Basiretli tacir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/924 E. 2024/4470 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/60']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basiretli tacir↗ hakkaniyet↗ def'i↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ taşıyan↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/73 E., 2020/263 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünya çapında tanınan “POLO” markalarının sahibi olduğunu, uzun yıllardır başta A.B.D. olmak üzere dünya genelinde yüzden fazla ülkede markasını koruma altına aldığını, bu sayede müvekkili markasının tanınmış marka statüsüne eriştiğini, hem “polo” sözcüğünün hem de markalarında yer alan “şekil” unsurunun tanınır olduğuna dair mahkeme kararlarının bulunduğunu, davalının işyeri adreslerinde, "www.cantadunyasi06.com", "www.erdal dericilik.com", "www.losangelespoloclub.com" adlı internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında, davacının 143110 ve 2014/102602 sayılı markalarının birebir aynısını, davacı markalarının tescilli olduğu 18 inci sınıfta yer alan ürünlerden “deri ürünleri” üzerinde izinsiz olarak kullandığının tespit edildiğini, bu haksız kullanımların tespiti adına ilgili işyerinden 1 adet çanta satın alındığını ve ayrıca Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/4 D.iş sayılı dosyası aracılığıyla da ilgili iş yerinde tespit gerçekleştirildiğini, yapılan tespit işlemleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, tespit edilen ürünlerin iltibasa neden olabilecek düzeyde müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiği kanaatinin bildirildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, basiretli bir tacir sıfatıyla hareket etmediğini, müvekkili markalarının ününü bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasına, haksız rekabetin menine, şimdilik 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescilli bir hakkın kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin tescilli 2014/19451, 2013/54210, 2015/62352, 2016/28655 sayılı markalarının hiçbir itiraz ile karşılaşmaksızın 18 inci sınıfta tescilli olduğunu, yine 2018/421661 sayılı markanın da itirazlara rağmen tescil edildiğini, tespit dosyası kapsamında müvekkili şirketin çantalarda kullandığı tüm markaların ve özellikle “los Angeles polo club” markasının tescilli olduğunu, kaldı ki bu kullanımların, davacı markaları ile benzer olmadığını, değişik iş dosyasında alınan raporun sonuç bölümünde, markaların tescilli olması, tescil tarihinde yürürlükte olan mevzuat kapsamında marka ihlali ve haksız rekabetten söz edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının 143110 sayılı markasının “polo by ralph lauren” şeklinde olduğunu, anılan markanın bütün itibariyle müvekkili markaları ile benzer olmadığını, "polo" ibaresinin markalar kapsamında ortak olmasının tek başına iltibasa neden olmayacağını, davacının tanınmış markasının “polo” değil “ralph lauren” ibaresi olduğunu, davacının dayanak markalarının müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihlerde tescil edildiklerini, davacının markasının tanınmışlığının giyim sektöründe olduğunu, tanınmışlık karar tarihinin, müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihli bulunduğunu, davacının 18 inci sınıf emtialarda herhangi bir kullanımının bulunmadığını, davacının sunduğu deliller incelendiğinde, markanın çantalarda kullanıldığının ispatlanamadığını, davacı tarafın sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacı adına tescilli önceki tarihli markalardan doğan hakları ihlal eder mahiyette olduğu, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 29 uncu maddeleri uyarınca davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının mezkur kullanımlarının tescilli bir hakka dayalı olmasının 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi kapsamında sicildeki önceki hak sahibi davacıya karşı bir savunma def’i olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, davacı lehine 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (-b) bendi uyarınca 8.773,42 TL maddi tazminata hükmedilmesinin gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davacı lehine 10.000,00.TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacının tescilli markalarına karşı gerçekleştirilen tecavüzünün önlenmesine ve durdurulmasına, davalının "Polo" ibaresini taşıyan tüm ürünlerin ve tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarelerin her türlü ürün, tanıtım aracından çıkartılmasına, imkansız olması halinde imhasına, davalının davacının marka hakkını ihlali nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabetin menine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının davacı haklarına tecavüz teşkil eden eylemleri nedeniyle 8.773,42 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sonuçlanmasının beklenmesinde zorunluluk olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un Ocak 2017'de yürürlüğe girdiğini, müvekkili markalarının ise bu tarihten önce tescil edildiklerini, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin somut olaya uygulanamayacağını, 556 sayılı KHK kapsamında tescil olunan ve korunan ve işbu dava tarihinde halen koruma altında olan markalarını ticari faaliyetinde kullanmış olmasının marka ihlali ve haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceğini, mahkeme kararında davacının hangi markalarından doğan haklarının ihlal edildiğinin tek tek markaların tescil numaraları bildirilmeden kararda genel ifade kullanılması usule aykırı olduğunu, ayrıca yine müvekkilinin tescilli markaları göz ardı edilerek tüm polo ibaresini taşıyan ürünlerle ilgili karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, bu şekilde genel ifadelerle karar tesisinin, kararın infazında tereddüt yaratacağını, taraf markalarının benzer olmadığını ve karıştırılmayacaklarını, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet davalarında zamanaşımını düzenleyen 60 ıncı maddesi hükmünün gözden kaçırıldığını, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gibi takdir olunan manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karara verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle 6769 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu ve bu itibarla somut uyuşmazlığın anılan Kanun hükümleri çerçevesinde çözümlenmesinin gerektiği, aksi yöndeki davalı itirazlarının ve davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sonucunun beklenmesine yönelik istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davalının "POLO" ibaresini çanta ürünleri üzerinde kullanmasının, davacının "POLO" ibareli marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, her ne kadar davalı adına tescilli "POLO" ibareli markalar bulunmakta ise de 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi karşısında davalının bu markalara bir savunma defi olarak dayanmasının mümkün olmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğraması koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, maddi ve manevi tazminat koşulları oluştuğu gibi takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, tecavüz devam ettiği sürece zaman aşımı süresinin başlaması söz konusu olmayacağından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, yine hükmün infazında tereddüt yaratacak bir durumun da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 7, 9, 29, 151 ve 155 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12833 E. 2013/10610 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… lı dosyası aracılığıyla da ilgili iş yerinde tespit gerçekleştirildiğini, yapılan tespit işlemleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, tespit edilen ürünlerin «iltibasa» neden olabilecek düzeyde müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiği kanaatinin bildirildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, basiretli bir «tacir» sıfatıyla hareket etmediğini, müvekkili markalarının ününü bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasına, «haksız rekabetin» menine, şimdilik 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescilli bir hakkın kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin tescilli 2014/19451, 2013/54210, 2015/62352, 2016/28655 sayılı markalarının hiçbir itiraz ile karşılaşmaksızın 18 inci sınıfta tescilli olduğunu, yine 2018/421661 sayılı markanın da itirazlara rağmen tescil edildiğini, tespit dosyası kapsamında müvekkili şirketin çantalarda kullandığı tüm markaların ve özellikle “los Angeles polo club” markasının tescilli olduğunu, kaldı ki bu kullanımların, davacı markaları ile benzer olmadığını, değişik iş dosyasında alınan raporun sonuç bölümünde, markaların tescilli olması, tescil tarihinde yürürlükte olan mevzuat kapsamında marka ihlali ve haksız rekabetten söz edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının 143110 sayılı markasının “polo by ralph lauren” şeklinde olduğunu, anılan markanın bütün itibariyle müvekkili markaları ile benzer olmadığını, "polo" ibaresinin markalar kapsamında ortak olmasının tek başına «iltibasa» neden olmayacağını, davacının tanınmış markasının “polo” değil “ralph lauren” ibaresi olduğunu, davacının dayanak markalarının müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihlerde tescil edildiklerini, davacının markasının tanınmışlığının giyim sektöründe olduğunu, tanınmışlık karar tarihinin, müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihli bulunduğunu, davacının 18 inci sınıf emtialarda herhangi bir kullanımının bulunmadığını, davacının sunduğu deliller incelendiğinde, markanın çantalarda kullanıldığının ispatlanamadığını, davacı tarafın sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaKarşılaştırılan işaretlerin “aynı” ya da “ayırtedilemeyecek kadar benzer” olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında «iltibasın» varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan KHK'nın 7/1-(b) bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır.
… 56 sayılı KHK'nın 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitüce takdir «yetkisinin» kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir «iltibasın» varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” bulunduğundan bahisle re'sen başvurunun reddine karar verilemez.
Bu durumda işaretler arasında aynılık bulunmamakla birlikte varlığı sabit olan benzerliğin, mutlak ret «sebebi» kapsamındaki “ayırtedilemeyecek derecede benzerlik” ya da nispi ret sebebi oluşturan “«iltibas» tehlikesine yol açabilecek derecede benzerlik” derecesinde olup olmadığının, bir başka anlatımla işaretler arasındaki benzerliğin 556 sayılı KHK'nın 7/1-(b) veya 8 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · kazanılmış hak · uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · ayırt edicilik · yetkisizlik kararı · ilan · dava sebebi
Benzer bu kararda… enzer oldukları, davacı başvurusu kapsamından çıkarılan ve çekişme konusu olan mal ve hizmetlerin redde gerekçe olan markalar kapsamında yer aldığı, davacı yönünden «kazanılmış hak» teşkil eden 126388 sayılı marka kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin başvuruya iade edildiği ve tescilin gerçekleştiği, davacının diğer markaları dolayısıyla bir kazanılmış hakkından söz edilmeyeceği gibi, başvuru ve kapsamından çıkarılan mal/hizmetler yönünden KHK'nın 7/«son» hükmü uyarınca kullanımla «ayırt edicilik» sağlandığını kabule imkan verecek kanıt bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… 56 sayılı KHK'nın 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitüce takdir «yetkisinin» kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir «iltibasın» varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” bulunduğundan bahisle re'sen başvurunun reddine karar verilemez.
Davacının “POLO GİYİM SANAYİ+ŞEKİL” ibareli markasının tescili için davalı Kuruma başvurduğu, aynı ve benzer sınıf emtialarda kullanılmak üzere tescil edilen “POLO CLASSIC”, “POLO SPORT RALPH LAUREN+ŞEKİL”, “Polo by Ralph Lauren+Şekil”, “POLO BY RALPH LAUREN” ve “POLO JEANS CO.” ibareli tescilli markaların varlığı nedeniyle istemin 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 556 sayılı KHK'nın 8/1-(b) bendine göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende «ilanı» üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Enstitüce işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil» halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir.
-
Haksız rekabet | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3735 E. 2012/10329 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… lı dosyası aracılığıyla da ilgili iş yerinde tespit gerçekleştirildiğini, yapılan tespit işlemleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, tespit edilen ürünlerin «iltibasa» neden olabilecek düzeyde müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiği kanaatinin bildirildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, basiretli bir «tacir» sıfatıyla hareket etmediğini, müvekkili markalarının ününü bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasına, «haksız rekabetin» menine, şimdilik 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescilli bir hakkın kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin tescilli 2014/19451, 2013/54210, 2015/62352, 2016/28655 sayılı markalarının hiçbir itiraz ile karşılaşmaksızın 18 inci sınıfta tescilli olduğunu, yine 2018/421661 sayılı markanın da itirazlara rağmen tescil edildiğini, tespit dosyası kapsamında müvekkili şirketin çantalarda kullandığı tüm markaların ve özellikle “los Angeles polo club” markasının tescilli olduğunu, kaldı ki bu kullanımların, davacı markaları ile benzer olmadığını, değişik iş dosyasında alınan raporun sonuç bölümünde, markaların tescilli olması, tescil tarihinde yürürlükte olan mevzuat kapsamında marka ihlali ve haksız rekabetten söz edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının 143110 sayılı markasının “polo by ralph lauren” şeklinde olduğunu, anılan markanın bütün itibariyle müvekkili markaları ile benzer olmadığını, "polo" ibaresinin markalar kapsamında ortak olmasının tek başına «iltibasa» neden olmayacağını, davacının tanınmış markasının “polo” değil “ralph lauren” ibaresi olduğunu, davacının dayanak markalarının müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihlerde tescil edildiklerini, davacının markasının tanınmışlığının giyim sektöründe olduğunu, tanınmışlık karar tarihinin, müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihli bulunduğunu, davacının 18 inci sınıf emtialarda herhangi bir kullanımının bulunmadığını, davacının sunduğu deliller incelendiğinde, markanın çantalarda kullanıldığının ispatlanamadığını, davacı tarafın sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… , markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde karışıklığa sebebiyet vermeyeceği, davacı markasının asıl unsuru olan ''polo'' ibaresinin tasviri bir işaret olduğu, «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü ve «haksız rekabetin» önlenmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
… alındığında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi uyarınca davalı markasında yer alan ''POLO'' ibaresi ve şekil unsurunun işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere «iltibas» tehlikesi yaratacağı anlaşılmakla, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm te …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava
Benzer bu kararda… alındığında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi uyarınca davalı markasında yer alan ''POLO'' ibaresi ve şekil unsurunun işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere «iltibas» tehlikesi yaratacağı anlaşılmakla, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm te …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/924 E. , 2024/4470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1649 Esas, 2022/1391Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/73 E., 2020/263 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünya çapında tanınan “POLO” markalarının sahibi olduğunu, uzun yıllardır başta A.B.D. olmak üzere dünya genelinde yüzden fazla ülkede markasını koruma altına aldığını, bu sayede müvekkili markasının tanınmış marka statüsüne eriştiğini, hem “polo” sözcüğünün hem de markalarında yer alan “şekil” unsurunun tanınır olduğuna dair mahkeme kararlarının bulunduğunu, davalının işyeri adreslerinde, "www.cantadunyasi06.com", "www.erdal dericilik.com", "www.losangelespoloclub.com" adlı internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında, davacının 143110 ve 2014/102602 sayılı markalarının birebir aynısını, davacı markalarının tescilli olduğu 18 inci sınıfta yer alan ürünlerden “deri ürünleri” üzerinde izinsiz olarak kullandığının tespit edildiğini, bu haksız kullanımların tespiti adına ilgili işyerinden 1 adet çanta satın alındığını ve ayrıca Ankara 4.
Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/4 D.iş sayılı dosyası aracılığıyla da ilgili iş yerinde tespit gerçekleştirildiğini, yapılan tespit işlemleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, tespit edilen ürünlerin iltibasa neden olabilecek düzeyde müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiği kanaatinin bildirildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, basiretli bir tacir sıfatıyla hareket etmediğini, müvekkili markalarının ününü bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasına, haksız rekabetin menine, şimdilik 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescilli bir hakkın kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin tescilli 2014/19451, 2013/54210, 2015/62352, 2016/28655 sayılı markalarının hiçbir itiraz ile karşılaşmaksızın 18 inci sınıfta tescilli olduğunu, yine 2018/421661 sayılı markanın da itirazlara rağmen tescil edildiğini, tespit dosyası kapsamında müvekkili şirketin çantalarda kullandığı tüm markaların ve özellikle “los Angeles polo club” markasının tescilli olduğunu, kaldı ki bu kullanımların, davacı markaları ile benzer olmadığını, değişik iş dosyasında alınan raporun sonuç bölümünde, markaların tescilli olması, tescil tarihinde yürürlükte olan mevzuat kapsamında marka ihlali ve haksız rekabetten söz edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının 143110 sayılı markasının “polo by ralph lauren” şeklinde olduğunu, anılan markanın bütün itibariyle müvekkili markaları ile benzer olmadığını, "polo" ibaresinin markalar kapsamında ortak olmasının tek başına iltibasa neden olmayacağını, davacının tanınmış markasının “polo” değil “ralph lauren” ibaresi olduğunu, davacının dayanak markalarının müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihlerde tescil edildiklerini, davacının markasının tanınmışlığının giyim sektöründe olduğunu, tanınmışlık karar tarihinin, müvekkilinin tescilli markalarından sonraki tarihli bulunduğunu, davacının 18 inci sınıf emtialarda herhangi bir kullanımının bulunmadığını, davacının sunduğu deliller incelendiğinde, markanın çantalarda kullanıldığının ispatlanamadığını, davacı tarafın sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacı adına tescilli önceki tarihli markalardan doğan hakları ihlal eder mahiyette olduğu, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 29 uncu maddeleri uyarınca davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının mezkur kullanımlarının tescilli bir hakka dayalı olmasının 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi kapsamında sicildeki önceki hak sahibi davacıya karşı bir savunma def’i olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, davacı lehine 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (-b) bendi uyarınca 8.773,42 TL maddi tazminata hükmedilmesinin gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davacı lehine 10.000,00.TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacının tescilli markalarına karşı gerçekleştirilen tecavüzünün önlenmesine ve durdurulmasına, davalının "Polo" ibaresini taşıyan tüm ürünlerin ve tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarelerin her türlü ürün, tanıtım aracından çıkartılmasına, imkansız olması halinde imhasına, davalının davacının marka hakkını ihlali nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabetin menine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının davacı haklarına tecavüz teşkil eden eylemleri nedeniyle 8.773,42 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sonuçlanmasının beklenmesinde zorunluluk olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un Ocak 2017'de yürürlüğe girdiğini, müvekkili markalarının ise bu tarihten önce tescil edildiklerini, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin somut olaya uygulanamayacağını, 556 sayılı KHK kapsamında tescil olunan ve korunan ve işbu dava tarihinde halen koruma altında olan markalarını ticari faaliyetinde kullanmış olmasının marka ihlali ve haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceğini, mahkeme kararında davacının hangi markalarından doğan haklarının ihlal edildiğinin tek tek markaların tescil numaraları bildirilmeden kararda genel ifade kullanılması usule aykırı olduğunu, ayrıca yine müvekkilinin tescilli markaları göz ardı edilerek tüm polo ibaresini taşıyan ürünlerle ilgili karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, bu şekilde genel ifadelerle karar tesisinin, kararın infazında tereddüt yaratacağını, taraf markalarının benzer olmadığını ve karıştırılmayacaklarını, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet davalarında zamanaşımını düzenleyen 60 ıncı maddesi hükmünün gözden kaçırıldığını, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gibi takdir olunan manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karara verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle 6769 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu ve bu itibarla somut uyuşmazlığın anılan Kanun hükümleri çerçevesinde çözümlenmesinin gerektiği, aksi yöndeki davalı itirazlarının ve davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sonucunun beklenmesine yönelik istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davalının "POLO" ibaresini çanta ürünleri üzerinde kullanmasının, davacının "POLO" ibareli marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, her ne kadar davalı adına tescilli "POLO" ibareli markalar bulunmakta ise de 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi karşısında davalının bu markalara bir savunma defi olarak dayanmasının mümkün olmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğraması koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, maddi ve manevi tazminat koşulları oluştuğu gibi takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, tecavüz devam ettiği sürece zaman aşımı süresinin başlaması söz konusu olmayacağından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, yine hükmün infazında tereddüt yaratacak bir durumun da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 7, 9, 29, 151 ve 155 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061091400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz