İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1359 E. 2024/4672 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fob teslim↗ taşıtan sıfatı↗ teslim şekli↗ fiili taşıyan↗ taşıyan sıfatı↗ demuraj↗ navlun sözleşmesi↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ taşıtan↗ konişmento↗ ba beyannamesi↗ ihtisas mahkemesi↗ navlun↗ taşıma sözleşmesi↗ ihbar↗ ihtar↗ fatura↗ iflas↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/580 E., 2020/543 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, forwarder olarak tabir edilen taşıma işi organize eden taşıyan sıfatını haiz bir firma olduğunu, davalı ile davalıya ait limon emtiasının Aliağa’dan Jebel ...’ye taşınması hususunda anlaştıklarını ve bu konuda konişmento keşide edildiğini, malların 21.10.2018 tarihinde boşaltma limanı Jebel ... limanına sorunsuz olarak taşındığını ancak malların gönderilen tarafından teslim alınmadığını, yükün fiili taşıyanı dava dışı ... Shipping Lines A.Ş’nin malların teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ve tahliye limanında yaptığı masrafları müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen ihtarname ile demuraj da dahil limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan taşıtan sıfatını haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, fiili taşıyan ... Shipping A.Ş'nin 09.05.2019 tarihli e-fatura düzenleyerek 19.119,00 USD bedelli demuraj alacağını müvekkilinden talep ettiğini ve söz konusu fatura bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin anılan tutarın davalıdan tahsili için 10.06.2019 tarihli faturayı keşide ederek davalı yana gönderdiğini, ancak davalı yanın 14.06.2019 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu faturayı kabul etmediğini bildirdiğini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, alacak likit olduğundan % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı Dubai/ Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik Nature Line Vegetables Fruits Trading LLC'ye 3328 kutu taze limon sattığını ve teslim şeklinin FOB olarak belirlendiğini, bu teslim şekline göre davacının iddia ettiği şekilde bir zararının doğduğu kabul edilse dahi müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ihracata konu malların “Aliağa’dan Jebel ...’ye taşınması” hususunda yapmış olduğu herhangi bir anlaşma ve/veya navlun sözleşmesi bulunmadığını, müvekkil şirketin ihracata konu malları, alıcı konumunda olan dava dışı Nature Line firması ve yetkilendirdiği firmalar tarafından bildirilen gemiye teslim etmek suretiyle yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir zararın doğduğunun somut olarak ortaya konulmadığı gibi zararın doğmaması için tüm yükümlülüklerini eksiksiz ve gereği gibi yerine getirdiğinden de bahsedilmeyeceğini, davacının, müvekkilinden taşıtan ve/veya sair herhangi bir nam altında alacak iddiasında bulunması mümkün olmadığını, davaya konu faturanın süresinde davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen konişmento gereği davacı taşıyanın davalı taşıtana ait limon yükünü Aliağa Limanından Jebel ...'ye taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın taşıyan sıfatına haiz davacının yükün teslim alınmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacının taşımış olduğu yükün alıcısı tarafından kabul edilememesi nedeniyle Dubai Hükümeti tarafında imha edildiği, davacının talebinin fiili taşıyana ödediği liman hizmetlerine ilişkin bulunduğu, eşyanın boşaltma limanına varması, boşaltılması ve limanda fazla beklemesi nedeniyle oluşan masrafların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu masraflardan davacı tarafından taşınan malın alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı teslim şeklinin FOB olduğunu ve yükün alınmamasından sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de, taşıma sözleşmesinin davalı ve davacı arasında kurulması, alıcının hiç bir dahilinin bulunmaması, yükün davalı nam ve hesabına taşınması nedeniyle davalının bu iddiasına itibar edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesi gereğince gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan bu nedenlerle davacının fiili taşıyana yükün teslim alınmaması nedeniyle ödemiş olduğu 19.119,00 USD'yi istemekte haklı olduğu, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'si oranında hesaplanan 21.986,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gönderilen malların 21.10.2018 tarihinde tahliye limanına ulaştığını, 23 Ocak 2019 tarihinde de davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile yüklerin çekilmemiş olması sebebiyle 3 gün içerisinde teslim alınması aksi halde imha dahil her türlü önlemin alınacağı ihtar edildiğini, aynı doğrultuda alacak taleplerini de içeren 05.02.2019 tarihli ikinci bir ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin 11.02.2019 tarihli cevabında teslim şeklinin FOB olduğundan bahisle talepleri reddettiğini davacıya bildirdiğini, malların bilahare imha edildiğini, işbu davada da 31.10.2018 ile 22.01.2019 tarihleri arasında oluşan demuraj ve yerel masrafların konu edildiğini, davacının, yük tahliye limanına ulaştıktan 93 gün sonra müvekkiline ihitar gönderdiğini, yükün alıcı tarafından teslim alınmayacağı bilgisinin yükün tahliye limanına varmasından sonra bir iki gün içinde alındığı açık olup davacının müvekkilini durumdan haberdar etmek için fazladan 90 gün beklediğini, bu durumun dikkate alınmadığını, diğer taraftan malların teslim şeklinin FOB olduğunu, bu teslim şeklinde müvekkili sorumluluğunun malların yükleme limanında gemiye yüklenmesi ile son bulduğunu, ödeme şeklinin mal mukabili olmasının FOB teslimdeki sorumluluğu değiştirmeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen IZM350202 sayılı konişmentoda davalının taşıtan, davacının taşıyan olarak zikredildiği, davalının anılan konişmento tahtında davacı tarafından düzenlenen, navlun ücretine ilişkin bulunan faturaları davacıya ödediği, buna göre taraflar arasında taşıma sözleşmesinin bulunduğu ve davalının taşıtan olduğu hususlarında tereddütün bulunmadığı, davacının üstlendiği taşıma işinin dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmadığı, sonrasında da mallardaki bozulma nedeniyle varma yeri limanındaki yetkililer tarafından imha edildiği, dava konusu icra takibine dayanak faturanın da davacı tarafından taşınması üstlenilen limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarına ilişkin bulunduğu, davacının anılan faturayı filli taşıyana ödediği hususlarının da dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü bulunduğu, somut olayda da davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen malın teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarından sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça malın teslim şeklinin FOB olduğu, bu teslim şeklinde alıcı tarafından bildirilen gemiye malların teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğinden davacı zararından sorumlu olmadığı savunulmuşsa da, yukarıda da açıklandığı üzere davalının sattığı malların dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin düzlendiğinden, diğer bir deyişle taşıtanın davalı olduğu kanıtlandığından, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, yine taşıma konusu mala ilişkin bizzat davalı tarafından düzenlenen satış faturası ve gümrük çıkış beyannamesinde ödeme şeklinin "mal mukabili satış" olarak gösterildiği, bu ödeme şeklinde mal bedelinin tahsilinin ancak malın teslim ile mümkün olduğu, somut olayda davalı tarafından mal bedelinin tahsil edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği, buna göre malın alıcısına teslim edilmediğini bilebilecek durumda olan davalının malın alıcısı tarafından teslim alınmadığının süresinde ihbar edilmediği savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca dava konusu icra takibine dayanak fatura miktarı ile ilgili olarak davalı tarafça ileri sürülen açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6102 sayılı Kanun'un 1207 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5829 E. 2014/9808 K.
Ortak:demuraj · taşıtan · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaShipping Lines A.Ş’nin malların «teslim» alınmaması nedeniyle oluşan «demuraj» ve tahliye limanında yaptığı «masrafları» müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen «ihtarname» ile demuraj da «dahil» limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan «taşıtan sıfatını» haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, «fiili taşıyan» ...
… elirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen IZM350202 sayılı «konişmentoda» davalının «taşıtan», davacının «taşıyan» olarak zikredildiği, davalının anılan konişmento tahtında davacı tarafından düzenlenen, «navlun» ücretine ilişkin bulunan faturaları davacıya ödediği, buna göre taraflar arasında «taşıma sözleşmesinin» bulunduğu ve davalının taşıtan olduğu hususlarında tereddütün bulunmadığı, davacının üstlendiği taşıma işinin dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından «teslim» alınmadığı, sonrasında da mallardaki bozulma nedeniyle varma yeri limanındaki yetkililer tarafından imha edildiği, dava konusu icra takibine dayanak faturanın da davacı tarafından taşınması üstlenilen limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet «masraflarına» ilişkin bulunduğu, davacının anılan faturayı filli taşıyana ödediği hususlarının da dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü bulunduğu, somut olayda da davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen malın teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarından sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça malın «teslim şeklinin» FOB olduğu, bu teslim şeklinde alıcı tarafından bildirilen gemiye malların teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğinden davacı zararından sorumlu olmadığı savunulmuşsa da, yukarıda da açıklandığı üzere davalının sattığı malların dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin düzlendiğinden, diğer bir deyişle taşıtanın davalı olduğu kanıtlandığından, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, yine taşıma konusu mala ilişkin bizzat davalı tarafından düzenlenen satış faturası ve gümrük çıkış «beyannamesinde» ödeme şeklinin "mal mukabili satış" olarak gösterildiği, bu ödeme şeklinde mal bedelinin tahsilinin ancak malın teslim ile mümkün olduğu, somut olayda davalı tarafından mal bedelinin tahsil edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği, buna göre malın alıcısına teslim edilmediğini bilebilecek durumda olan davalının malın alıcısı tarafından teslim alınmadığının süresinde «ihbar» edilmediği savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca dava konusu icra takibine dayanak «fatura» miktarı ile ilgili olarak davalı tarafça ileri sürülen açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun esas …
… ekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı Dubai/ Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik Nature Line Vegetables Fruits Trading LLC'ye 3328 kutu taze limon sattığını ve «teslim şeklinin» FOB olarak belirlendiğini, bu teslim şekline göre davacının iddia ettiği şekilde bir zararının doğduğu kabul edilse dahi müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ihracata konu malların “Aliağa’dan Jebel ...’ye taşınması” hususunda yapmış olduğu herhangi bir anlaşma ve/veya «navlun sözleşmesi» bulunmadığını, müvekkil şirketin ihracata konu malları, alıcı konumunda olan dava dışı Nature Line firması ve yetkilendirdiği firmalar tarafından bildirilen gemiye teslim etmek suretiyle yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir zararın doğduğunun somut olarak ortaya konulmadığı gibi zararın doğmaması için tüm yükümlülüklerini eksiksiz ve gereği gibi yerine getirdiğinden de bahsedilmeyeceğini, davacının, müvekkilinden «taşıtan» ve/veya sair herhangi bir nam altında alacak iddiasında bulunması mümkün olmadığını, davaya konu faturanın süresinde davacıya iade edildiğini savunarak davanın red …
Benzer bu kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye Limanı'nda gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği , yükün tahliye edildiği 12/01/2 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/168 E. 2020/3888 K.
Ortak:demuraj · taşıyan · dosya masrafı · teslim
İncelediğiniz karardaShipping Lines A.Ş’nin malların «teslim» alınmaması nedeniyle oluşan «demuraj» ve tahliye limanında yaptığı «masrafları» müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen «ihtarname» ile demuraj da «dahil» limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan «taşıtan sıfatını» haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, «fiili taşıyan» ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «konişmento» gereği davacı «taşıyanın» davalı «taşıtana» ait limon yükünü Aliağa Limanından Jebel ...'ye taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın «taşıyan sıfatına» haiz davacının yükün «teslim» alınmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacının taşımış olduğu yükün alıcısı tarafından kabul edilememesi nedeniyle Dubai Hükümeti tarafında imha edildiği, davacının talebinin «fiili taşıyana» ödediği liman hizmetlerine ilişkin bulunduğu, eşyanın boşaltma limanına varması, boşaltılması ve limanda fazla beklemesi nedeniyle oluşan «masrafların» bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu masraflardan davacı tarafından taşınan malın alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı «teslim şeklinin» FOB olduğunu ve yükün alınmamasından sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de, «taşıma sözleşmesinin» davalı ve davacı arasında kurulması, alıcının hiç bir «dahilinin» bulunmaması, yükün davalı nam ve hesabına taşınması nedeniyle davalının bu iddiasına itibar edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesi gereğince gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan bu nedenlerle davacının fiili taşıyana yükün teslim alınmaması nedeniyle ödemiş olduğu 19.119,00 USD'yi istemekte haklı olduğu, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'si oranında hesaplanan 21.986,85 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… stinaf dilekçesinde özetle; gönderilen malların 21.10.2018 tarihinde tahliye limanına ulaştığını, 23 Ocak 2019 tarihinde de davacı tarafından müvekkiline gönderilen «ihtarname» ile yüklerin çekilmemiş olması sebebiyle 3 gün içerisinde «teslim» alınması aksi halde imha «dahil» her türlü önlemin alınacağı «ihtar» edildiğini, aynı doğrultuda alacak taleplerini de içeren 05.02.2019 tarihli ikinci bir ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin 11.02.2019 tarihli cevabında «teslim şeklinin» FOB olduğundan bahisle talepleri reddettiğini davacıya bildirdiğini, malların bilahare imha edildiğini, işbu davada da 31.10.2018 ile 22.01.2019 tarihleri arasında oluşan «demuraj» ve yerel «masrafların» konu edildiğini, davacının, yük tahliye limanına ulaştıktan 93 gün sonra müvekkiline ihitar gönderdiğini, yükün alıcı tarafından teslim alınmayacağı bilgisinin yükün tahliye limanına varmasından sonra bir iki gün içinde alındığı açık olup davacının müvekkilini durumdan haberdar etmek için fazladan 90 gün beklediğini, bu durumun dikkate alınmadığını, diğer taraftan malların teslim şeklinin FOB olduğunu, bu teslim şeklinde müvekkili sorumluluğunun malların yükleme limanında gemiye yüklenmesi ile «son» bulduğunu, ödeme şeklinin mal mukabili olmasının FOB teslimdeki sorumluluğu değiştirmeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, gönderilenin «demuraj» ve diğer «masraflardan» sorumlu tutulabilmesi için eşyayı «teslim» almış olması gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta eşyanın varma limanında gönderilen tarafından teslim alınmamış olduğu sabit bulunduğundan, gönderileni bu alacaklardan sorumlu tutmak mümkün olmadığı, davalı tarafça yükün imhası «taşıyana» 02.02.2012 tarihli yazılı talimat ile bildirildiğine göre, davalının yükün göndereni olduğunun kabulü gerektiği, demuraj ve imha masraflarından davalının sorumlu o …
Dava, 26.820 USD tutarında «demuraj» ve malın imha «masraflarının» dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · olumsuz oy
Benzer bu karardaDava, 26.820 USD tutarında «demuraj» ve malın imha «masraflarının» dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, 26.820 USD’nin tahsiline karar verilmiş, faiz talebi bakımından olumlu ya da «olumsuz» herhangi bir karar verilmemiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hükümde, taraf taleplerinin her biri hakkında açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olumlu «olumsuz» bir karar verilmesi gerekmektir.
Bu itibarla mahkemece faiz istemi bakımından olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş; hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1588 E. 2018/7203 K.
Ortak:demuraj · navlun sözleşmesi · taşıtan · navlun · taşıyan · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «konişmento» gereği davacı «taşıyanın» davalı «taşıtana» ait limon yükünü Aliağa Limanından Jebel ...'ye taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın «taşıyan sıfatına» haiz davacının yükün «teslim» alınmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacının taşımış olduğu yükün alıcısı tarafından kabul edilememesi nedeniyle Dubai Hükümeti tarafında imha edildiği, davacının talebinin «fiili taşıyana» ödediği liman hizmetlerine ilişkin bulunduğu, eşyanın boşaltma limanına varması, boşaltılması ve limanda fazla beklemesi nedeniyle oluşan «masrafların» bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu masraflardan davacı tarafından taşınan malın alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı «teslim şeklinin» FOB olduğunu ve yükün alınmamasından sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de, «taşıma sözleşmesinin» davalı ve davacı arasında kurulması, alıcının hiç bir «dahilinin» bulunmaması, yükün davalı nam ve hesabına taşınması nedeniyle davalının bu iddiasına itibar edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesi gereğince gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan bu nedenlerle davacının fiili taşıyana yükün teslim alınmaması nedeniyle ödemiş olduğu 19.119,00 USD'yi istemekte haklı olduğu, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'si oranında hesaplanan 21.986,85 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen IZM350202 sayılı «konişmentoda» davalının «taşıtan», davacının «taşıyan» olarak zikredildiği, davalının anılan konişmento tahtında davacı tarafından düzenlenen, «navlun» ücretine ilişkin bulunan faturaları davacıya ödediği, buna göre taraflar arasında «taşıma sözleşmesinin» bulunduğu ve davalının taşıtan olduğu hususlarında tereddütün bulunmadığı, davacının üstlendiği taşıma işinin dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından «teslim» alınmadığı, sonrasında da mallardaki bozulma nedeniyle varma yeri limanındaki yetkililer tarafından imha edildiği, dava konusu icra takibine dayanak faturanın da davacı tarafından taşınması üstlenilen limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet «masraflarına» ilişkin bulunduğu, davacının anılan faturayı filli taşıyana ödediği hususlarının da dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü bulunduğu, somut olayda da davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen malın teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarından sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça malın «teslim şeklinin» FOB olduğu, bu teslim şeklinde alıcı tarafından bildirilen gemiye malların teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğinden davacı zararından sorumlu olmadığı savunulmuşsa da, yukarıda da açıklandığı üzere davalının sattığı malların dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin düzlendiğinden, diğer bir deyişle taşıtanın davalı olduğu kanıtlandığından, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, yine taşıma konusu mala ilişkin bizzat davalı tarafından düzenlenen satış faturası ve gümrük çıkış «beyannamesinde» ödeme şeklinin "mal mukabili satış" olarak gösterildiği, bu ödeme şeklinde mal bedelinin tahsilinin ancak malın teslim ile mümkün olduğu, somut olayda davalı tarafından mal bedelinin tahsil edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği, buna göre malın alıcısına teslim edilmediğini bilebilecek durumda olan davalının malın alıcısı tarafından teslim alınmadığının süresinde «ihbar» edilmediği savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca dava konusu icra takibine dayanak «fatura» miktarı ile ilgili olarak davalı tarafça ileri sürülen açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun esas …
Shipping Lines A.Ş’nin malların «teslim» alınmaması nedeniyle oluşan «demuraj» ve tahliye limanında yaptığı «masrafları» müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen «ihtarname» ile demuraj da «dahil» limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan «taşıtan sıfatını» haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, «fiili taşıyan» ...
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafça yükün imhası davacı «taşıyana» 02/02/2012 tarihli yazılı talimat ile bildirildiğine göre, davalının yükün göndereni olduğunun kabulü ile hasıl olacak sonuca göre, karar verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:konşimento · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir «navlun sözleşmesinin» bulunmadığı, «konşimentonun» navlun sözleşmesini belgelediği, davacı tarafça «ibraz» edilen konşimentoda davalının yükleten olarak yer aldığı, davalının «taşıtan» olduğuna ilişkin bir navlun sözleşmesi veya bir delil ibraz edilemediği, yükleten olan davalıdan dava konusu yapılan bedellerinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 15/11/2011 tarihli «konşimento» ile gönderenin davalı olduğu yük nedeniyle doğmuş bulunan «demuraj» ücreti ve imha «masrafları» talep edilmiş ve mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5808 E. 2023/6409 K.
Ortak:taşıtan sıfatı · taşıyan sıfatı · demuraj · navlun sözleşmesi · taşıtan · konişmento · navlun · icra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen «konişmento» gereği davacı «taşıyanın» davalı «taşıtana» ait limon yükünü Aliağa Limanından Jebel ...'ye taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın «taşıyan sıfatına» haiz davacının yükün «teslim» alınmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacının taşımış olduğu yükün alıcısı tarafından kabul edilememesi nedeniyle Dubai Hükümeti tarafında imha edildiği, davacının talebinin «fiili taşıyana» ödediği liman hizmetlerine ilişkin bulunduğu, eşyanın boşaltma limanına varması, boşaltılması ve limanda fazla beklemesi nedeniyle oluşan «masrafların» bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu masraflardan davacı tarafından taşınan malın alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı «teslim şeklinin» FOB olduğunu ve yükün alınmamasından sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de, «taşıma sözleşmesinin» davalı ve davacı arasında kurulması, alıcının hiç bir «dahilinin» bulunmaması, yükün davalı nam ve hesabına taşınması nedeniyle davalının bu iddiasına itibar edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesi gereğince gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan bu nedenlerle davacının fiili taşıyana yükün teslim alınmaması nedeniyle ödemiş olduğu 19.119,00 USD'yi istemekte haklı olduğu, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'si oranında hesaplanan 21.986,85 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen IZM350202 sayılı «konişmentoda» davalının «taşıtan», davacının «taşıyan» olarak zikredildiği, davalının anılan konişmento tahtında davacı tarafından düzenlenen, «navlun» ücretine ilişkin bulunan faturaları davacıya ödediği, buna göre taraflar arasında «taşıma sözleşmesinin» bulunduğu ve davalının taşıtan olduğu hususlarında tereddütün bulunmadığı, davacının üstlendiği taşıma işinin dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından «teslim» alınmadığı, sonrasında da mallardaki bozulma nedeniyle varma yeri limanındaki yetkililer tarafından imha edildiği, dava konusu icra takibine dayanak faturanın da davacı tarafından taşınması üstlenilen limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet «masraflarına» ilişkin bulunduğu, davacının anılan faturayı filli taşıyana ödediği hususlarının da dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın «navlun sözleşmesi» gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü bulunduğu, somut olayda da davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen malın teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarından sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça malın «teslim şeklinin» FOB olduğu, bu teslim şeklinde alıcı tarafından bildirilen gemiye malların teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğinden davacı zararından sorumlu olmadığı savunulmuşsa da, yukarıda da açıklandığı üzere davalının sattığı malların dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin düzlendiğinden, diğer bir deyişle taşıtanın davalı olduğu kanıtlandığından, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, yine taşıma konusu mala ilişkin bizzat davalı tarafından düzenlenen satış faturası ve gümrük çıkış «beyannamesinde» ödeme şeklinin "mal mukabili satış" olarak gösterildiği, bu ödeme şeklinde mal bedelinin tahsilinin ancak malın teslim ile mümkün olduğu, somut olayda davalı tarafından mal bedelinin tahsil edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği, buna göre malın alıcısına teslim edilmediğini bilebilecek durumda olan davalının malın alıcısı tarafından teslim alınmadığının süresinde «ihbar» edilmediği savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca dava konusu icra takibine dayanak «fatura» miktarı ile ilgili olarak davalı tarafça ileri sürülen açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun esas …
Shipping Lines A.Ş’nin malların «teslim» alınmaması nedeniyle oluşan «demuraj» ve tahliye limanında yaptığı «masrafları» müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen «ihtarname» ile demuraj da «dahil» limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan «taşıtan sıfatını» haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, «fiili taşıyan» ...
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; navlunun müvekkili tarafından ödenmesinin müvekkiline «taşıtan sıfatı» kazandırmayacağını, müvekkil şirket taşıtan sıfatını haiz olmadığını ve dolayısıyla dava kapsamındaki talepler açısından sorumlu tutulamayacağını, navlunun müvekkili tarafından ödenmiş olması ve «konişmentoda» "freight prepaid” “peşin ödenmiştir" ibaresinin yer alması nedeniyle müvekkilinin taşıtan olarak kabul etmek için hukuken yeterli olmadığını, tahliye limanında yüke uygulanan «demurajdan» taşıtan değil «gönderilenin sorumlu» olduğunu, taşıtanın gönderilen gibi sorumlu tutulması için ise eşyanın taşıtan tarafından «teslim» alınmasının gerekeceğini, malın herhangi bir gönderilen, somut olayda yeni alıcı tarafından teslim alınmakla davalının sorumluluğu sona erdiğini, bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesinin bozma nedeni olduğunu, gecikme bedelinin artması bizzat davacının ihmalinden kaynaklandığını, davacının kendi kusurlu davranışından yararlanamayacağını, müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu, ilk alıcı malı teslim almayacağını 10.07.2012 tarihinde bildirdiğini, yükleten ile iletişime geçilmesini açıkça belirtmesine rağmen, konuya ilişkin olarak yükleten müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmadığını, tevdii ve satma hakkına dayanan davacı, bu hakkını keyfi olarak çok geç kullandığını, netice itibari ile, söz konusu mallar davacı tarafın keyfi tutumu sebebiyle limana vardıktan sonra 6 – 6,5 ay sonra satışa çıktığı ve bir gün içinde satıldığını dolayısıyla geçen 6 – 6,5 aylık süre boyunca malların satışını gerçekleştirmeyerek tahliye limanındaki «masrafların» artmasına davacının sebep olduğunu, müvekkil şirket, ilk alıcıya hlxu6748959 no.lu konteynerdaki malları 29.400 USD’ye; cpsu5148734 no.lu konteynerdaki malları ise …
Mahkemece 13.03.2014 tarih, 2013/69 E. ve 2014/47 K. sayılı kararı ile davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 926 ncı maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 09.02.2016 tarih, 2015/3418 E. ve 2016/1186 K. sayılı kararıyla icra takibine dayanak faturalarda, açıkça «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapıldığı, söz konusu faturalarda atıf yapılan konişmentolardan, davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gönderici sorumluluğu · ardiye ücreti · izafeten dava · rayiç bedel · aktif husumet ehliyeti · acente · aktif husumet · mevduat hesabı
Benzer bu karardaMahkemece 13.03.2014 tarih, 2013/69 E. ve 2014/47 K. sayılı kararı ile davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 926 ncı maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… nın satış bedeli düştükten sonra talep edebileceği ardiye/liman elektrik bedelinin 18.269,96 USD olduğunun belirlendiği, Yargıtayın yerleşik içtihatları gözetilerek «demuraj» ücretinin «rayiç bedel» üzerinden belirlenmesi gerektiği, somut olaydaki İzmir Aliağa Liman tarifesine göre yapılan tespitlerde HLXU6748959 numaralı konteyner için 36.570,00 USD, CPSU514873-4 numaralı konteynır için ise 42.070,00 USD olmak üzere toplam 78.640,00 USD gecikme «masrafı» ve elektrik ve «ardiye ücreti» 18.269,96 USD toplam 96.909,96 USD alacak kabul edildiği, davacı «icra inkar tazminatı» talep etmiş ise de elektrik ücretinden «mahsup» edilecek ürünün satış bedeli konusunda faturasının bulunmadığı ve yargılamayla satış bedelinin tespit edildiği dikkate alındığında alacağı likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin 96.909,96 üzerinden USD’ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca ABD doları cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 09.02.2016 tarih, 2015/3418 E. ve 2016/1186 K. sayılı kararıyla icra takibine dayanak faturalarda, açıkça «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapıldığı, söz konusu faturalarda atıf yapılan konişmentolardan, davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Denizaşırı Nakliyat A.Ş'nin ise bu «konişmentolarda» «acente» sıfatıyla yer aldığı, bu durumda, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1359 E. , 2024/4672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/205 Esas, 2022/1587 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/580 E., 2020/543 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, forwarder olarak tabir edilen taşıma işi organize eden taşıyan sıfatını haiz bir firma olduğunu, davalı ile davalıya ait limon emtiasının Aliağa’dan Jebel ...’ye taşınması hususunda anlaştıklarını ve bu konuda konişmento keşide edildiğini, malların 21.10.2018 tarihinde boşaltma limanı Jebel ... limanına sorunsuz olarak taşındığını ancak malların gönderilen tarafından teslim alınmadığını, yükün fiili taşıyanı dava dışı ... Shipping Lines A.Ş’nin malların teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ve tahliye limanında yaptığı masrafları müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili tarafından 23.01.2019 tarihinde davalıya gönderilen ihtarname ile demuraj da dahil limanda oluşan masrafların davalıdan talep edileceğinin bildirildiğini, 05.02.2019 tarihinde ikinci bir ihtarname keşide edilerek oluşan demuraj, ardiye ve lokal giderlere ilişkin talepte bulunduklarını, söz konusu ihtarnamelerin, yükün gönderilen tarafından kabul edilmemiş olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 868 inci ve 869 uncu maddeleri uyarınca yük üzerinde tasarruf etme hakkı sahibi olan taşıtan sıfatını haiz davalıya yapıldığını, ancak davalı yüke ilişkin herhangi bir talimatta bulunmadığı gibi masrafları da ödemediğini, malların 05.02.2019 ve 06.02.2019 tarihlerinde imha edildiğini, fiili taşıyan ...
Shipping A.Ş'nin 09.05.2019 tarihli e-fatura düzenleyerek 19.119,00 USD bedelli demuraj alacağını müvekkilinden talep ettiğini ve söz konusu fatura bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin anılan tutarın davalıdan tahsili için 10.06.2019 tarihli faturayı keşide ederek davalı yana gönderdiğini, ancak davalı yanın 14.06.2019 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu faturayı kabul etmediğini bildirdiğini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, alacak likit olduğundan % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı Dubai/ Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik Nature Line Vegetables Fruits Trading LLC'ye 3328 kutu taze limon sattığını ve teslim şeklinin FOB olarak belirlendiğini, bu teslim şekline göre davacının iddia ettiği şekilde bir zararının doğduğu kabul edilse dahi müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ihracata konu malların “Aliağa’dan Jebel ...’ye taşınması” hususunda yapmış olduğu herhangi bir anlaşma ve/veya navlun sözleşmesi bulunmadığını, müvekkil şirketin ihracata konu malları, alıcı konumunda olan dava dışı Nature Line firması ve yetkilendirdiği firmalar tarafından bildirilen gemiye teslim etmek suretiyle yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir zararın doğduğunun somut olarak ortaya konulmadığı gibi zararın doğmaması için tüm yükümlülüklerini eksiksiz ve gereği gibi yerine getirdiğinden de bahsedilmeyeceğini, davacının, müvekkilinden taşıtan ve/veya sair herhangi bir nam altında alacak iddiasında bulunması mümkün olmadığını, davaya konu faturanın süresinde davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen konişmento gereği davacı taşıyanın davalı taşıtana ait limon yükünü Aliağa Limanından Jebel ...'ye taşıdığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın taşıyan sıfatına haiz davacının yükün teslim alınmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacının taşımış olduğu yükün alıcısı tarafından kabul edilememesi nedeniyle Dubai Hükümeti tarafında imha edildiği, davacının talebinin fiili taşıyana ödediği liman hizmetlerine ilişkin bulunduğu, eşyanın boşaltma limanına varması, boşaltılması ve limanda fazla beklemesi nedeniyle oluşan masrafların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu masraflardan davacı tarafından taşınan malın alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı teslim şeklinin FOB olduğunu ve yükün alınmamasından sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de, taşıma sözleşmesinin davalı ve davacı arasında kurulması, alıcının hiç bir dahilinin bulunmaması, yükün davalı nam ve hesabına taşınması nedeniyle davalının bu iddiasına itibar edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesi gereğince gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan bu nedenlerle davacının fiili taşıyana yükün teslim alınmaması nedeniyle ödemiş olduğu 19.119,00 USD'yi istemekte haklı olduğu, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'si oranında hesaplanan 21.986,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gönderilen malların 21.10.2018 tarihinde tahliye limanına ulaştığını, 23 Ocak 2019 tarihinde de davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile yüklerin çekilmemiş olması sebebiyle 3 gün içerisinde teslim alınması aksi halde imha dahil her türlü önlemin alınacağı ihtar edildiğini, aynı doğrultuda alacak taleplerini de içeren 05.02.2019 tarihli ikinci bir ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin 11.02.2019 tarihli cevabında teslim şeklinin FOB olduğundan bahisle talepleri reddettiğini davacıya bildirdiğini, malların bilahare imha edildiğini, işbu davada da 31.10.2018 ile 22.01.2019 tarihleri arasında oluşan demuraj ve yerel masrafların konu edildiğini, davacının, yük tahliye limanına ulaştıktan 93 gün sonra müvekkiline ihitar gönderdiğini, yükün alıcı tarafından teslim alınmayacağı bilgisinin yükün tahliye limanına varmasından sonra bir iki gün içinde alındığı açık olup davacının müvekkilini durumdan haberdar etmek için fazladan 90 gün beklediğini, bu durumun dikkate alınmadığını, diğer taraftan malların teslim şeklinin FOB olduğunu, bu teslim şeklinde müvekkili sorumluluğunun malların yükleme limanında gemiye yüklenmesi ile son bulduğunu, ödeme şeklinin mal mukabili olmasının FOB teslimdeki sorumluluğu değiştirmeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen IZM350202 sayılı konişmentoda davalının taşıtan, davacının taşıyan olarak zikredildiği, davalının anılan konişmento tahtında davacı tarafından düzenlenen, navlun ücretine ilişkin bulunan faturaları davacıya ödediği, buna göre taraflar arasında taşıma sözleşmesinin bulunduğu ve davalının taşıtan olduğu hususlarında tereddütün bulunmadığı, davacının üstlendiği taşıma işinin dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine konu limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmadığı, sonrasında da mallardaki bozulma nedeniyle varma yeri limanındaki yetkililer tarafından imha edildiği, dava konusu icra takibine dayanak faturanın da davacı tarafından taşınması üstlenilen limon emtiasının varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarına ilişkin bulunduğu, davacının anılan faturayı filli taşıyana ödediği hususlarının da dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1207 nci maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü bulunduğu, somut olayda da davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen malın teslim alınmaması nedeniyle oluşan liman içi hizmet masraflarından sorumlu bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça malın teslim şeklinin FOB olduğu, bu teslim şeklinde alıcı tarafından bildirilen gemiye malların teslimi ile sorumluluğunun sona erdiğinden davacı zararından sorumlu olmadığı savunulmuşsa da, yukarıda da açıklandığı üzere davalının sattığı malların dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin düzlendiğinden, diğer bir deyişle taşıtanın davalı olduğu kanıtlandığından, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, yine taşıma konusu mala ilişkin bizzat davalı tarafından düzenlenen satış faturası ve gümrük çıkış beyannamesinde ödeme şeklinin "mal mukabili satış" olarak gösterildiği, bu ödeme şeklinde mal bedelinin tahsilinin ancak malın teslim ile mümkün olduğu, somut olayda davalı tarafından mal bedelinin tahsil edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği, buna göre malın alıcısına teslim edilmediğini bilebilecek durumda olan davalının malın alıcısı tarafından teslim alınmadığının süresinde ihbar edilmediği savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca dava konusu icra takibine dayanak fatura miktarı ile ilgili olarak davalı tarafça ileri sürülen açık bir istinaf itirazı bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6102 sayılı Kanun'un 1207 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061594800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz