Tazminat | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7278 E. 2012/14201 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası↗ illiyet bağı↗ riziko↗ işlemiş faiz↗ bilirkişi incelemesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, sigorta şirketi tarafından sigortalının rahatsızlıklarının sağlık karnesi içeriğinden ve rizikodan sonra öğrenildiği, sigortalının müptelası olduğunu bildirmediği hipertansiyon (yüksek tansiyon) rahatsızlığı ile ölüm sebebinin birbiri ile irtibatlı olup olmadığının tespiti gerektiği, bilirkişi incelemesi sonucunda aralarında İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinin sigortalının müptelası olduğu rahatsızlığın ölümüne etkili olduğu konusunda net bir irtibat, illiyet bağı tespit edilemediğini bildirdiği, dolayısıyla davalının sözleşme genel şartlarına göre sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü altında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 35.000.00 TL üzerinden kısmen iptaline, bu meblağa takipten itibaren %16 oranını aşmamak koşulu faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından %40 icra inkar tazminatı ve birikmiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin, davalı aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Hayat sigorta poliçesinde ölüm teminatının 35.000 TL olarak belirlendiği, bu miktarın likit olduğu ve mahkemece de bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verildiği halde, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, davacı taraf İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takip dosyasında 24.03.2010 tarihinden, takip tarihi olan 13.04.2010 tarihine kadar işlemiş faiz isteminde bulunduğu, dosya kapsamına göre de, davacının takip tarihinden önce tazminatın ödenmesi amacıyla davalıya yaptığı başvurunun davalı tarafından 24.03.2010 tarihinde reddedildiği, dolayısıyla davalının bu tarihte temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Davalının icra takibinden sonra faize de itiraz ettiği ve mahkemece itirazın iptaline karar verildiğine göre, davacı vekilinin talebi ve davalının 24.03.2010 tarihinde temerrüde düştüğü dikkate alınarak, bu tarihten takip tarihine kadar oluşacak faiz miktarı hesaplanıp davacının icra takibinde talep ettiği faiz miktarı ile karşılaştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6808 E. 2013/21534 K.
Ortak:illiyet bağı · sigorta poliçesi · teminat
İncelediğiniz karardaHayat «sigorta poliçesinde» ölüm «teminatının» 35.000 TL olarak belirlendiği, bu miktarın likit olduğu ve mahkemece de bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verildiği halde, davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, sigorta şirketi tarafından sigortalının rahatsızlıklarının sağlık karnesi içeriğinden ve «rizikodan» sonra öğrenildiği, sigortalının müptelası olduğunu bildirmediği hipertansiyon (yüksek tansiyon) rahatsızlığı ile ölüm «sebebinin» birbiri ile irtibatlı olup olmadığının tespiti gerektiği, «bilirkişi incelemesi» sonucunda aralarında İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinin sigortalının müptelası olduğu rahatsızlığın ölümüne etkili olduğu konusunda net bir irtibat, «illiyet bağı» tespit edilemediğini bildirdiği, dolayısıyla davalının sözleşme genel şartlarına göre sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü altında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 35.000.00 TL üzerinden kısmen iptaline, bu meblağa takipten itibaren %16 oranını aşmamak koşulu faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından %40 «icra inkar tazminatı» ve birikmiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… la Bozukluğu" rahatsızlığının, sağlık sigortası başlangıç tarihinden önce sigortalıda mevcut olan bir rahatsızlıktan kaynaklandığı, davacının bu rahatsızlığa dayalı «maddi tazminat» talebinin Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 14. maddesi gereğince poliçe «teminatı» dışında kaldığı, davacının poliçe teminatı içinde de olmayan manevi tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmişti 1-Dava, sağlık «sigorta poliçesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, bilirkişi raporunda davacının ilk rahatsızlığı ile «son» rahatsızlığı arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı hususu da ortaya konulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · maddi tazminat · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, öncelikle davacının ilk ve «son» rahatsızlıkları da gözetilerek, bu rahatsızlıklar arasında «uygun illiyet bağının» olup olmadığı, davacının 7 yıl önceki rahatsızlığının tekrar nüksedip etmeyeceği, ilk rahatsızlığın son rahatsızlığa etki edip etmeyeceği hususlarına ilişkin olarak, dosyaya yansıyan rahatsızlık türü de dikkate alınmak suretiyle alanında uzman üç kişilik hekim bilirkişilerden oluşacak bir heyetten rapor alınmadan «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi isabetli değildir.
… la Bozukluğu" rahatsızlığının, sağlık sigortası başlangıç tarihinden önce sigortalıda mevcut olan bir rahatsızlıktan kaynaklandığı, davacının bu rahatsızlığa dayalı «maddi tazminat» talebinin Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 14. maddesi gereğince poliçe «teminatı» dışında kaldığı, davacının poliçe teminatı içinde de olmayan manevi tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, bilirkişi raporunda davacının ilk rahatsızlığı ile «son» rahatsızlığı arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı hususu da ortaya konulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16389 E. 2012/6290 K.
Ortak:hayat sigortası · illiyet bağı · riziko · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, sigorta şirketi tarafından sigortalının rahatsızlıklarının sağlık karnesi içeriğinden ve «rizikodan» sonra öğrenildiği, sigortalının müptelası olduğunu bildirmediği hipertansiyon (yüksek tansiyon) rahatsızlığı ile ölüm «sebebinin» birbiri ile irtibatlı olup olmadığının tespiti gerektiği, «bilirkişi incelemesi» sonucunda aralarında İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinin sigortalının müptelası olduğu rahatsızlığın ölümüne etkili olduğu konusunda net bir irtibat, «illiyet bağı» tespit edilemediğini bildirdiği, dolayısıyla davalının sözleşme genel şartlarına göre sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü altında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 35.000.00 TL üzerinden kısmen iptaline, bu meblağa takipten itibaren %16 oranını aşmamak koşulu faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından %40 «icra inkar tazminatı» ve birikmiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «hayat sigorta poliçesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Hayat «sigorta poliçesinde» ölüm «teminatının» 35.000 TL olarak belirlendiği, bu miktarın likit olduğu ve mahkemece de bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verildiği halde, davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası «hayat sigortası» tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde «cayma hakkını» kullanmaması ve ek «prim» talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 1 …
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde «cayma hakkını» kullanmadığı, ek «prim» talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalı taraf «rizikonun» «teminat» harici olduğunu olayın gerçekleşmesinden sonra öğrendiğini savunmuş olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde rizikonun gerçekleşmesinden sonra cayma söz konusu olmayacağından, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · ek prim · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası «hayat sigortası» tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde «cayma hakkını» kullanmaması ve ek «prim» talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 1 …
Dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde «cayma hakkını» kullanmadığı, ek «prim» talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki «illiyet bağının» araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacıların murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, murisin ölüm sebebiyle bağlantılı olarak konusunda uzman tabibinde içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden, Dairemizin emsal ka …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7278 E. , 2012/14201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/03/2011 tarih ve 2010/436-2011/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eşi ile davalı arasında Hayat Sigortası Sözleşmesi düzenlendiğini, eşinin bir süre sonra vefat ettiğini, sigorta tazminatının tahsili için yapılan takibe, akitten önce müteveffanın rahatsız olduğu ve bildirilmediği gerekçesiyle sigorta şirketi tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin düzenlendiği tarih itibariyle sigortalıda hipertansiyon rahatsızlığının var olduğunu, ölümünün de bu hastalığın ortak etkisi sonucunda meydana geldiğini, sigortalının TTK'nun 1290. maddesi icabını yerine getirmediğini, tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sigorta şirketi tarafından sigortalının rahatsızlıklarının sağlık karnesi içeriğinden ve rizikodan sonra öğrenildiği, sigortalının müptelası olduğunu bildirmediği hipertansiyon (yüksek tansiyon) rahatsızlığı ile ölüm sebebinin birbiri ile irtibatlı olup olmadığının tespiti gerektiği, bilirkişi incelemesi sonucunda aralarında İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinin sigortalının müptelası olduğu rahatsızlığın ölümüne etkili olduğu konusunda net bir irtibat, illiyet bağı tespit edilemediğini bildirdiği, dolayısıyla davalının sözleşme genel şartlarına göre sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü altında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 35.000.00 TL üzerinden kısmen iptaline, bu meblağa takipten itibaren %16 oranını aşmamak koşulu faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından %40 icra inkar tazminatı ve birikmiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin, davalı aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Hayat sigorta poliçesinde ölüm teminatının 35.000 TL olarak belirlendiği, bu miktarın likit olduğu ve mahkemece de bu miktar yönünden itirazın iptaline karar verildiği halde, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, davacı taraf İstanbul 6. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takip dosyasında 24.03.2010 tarihinden, takip tarihi olan 13.04.2010 tarihine kadar işlemiş faiz isteminde bulunduğu, dosya kapsamına göre de, davacının takip tarihinden önce tazminatın ödenmesi amacıyla davalıya yaptığı başvurunun davalı tarafından 24.03.2010 tarihinde reddedildiği, dolayısıyla davalının bu tarihte temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Davalının icra takibinden sonra faize de itiraz ettiği ve mahkemece itirazın iptaline karar verildiğine göre, davacı vekilinin talebi ve davalının 24.03.2010 tarihinde temerrüde düştüğü dikkate alınarak, bu tarihten takip tarihine kadar oluşacak faiz miktarı hesaplanıp davacının icra takibinde talep ettiği faiz miktarı ile karşılaştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062597600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz