Pay devri bedelinde zamanaşımı devrin kabulüyle işlemeye başlar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7142 E. 2024/4539 K. · · İlk derece: Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket payının devrinden doğan bedel alacağı beş yıllık zamanaşımına tabidir ve zamanaşımı, devrin geçerli biçimde yapılıp ortaklar kurulunca kabul edilerek alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Kısmi dava açılması, alacağın dava edilmeyen kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemediğinden ıslahla artırılan kısımda zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendirilir. İkrah iddiası bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmemişse dinlenmez; devrin inançlı işlem olduğu iddiası yazılı belge ile ispatlanmalıdır. Noterdeki devir dışında düzenlenen anlaşma metinlerinde ilave bedel ödeneceğine dair hüküm yoksa, yalnızca şirket hisselerinin gerçek değerinin daha yüksek olmasından hareketle nominal değerle gerçek değer arasındaki fark istenemez.
Ele alınan sorunlar
Davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğu → ret
İddia: Davacı, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiğini, belirsiz alacak davasında dava tarihi itibarıyla zamanaşımının kesildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava, her bir davalı bakımından belirli bir dava değeri gösterilerek kısmi dava olarak açılmış; davacı davasını belirsiz alacak davası olarak nitelese de İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasındaki ara kararla davanın kısmi dava olarak görülmesine usulen engel bulunmadığına karar verilmiş ve davacı tarafça bu ara karara itiraz edilmemiştir. Somut olayda belirsiz alacak davası koşulları bulunmadığından eldeki dava kısmi davadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Hisse devir bedeli alacağında zamanaşımı süresi ve başlangıcı → ret
İddia: Davacı, ilk davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle ret kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından haklarını aramamaları için tehdit edildikleri ve bu nedenle şikâyette bulunulduğunu, bu tür durumlarda zamanaşımının durduğunu; ayrıca inançlı işlem nedeniyle uygulanması gereken zamanaşımının on yıl olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşme yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceğinden, hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih, geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarihtir. Hisse devir bedeli alacağına ilişkin dava beş yıllık zamanaşımına tabidir. Her iki devir için pay defterine kayıt kararı alındığından muacceliyet, devirlerin kabul edildiği ortaklar kurulu karar tarihlerinden itibaren işlemeye başlar. İlk davalıya yapılan devir, ortaklar kurulu kararıyla kabul edilerek ticaret sicilinde ilan edilmiş olup beş yıllık zamanaşımı bu karar tarihinde işlemeye başlamıştır ve kısmi davanın açıldığı tarih itibarıyla dolmuştur; bu davalı yönünden davanın, ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
İkrah iddiasının hak düşürücü süre içinde ileri sürülmemesi → ret
İddia: Davacı, davalı tarafından darp ve silahla tehdit edildikleri için haklarını arayamadıklarını, bu nedenle zamanaşımının durduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İkrah nedeniyle sözleşme ile bağlı olunmadığı, 818 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereği bir yıllık hak düşürücü süre içinde bildirilmemiş veya ileri sürülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Devrin inançlı işlem (emanetçilik) niteliğinde olduğu iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacı, hisse devir sözleşmesinin gerçek bir devir olmadığını, devralanın emanetçi konumunda bulunduğunu, yani inançlı işlem yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının inançlı işlem gereği payları temlik aldığına ilişkin yazılı belge sunulmadığından bu iddia kabul edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kısmi dava açılmasının ıslahla artırılan kısım bakımından zamanaşımına etkisi → ret
İddia: Davacı, dava konusu alacaklar bakımından ıslah hakkını saklı tuttuğunu ve dosya derdest iken bu hakkı kullandığını, ıslah taleplerinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İkinci davalı yönünden zamanaşımının işlemeye başladığı tarih, geçerli devir sözleşmesinin yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu tarih olup kısmi dava beş yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açılmıştır. Ancak kısmi dava açılması, alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemez; davacı maktu harçla davasını daha sonra ıslah ettiğinden ve ıslah tarihi itibarıyla beş yıllık zamanaşımı dolduğundan, ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Anlaşma tutanaklarına dayanılarak hisse nominal değeri ile gerçek değeri arasındaki farkın istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, taraflar arasındaki anlaşmalar ve bilirkişi raporuyla şirket hisse değerinin devir sözleşmelerinde gösterilenden çok yüksek olduğunun belirlendiğini, bakiye alacağının bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anlaşma belgelerinde, devralınacak şirket hisselerine karşılık ilave bir bedel ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmamakta, hisse bedeline ilişkin ayrıca bir bedel ödeneceği her iki protokolde yazmamaktadır; şirket hisse değerinin daha fazla olmasından hareketle nominal değer ile hisselerin değeri arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru değildir. Taraflar hissenin değerini anlaşma metnine yazmışlarsa da hisse devrinden sonra devredenin hiçbir alacağının kalmayacağı da yazılı olduğuna göre devirden sonra alacak hakkı kalmamıştır; sonrasında noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı hissesini devrettiğini ve bedelini aldığını ikrar etmiştir. Aksine delil bulunmadığından kısmi dava ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay'ca onanan gerekçe, pay devri bedeli alacağında zamanaşımının başlangıcını devrin ortaklar kurulunca kabul edildiği tarihe bağlaması ve kısmi dava-ıslah ilişkisinde zamanaşımının nasıl işleyeceğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Limited şirket hisse devrinden doğan bedel alacağı beş yıllık zamanaşımına tabidir; zamanaşımı, devrin geçerli olarak yapılıp ortaklar kurulu kararıyla kabul edildiği ve alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Kısmi dava açılması, alacağın dava edilmeyen kalan kısmı bakımından zamanaşımının işlemesini engellemez; ıslahla artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendirilir.
- Hak düşürücü süre
- İkrah nedeniyle sözleşmeyle bağlı olunmadığı, 818 sayılı Kanun'un 31 inci maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde bildirilmeli veya ileri sürülmelidir; aksi hâlde iddia dinlenmez.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirkette pay devri↗ hisse devir bedeli alacağı↗ zamanaşımı↗ muacceliyet↗ kısmi dava↗ belirsiz alacak davası↗ ıslah↗ ikrah↗ hak düşürücü süre↗ inançlı işlem↗ ikrar↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7588 E. 2012/14738 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyıcı · nakliyat sigortası · rücu hakkı · sigorta ettiren · rücuen tazminat · zayi · taşıma sözleşmesi · rücu
Benzer bu kararda… a hiç bir ilişkinin bulunmadığı, davalılar ile dava dışı Koyuncu Akaryakıt A.Ş. arasında sigortalıya ait malın taşınmasına yönelik bir taşıma ilişkisinin bulunduğu, «hasara» uğrayan benzin emtiası bedelinin sigortalı Petrol Ofisi A.Ş’ne ödendiği ancak «sigorta poliçesi» incelendiğinde taşınan malı «sigorta ettirenin» Koyuncu Akaryakıt A.Ş olduğu, sigorta şirketinin, hasara uğrayan malın bedelini Koyuncu Akaryakıt A.Ş’ne ya da onun «muvafakati» alınarak sigortalıya ödemesi gerekirken, somut olayda hasara uğrayan malın bedelinin Koyuncu Akaryakıt A.Ş’nin muvafakati alınmadan sigortalı Petrol Ofisi A.Ş’ne ödendiği, sigortalıya yapılan ödemenin yerinde olmadığı, bu nedenle davacı ... şirketinin herhangi bir «rücu hakkının» doğmayacağı, yine davalılar ile dava dışı Koyuncu Akaryakıt A.Ş arasındaki «taşıma sözleşmesi» ve eki taşıma sözleşmesi incelendiğinde, ek taşıma sözleşmesinin 6. maddesinde de, sürücünün alkollü ve yetersiz belgeli olması hariç «alt taşıyıcılara» rücu etmeyeceğinin kararlaştırıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, «nakliyat sigorta poliçesinde», emtia ve yük sahibi dava dışı Petrol Ofisi A.Ş Genel Müdürlüğü'nün sigortalı olarak gösterilmiş olmasına, Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1361. maddesi ile Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası Abonman Sözleşmesinin «rücu hakkını» düzenleyen hükümleri uyarınca, sigortacının rücu hakkını saklı tutmuş bulunmasına göre, somut uyuşmazlıkta davacının rücu hakkının doğduğunun kabulü ile davanın es …
Dava, sigortalı emtianın taşınması sırasında «zayi» olması nedeniyle «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7142 E. , 2024/4539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2330 Esas, 2022/1453 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/650 E., 2019/914 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ... aleyhine açılan davanın reddine, ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı asıl ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; dava dışı ... Tes. San. Tic. Ltd. Şti'ye ait hisselerin önceleri % 95 inin davacıya ait olduğunu, 30.03.2009 tarihinde ...'a emanetçi olarak hisse devri yapıldığını, % 50 hissenin 09.12.2009 tarihinde sözleşme ile ...'ya devrederek satıldığını, bu devirlerden herhangi bir bedel almadığını, daha sonra ailesi, kardeşleri ve Beyler'in de dahil olduğu yıllar boyu süren ticari çekişmeler sonucu bu yeri protokolle ...'a satarak devrettiğini, protokol gereği şirketin toplam değerinin 4.655.238,00 TL olduğunu, %50'sinin 2.327.619,00 TL olduğunu, bu durumda davalıların her birinin 2.327.619,00 TL'yi ödemekle mesul olduklarını, tehdit ve oyalamalar nedeniyle satış ve devir bedelini bugüne kadar alamadığı gibi, yasal bir borç belgesi de alınamadığını, davalıların bu nedenle sebepsiz yere zenginleştiklerini, fazlaya dair hakları ıslah yolu ile artırma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL alacağın ...
için 09.12.2009, ... için 30.01.2011 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesiyle her iki davalı yönünden taleplerini 147.619,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet yönünden reddi gerektiğini, resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinin aksinin tanıkla ispatının mümkün olmadığını, hisse devir sözleşmesinde devir bedelini tam olarak müvekkilden nakden ve tam olarak aldığını beyan ettiğinden anılan hisse devrine ilişkin emanet yönündeki iddiasını kanun gereği ancak aynı kuvvetteki bir yazılı belge ile ispatlama yükümlülüğünün davacıda olduğunu, noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılan gerçek hisse satım işlemi ile hisse devir sözleşmesindeki hisselerin bedellerini nakden ve eksiksiz aldığını davacının tevsik ettiğini, aksini veya farklı olduğu iddiasını yine aynı şekilde düzenlenmiş bir başka resmi belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının delillerinde buna ilişkin bir belgesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının mezkur hisse devrine ait bedeli noterde düzenleme şeklinde yapılan hisse devir sözleşmesinde eksiksiz olarak müvekkilden nakden aldığını beyan ettiğini, anılan hisse devrine ilişkin bedellerini alamadığı ya da eksik aldığı yönündeki iddiasını ancak aynı kuvvetteki bir yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, davacı yazılı delil sunamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, anılan iki adet sözleşmenin esasen davacının müvekkile olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlenmiş olup bu sözleşmelerin yapılan hisse devri sözleşmesinin aksini kanıtlar nitelikte ve kuvvette yazılı bir delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, niteliği itibari ile işbu davada tanık dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden, hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla bu davalı yönünden ıslah edilen tutar bakımından da zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... yönünden, Büyükçekmece 6. Noterliği'nce düzenlenen hisse devir sözleşmesinden sonra taraflarca düzenlenmiş olan 09.12.2009 ve 30.01.2011 tarihli el yazılı anlaşma tutanağı başlıklı sözleşmeler ile hisse devir sözleşmesinde belirtilen tutardan daha yüksek bir bedelin öngörüldüğü, hisse devir sözleşmesindeki ibranın ancak şirketin nominal değeri üzerinden hüküm ifa edeceği, daha yüksek veya gerçek değer üzerinden ödeme kararlaştırılması halinde nominal değeri aşan kısmını ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda anlaşma başlıklı belgelerde ve alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere şirketin hisse değerinin hisse devir sözleşmelerinde belirtilen tutarların çok üzerinde olduğu, bu nedenle sözleşmede belirtilen bedeli aşan kısmı ödediğini davalının kanıtlaması gerektiği, somut olayda davalı tarafından bu yönde bir delil ibraz edilmediği davacı 27.08.2017 tarihli dilekçesi ile dava değerini ıslah etmiş ise de, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davalı ...
aleyhine ıslah ile talep edilen 137.619,00 TL alacak yönünden davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı asıl istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden verilen zamanaşımı yönünden red kararının hukuka uygun olmadığını, davalı tarafından haklarını aramamaları için darp ve silah yoluyla tehdit edildikleri gerekçesiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunarak 2012/27616 Sor. no.lu dosya ile davalı ... hakkında işlem başlatıldığını, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bu tarz durumlarda zamanaşımının durduğunu, bilirkişi raporu ile de alacaklarının sabit olduğunu, ... yönünden ıslah taleplerinin kabul edilmemesinin hukuka uygun olmadığını, davaya konu alacakları bakımından ıslah hakkının saklı tutulduğunu, sonrasında dosyanın derdest olmasıyla birlikte saklı tutulan ıslah hakkını kullandıklarını, dosyaya sunulan delillerin eksik değerlendirildiğini, İlk Derece Mahkemesince vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını dava değerinin üç katı vekalet ücreti hesaplandığını, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuk güvenliği bakımından çelişkilerle dolu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı noterde düzenlenen evrakta eksiksiz olarak hisse devir bedelini aldığını belirttiğinden anılan hisse devrine ilişkin paranın ödenmediği veya eksik ödendiğini yazılı bir delille kanıtlaması gerektiğini, dosyaya sunulan 30.01.2011 ve 09.12.2009 tarihli iki sözleşmede davacıya bir alacak hakkı verilmediğini, müvekkili tarafından da bir borç taahhüdü altına da girilmediğini, anılan iki adet sözleşmenin davacının müvekkiline olan borçlarının tasfiyesi amacıyla düzenlendiğini, anılan sözleşmelerin dava konusu borçla ilgisi olmadığını, raporda belirtilen ticari defter ve kayıtların delil niteliğinde olmadığını, 09.12.2009 tarihli tutanak içeriğinde "istasyon değeri %50 2.000.000-TL" ibaresi ile bilirkişi raporunda belirtilen şirketin öz varlık tutarı olan 1.029.339,87-TL arasında uyumsuzluk olduğunu, çelişkili rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporuna dayanak gösterilen Yargıtay kararında noterde yapılan devir sözleşmesi haricinde taraflar arasında yapılan bir sözleşme daha bulunduğunu, somut davada noterde yapılan sözleşme dışında bir sözleşme olmadığını, dolayısıyla emsal kararın bu davayla ilgisi olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ilk olarak her bir davalı bakımından 10.000,00 TL dava değeri gösterilerek kısmi dava olarak 06.01.2016 tarihinde açıldığı, davacı, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelese de davalı tarafın harcın tamamlanması isteği üzerine İlk Derece Mahkemesince 12.07.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının 1 no.lu ara kararı ile davanın kısmi dava olarak görülmesine usulen engel olmadığına karar verildiği, davacı tarafça bu ara karara itiraz edilmediği, somut olayda belirsiz alacak davası koşulları olmadığından eldeki davanın kısmi dava olduğu, limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, bu sebeble hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarih olacağı, hisse devir bedeli alacağına ilişkin davanın ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca (6100 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabii olacağı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının 5.2.2009 tarihinde devren iktisap ettiği 380.000,00 TL bedelli hisselerden 200.000,00 TL'lik kısmını 23.03.2009 tarihli noterde yapılan hisse devir sözleşmesiyle davalı ...'a, geri kalan 180.000,00 TL'lik kısmını ise Büyükçekmece 6.
Noterliğinin 02.02.2011 tarihli hisse devri sözleşmesi ile aynı bedelle davalı ...'ya devrettiği, 23.03.2009 tarihli hisse devrinin 27.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 03.04.2009 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek ilan edildiği, 02.02.2011 tarihli hisse devrinin ise aynı tarihli ortaklar kurulu kararıyla kabul edilerek 14.02.2011 tarihinde tescil edilerek ilan edildiği, her iki devir için pay defterine kayıt için karar alındığından muacceliyetin ortaklar kurulu karar tarihlerinden itibaren işlemeye başlayacağı, dosyaya davacı tarafça 2 ayrı anlaşma tutanağı başlıklı, adi yazılı şekilde düzenlenmiş belge sunulduğu, ikinci olarak her iki davalı ve davacının imzaladığı 30.01.2011 tarihli anlaşma tutanağı başlıklı belgede ise "şubat ayı içerisinde ...
adına olan hissenin Ahmet Koyuncı vasıtasıyla devir edilecektir. Ahmet Koyuncı ve ...'ın 1 yıl içinde anlaşamazlarsa 31.1.2012 tarihinde ne yapacaklarına karar vereceklerdir.... şirketi devraldıktan sonra hiç bir suretle İzzet-Ahmet Koyuncı'dan bir hak talebinde bulunamaz.(Iğdırda ki ev ve dükkanlar dahil.)Bugün itibariyle kar-zarar ve sorumluluklar ... ve ... 'yı bağlar." ibaresi mevcut olduğu, buna göre davacının şirket hissesinin davalı ...'ya devrinde mutabık kalındığı ve akabinde de yazıya dökülen bu anlaşmadan sonra 2.2.2011 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile davacının 180.000 hissesinin vekili Ahmet Koyuncı vekaleti ile davalı ...'ya devredildiği, davalı ...'a Noterde yapılan 23.03.2009 tarihli hisse devrinin 27.03.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek 03.04.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, hisse devir alacağına ilişkin 5 yıllık zamanaşımı 27.03.2009 tarihinde işlemeye başladığı, ikrah nedeniyle sözleşme ile bağlı olunmadığının 818 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereği 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bildirilmediği veya ileri sürülmediği, davacı her ne kadar hisse devir sözleşmesinin gerçek bir devir olmadığı, davalının emanetçi (inançlı işlem yapıldığı) olduğunu ileri sürmekte ise de davalının inançlı işlem gereği payları temlik aldığına ilişkin yazılı belge sunulmadığı, davalı ...
yönünden kısmi davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı ... yönünden, zamanaşımının işlemeye başladığı tarih davalı ...'ya yapılmış geçerli bir devir sözleşmesinin yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu 02.02.2011 tarihi olduğu kısmi davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı, ancak davacı, maktu harç ile 27.08.2017 tarihinde davasını ıslah ettiği, kısmi dava açılması, alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemediği, ... bakımından ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, anlaşma belgelerinde davalı ...'nın devir alacağı şirket hisselerine karşılık bir ilave bedel ödeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, şirket hisse bedeline ilişkin ayrıca bir bedel ödeneceği her iki protokolde yazılı olmadığı, şirket hisse değerinin daha fazla olduğundan hareketle nominal değer ile şirket hisselerinin değeri arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru görülmediği, tarafların hissenin değerini anlaşma metnine yazdıkları ancak şirket hisse devrinden sonra davalı ...'in hiç bir alacağının kalmayacağı da yazılı olduğuna göre şirket hissesinin devrinden sonra davalı ...'nın alacak hakkı kalmadığı sonrasında noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı %50 hissesini devrettiği ve bedelini aldığını da ikrar ettiği, şirket hisse devri ödeneceğine ilişkin aksine bir delil olmadığı halde davalı ...
yönünden kısmi davanın ispatlanamadığından reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinne, davalı ... yönünden davanın 10.000,00 TL'lik kısmının ispatlanamadığından, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi kesildiğini, müvekkili ile ... arasında sözleşme tarihinde bir ortaklık ilişkisi mevcut olmadığı, taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli anlaşma uyarınca gerçekleştirilen hisse alım satımından kaynaklanan hukuki sorunun 5 yıllık zaman aşımı içinde değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davalı ... hakkında kabul edilen inançlı işlem nedeni ile uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dava konusu işlem ise ortak olmayan iki taraf arasındaki şirket hissesinin satımından kaynaklanan alacak davası olduğu, 5 yıllık zamanaşımına tabi tutulmasının mümkün olmadığını, dosyada sunulu belgeler, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kanıtlamakta olduğu, iş bu hususa rağmen delillerin hiçbiri dikkate alınmaksızın yanlış hukuki nitelendirme sonucunda davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verildiğini, 2009 tarihli anlaşmanın devamı olarak 2011 tarihli anlaşma gereği müvekkil tarafından ifa edilerek davalı ...'ya şirketin % 50 hissesi devredildiği, dosyada sunulu bilirkişi raporunda da şirket hisse devri 4.655.238,00 TL olarak belirlenmiş olup taraflar arasındaki anlaşma ve sunulu rapor birbirini destekler nitelikte olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalılara limited şirket hisse devri nedeniyle bakiye alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062585600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz