Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11417 E. 2012/14059 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas masası↗ garanti sözleşmesi↗ asli müdahale↗ uygun illiyet bağı↗ husumet itirazı↗ kesin delil↗ davanın konusu↗ illiyet bağı↗ sözleşmeden doğan dava↗ satış sözleşmesi↗ aktif husumet↗ derdestlik↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ garantörlük↗ sebepsiz zenginleşme↗ temlik↗ kâr kaybı↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ iflas↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı bankanın fazladan aldığı paraların miktarının müflis şirket yöneticilerince 07/04/2005 tarihinde ihbaren bildirilmesi üzerine durumun öğrenildiğinin belirli olması, bu tarih ve ödemelerin yapıldığı tarihler ile dava tarihi arasında 1 ve 10 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle davalı bankanın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, üzerinde uyuşmazlık olmayan gerek 31/12/1985 tarihli, gerekse 16/09/1987 tarihli sözleşmelerin müşterek tarafının Müflis Eksan A.Ş. olması, davalı bankanın yanıt dilekçesinde davacı ile aralarında imzalanan 31/12/1985 tarihli sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme ile revize edildiğini ve 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun Anadolu (Emlak) Bankası tarafından müvekkili bankaya garanti edildiğini beyan etmesi karşısında, davacının doğrudan taraf olduğu, borcuna karşılık üçüncü kişi tarafından yapılan ödemelerin borcundan fazla olması halinde davalı bankanın mal varlığının nedensiz olarak zenginleşeceği, aksine iflas masasının mal varlığının azalacağı, bu olguya göre Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne asıl borçlu olanın davacı iflas masası olduğu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve zenginleştirici olayla iflas masasının mal varlığının azalması arasında uygun illiyet bağının olduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın aktif husumete yönelik itirazının da yerinde olmadığı, dosya içeriğinde ve 16/09/1987 tarihli sözleşme hükümlerinde 31/12/1985 tarihli sözleşmenin revize edildiğine dair bir hüküm veya belgeye rastlanmadığı, davacının dava dışı (sonradan asli müdahil) Emlak Bankası A.Ş.'den alacağı olmadığına dair iddiaların davanın konusu dışında olduğu, Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası'na yapılan ödemelerin üçüncü kişinin fiilini taahhütü niteliğinde olmadığı, müflis şirketin Emlak Bankası'na temlik ettiği alacaklarının borçlusu olduğu Yapı Kredi Bankası'na fazlasıyla ödenmesine ilişkin olduğu, 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesinde sözü geçen yüklenicilerden birinin de müflis şirket olduğu, davacı müflis şirketin borcun ödenmesini Emlak Bankası'yla birlikte yüklendiği, bu durumun yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabul edilmesini engellediği, taahhüt eden olarak kabul gören Emlak Bankası A.Ş.'nin davacı şirketin borçlarına karşılık davalı Yapı Kredi Bankası'na yaptığı ödemelerin iflas masasına kaydını talep ettiğinin de tespit edildiği, bunun dahi yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabulünü önlediği, ayrıca 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun 16/09/1987 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi olan Anadolu (Emlak) Bankası tarafından taahhüt / garanti edilmesinin garanti sözleşmesinin müstakil ve bağımsız bir sözleşme olması özelliği göz önüne alındığında garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin de mümkün görülmediği, dosyaya sunulan bilirkişi incelemesinde de davalı bankanın sebepsiz zenginleştiği miktarın 25.173.864 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın da talep edilenden fazla olduğu, davanın dayanağı sözleşmenin, hisse satış sözleşmesi olup, kredi satış sözleşmesi niteliğinde olmadığı, diğer yandan asli müdahil davacı iki adet sözleşmeye dayalı olarak davalılara 24.691.590,93 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile bu miktarın Yapı Kredi Bankası'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş ise de, İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2002/426 esas, 2005/731 karar sayılı dosyasının incelenmesinden Tasfiye Halindeki Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası aleyhine sebepsiz zenginleşme - istirdat davasının açıldığı, davanın dayanağının doğrudan 16/09/1987 tarihli sözleşme olduğu, bu sözleşme kapsamında Yapı Kredi Bankası'nın takip konusu yaptığı icra dosyalarından yapmış olduğu tahsilatların inşaat hasılatının 6,42 oranı üstünde bulunmaması ve İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi ve İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nde davalı bankanın alacaklı olduğu miktarların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bulunduğu belirtilmek suretiyle istirdatı gerektiren miktar olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın 20/06/2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla birlikte kesin hükmün sadece taraflarını bağlayacağı, bu nedenle, Yapı Kredi Bankası'na yönelik asli müdahale davasının kabule değer görülmediği, asli müdahale davasında diğer davalı müflis şirket yönünden ise aynı alacak nedeniyle İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 esasında açılan davanın derdest bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak kaybının da söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği gerekçeleriyle asıl davada davanın kabulü ile ile toplam 25.000.000 TL'nin değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalı Yapı Kredi Bankası'ndan alınıp davacı İflas Masasına verilmesine, birleşen İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/365 E.sayılı dosyasında 100.000 TL'nin 13/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalı Yapı Kredi Bankası'ndan alınıp davacı İflas Masasına verilmesine, asli müdahil Tasfiye Halinde Emlak Bankası tarafından açılan davanın ise kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili ve Asli Müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin (3) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı şirket ve davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. arasında 31.12.1985 tarihli Hisse Senetlerinin Satım ve Devir Sözleşmesinin yapılmasından sonra davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’nin hisse senetleri alacaklısı olarak yer aldığı 16.09.1987 tarihli inşaat sözleşmesi yapılmıştır. 31.12.1985 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde davacıya devir edilen Okent A.Ş. ve Birlik A.Ş. şirketlerinin hisselerinin devir bedeli 46.200.000.000 TL. olarak belirlenmiş olup, hisseleri davacı şirkete devir edilen iki şirketin maliki oldukları gayrimenkul üzerindeki Hazine ile ihtilafın hallinden sonra şirketlere kalacak olan kısım üzerine yapılacak her türlü inşaatın 3.kişilere satışından elde edilecek toplam hasılatın %8,40’ı 46.200.000.000 TL’den fazla olduğu takdirde bu farkın alıcılar tarafından satıcıya ayrıca ödeneceği, ancak senetlerin yekün devir bedelinin satış hasılatının %8.40’ını hiçbir suretle geçemeyeceği kararlaştırılmıştır. Buna karşın 16.09.1987 tarihli sözleşmenin 5. maddesi uyarınca davacı şirket ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. tüm inşaatların satış hasılatının %6.42’sine tekabül eden kısmın davalıya ait olduğunu ve bu meblağın 31.12.1985 tarihli sözleşmeden doğan satış bedeli karşılığı olarak davalıya ödenmesini kabul etmiştir. İşbu davada davacı şirket, sözleşme ile kararlaştırılandan daha fazla tutarın davalıya ödendiğini ileri sürdüğünden ihtilafın halli esas itibariyle davalının tüm inşaatların satış hasılatının %6.42’sinden fazla tahsilat yapıp yapmadığı noktasındadır. Nitekim, dosyada bulunan taraflar arasında görülüp kesinleşen mahkeme kararlarında da 16.09.1987 tarihli sözleşmede düzenlenen bu %6.42 ‘lik oran esas alınarak sonuca ulaşılmıştır. Hal böyle iken hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalının asli müdahil Emlak Bankası A.Ş’den tahsilat yapmasının sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği kabul edilerek yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru değildir. Bu itibarla mahkemece davacı şirket bakımından kesin delil oluşturmasa bile davalı banka ile asli müdahil banka arasında daha önce derecattan geçerek kesinleşen ve kuvvetli delil mahiyetinde olan mahkeme kararları ve dayanakları bilirkişi raporları uyarınca garantör olduğu kabul edilen asli müdahil bankanın kayıtları incelenerek 1987 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan inşaat hasılat payının %6.42’sinden fazla ödeme olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; asli müdahil davacı Eksan İnş. A.Ş. İflas Masası İdare Memurluğuna yönelik davasında Eksan İnş. A.Ş. ‘ne borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece kararın gerekçesinde aynı alacak nedeniyle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/519 esasında açılan davanın derdest bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak kaybının da sözkonusu olmayacağı anlaşılmakla müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği belirtildiği halde kararın hüküm fıkrasında Müflis Eksan İnş. A.Ş. hakkında açılan dava yönünden olumlu olumsuz bir karara yer verilmemesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı müflis Eksan İnş. A.Ş. İflas Masası İdare Memurluğu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2416 E. 2022/9636 K.
Ortak:temlik · kâr payı · iflas · taahhütname · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… durumun öğrenildiğinin belirli olması, bu tarih ve ödemelerin yapıldığı tarihler ile dava tarihi arasında 1 ve 10 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle davalı bankanın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, üzerinde uyuşmazlık olmayan gerek 31/12/1985 tarihli, gerekse 16/09/1987 tarihli sözleşmelerin müşterek tarafının Müflis Eksan A.Ş. olması, davalı bankanın yanıt dilekçesinde davacı ile aralarında imzalanan 31/12/1985 tarihli sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme ile revize edildiğini ve 31/12/1985 tarihli «sözleşmeden doğan» borcun Anadolu (Emlak) Bankası tarafından müvekkili bankaya «garanti» edildiğini beyan etmesi karşısında, davacının doğrudan taraf olduğu, borcuna karşılık «üçüncü kişi» tarafından yapılan ödemelerin borcundan fazla olması halinde davalı bankanın mal varlığının nedensiz olarak zenginleşeceği, aksine «iflas» masasının mal varlığının azalacağı, bu olguya göre Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne asıl borçlu olanın davacı «iflas masası» olduğu, bu nedenle davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu ve zenginleştirici olayla iflas masasının mal varlığının azalması arasında «uygun illiyet bağının» olduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın «aktif husumete» yönelik itirazının da yerinde olmadığı, dosya içeriğinde ve 16/09/1987 tarihli sözleşme hükümlerinde 31/12/1985 tarihli sözleşmenin revize edildiğine dair bir hüküm veya belgeye rastlanmadığı, davacının dava dışı (sonradan asli müdahil) Emlak Bankası A.Ş.'den alacağı olmadığına dair iddiaların «davanın konusu» dışında olduğu, Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası'na yapılan ödemelerin üçüncü kişinin fiilini «taahhütü» niteliğinde olmadığı, müflis şirketin Emlak Bankası'na «temlik» ettiği alacaklarının borçlusu olduğu Yapı Kredi Bankası'na fazlasıyla ödenmesine ilişkin olduğu, 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesinde sözü geçen yüklenicilerden birinin de müflis şirket olduğu, davacı müflis şirketin borcun ödenmesini Emlak Bankası'yla birlikte yüklendiği, bu durumun yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabul edilmesini engellediği, taahhüt eden olarak kabul gören Emlak Bankası A.Ş.'nin davacı şirketin borçlarına karşılık davalı Yapı Kredi Bankası'na yaptığı ödemelerin iflas masasına «kaydını» talep ettiğinin de tespit edildiği, bunun dahi yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabulünü önlediği, ayrıca 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun 16/09/1987 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi olan Anadolu (Emlak) Bankası tarafından taahhüt / garanti edilmesinin «garanti sözleşmesinin» müstakil ve bağımsız bir sözleşme olması özelliği göz önüne alındığında garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin de mümkün görülmediği, dosyaya sunulan «bilirkişi incelemesinde» de davalı bankanın «sebepsiz zenginleştiği» miktarın 25.173.864 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın da talep edilenden fazla olduğu, davanın dayanağı sözleşmenin, hisse «satış sözleşmesi» olup, kredi satış sözleşmesi niteliğinde olmadığı, diğer yandan asli müdahil davacı iki adet sözleşmeye dayalı olarak davalılara 24.691.590,93 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile bu miktarın Yapı Kredi Bankası'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş ise de, İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2002/426 esas, 2005/731 karar sayılı dosyasının incelenmesinden Tasfiye Halindeki Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası aleyhine sebepsiz zenginleşme - «istirdat» davasının açıldığı, davanın dayanağının doğrudan 16/09/1987 tarihli sözleşme olduğu, bu sözleşme kapsamında Yapı Kredi Bankası'nın takip konusu yaptığı icra dosyalarından yapmış olduğu tahsilatların inşaat hasılatının 6,42 oranı üstünde bulunmaması ve İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi ve İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nde davalı bankanın alacaklı olduğu miktarların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bulunduğu belirtilmek suretiyle istirdatı gerektiren miktar olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın 20/06/2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla birlikte «kesin» hükmün sadece taraflarını bağlayacağı, bu nedenle, Yapı Kredi Bankası'na yönelik «asli müdahale» davasının kabule değer görülmediği, asli müdahale davasında diğer davalı müflis şirket yönünden ise aynı alacak nedeniyle İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 esasında açılan davanın «derdest» bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak «kaybının» da söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği gerekçeleriyle asıl davada davanın kabulü …
Bu itibarla mahkemece davacı şirket bakımından «kesin delil» oluşturmasa bile davalı banka ile asli müdahil banka arasında daha önce derecattan geçerek kesinleşen ve kuvvetli delil mahiyetinde olan mahkeme kararları ve dayanakları bilirkişi raporları uyarınca «garantör» olduğu kabul edilen asli müdahil bankanın kayıtları incelenerek 1987 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan inşaat hasılat «payının» %6.42’sinden fazla ödeme olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 Esas sayılı dosyası yönünden; 16/09/1987 tarihli sözleşme ile, 31/12/1985 tarihli «hisse senedi» satışından dolayı davacının dava dışı Yapı Kredi Bankası'na olan borcunun, hisse senedi satışından kaynaklanan borç ile sınırlı tutulduğu anlaşılmakla, 31/12/1985 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile kararlaştırılan borç tutarı ise 46.200 TL olup, davacının 16/09/1987 tarihli sözleşme ile bu borcun ödenmesini «taahhüt» ettiği, davalının sorumluluğunun hisse senetlerinin karşılığı olarak borçlanılan 46.200 TL ile sınırlı olup, bu miktar üzerindeki tahsilatlardan dolayı sorumlu tutulabilmesi için davalının kusurunun bulunması gerektiği, ancak 46.200 TL'lik ana para dışındaki ödemelerin davacının «temerrüdüne» karşılık yapılan ilave ödemeler ile fazladan yapılan diğer ödemeler olduğu gerekçesiyle birleşen davada davanın kısmen kabulü ile 46.200,00 TL'nin davalı müflis şirketin «iflas» masasına bu davanın davacısı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
1985 tarihli Hisse Senetlerinin Satım ve Devir Sözleşmesinde satıcı Yapı Kredi Bankası, Alıcılar Eksa İnşaat..A.Ş. ve dava dışı diğer şirketler olup, devir ve «temlike» konu hisse senetlerinin satış bedeli 46.200.000.000,00 TL'nin nasıl ve hangi vadelerle ödeneceği sözleşmenin 2 inci maddesinde açıklanmıştır.
Buna göre," ...yapılacak her türlü inşaatın üçüncü kişilere satışlarından elde edilecek toplam hasılatın (arsa «payı» bedelleri de «dahil») % 8.40’ı 46.200.000.000,00 TL’den fazla olduğu takdirde bu fark dahi alıcılar tarafından satıcıya ödenecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · vade farkı · para borcu · rayiç bedel · kıymetli evrak · rücuen tahsil · hisse senedi · ciro
Benzer bu karardaEmlak Bankası tarafından farklı tarihlerde yapılan ödemelerin bir kısmı ana «para borcu» olmakla birlikte «işlemiş faiz», «yargılama giderleri», «vekalet ücretlerini» de içerdiği anlaşılmış, bu sebeple Emlak Bankası tarafından davalıya yapılan ödemelerin ne kadarlık kısmının anapara, ne kadarlık kısmının faiz ve diğer «masraflardan» kaynaklandığı kesinleşen mahkeme «ilamları, icra» dosyaları, Emlak Bankası'nın iç yazışmaları nazara alınıp belirlenerek, davalıya % 6,42'lik paya mukabil fazla ödeme yapılıp yapılmadığı «denetime elverişli» olacak şekilde tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmek üzere mahkemenin önceki tarihli kararı Dairemizce bozulmuştur.
Tahsilat olarak alınacak nakit, senet veya diğer «kıymetli evrak» satıcı bankaya hissesi nisbetinde alacağına mahsuben «ciro» edilerek verilecektir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 Esas sayılı dosyası yönünden; 16/09/1987 tarihli sözleşme ile, 31/12/1985 tarihli «hisse senedi» satışından dolayı davacının dava dışı Yapı Kredi Bankası'na olan borcunun, hisse senedi satışından kaynaklanan borç ile sınırlı tutulduğu anlaşılmakla, 31/12/1985 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile kararlaştırılan borç tutarı ise 46.200 TL olup, davacının 16/09/1987 tarihli sözleşme ile bu borcun ödenmesini «taahhüt» ettiği, davalının sorumluluğunun hisse senetlerinin karşılığı olarak borçlanılan 46.200 TL ile sınırlı olup, bu miktar üzerindeki tahsilatlardan dolayı sorumlu tutulabilmesi için davalının kusurunun bulunması gerektiği, ancak 46.200 TL'lik ana para dışındaki ödemelerin davacının «temerrüdüne» karşılık yapılan ilave ödemeler ile fazladan yapılan diğer ödemeler olduğu gerekçesiyle birleşen davada davanın kısmen kabulü ile 46.200,00 TL'nin davalı müflis şirketin «iflas» masasına bu davanın davacısı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Emlak Bankası A.Ş., Yapı Kredi Bankası A.Ş.ne yaptığı ödemelerin davalıdan «rücuen tahsilini» talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16089 E. 2011/4324 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… durumun öğrenildiğinin belirli olması, bu tarih ve ödemelerin yapıldığı tarihler ile dava tarihi arasında 1 ve 10 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle davalı bankanın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, üzerinde uyuşmazlık olmayan gerek 31/12/1985 tarihli, gerekse 16/09/1987 tarihli sözleşmelerin müşterek tarafının Müflis Eksan A.Ş. olması, davalı bankanın yanıt dilekçesinde davacı ile aralarında imzalanan 31/12/1985 tarihli sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme ile revize edildiğini ve 31/12/1985 tarihli «sözleşmeden doğan» borcun Anadolu (Emlak) Bankası tarafından müvekkili bankaya «garanti» edildiğini beyan etmesi karşısında, davacının doğrudan taraf olduğu, borcuna karşılık «üçüncü kişi» tarafından yapılan ödemelerin borcundan fazla olması halinde davalı bankanın mal varlığının nedensiz olarak zenginleşeceği, aksine «iflas» masasının mal varlığının azalacağı, bu olguya göre Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne asıl borçlu olanın davacı «iflas masası» olduğu, bu nedenle davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu ve zenginleştirici olayla iflas masasının mal varlığının azalması arasında «uygun illiyet bağının» olduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın «aktif husumete» yönelik itirazının da yerinde olmadığı, dosya içeriğinde ve 16/09/1987 tarihli sözleşme hükümlerinde 31/12/1985 tarihli sözleşmenin revize edildiğine dair bir hüküm veya belgeye rastlanmadığı, davacının dava dışı (sonradan asli müdahil) Emlak Bankası A.Ş.'den alacağı olmadığına dair iddiaların «davanın konusu» dışında olduğu, Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası'na yapılan ödemelerin üçüncü kişinin fiilini «taahhütü» niteliğinde olmadığı, müflis şirketin Emlak Bankası'na «temlik» ettiği alacaklarının borçlusu olduğu Yapı Kredi Bankası'na fazlasıyla ödenmesine ilişkin olduğu, 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesinde sözü geçen yüklenicilerden birinin de müflis şirket olduğu, davacı müflis şirketin borcun ödenmesini Emlak Bankası'yla birlikte yüklendiği, bu durumun yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabul edilmesini engellediği, taahhüt eden olarak kabul gören Emlak Bankası A.Ş.'nin davacı şirketin borçlarına karşılık davalı Yapı Kredi Bankası'na yaptığı ödemelerin iflas masasına «kaydını» talep ettiğinin de tespit edildiği, bunun dahi yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabulünü önlediği, ayrıca 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun 16/09/1987 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi olan Anadolu (Emlak) Bankası tarafından taahhüt / garanti edilmesinin «garanti sözleşmesinin» müstakil ve bağımsız bir sözleşme olması özelliği göz önüne alındığında garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin de mümkün görülmediği, dosyaya sunulan «bilirkişi incelemesinde» de davalı bankanın «sebepsiz zenginleştiği» miktarın 25.173.864 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın da talep edilenden fazla olduğu, davanın dayanağı sözleşmenin, hisse «satış sözleşmesi» olup, kredi satış sözleşmesi niteliğinde olmadığı, diğer yandan asli müdahil davacı iki adet sözleşmeye dayalı olarak davalılara 24.691.590,93 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile bu miktarın Yapı Kredi Bankası'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş ise de, İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2002/426 esas, 2005/731 karar sayılı dosyasının incelenmesinden Tasfiye Halindeki Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası aleyhine sebepsiz zenginleşme - «istirdat» davasının açıldığı, davanın dayanağının doğrudan 16/09/1987 tarihli sözleşme olduğu, bu sözleşme kapsamında Yapı Kredi Bankası'nın takip konusu yaptığı icra dosyalarından yapmış olduğu tahsilatların inşaat hasılatının 6,42 oranı üstünde bulunmaması ve İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi ve İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nde davalı bankanın alacaklı olduğu miktarların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bulunduğu belirtilmek suretiyle istirdatı gerektiren miktar olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın 20/06/2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla birlikte «kesin» hükmün sadece taraflarını bağlayacağı, bu nedenle, Yapı Kredi Bankası'na yönelik «asli müdahale» davasının kabule değer görülmediği, asli müdahale davasında diğer davalı müflis şirket yönünden ise aynı alacak nedeniyle İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 esasında açılan davanın «derdest» bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak «kaybının» da söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği gerekçeleriyle asıl davada davanın kabulü …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ...Ş. hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur. ../..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11417 E. , 2012/14059 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/05/2010 tarih ve 2005/210-2010/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, davalı vekili ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/09/2012 günü hazır bulunan davalı vekilleri Av. ..., Av. Burcu Sürataş ile davacı vekili Av. ... ...., Av. ....ve asli müdahil Tasfiye […]Emlak Bankası A.Ş. vekili Av. .......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müflis şirket yönetiminin müvekkili iflas idaresine 07/04/2005 tarihli dilekçe ile başvurusu üzerine davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne, aralarında imzalanan 31/12/1985 tarihli hisse senetlerinin satış ve devir sözleşmesi ile borçlandığını, bu borcunun T. Emlak Bankası A.Ş. tarafından sonradan imzalanan 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesi ile bu banka nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarının bir bölümünün davalı bankaya temliki karşılığında taahhüt edildiğini, bu temlik ile taahhüdün anılan 31/12/1985 tarihli sözleşmede belirlenen borcun yine aynı sözleşme koşulları çerçevesinde itfa edilmesi ile sınırlı olduğunu, bu olgulara karşın davalı bankanın İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi kararına dayalı olarak İstanbul 6.İcra Müdürlüğü'nün 1996/15563 sayılı takip dosyasından 25/06/1997 tarihinde 275.022,78 TL almak suretiyle 31/12/1985 tarihli sözleşme gereğince alacağının tamamını tahsil ettiği halde, bu kez Emlak Bankası A.Ş.'den İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi kararına dayalı olarak 30/12/1999 tarihinde EFT yolu ile 2.979.900,49 TL'yi, İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün 2001/11353 dosyasından 17/05/2001 tarihinde 10.140.037,51 TL ve 22/05/2001 tarihinde 347.083,33 TL ile aynı icra müdürlüğünün 2001/17254 dosyasından 01/06/2001 tarihinde 10.147.872,43 TL olmak üzere toplam 23.614.893,77 TL'nı sözleşme koşullarını lehine çarpıtmak yolu ile tahsil ettiğinin öğrenildiğini, müflis şirket yönetiminin ihbarı üzerine söz konusu tahsil edilen alacakların geri ödenmesi yolunda davalı bankaya Beyoğlu 9.Noterliği'nden 12/04/2005 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalı bankanın Beşiktaş 11.Noterliği'nden 12/05/2005 tarihinde karşı ihtarname ile alacak taleplerini reddettiğini ileri sürerek fazlaya ait haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100.000 TL'nin davalı bankanın fazla tahsilat yapmaya başladığı tarihlerden itibaren senet avansı kredilerine uygulanan temerrüt faizi üzerinden davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 03/04/2006 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkilinin davalıya olan borcuna karşılık üçüncü kişi tarafından fazladan ödeme yapıldığından 07/04/2005 tarihinde haberdar olunması nedeniyle, TOKİ’den gelen cevapta belirtilen 3.724.001.53 TL. tutarındaki fazla ödemeyi de talebe ekleyerek ve davalının 1.12.1985 tarihli sözleşmeye göre müvekkilinden alacağının 2.938.895.30 TL. olduğunun kabulü ile toplam 25.000.000 TL.’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İşbu dava dosyası ile birleşen İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/365 esas dosyasında ise, davacı vekili, Emlak Bankası A.Ş.'den gelen 29/05/2006 tarihli yazı uyarınca, asli müdahil olarak açtıkları davada talep ettikleri miktardan 801.674,37 TL fazla ödeme yapıldığının anlaşılması ve yapılan sebepsiz ödemelerin kesin tutarının 29/05/2006 tarihinde öğrenilmesi nedeniyle varlığı sonradan öğrenilen 801.674,37 TL alacağa mahsuben 100.000 TL'nin fazla tahsilat yapıldığı tarihten davalı bankadan senet avansı kredilerine uygulanan temerrüt faizi işletilmesi yolu ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili, davanın 31/12/1985 tarihli sözleşmeye dayanılarak açıldığını ve bu sözleşmenin ise 1993 yılında sona erdiğinin ileri sürüldüğünü, davacının 1993 yılında sona erdiğini beyan ettiği sözleşmeye dayalı açılan davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, esasen müflis şirket iflas masasının açtığı davalarda Emlak Bankası A.Ş.'den alacaklı olduklarının belirtildiği ortaya konulmakla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, 31/12/1985 tarihli sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme ile revize edildiğini ve bu borcun ödenmesinin Anadolu (Emlak Bankası A.Ş.) Bankası tarafından müvekkili bankaya garanti edildiğini, Emlak Bankası'nın müvekkili bankaya taahhüt / garanti ettiği hasılat paylarını ödememesi üzerine alacakların tahsilini teminen Emlak Bankası aleyhine davalar açıp icra takipleri yaptıklarını, ancak bu şekilde alacaklarını tahsil ettiklerini, davacının Emlak Bankası A.Ş.
nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarının bir bölümünün 31/12/1985 tarihli sözleşme gereği hisse senedi alım ve devri nedeniyle borçlarına karşılık temlik edildiği yolundaki iddianın gerçek dışı olduğu, gerek bu sözleşme gerekse 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesi kapsamında davacının Emlak Bankası A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarının bir bölümünün müvekkili bankaya temlik edildiği yolunda bir hükmün bulunmadığını, davacının Emlak Bankası'ndan alacaklı olduğunu iddia etmesine karşın bu alacağa ilişkin belge sunmadığını, müvekkili bankanın Emlak Bankası'ndan yaptığı tahsilatların 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesi uyarınca Emlak Bankası'nın müvekkili bankaya ödemeyi müstakilen yüklendiği % 6.42'lik satış hasılat payına mahsuben yapıldığını, bu durumun yargı kararlarıyla sabit olduğunu, söz konusu tahsilatların dayanağının 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesi ve mahkeme kararları olarak belirtildiğini, davacı iflas masasının bu miktarlar üzerinde herhangi bir talep hakkı varsa müvekkili bankadan değil 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesine göre koşulları oluştuğunda Emlak Bankası'ndan talep edebileceğini, 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan alacağın İstanbul 6.
İcra Müdürlüğü'nün 1996/15563 sayılı dosyadan tamamen tahsil edildiği biçimindeki iddianın da gerçekdışı olduğunu, davacının bu sözleşmeden kaynaklanan müvekkili bankaya olan taahhüdünü yerine getirmediğini, Emlak Bankasının ödediği tutarların 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesi ile müvekkili bankanın bu alacağına garantör olmasından kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tasfiye […] Emlak Bankası vekili, asli müdahale dilekçesinde, müflis şirketin 31/12/1985 tarihli hisse senetlerinin devir ve satışı ile ilgili sözleşme uyarınca Yapı Kredi Bankası'na borçlu olduğunu, bu sözleşmeye göre Okent Ortaklar Kenti Yapı ve Ticaret A.Ş.'ne ait hisse senetlerinin satış bedelinin 46.200 TL olarak belirlendiğini, sözleşmenin imzalanmasıyla bu bedelin 1.000 TL'lik kısmının nakden ve defaten ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili bankanın Yapı Kredi Bankası'yla taraf olduğu tek sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme olup, bunun inşaat sözleşmesi niteliğinde olduğunu, sözleşme kapsamında başlanan inşaatlardan elde edilen hasılat payının sözleşme hükümlerine göre paylaşıldığını, ancak inşaatların müteahhitler tarafından bitirilmemesinden dolayı alıcıların açtığı davalardan zarar gördüklerini, bankanın bunu finanse ederek satışa sunduğu bağımsız bölümler nedeniyle Yapı Kredi Bankası'nın 16/09/1987 tarihli sözleşmeye dayanarak açtığı davalar ve icra takiplerinden bu bankaya 24.691.590,93 TL ödemek zorunda kaldıklarını bildirerek, bu miktarın ödeme tarihinden avans faizi ile birlikte Yapı Kredi Bankası'ndan tahsiline karar verilmesi istenmiş, müflis Eksan A.Ş.
yönünden ise 16/09/1987 tarihli sözleşme nedeniyle müvekkili bankadan alacaklı olmadıklarının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı bankanın fazladan aldığı paraların miktarının müflis şirket yöneticilerince 07/04/2005 tarihinde ihbaren bildirilmesi üzerine durumun öğrenildiğinin belirli olması, bu tarih ve ödemelerin yapıldığı tarihler ile dava tarihi arasında 1 ve 10 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle davalı bankanın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, üzerinde uyuşmazlık olmayan gerek 31/12/1985 tarihli, gerekse 16/09/1987 tarihli sözleşmelerin müşterek tarafının Müflis Eksan A.Ş. olması, davalı bankanın yanıt dilekçesinde davacı ile aralarında imzalanan 31/12/1985 tarihli sözleşmenin 16/09/1987 tarihli sözleşme ile revize edildiğini ve 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun Anadolu (Emlak) Bankası tarafından müvekkili bankaya garanti edildiğini beyan etmesi karşısında, davacının doğrudan taraf olduğu, borcuna karşılık üçüncü kişi tarafından yapılan ödemelerin borcundan fazla olması halinde davalı bankanın mal varlığının nedensiz olarak zenginleşeceği, aksine iflas masasının mal varlığının azalacağı, bu olguya göre Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne asıl borçlu olanın davacı iflas masası olduğu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve zenginleştirici olayla iflas masasının mal varlığının azalması arasında uygun illiyet bağının olduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın aktif husumete yönelik itirazının da yerinde olmadığı, dosya içeriğinde ve 16/09/1987 tarihli sözleşme hükümlerinde 31/12/1985 tarihli sözleşmenin revize edildiğine dair bir hüküm veya belgeye rastlanmadığı, davacının dava dışı (sonradan asli müdahil) Emlak Bankası A.Ş.'den alacağı olmadığına dair iddiaların davanın konusu dışında olduğu, Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası'na yapılan ödemelerin üçüncü kişinin fiilini taahhütü niteliğinde olmadığı, müflis şirketin Emlak Bankası'na temlik ettiği alacaklarının borçlusu olduğu Yapı Kredi Bankası'na fazlasıyla ödenmesine ilişkin olduğu, 16/09/1987 tarihli inşaat sözleşmesinde sözü geçen yüklenicilerden birinin de müflis şirket olduğu, davacı müflis şirketin borcun ödenmesini Emlak Bankası'yla birlikte yüklendiği, bu durumun yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabul edilmesini engellediği, taahhüt eden olarak kabul gören Emlak Bankası A.Ş.'nin davacı şirketin borçlarına karşılık davalı Yapı Kredi Bankası'na yaptığı ödemelerin iflas masasına kaydını talep ettiğinin de tespit edildiği, bunun dahi yapılan ödemenin üçüncü kişinin fiilini taahhüt olarak kabulünü önlediği, ayrıca 31/12/1985 tarihli sözleşmeden doğan borcun 16/09/1987 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi olan Anadolu (Emlak) Bankası tarafından taahhüt / garanti edilmesinin garanti sözleşmesinin müstakil ve bağımsız bir sözleşme olması özelliği göz önüne alındığında garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin de mümkün görülmediği, dosyaya sunulan bilirkişi incelemesinde de davalı bankanın sebepsiz zenginleştiği miktarın 25.173.864 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın da talep edilenden fazla olduğu, davanın dayanağı sözleşmenin, hisse satış sözleşmesi olup, kredi satış sözleşmesi niteliğinde olmadığı, diğer yandan asli müdahil davacı iki adet sözleşmeye dayalı olarak davalılara 24.691.590,93 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile bu miktarın Yapı Kredi Bankası'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş ise de, İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2002/426 esas, 2005/731 karar sayılı dosyasının incelenmesinden Tasfiye Halindeki Emlak Bankası tarafından Yapı Kredi Bankası aleyhine sebepsiz zenginleşme - istirdat davasının açıldığı, davanın dayanağının doğrudan 16/09/1987 tarihli sözleşme olduğu, bu sözleşme kapsamında Yapı Kredi Bankası'nın takip konusu yaptığı icra dosyalarından yapmış olduğu tahsilatların inşaat hasılatının 6,42 oranı üstünde bulunmaması ve İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi ve İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nde davalı bankanın alacaklı olduğu miktarların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bulunduğu belirtilmek suretiyle istirdatı gerektiren miktar olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın 20/06/2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla birlikte kesin hükmün sadece taraflarını bağlayacağı, bu nedenle, Yapı Kredi Bankası'na yönelik asli müdahale davasının kabule değer görülmediği, asli müdahale davasında diğer davalı müflis şirket yönünden ise aynı alacak nedeniyle İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 2007/519 esasında açılan davanın derdest bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak kaybının da söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği gerekçeleriyle asıl davada davanın kabulü ile ile toplam 25.000.000 TL'nin değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalı Yapı Kredi Bankası'ndan alınıp davacı İflas Masasına verilmesine, birleşen İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/365 E.sayılı dosyasında 100.000 TL'nin 13/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalı Yapı Kredi Bankası'ndan alınıp davacı İflas Masasına verilmesine, asli müdahil Tasfiye Halinde Emlak Bankası tarafından açılan davanın ise kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili ve Asli Müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin (3) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı şirket ve davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. arasında 31.12.1985 tarihli Hisse Senetlerinin Satım ve Devir Sözleşmesinin yapılmasından sonra davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’nin hisse senetleri alacaklısı olarak yer aldığı 16.09.1987 tarihli inşaat sözleşmesi yapılmıştır.
31. 12.1985 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde davacıya devir edilen Okent A.Ş. ve Birlik A.Ş. şirketlerinin hisselerinin devir bedeli 46.200.000.000 TL. olarak belirlenmiş olup, hisseleri davacı şirkete devir edilen iki şirketin maliki oldukları gayrimenkul üzerindeki Hazine ile ihtilafın hallinden sonra şirketlere kalacak olan kısım üzerine yapılacak her türlü inşaatın 3.kişilere satışından elde edilecek toplam hasılatın %8,40’ı 46.200.000.000 TL’den fazla olduğu takdirde bu farkın alıcılar tarafından satıcıya ayrıca ödeneceği, ancak senetlerin yekün devir bedelinin satış hasılatının %8.40’ını hiçbir suretle geçemeyeceği kararlaştırılmıştır. Buna karşın 16.09.1987 tarihli sözleşmenin 5. maddesi uyarınca davacı şirket ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş.
tüm inşaatların satış hasılatının %6.42’sine tekabül eden kısmın davalıya ait olduğunu ve bu meblağın 31.12.1985 tarihli sözleşmeden doğan satış bedeli karşılığı olarak davalıya ödenmesini kabul etmiştir. İşbu davada davacı şirket, sözleşme ile kararlaştırılandan daha fazla tutarın davalıya ödendiğini ileri sürdüğünden ihtilafın halli esas itibariyle davalının tüm inşaatların satış hasılatının %6.42’sinden fazla tahsilat yapıp yapmadığı noktasındadır. Nitekim, dosyada bulunan taraflar arasında görülüp kesinleşen mahkeme kararlarında da 16.09.1987 tarihli sözleşmede düzenlenen bu %6.42 ‘lik oran esas alınarak sonuca ulaşılmıştır. Hal böyle iken hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalının asli müdahil Emlak Bankası A.Ş’den tahsilat yapmasının sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği kabul edilerek yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece davacı şirket bakımından kesin delil oluşturmasa bile davalı banka ile asli müdahil banka arasında daha önce derecattan geçerek kesinleşen ve kuvvetli delil mahiyetinde olan mahkeme kararları ve dayanakları bilirkişi raporları uyarınca garantör olduğu kabul edilen asli müdahil bankanın kayıtları incelenerek 1987 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan inşaat hasılat payının %6.42’sinden fazla ödeme olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; asli müdahil davacı Eksan İnş. A.Ş. İflas Masası İdare Memurluğuna yönelik davasında Eksan İnş. A.Ş. ‘ne borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece kararın gerekçesinde aynı alacak nedeniyle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/519 esasında açılan davanın derdest bulunduğu, bu nedenle asli müdahilin bir hak kaybının da sözkonusu olmayacağı anlaşılmakla müflis şirkete yönelik istem konusunda ayrıca bir karar vermeye gerek görülmediği belirtildiği halde kararın hüküm fıkrasında Müflis Eksan İnş. A.Ş. hakkında açılan dava yönünden olumlu olumsuz bir karara yer verilmemesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı müflis Eksan İnş. A.Ş. İflas Masası İdare Memurluğu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin ve asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil Emlak Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asli müdahil yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte, açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı müflis Eksan İnş. A.Ş. İflas Masası İdare Memurluğu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak asli müdahile verilmesine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ve asli müdahilden ayrı ayrı alınarak davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ne iadesine, 21/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062547600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz