Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/967 E. 2011/10233 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ sahtecilik↗ reeskont faizi↗ dolandırıcılık↗ ispat yükü↗ mahsup↗ vade↗ havale↗ taşıyan↗ kusur↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeniyle davalı bankanın gerekli önlemleri almaması, davacının ise şifresini koruyamaması nedeniyle kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.800 TL’nın 29.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında sahtecilik yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Davalının internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak enstrümanları kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması da zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan tek başına sorumlu bulunduğu açıktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1457 E. 2011/10490 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu kararda… lan güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle 2/5 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.324,95 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6638 E. 2012/13490 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacının hesabından bilgisi dışında «internet bankacılığı» yoluyla para çekildiği, internet şifresini gereği gibi koruyamayarak, «kötüniyetli» üçüncü şahısların eline geçmesinden dolayı davacının, bu tür kötüniyetli kişilerin müşterilerinin internet şifresini temin ve hesaplarından para çekilmesini önleyecek yeterli teknik altyapıyı sağlayamadığı için davalı bankanın %50-%50 oranında müteraffik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.450,00TL’nın 20/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacının manevi tazminata ilişkin isteminin ise yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, reddine hükmedilmişti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · kötüniyet · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacının hesabından bilgisi dışında «internet bankacılığı» yoluyla para çekildiği, internet şifresini gereği gibi koruyamayarak, «kötüniyetli» üçüncü şahısların eline geçmesinden dolayı davacının, bu tür kötüniyetli kişilerin müşterilerinin internet şifresini temin ve hesaplarından para çekilmesini önleyecek yeterli teknik altyapıyı sağlayamadığı için davalı bankanın %50-%50 oranında müteraffik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.450,00TL’nın 20/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacının manevi tazminata ilişkin isteminin ise yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, reddine hükmedilmişti …
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9801 E. 2011/2673 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi
Benzer bu karardaİnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3187 E. 2011/14441 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «kusur oranına» tekabül eden 3.558,24 TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · tacir · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBunun yanında, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
Somut olayda ise mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile basiretli bir «tacir» gibi davranarak ek güvenlik önlemlerini kullanmaması ve kişisel bilgilerini iyi saklayamaması gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda müterafik kabul etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12767 E. 2011/5607 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle kusurlu olduğu, davacının da bilgisayarında yer alan casus yazılım nedeniyle % 40 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.300 TL’nın 14.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13331 E. 2012/4490 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacının şifre ve parolasının davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · müterafik kusur · güven kurumu · özen yükümlülüğü · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, bir «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren bankaların «objektif özen yükümlülüğünün» yerine getirmemesinden dolayı %70 kusurlu olduğu, davacının da kişisel bilgilerini koruyamamış olması nedeniyle %30 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın …
Bunun yanı sıra, davacıya güvenlik enstrümanlarını kullanmadan işlem yapma «yetkisinin» davalı banka tarafından verilmiş olması karşısında, bunları kullanmadan işlem yapan davacının meydana gelen zararda «müterafik kusuru» olduğunun kabulü de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12857 E. 2011/5601 K.
Ortak:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · internet bankacılığı · kusur oranı · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «sahtecilik» yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi Ile hesaptan bir başka hesaba «havale» edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, «dolandırıcılık» eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · vekile tebliğ
Benzer bu kararda1-Mahkemece verilen hüküm, davacı vekiline 21.08.2009 tarihinde, davalı vekiline ise 26.08.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz yoluna başvurulması üzerine davalı vekilinin temyiz dilekçesi 08.09.2009 tarihinde davacı «vekiline tebliğ» edilmiş ve davacı vekili tarafından süresi içinde 09.09.2009 tarihinde katılma yolu ile temyiz başvurusu yapılmıştır.
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik «bankacılık işlemlerinin» güvenle yapılabilmesini sağlamaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/967 E. , 2011/10233 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2009 tarih ve 2007/413-2009/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin izni ve bilgisi dışında, hesabında bulunan paraların internet bankacılığı yolu ile bir başka kişi adına havale edilerek çekildiğini, davalı bankanın olay nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, 18.500 TL’nın 09.04.2005 tarihinden itibaren reeskont ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeniyle davalı bankanın gerekli önlemleri almaması, davacının ise şifresini koruyamaması nedeniyle kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.800 TL’nın 29.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında sahtecilik yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Davalının internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak enstrümanları kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması da zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan tek başına sorumlu bulunduğu açıktır.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 679,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.09.2011 tarihinde oybirliği ile verilmiştir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031171900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz