6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7248 E. 2012/14330 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi usulsüz tevdi sözleşmesi internet bankacılığı kusur oranı sahtecilik üçüncü kişi ispat yükü mahsup vade havale kötüniyet taşıyan kusur hasar

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · BK — BK 306

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının şifre bilgisini sözleşmeye aykırı davranarak eşi ve kızıyla paylaştığı, davaya konu havalelerin de davacıya ait kişisel bilgilerinin kötüniyetli kişilerce ele geçirilerek kullanılmasıyla yapıldığı, oluşan zarardan davacının 1/4 oranında, davalının ise 3/4 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle; 6.900 TL’nin 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Bank A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi) Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile internet şifresini muhafaza konusunda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davacıyı meydana gelen zarardan dolayı müterafik kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifrenin davacının kusuru ile havale işleminini gerçekleştiren kişilerce ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Yani, somut olayda davacının kasıtlı olarak şifresini üçüncü kişiye verdiği, asıl fail ile birlikte hareket ettiği iddia edilip, ispat edilmemiştir. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle mahkemece, davalı bankanın mevduatı iade yükümlülüğünün devam ettiği, ek güvenlik önlemlerini uygulamayan davalı bankanın tam kusurlu ve sorumlu bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8588 E. 2011/1321 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13068 E. 2012/4489 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15654 E. 2012/6410 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14370 E. 2015/855 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7495 E. 2011/17535 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/975 E. 2010/6549 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/967 E. 2011/10233 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/7248 E.  ,  2012/14330 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2011 tarih ve 2007/111-2011/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Marmaris Şubesinde 20.000 TL bedelli vadeli mevduat hesabı açtırdığını, bu hesaptan müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında 11/09/2006 tarihinde internet üzerinden 3. kişi hesaplarına EFT yapıldığını, davalı bankanın müvekkilinin hesaplarının güvenliğini sağlayamadığını, davalı banka şubesine başvurularak yapılan havale bedellerinin tahsili talep edildiyse de ödenmediğini, ardından Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 18/12/2006 tarihli kararı ile 9.200 TL nin davalı bankadan tahsiline karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu ödemeyi yapmadığını ileri sürerek, 9.200 TL nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını, kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının şifre bilgisini sözleşmeye aykırı davranarak eşi ve kızıyla paylaştığı, davaya konu havalelerin de davacıya ait kişisel bilgilerinin kötüniyetli kişilerce ele geçirilerek kullanılmasıyla yapıldığı, oluşan zarardan davacının 1/4 oranında, davalının ise 3/4 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle;

6. 900 TL’nin 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Bank A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2) Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi) Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.

Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile internet şifresini muhafaza konusunda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davacıyı meydana gelen zarardan dolayı müterafik kusurlu kabul etmiştir.

Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifrenin davacının kusuru ile havale işleminini gerçekleştiren kişilerce ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Yani, somut olayda davacının kasıtlı olarak şifresini üçüncü kişiye verdiği, asıl fail ile birlikte hareket ettiği iddia edilip, ispat edilmemiştir. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle mahkemece, davalı bankanın mevduatı iade yükümlülüğünün devam ettiği, ek güvenlik önlemlerini uygulamayan davalı bankanın tam kusurlu ve sorumlu bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Bank A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 307,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062616200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.