. İş. sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde düzenlenmiş olan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalı tarafın davacı şirkete ait olan ibareyi "kolye ucu, küpe ve yüzüklerde" izinsiz olarak kullandığını, sattığını veya satışını teklif ettiğini, bunun marka hakkına tecavüz niteliğinde ihlal niteliğinde olduğunu, davacıya ait markaların hem WIPO, hem de TÜRKPATENT'in tanınmış marka kriterlerini taşıdığını, dolayısıyla davacı şirketin davalının haksız fiili dolayısıyla zarara uğradığının açık olduğunu, ayrıca tanınmış bir marka ihtiva eden ürünlerin müşteriler tarafından talep edilebilirliğinin daha yüksek olduğunu, bu noktada davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesi durumunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenilmesini talep ettiklerini, öte yandan bilindiği üzere marka hakkının ihlali durumlarında tecavüzün boyutunun kusur ve zararın belirlenmesinin güç olduğunun, bu hususların ancak mahkemece yapılacak olan inceleme neticesinde netleşeceğini, somut olayda da davacının bu haksız fiiller neticesinde uğramış olduğu zararın yapılacak tahkikat neticesinde kesinleşeceğini, bu sebeple talep miktarını daha sonra arttırmak üzere davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek davalının eylemlerinin davacı şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davanın niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olması sebebi ile dosyanın durumuna göre arttırılmak üzere davacı lehine 100,00 TL maddi tazminata, markanın tanınmış marka olması ve satışlara etkisi de göz önüne alınarak davacı lehine 4.000,00 TL manevi tazminata, davacıya ait markanın kötü ve uygun olmayan şekilde kullanılması sebebiyle 4.000,00 TL itibar tazminatına, İstanbul Anadolu ...
ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/252 D. İş sayılı dosyasında yapılan masraflar ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.11.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 4.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ürünleri ... Kuyumculuk firmasından satın aldığını, davaya cevap dilekçesinin ekinde sunulmuş olan lisans belgesinde de iş bu ürünün lisanslı orijinal ürün olduğu ve ... Kuyumculuk tarafından lisanslı bir şekilde kullanıldığının beyan edildiğini, davalı firmanın bilirkişi raporu ile lisanssız satın aldığı ileri sürülen ürünlerin tamamının ... Kuyumculuk firmasından satın alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına tescilli "hello kıty", "hello kıty+şekil" ve "şekil" markalarının 1995 tarihinden başlamak suretiyle davacı adına ülkemizde tescilli oldukları, aynı zamanda yurt dışında da tescillerinin mevcut olduğu ve bilinirlik düzeyinin yüksek, tanınmış bir marka olduğu, kuyumculuk sektörü de dahil pek çok sektörde markalarda kelime unsuruyla birlikte veya tek başına yer alan şekil unsurunun kullanıldığı, davalıya ait iş yerinde yapılan delil tespiti sırasında kuyumculuk ürünü olan kolye, küpe ve bileklikler üzerinde davacı adına 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 numaraları ile markalarda yer alan "şekil" unsurunun kullanıldığının tespit edildiği, bu ürünlerin davacı şirkete ait orijinal ürünler olduklarına dair bir tespit yapılamadığı gibi, davalının bu markayı lisans yoluyla ya da başkaca bir haklı nedenle kullandığına dair delil de bulunmadığı, her ne kadar davalı bu ürünleri dava dışı bir şirketten aldığını iddia etmişse de, davacıya ait tanınmış markanın kime ait olduğunun kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmesi gerektiği, bu markayı taşıyan ve orijinal olmayan ürünleri satmasının davacının markadan kayaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, ancak davaya konu taklit ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları ve davacının markasını kötü gösterecek şekilde ve kalitesiz üretilmediklerinden itibar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı, tarafların ticari kayıtları incelemeye sunulmadığından davalının lisans bedeline göre ödemesi gereken tazminat tutarının tam ve kesin olarak tespit edilemediği, bu nedenle maddi tazminatın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, davaya konu ürünlerin altından yapılmış kuyumculuk ürünleri olmaları, davacının markasının tanınmışlığı dikkate alınarak talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı, davalının kusur derecesi, davacının markasının tanınmışlığı, davaya konu markaların kullanıldığı ürünlerin niteliklerine göre 4.000,00 TL manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 87186, 2008 23274, 2008 23276, 2008 23277 ve 2013 108410 tescil numaralı markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer ürünlerin satışını yapmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının marka haklarına tecavüzünün men'ine ve sona erdirilmesine, 5.000,00 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, davacının faiz talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının beyanları dikkate alındığında, Hello Kitty markasına ilişkin tüm hakların bir devir veya lisans sözleşmesi ile devredildiğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde 87186, 2008/23276 ve 2013/108410 tescil numaralara dayandığını, taleple bağlılık ilkesi gereği bu üç marka dışındaki markalar dışında bir hak veya talebin ileri sürülemeyeceğini, davacının başka markalarının bilirkişi incelemesi ile topyekun davaya dahil edilemeyeceğini, "2018/29334, 2018/36959, 2016/19298, 2018/29189 no ile tescilli markalar" yönünden yapılan bilirkişi incelemesinin hukuka aykırı olup dikkate alınamayacağını, kendilerine tebliğ edilmeyen ancak yargılamada esas alınan İstanbul Anadolu ...
ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/252 E. sayılı dosyasında, müvekkiline atfedilen ürünler ile davacı vekilinin dava dilekçesinde dayandığı markalar dikkate alındığında, birbirinden görünüş, şekil, nitelik, renk ve tasarım olarak belirgin farklılıklar bulunduğunu, 30/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; davaya konu ürünlerin altından yapıldığı ve belirli bir seviyedeki lüks ve güzellik algısını haiz işletmelerden olan kuyumcularda satıldığı, söz konusu ürünlerin kaliteli olduğununu ortaya konulduğunu, bu sebeple itibar tazminatı koşullarının oluşmadığının tespit edildiğini, tanınmış olsun olmasın kalite ve ... algısını zarara uğratacak hiçbir halin söz konusu olmadığını, ürünlerin müvekkili tarafından değil ...
Kuyumculuk tarafından üretildiğini, müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını, ürünler arasında fiyat farkı bulunmasının, ürünlerin de birbirinden farklı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taklit ürünlerin kuyumculuk ürünü olması nedeniyle müvekkilinin markalarını kötü göstermediği ve kalitesiz ürün olmadığı gerekçesiyle itibar tazminatı taleplerini reddettiğini, davalı kullanımlarının müvekkilinin markalarının imaj kaybına uğramasına neden olduğunu, dava konusu taklit ürünlerin, müvekkilinin orijinal ürünlerine kıyasen kötü üretim ve kötü şekilde kullanım konusu olduğu gibi uygun olmayan bir şekilde piyasaya sunulmuş emtialar olduğunu, itibar tazminatı talebinin kabulü kararı yerine reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, Mahkemece faiz talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, dosya kapsamında faiz taleplerinin bulunduğunu, davalının muvaffakatı bulunması halinde dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra faiz talebinde bulunulabileceğini, somut uyuşmazlıkta 17.11.2020 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talep edilmiş olsa bile davalının bu dilekçedeki faiz talebine itirazının bulunmadığını, davalı vekilinin talep arttırım dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde sadece maddi tazminat talebi yönünden avans faizi istenilmesi ve faizin başlangıç tarihine karşı çıkıldığını, mahkemece faiz taleplerinin kabulüne karar vermesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının itibar tazminatı ve faiz talepleri yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 4.000,00 TL itibar tazminatı talebinin reddine ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırının, 6763 sayılı Kanun'un 41 inci maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2021 yılı için 5.880,00 TL olduğundan, itibar tazminatına yönelik dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı, istinafa konu edilen miktarın 4.000,00 TL olması nedeniyle 18.03.2021 tarihli mahkeme kararı kesin nitelikte olduğu, kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerektiği, davacı vekilinin faize ilişkin istinaf itirazları ile davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili katılma yoluyla ileri sürdüğü temyiz dilekçesinde özetle; itibar tazminatına ilişkin istinaf itirazlarının esastan incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle usulden reddinin doğru olmadığını belirtmiş, bunun yanında istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi, manevi ve itibar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 7 inci, 29 uncu, 150 ve 151 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesi kararının, "gerekçe" başlığını taşıyan kısmında, davacı vekilinin itibar tazminatına ilişkin istinaf isteminin miktar itibarıyla usulden reddedildiği belirtilmesine karşın, "hüküm" başlığını taşıyan kısmında gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde davacı vekilinin istinaf isteminin itibar tazminatı da dahil olmak üzere esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,
2. Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063103800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz