Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10730 E. 2012/14472 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ teminat senedi↗ pasif husumet yokluğu↗ cezai şart↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ kefil↗ protokol↗ limited şirket↗ menfi tespit↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, 06.06.2006 tarihli protokol gereğince davacının limited ortaklık kurulması koşulu ile davalı ...'a 150.000 USD ödediği, protokolün 7.maddesine göre gerçekleşmemiş limitet şirket kuruluşu amacıyla verilen bedelin sebepsiz olarak ...'ın uhdesinde kaldığı, gerçekleşecek bir ortaklığın kurulmamasına bağlı olarak getirilen "50.000 USD" cezai şart ağır, haksız ve fahiş olduğunu, davalı ...'nin, taraflar arasında düzenlenen protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "teminat senedinde kefil olması" dışında bir yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kurulması öngörülen bir limited şirketin sermayesi olarak davalıya ödenen bedelin şirketin kurulmaması nedeniyle iadesi ve sözleşmede belirtilen cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı ...'nin, davaya dayanak yapılan protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "teminat senedinde kefil olma" dışında herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılarak bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Oysa, davaya dayanak yapılan protokolde imzası bulunan davalı ..., davacı tarafından diğer davalıya ödendiği mahkemece de kabul edilen gerek 150.000 USD ile gerekse cezai şartın ödenmesi hususunda teminat senedine kefil olmayı kabul etmiş olup, artık bu davalının tüm sözleşmenin kefili olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, işbu davanın davalıları tarafından açılan ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleşen menfi tespit davasına ilişkin olarak o davada verilen hükmün dahi davalı ...'in protokolden dolayı sorumluğunu ortadan kaldırıcı mahiyette olmadığı da açıktır. Kaldı ki, teminat senedininde işlevsiz kaldığı da mahkemenin kabulündedir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafından davaya dayanak yapılan protokolden dolayı davalı ...'nin dahi kefil sıfatı ile sorumlu olduğu ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5101 E. 2013/12139 K.
Ortak:pasif husumet yokluğu · cezai şart · pasif husumet · husumet yokluğu · kefil · protokol · limited şirket · teminat · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, 06.06.2006 tarihli «protokol» gereğince davacının limited ortaklık kurulması koşulu ile davalı ...'a 150.000 USD ödediği, protokolün 7.maddesine göre gerçekleşmemiş «limitet şirket» kuruluşu amacıyla verilen bedelin sebepsiz olarak ...'ın uhdesinde kaldığı, gerçekleşecek bir ortaklığın kurulmamasına bağlı olarak getirilen "50.000 USD" «cezai şart» ağır, haksız ve fahiş olduğunu, davalı ...'nin, taraflar arasında düzenlenen protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "«teminat» senedinde «kefil» olması" dışında bir yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, kurulması öngörülen bir «limited şirketin» sermayesi olarak davalıya ödenen bedelin şirketin kurulmaması nedeniyle iadesi ve sözleşmede belirtilen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı ...'nin, davaya dayanak «yapılan protokolde» imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "«teminat» senedinde «kefil» olma" dışında herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılarak bu davalı hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Oysa, davaya dayanak «yapılan protokolde» imzası bulunan davalı ..., davacı tarafından diğer davalıya ödendiği mahkemece de kabul edilen gerek 150.000 USD ile gerekse «cezai şartın» ödenmesi hususunda «teminat senedine» «kefil» olmayı kabul etmiş olup, artık bu davalının tüm sözleşmenin kefili olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, 06.06.2006 tarihli «protokol» gereğince davacının limited ortaklık kurulması koşulu ile davalı ...'a 150.000 USD ödediği, protokolün 7.maddesine göre gerçekleşmemiş «limitet şirket» kuruluşu amacıyla verilen bedelin sebepsiz olarak ...'ın uhdesinde kaldığı, gerçekleşecek bir ortaklığın kurulmamasına bağlı olarak getirilen "50.000 USD" «cezai şart» ağır, haksız ve fahiş olduğunu, davalı ...'nin, taraflar arasında düzenlenen protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "«teminat» senedinde «kefil» olması" dışında bir yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen neden …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15386 E. 2013/62 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · davadan feragat · feragat · havale
Benzer bu kararda… ozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davada verilen hükmün Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiş olduğu, birleşen davada davacı vekilinin 23.12.2005 «havale» tarihli dilekçesiyle davalı ... hakkında açılan «davadan feragat» ettiği, feragat nedeniyle yeniden karar verilmek üzere birleşen davaya ilişkin kararın re'sen bozulmasına karar verildiği, davacı vekilinin feragata yetkili olduğu gerekçesiyle, asıl dava yönünden verilen «hükmün kesinleşmiş» olması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10730 E. , 2012/14472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
(Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2009 tarih ve 2008/335-2009/370 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan ... ile %50'şer oranında hissedar olacakları bir şirket kurma konusunda anlaştıklarını, bu konuda bir protokol imzalandığını, davacının protokol gereği kurulması düşünülen şirkete sermaye olarak 150.000 USD (178.770 TL) ödemiş olduğunu, ancak ortaklığın kurulamadığını, diğer davalınında protokolün 9. maddesi gereğince sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, ödediği 150.000 USD ile protokolde belirtilen 50.000 USD (59.590 TL) cezai şartın temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ortaklık protokolünün 06.06.2006 tarihinde imzalandığını, protokolde alındığı belırtilen 150.000 USD'nın ise alınmadığını, davalılardan ...'nin ise protokolde taraf olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, 06.06.2006 tarihli protokol gereğince davacının limited ortaklık kurulması koşulu ile davalı ...'a 150.000 USD ödediği, protokolün 7.maddesine göre gerçekleşmemiş limitet şirket kuruluşu amacıyla verilen bedelin sebepsiz olarak ...'ın uhdesinde kaldığı, gerçekleşecek bir ortaklığın kurulmamasına bağlı olarak getirilen "50.000 USD" cezai şart ağır, haksız ve fahiş olduğunu, davalı ...'nin, taraflar arasında düzenlenen protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "teminat senedinde kefil olması" dışında bir yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kurulması öngörülen bir limited şirketin sermayesi olarak davalıya ödenen bedelin şirketin kurulmaması nedeniyle iadesi ve sözleşmede belirtilen cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı ...'nin, davaya dayanak yapılan protokolde imzası var ise de protokolün 9. maddesinde belirtilen "teminat senedinde kefil olma" dışında herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılarak bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Oysa, davaya dayanak yapılan protokolde imzası bulunan davalı ..., davacı tarafından diğer davalıya ödendiği mahkemece de kabul edilen gerek 150.000 USD ile gerekse cezai şartın ödenmesi hususunda teminat senedine kefil olmayı kabul etmiş olup, artık bu davalının tüm sözleşmenin kefili olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, işbu davanın davalıları tarafından açılan ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleşen menfi tespit davasına ilişkin olarak o davada verilen hükmün dahi davalı ...'in protokolden dolayı sorumluğunu ortadan kaldırıcı mahiyette olmadığı da açıktır. Kaldı ki, teminat senedininde işlevsiz kaldığı da mahkemenin kabulündedir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafından davaya dayanak yapılan protokolden dolayı davalı ...'nin dahi kefil sıfatı ile sorumlu olduğu ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062621800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz