Munzam zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2256 E. 2024/4683 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı↗ munzam zarar↗ başvurma harcı↗ feri müdahil↗ vekâlet ücreti↗ ticari faiz↗ olumsuz oy↗ tmsf↗ sebepsiz zenginleşme↗ işlemiş faiz↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/188 E., 2021/143 K.
Taraflar arasındaki munzam zarar davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ile feri müdahil TMSF vekili Av. ...., feri müdahil OYAK vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yurtbank A.Ş.'ye 68.647,00 TL mevduatını %88 faiz ve 36 gün vadeli olarak yatırdığını, müvekkilinin mevduatının bilgisi ve talimatı dışında off shore hesabına aktarılması nedeniyle açtığı dava neticesinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1052 E., 2015/367 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Banka ve feri müdahillerce temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, yapılan icra takibi neticesinde 27.05.2016 tarihinde davalı bankadan 2.262.383,85 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı, yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle avans faizinin çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin munzam zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin 27.05.2016 tarihinden başlamak üzere faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında dava değerini artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
2. Feri müdahiller vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bankaya yatırdığı paranın geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, salt paranın yatırıldığı tarihte elde edilmesi muhtemel olduğu ileri sürülen mal varlığının yaşanan yüksek enflasyon sebebiyle artık edinilememesine, başka bir deyişle genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki iddialarını tekrar ederek müvekkilinin bankaya yatırdığı parasını 17 yıl sonra tahsil edebildiğini, 1999-2016 yılları arasında Tükiye'de yaşanan yüksek enflasyon, bankalarca vadeli mevduata uygulanan yüksek faiz, döviz kurlarındaki olağandışı artışın, ticari faizin kat kat üzerine çıktığını, müvekkilinin zararının kısmen giderildiği, ana parayı 17 yıl uhdesinde tutan davalı bankanın çeşitli enstrümanlarla mevduatı değerlendirdiğini ve sebepsiz zenginleştiğini, Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca müvekkilinin munzar zarar davasının kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının munzam zararın dayanağının Türkiye'nin ekonomik koşullarındaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zarara neden olduğu yönünde olup davacının kendi durumuna özgü açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmadığı, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmadığı, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, asıl alacağını işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsil eden davacının munzam zararının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının munzam zarar talebinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5372 E. 2021/5538 K.
Ortak:munzam zarar · Munzam zarar
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «munzam zarar» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1052 E., 2015/367 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Banka ve «feri müdahillerce» temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, yapılan icra takibi neticesinde 27.05.2016 tarihinde davalı bankadan 2.262.383,85 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı, yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle «avans faizinin» çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin «munzam zararının» karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 T …
CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının «munzam zararını ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
2- Dava, «munzam zarar» istemine ilişkin olup mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek “davacının talep edebileceği 58,92 TL tutarında munzam zarar alacağı kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, mahkemece itibar edilen raporda davacının 58,92 TL tutarında «munzam zarar» alacağı oluştuğu kanaati ifade edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · temerrüt · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/101 E. 2022/7803 K.
Ortak:zararın ispatı · munzam zarar · olumsuz oy
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının «munzam zararını ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «munzam zararın» dayanağının Türkiye'nin ekonomik koşullarındaki «olumsuzluklar» nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zarara neden olduğu yönünde olup davacının kendi durumuna özgü açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmadığı, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmadığı, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, asıl alacağını «işlemiş faizi» ile birlikte davalıdan tahsil eden davacının munzam zararının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar ve …
Taraflar arasındaki «munzam zarar» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... («munzam) zararın ispatına» ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir.
Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik «olumsuzluklardan» olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen ... («munzam) zarar» talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında ... (munzam) zararın k …
Mahkemece, davacının «munzam zarara» uğradığı, bu zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 227.471,83 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · i̇i̇k 194 · malvarlığına ilişkin dava · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaBu bağlamda ... («munzam) zarar» alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, «borçlunun temerrütte» bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre «malvarlığında» azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. ... (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından …
… rak Off-Shore hesabına gönderildiği, gönderilen paranın mahkeme kararı ile davacı tarafından geri alındığı, dava ve icra takibi sonucu geçen süreçte davacı parasını «temerrüt faizi» ile tahsil etmişse de davacının tahsil ettiği paranın enflasyon karşısında eridiği, bu itibarla davacının temerrüt faizini aşan «munzam zarara» uğradığı iddiasına dayalı alacak davasıdır.
Davacı, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için «temerrüt faizini» aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir.
Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça ... («munzam) zarar» olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) «194». maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3959 E. 2011/14860 K.
Ortak:munzam zarar
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «munzam zarar» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1052 E., 2015/367 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Banka ve «feri müdahillerce» temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, yapılan icra takibi neticesinde 27.05.2016 tarihinde davalı bankadan 2.262.383,85 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı, yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle «avans faizinin» çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin «munzam zararının» karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 T …
CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının «munzam zararını ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000,00 TL. olan alacağına ödeme tarihine kadar geçen süre için altın, döviz, mevduat faizi ve enflasyon rakamlarında oluşan değişiklikler uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu davacının «munzam zararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, B.K.nun 105/1. maddesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17206 E. 2015/12126 K.
Ortak:munzam zarar
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «munzam zarar» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1052 E., 2015/367 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Banka ve «feri müdahillerce» temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, yapılan icra takibi neticesinde 27.05.2016 tarihinde davalı bankadan 2.262.383,85 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı, yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle «avans faizinin» çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin «munzam zararının» karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 T …
CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının «munzam zararını ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... nezdindeki mevduatının bir kısmının banka «görevlisi» tarafından usulsüz işlemlerle 26.11.1999 tarihinde hesaptan çekildiği, işbu dava konusunun, davacının zamanında ödenmeyen alacağı nedeniyle işleyen faiz ile de karşılanmayan zararı olduğu, diğer bir deyişle «munzam zarara» ilişkin bulunduğu, her ne kadar aynı konuda daha önce açılan dava olduğu savunulmuş ise de söz konusu davanın munzam zararı kapsamadığı, bilirkişi aracılığıyla davacının 303.083,04 TL munzam zararının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.000,00 TL'nin dava tarihinden, 28.370,78 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsiline ilişkin olup mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
O halde mahkemece, «denetime elverişli» bir rapor alınmak suretiyle davacının «munzam zarar» alacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · ıslah · yasal faiz · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ... nezdindeki mevduatının bir kısmının banka «görevlisi» tarafından usulsüz işlemlerle 26.11.1999 tarihinde hesaptan çekildiği, işbu dava konusunun, davacının zamanında ödenmeyen alacağı nedeniyle işleyen faiz ile de karşılanmayan zararı olduğu, diğer bir deyişle «munzam zarara» ilişkin bulunduğu, her ne kadar aynı konuda daha önce açılan dava olduğu savunulmuş ise de söz konusu davanın munzam zararı kapsamadığı, bilirkişi aracılığıyla davacının 303.083,04 TL munzam zararının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.000,00 TL'nin dava tarihinden, 28.370,78 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
O halde mahkemece, «denetime elverişli» bir rapor alınmak suretiyle davacının «munzam zarar» alacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu hali ile rapor «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
3-Ayrıca, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilecek «munzam zarar» alacağının somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 42. ve 43. maddeleri uyarınca değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2256 E. , 2024/4683 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1151 Esas, 2023/76 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2020/188 E., 2021/143 K.
Taraflar arasındaki munzam zarar davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ile feri müdahil TMSF vekili Av. ...., feri müdahil OYAK vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yurtbank A.Ş.'ye 68.647,00 TL mevduatını %88 faiz ve 36 gün vadeli olarak yatırdığını, müvekkilinin mevduatının bilgisi ve talimatı dışında off shore hesabına aktarılması nedeniyle açtığı dava neticesinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1052 E., 2015/367 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Banka ve feri müdahillerce temyizi üzerine Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, yapılan icra takibi neticesinde 27.05.2016 tarihinde davalı bankadan 2.262.383,85 TL tahsil edildiğini, müvekkilinin 1999-2016 yılları arasında Türkiye'de yüksek enflasyon, fahiş döviz artışı, yüksek oranlı mevduat faizleri nedeniyle avans faizinin çok üzerinde zararının doğduğunu, müvekkilinin munzam zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava sürecinde hesaplanacak değere göre arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin 27.05.2016 tarihinden başlamak üzere faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında dava değerini artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
2. Feri müdahiller vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bankaya yatırdığı paranın geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, salt paranın yatırıldığı tarihte elde edilmesi muhtemel olduğu ileri sürülen mal varlığının yaşanan yüksek enflasyon sebebiyle artık edinilememesine, başka bir deyişle genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, davacının geç ödenen para sebebiyle somut bir zararının doğduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki iddialarını tekrar ederek müvekkilinin bankaya yatırdığı parasını 17 yıl sonra tahsil edebildiğini, 1999-2016 yılları arasında Tükiye'de yaşanan yüksek enflasyon, bankalarca vadeli mevduata uygulanan yüksek faiz, döviz kurlarındaki olağandışı artışın, ticari faizin kat kat üzerine çıktığını, müvekkilinin zararının kısmen giderildiği, ana parayı 17 yıl uhdesinde tutan davalı bankanın çeşitli enstrümanlarla mevduatı değerlendirdiğini ve sebepsiz zenginleştiğini, Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca müvekkilinin munzar zarar davasının kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının munzam zararın dayanağının Türkiye'nin ekonomik koşullarındaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zarara neden olduğu yönünde olup davacının kendi durumuna özgü açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmadığı, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmadığı, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, asıl alacağını işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsil eden davacının munzam zararının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının munzam zarar talebinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061626700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz