Denkleştirmede önemli menfaati ispat yükü acentededir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6992 E. 2024/2864 K. · · İlk derece: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sigorta acentesinin denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için, kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da müvekkil şirket nezdinde poliçelerini yeniledikleri ve şirketin bu sayede önemli menfaat elde ettiği kanıtlanmalıdır; ispat yükü acentededir ve delil sunulmadığında koşul gerçekleşmiş sayılmaz. Ayrıca acentenin katkısı yıllar itibarıyla düşmüşse ve acente fesihten sonra çok sayıda başka sigorta şirketiyle çalışmayı sürdürüyorsa denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun düşmez.
Ele alınan sorunlar
Müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra acentenin portföyünden önemli menfaat elde edip etmediği ve ispat yükü → ret
İddia: Davacı acente, sigorta piyasasına yeni giren davalının kendisi sayesinde tanındığını, müşteri bilgilerini öğrenen davalının fesihten sonra bu müşterilerle iş yapmaya ve poliçe düzenlemeye devam ederek yüksek kâr elde ettiğini, düzenlediği poliçe sayısının yıllar bazında arttığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin, acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, acentenin temin ettiği sigorta müşterilerinin acenteliğin feshinden sonra da aynı şirketten sigorta yaptırmaya devam ettiklerinin kanıtlanması gerekir ve bu konuda ispat yükü davacı acente üzerindedir. Somut olayda davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı şirket nezdinde poliçelerini yeniledikleri ve bu sayede davalının fesihten sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil ibraz edilmemiş; davalının davacının müşteri portföyünü kullandığı ve portföy sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olup olmadığı → ret
Gerekçe: Davacının davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibarıyla düştüğü ve davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında onun üzerinde sigorta şirketiyle acentelik ilişkisini sürdürdüğü dikkate alındığında, denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay'ca onanan gerekçe, denkleştirme tazminatında 'önemli menfaat' koşulunun ispat yükünü acenteye yüklemesi ve hakkaniyet koşulunun hangi olgularla değerlendirileceğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı↗ sigorta acenteliği sözleşmesi↗ önemli menfaat koşulu↗ hakkaniyet koşulu↗ ispat yükü↗ müşteri portföyü↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat | Denkleştirme bedeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5374 E. 2022/7179 K.
Ortak:denkleştirme (portföy) tazminatı · ispat yükü
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi koşulu bakımından, davacının «acente» olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, «ispat yükünün» davacı acente üzerinde olduğu, ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin «acentelik sözleşmesinin» feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini «yeniledikleri», bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil «ibraz» edilmediği, bu nedenle davalının, davacının «müşteri portföyünü» kullandığı, davacının portföyü sayesinde «fesih» sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiasını kanıtlanamadığı, diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de «acentelik ilişkisini» devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi «hakkaniyete» de uygun olmadığı, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik gö …
Benzer bu karardaBu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin «önemli menfaatler» elde ettiğini «ispat yükü» «acente» üzerindedir.
Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını veya «bedelin indirilmesi» gerektiğini «ispat yükü» altındadır.
Bu durumda, yukarıda belirlenen «denkleştirme (portföy) tazminatı» talep koşulları ile ispat kuralları gözönüne alınarak, somut olay değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · bedel indirimi · haklı nedenle fesih · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaBu nedenle davacı «acente» tarafından üretim ortalaması gerçekleştirildiğinden «sözleşmenin feshinin» haksız olduğunun kabulü gerekir.
Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin «önemli menfaatler» elde ettiğini «ispat yükü» «acente» üzerindedir.
Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan denkleştirme bedeli ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporundan öncelikle davacının üretim ortalamasını gerçekleştirdiğinin, ancak portföyün tamamen kaza sigortasından oluşması nedeni ile sözleşmesel edimleri gereğince yeterli üretim ortalamasını yakalanamaması nedeniyle beklenen hedeflerin çok uzağında kaldığı değerlendirilmesinin yapıldığı, bu belirleme üzerine mahkemece «sözleşmenin feshinin» haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · müşteri çevresi · sigorta acenteliği · haksız şart · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · ticari faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · ticari defter ibrazı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Ayrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/104 E. 2023/6972 K.
Ortak:müşteri portföyü
İncelediğiniz karardaNoterliğinin 17.02.2017 tarihli «ihtarnamesi» ile gerekçesiz ve nedensiz olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalının, sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkilinin tüm müşteri bilgilerini bildiğinden ve öğrendiğinden dolayı bu müşteriler ile iş yapmaya, poliçe düzenlemeye devam ettiğini bu sayede müvekkilinin kendisine kazandırmış olduğu «müşteri portföyü» üzerinden iş yapmaya halen de devam ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi koşulu bakımından, davacının «acente» olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, «ispat yükünün» davacı acente üzerinde olduğu, ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin «acentelik sözleşmesinin» feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini «yeniledikleri», bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil «ibraz» edilmediği, bu nedenle davalının, davacının «müşteri portföyünü» kullandığı, davacının portföyü sayesinde «fesih» sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiasını kanıtlanamadığı, diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de «acentelik ilişkisini» devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi «hakkaniyete» de uygun olmadığı, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik gö …
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · acentelik ilişkisi · sigorta acenteliği · komisyon bedeli · acentelik sözleşmesi · şirket merkezi mahkemesi · acente · ticari faiz
Benzer bu kararda… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Davacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece 06.10.2020 tarih, 2015/519 E., 2020/551 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tazminat için gerekli «acentenin» faaliyeti sebebiyle sözleşmenin feshinden sonra portföy sayesinde «önemli menfaat» elde edilmesi ve «hakkaniyetin» gerektirmesi koşullarını sağlayamadığını, bu hususları ispatlayamadığını, dava dışı sigorta şirketi ile çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin zaten menfaat elde edemeyeceğini, davacının müşterileri dava dışı sigorta şirketine geçirmeye başlaması ve bu firma ile çalışmak istemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, Kanunda «son» beş yıllık faaliyete göre hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen iki yıllık tahmini olarak yapılan hesaplamayı kabul eden Mahkemenin «eksik inceleme» yaptığını, Mahkeme tarafından acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık «komisyon» ve diğer ödemeleri belirlemek için bankalara müzekkere yazılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6992 E. , 2024/2864 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/194 Esas, 2022/1469 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/1151 E., 2019/781 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Sigorta Poliçesi Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince müvekkilinin tüm müşterilerince davalının tanındığını, davalının tanınmasında müvekkilinin katkısının oldukça fazla olduğunu, ilişkinin Mayıs 2017 tarihine kadar devam ettiğini, ancak davalı tarafça Beyoğlu 16. Noterliğinin 17.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile gerekçesiz ve nedensiz olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalının, sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkilinin tüm müşteri bilgilerini bildiğinden ve öğrendiğinden dolayı bu müşteriler ile iş yapmaya, poliçe düzenlemeye devam ettiğini bu sayede müvekkilinin kendisine kazandırmış olduğu müşteri portföyü üzerinden iş yapmaya halen de devam ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında, sözleşmenin müvekkili tarafından 12 nci madde gereğince feshedildiğini, davacının müvekkiline müşteri kazandırıp kazandırmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, sözleşmenin davacının kusuruyla feshedildiğini, davacının faaliyette bulunduğu dönemde hasar/prim oranının oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin beklenen menfaati sağlayamadığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu durumda davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca denkleştirme tazminatı için aranan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesindeki diğer şartların da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşmeyi haklı nedenle derhal fesh etmediği, davacıya 3 ay süre sonra feshedeceğini bildirdiği ve 3 ayın sonunda davacıyı azlettiği, davacının, davalı ile arasındaki acentelik sözleşmesi gereğince sigortacılık faaliyetinde bulunduğu, davacının çalışma yaptığı sigorta poliçelerinin %95'inin kaza ana branşından olduğu bu branştaki müşterilerinin sadık müşteriler olmadığı, öğretide denkleştirme isteminde esas alınacak müşterinin tanımı yapılırken, acentenin müvekkile sözleşmesi esnasında işlem yaptığı tüm yeni müşteriler kabul görmemekte, bunların arasında süreklilik niteliğine sahip olanların arandığı, sürekli müşteri, belirli süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteri olarak tanımlandığı, denkleştirme tazminatına hükmedebilmek için aranan sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde etme ve hakkaniyet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta piyasasına yeni girmiş olan davalının, müvekkili sayesinde müşterilerce tanındığını, davacının bütün müşteri bilgilerini öğrenen davalının yüksek oranlarda kâr elde ettiğini, sözleşmenin 17.02.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafça gerekçesiz olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının, müvekkilinin müşterileri ile iş yaparak poliçe düzenlemeye devam ettiğini, davalının ilk duruşma gününe kadar davaya cevap vermediğini ve delil sunmadığını, mahkemece müvekkilinin başarısı ile davalının tanındığı yönündeki hak ve menfaati yok saydığını, davacının düzenlediği poliçe sayısının yıllar bazında artış gösterdiğini, bu sayede davalının müşteri çevresinin arttığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükünün davacı acente üzerinde olduğu, ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil ibraz edilmediği, bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiasını kanıtlanamadığı, diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun olmadığı, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062426800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz