6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız rekabet | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4223 E. 2012/11591 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyi niyet kuralı kar kaybı kötüleme kâr kaybı kâr payı maddi ve manevi tazminat ilan haksız rekabet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 56

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından kullanılan “kırk yıllık rakımız” ifadesinin tüketiciler açısından gerçeği yansıttığı ve aldatıcı olmadığı, “Bu arada o rakı da bizim olmaktan çıkacak” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu'nun AB’nin Sınır Tanımayan Televizyon Sözleşmesi'nin 12 nci maddesine aykırı olduğu yönünde görüş belirtse de bu ifadenin televizyon yayınlarında kullanılmadığı ve anılan sözleşme kapsamında sayılamayacağı gibi hukuka aykırı herhangi bir unsur da içermediği, “Türkiye’nin ilk özel sektör rakısı” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu tarafından düzenlenen yazıda geçmişteki tüm rakı markalarını hedef almakta olduğu, o dönemde sadece Tekel idaresinin bulunduğu, aldatıcı bir reklamın var olup olmadığı yönünde en önemli ölçütün son alıcı kitlesi yani tüketici algıları olduğu, tüketicinin bu ifadeyle Tekel idaresinin özelleşmesinden sonra doğal olarak Tekel’i satın alan davacı şirketi değil davalı şirketi rakı üreten ilk özel şirket olarak algılayacağı, “Standart lezzetle ilk rakı” gibi ifadelerin tüketiciyi kolayca yanıltabilecek konumda bulunmadığı, aldatıcı reklam olduğu iddia edilen ibarelerin toplanan tüm delillere göre hukuka aykırı olmadığı ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı ayrıca davacı şirketin kar kaybına uğradığı ve pazar payının azaldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2 - Dava, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

TTK.nun 56 ncı maddesi uyarınca, iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suiistimali haksız rekabettir. TTK.nun 57/1 maddesi hükmüne göre ise, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek, haksız rekabet oluşturduğu gibi, esasen anılan Yasa'nın 56 ncı maddesi ile hakime, çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına intibak edebilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiş bulunmaktadır. Kanun'un gayesi, iktisadi sahada doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, bu husustaki genel kaide TTK'nun 56 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Yine, anılan Yasa'nın 58 nci maddesinde de, iktisadi bakımdan zarar görenlerin yanında böyle bir tehlikeye maruz bulunanların dahi, haksız rekabet davasını açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda davacı vekili, davalının gazetelere verdiği ilanlarda kullandığı ifadelerle müvekkilini kötülediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafça davacının ürünleri için kullanılan “Bu arada o rakı da bizim olmaktan çıkacak” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu'nun AB’nin Sınır Tanımayan Televizyon Sözleşmesi'nin 12 nci maddesine aykırı olduğu yönünde görüş belirtse de bu ifadenin televizyon yayınlarında kullanılmadığı ve anılan sözleşme kapsamında sayılamayacağı gibi hukuka aykırı herhangi bir unsur da içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içeriğinden davacı şirketin ortakları arasında yabancı hissedarların bulunduğu, davalının gerekmediği halde davacı şirketin bu yönü üzerinde durarak, davacı tarafça üretilip pazarlanan ürünün milli olmadığına vurgu yaptığı ve bu şekilde ürününü kötülediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalının söz konusu eyleminin TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hallerine temas ettiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmektedir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabet | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13932 E. 2012/4654 K.

    Ortak: · Haksız rekabet | Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/4223 E.  ,  2012/11591 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/07/2010 tarih ve 2006/416-2010/394 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin basın yolu ile verdiği ilanlarda müvekkilini kötüleyici ifadeler kullandığını, müvekkile ait olan Yeni Rakı’yı kötülediğini, ilanlarda davalı tarafından üretilip pazarlanan rakının Türkiye’nin ilk özel sektör rakısı olduğunun bildirildiğini, bu ilandaki bilgilerin gerçek dışı olduğunu, ayrıca “Kim derdi ki bir gün kırk yıllık rakımız sofradaki yerini başka bir rakıya bırakacak, bu arada o rakı da bizim olmaktan çıkacak” ibarelerini kullandığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan ilanların durdurulmasına, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, düzeltilmesine ve 100.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından kullanılan “kırk yıllık rakımız” ifadesinin tüketiciler açısından gerçeği yansıttığı ve aldatıcı olmadığı, “Bu arada o rakı da bizim olmaktan çıkacak” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu'nun AB’nin Sınır Tanımayan Televizyon Sözleşmesi'nin 12 nci maddesine aykırı olduğu yönünde görüş belirtse de bu ifadenin televizyon yayınlarında kullanılmadığı ve anılan sözleşme kapsamında sayılamayacağı gibi hukuka aykırı herhangi bir unsur da içermediği, “Türkiye’nin ilk özel sektör rakısı” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu tarafından düzenlenen yazıda geçmişteki tüm rakı markalarını hedef almakta olduğu, o dönemde sadece Tekel idaresinin bulunduğu, aldatıcı bir reklamın var olup olmadığı yönünde en önemli ölçütün son alıcı kitlesi yani tüketici algıları olduğu, tüketicinin bu ifadeyle Tekel idaresinin özelleşmesinden sonra doğal olarak Tekel’i satın alan davacı şirketi değil davalı şirketi rakı üreten ilk özel şirket olarak algılayacağı, “Standart lezzetle ilk rakı” gibi ifadelerin tüketiciyi kolayca yanıltabilecek konumda bulunmadığı, aldatıcı reklam olduğu iddia edilen ibarelerin toplanan tüm delillere göre hukuka aykırı olmadığı ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı ayrıca davacı şirketin kar kaybına uğradığı ve pazar payının azaldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2 - Dava, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

TTK.nun 56 ncı maddesi uyarınca, iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suiistimali haksız rekabettir. TTK.nun 57/1 maddesi hükmüne göre ise, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek, haksız rekabet oluşturduğu gibi, esasen anılan Yasa'nın 56 ncı maddesi ile hakime, çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına intibak edebilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiş bulunmaktadır. Kanun'un gayesi, iktisadi sahada doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, bu husustaki genel kaide TTK'nun 56 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Yine, anılan Yasa'nın 58 nci maddesinde de, iktisadi bakımdan zarar görenlerin yanında böyle bir tehlikeye maruz bulunanların dahi, haksız rekabet davasını açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda davacı vekili, davalının gazetelere verdiği ilanlarda kullandığı ifadelerle müvekkilini kötülediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafça davacının ürünleri için kullanılan “Bu arada o rakı da bizim olmaktan çıkacak” ifadesinin Reklam Özdenetim Kurulu'nun AB’nin Sınır Tanımayan Televizyon Sözleşmesi'nin 12 nci maddesine aykırı olduğu yönünde görüş belirtse de bu ifadenin televizyon yayınlarında kullanılmadığı ve anılan sözleşme kapsamında sayılamayacağı gibi hukuka aykırı herhangi bir unsur da içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içeriğinden davacı şirketin ortakları arasında yabancı hissedarların bulunduğu, davalının gerekmediği halde davacı şirketin bu yönü üzerinde durarak, davacı tarafça üretilip pazarlanan ürünün milli olmadığına vurgu yaptığı ve bu şekilde ürününü kötülediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece davalının söz konusu eyleminin TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hallerine temas ettiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmektedir.

SONUÇ

Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061888200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.